<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254</id><updated>2012-03-01T09:12:46.826-08:00</updated><title type='text'>Can ile Annesi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>77</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4798922537399581756</id><published>2012-03-01T05:50:00.001-08:00</published><updated>2012-03-01T05:52:23.769-08:00</updated><title type='text'>Baba Oğul Başbaşa</title><content type='html'>Anlamadım hiç nasıl geçti günler pazartesiden bu yana, çalışmak değil de işten geç çıkmak zor geliyor bana, tam üç akşamdır doğru düzgün vakit geçiremiyorum oğlumla, 'kayıp' diye yazıyorum haneme ben günleri o'na yeterince zaman ayıramadığımda. Fakat hayırlı saydığım bir duruma da sebep oldu bu durum esasında, şöyle ki babaannemiz geç çıkacağımı haber alınca yemek yapmış eksik olmasın torununa. Lakin yoğun kar yağışı nedeniyle önceki akşam mahsur kalıp evine dönemediğinden, babamız geldiği gibi çıkmış gitmiş hemen. Oğluyla başbaşa kalmaya hiç alışık olmayan babamız ise içeride oyalamanın haylice yorucu olduğunu bildiğinden, önce apartmanın içinde gezdirmiş bizimkini uzunca bir süre. Hava şartları eve hapsedince, kapının önü dahi değişiklik oluyor işte garibime, defalarca inmiş çıkmış merdivenleri bir hevesle. Sonrasında Borga beni arayıp da ulaşamayınca&amp;nbsp; -sanıyorum yine 'nasıl en kolay oyalarım' sorularının sonucunda- oturtup mama sandalyesine, koymuş yemeğini önüne! Şansına kuru fasulye, pirinç pilavı varmış menüde. İştahlı bir çocuk değil oğlan kesinlikle fakat pek çok çocuk gibi bayılıyor pirince, çok hoşlanarak yemese de pilavın yanında yemeyi kabul ettiği yemeklerden biri kuru fasulye de.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve gittiğimde masanın üstü peçete yığınlarıyla dolu olsa da, en fazla iki lokmalık yemek vardı önündeki tabakta. Ne kadar koydu babası bilmiyorum ama oğlanın karnı doymuştu sonuçta, hem de babasının eliyle, tam 20 aydır ilk defa! Evde olsam ne o gönüllü olurdu yedirmeye, ne de ben müsaade ederdim yedirmesine fakat dedim ki kendime, oluyormuş demek ki iş sahiden başa düşünce! Ben boşuna perişan etmişim kendimi bunca süre!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borga hiç alt değiştirmedi, hep anne sütü verdiğimden hiç gece yarıları kalkıp süt getirmedi, yemek yedirmedi, üstünü değiştirmedi. Zaten gönüllü değildi fakat anlıyorum ki yapmamasında aslında suç biraz da benimdi zira&amp;nbsp; zihnimde o hep, bu işleri layıkıyla yapamayacak biriydi. Ben o kadar taşkın bir ilgi ve sevgiyle sarıp sarmaladım ki oğlumu, yeni fark ediyorum babamızı dahi bu çemberin dışında tuttuğumu ve bunun aslında en çok beni yorduğunu. Baba oğul -çocuk perişan olmadan, baba imdat diye bağırmadan- vakit geçirebilmelerinin benim için ne büyük bir lüks olduğunu. Yeni fark ediyorum anne bağımlısı olmasının ona ne denli büyük bir kötülük olduğunu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-MmFIlxatKdE/T099b6YWHjI/AAAAAAAAAck/gnirwfew4W8/s1600/subat_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="153" src="http://3.bp.blogspot.com/-MmFIlxatKdE/T099b6YWHjI/AAAAAAAAAck/gnirwfew4W8/s400/subat_2.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yemekten sonra duşa girdim, işin aslı çıkmak için öyle çok da acele etmedim, ilginçtir banyoda hiç de rahatsız edilmedim. Çıktığımda gülüşme sesleri geliyordu yandaki yatak odasından. Bebekliğinden beri yatakta oynamayı pek sever Can Bora, atar kendini oradan oraya, iner çıkar defalarca yahut son zamanlarda sıklıkla yaptığı gibi saklanır yorganın altına. Dün yine yatıp çekmiş yorganı üstüne, bazen böyle yaptığında bacakları dışarıda kalıyor, öyle komik görünüyor ki o haliyle. Babası sözde onu ararken şarkı söyler gibi sesleniyor 'Can Boraaa nerdesiiin, armut versem yer misiiiin', bizimki 'ı ıhh' diye ses veriyor saklandığını unutup, babası kahkahayla 'ne yersin peki' diyerek devam ediyor sormaya, 'muz' yanıtı geliyor yorganın altından usulca. Velhasıl pek güzel vakit geçiriyorlardı baba oğul başbaşa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nöbeti devralınca, üç gündür doyasıya koklayamamanın&amp;nbsp; hırsıyla&amp;nbsp; hazırdım canı ne istiyorsa yapmaya. Koltukların tepesinden atlamasına, çoraplarını çıkarmasına, çıplak ayaklarını soğuk cam kenarına uzatmasına dahi ses çıkarmadım, her oyununa gönüllü olarak katıldım. En son o önde ben dört ayak üstünde arkada, saçımın bir tutamı minik avucunda, 'havlayarak' birkaç tur attık koridorda. Ben köpeğiydim, saçım da son aylarda fevkalade ilgi gösterdiği tasması! O vakit anladım kimi çalışan anne babaların çocuklarının neden bir dediklerini iki yapmadığını&amp;nbsp; zira belliydi sebebi, özlem ve vicdan azabı! Onaylamaz gözlerle bakarken bize, benden on dakika sonra köpek olmuştu babası ki üstelik pek kıymetlidir saçları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sıklıkla saçmalıkta sınır tanımayacak karakterlere bürünürüm bizimkini güldürmek adına, inişli çıkışlı ses tonlarında konuşurum mutlaka, hareketliyimdir dahi en yorgun olduğum zamanlarda. Babamız ise hep durgun ve yorgun tv izler, ben bunları yaparken yanımızda. Sanıyorum bu sebepten çok çok hoşuma gitti dün oyuna dahil olduğunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyuyorum hep, baba o'na o babaya daha düşkün olacak diye bir zaman sonra. Düşünüyorum şimdi, dün akşam olanlar o vaktin çok da uzak olmadığının habercisi mi yoksa?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4798922537399581756?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4798922537399581756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/03/baba-ogul-basbasa.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4798922537399581756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4798922537399581756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/03/baba-ogul-basbasa.html' title='Baba Oğul Başbaşa'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-MmFIlxatKdE/T099b6YWHjI/AAAAAAAAAck/gnirwfew4W8/s72-c/subat_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5985912342593916042</id><published>2012-02-24T02:15:00.001-08:00</published><updated>2012-02-24T05:57:48.946-08:00</updated><title type='text'>Mim</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: inherit; font-weight: normal;"&gt;&lt;a href="http://babaymben.blogspot.com/"&gt;Hypo&lt;/a&gt; mimlemiş yine beni, sorular kolay bu sefer neyseki :)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1.En sevdiğin nelerdir? Nelerden hoşlanırsın?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bu ucu biraz açık bir soru kanımca ve cevabım da çok çok uzun olabilir esasında ama ben ilk aklıma gelenleri yazacağım kısaca.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Film, müzik,&amp;nbsp; kitap üçlüsünü severim ama kitap okuma hususunda, oğlanın doğumundan bu yana pek bir gerilerdeyim, şimdilik alıp alıp biriktirmekteyim, fırsat bulur da alırsam elime, yirmi sayfadan öteye maalesef gidememekteyim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Kek, kurabiye pişirmeyi ve pek tabii yemeyi severim, evim sıklıkla fırından gelen o mis kokuyla dolsun isterim. Oğlum büyüdüğünde, nerde tarçın kokusu burnuna gitse çocukluğunu ve beni hatırlamasıdır aslında hayalim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Güneşi severim, bu kış bunu çok iyi öğrendim. Bilhassa sabah saatlerinde, güneşli günlerde dışarıda vakit geçirmek isterim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Annelik sonrası askıya alınsa da sporu çok ama çok severim, sağlık problemim olmadığı sürece hayatım boyunca vazgeçemeyeceğim şeylerden biri olduğunu söyleyebilirim ama hangi sporları yaptığıma burda hiç girmeyeyim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Misafir ağırlamayı severim, kesinlikle &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;değil &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;yalnız oğlum için &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;-misafir delisi ya meleğim- sevdiğim insanlarla kendi evimde&amp;nbsp; biraraya gelmek sahiden en büyük keyfim.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2.Bilgisayarda vaktini nasıl geçirirsin?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;İş dışında herkes gibi ben de internette gezinirim, filmi bilgisayarda izlemeyi sevmem, televizyonu tercih ederim. Mailler, bloglar, haber siteleri ve az biraz da alışveriş siteleri favorilerim.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3.En sevdiğin filmler nelerdir veya izlediğin ve hafızanda kalan kesinlikle izleyin dediğiniz?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-dC-W5tTK-74/T0diPBI-eDI/AAAAAAAAAcA/W_XKFhsuqWc/s1600/das-leben-der-anderen.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-dC-W5tTK-74/T0diPBI-eDI/AAAAAAAAAcA/W_XKFhsuqWc/s200/das-leben-der-anderen.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bu da cevabı çok çok uzun olabilecek&amp;nbsp; bir soru benim için ama sanırım ben yine ilk aklıma gelenleri söylemeliyim yoksa düşünürsem elli tane çıkarabilirim. Yalnız 'kesinlikle izleyin' demek yerine 'ben çok beğendim' demeyi tercih ederim zira bir filmin benim için çok güzel ve etkileyici olmasının, bir başkasına aynı hissiyatları veremeyebileceği düşüncesindeyim.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Das Leben Der Anderen, Grave of the Fireflies, Lost in Translation, Little Miss Sunshine, Mystic River, The Tree of Life, Into the Wild, Stay&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=codayi%2Di+nadir+ez+simin"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4.Şu sıralar almak istediğiniz şeylerin listesini yapsanız, bunlar ne olurdu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Oğlana yeni kitap ve müzik cd leri, kendime de kılık kıyafet pek tabii.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5. Şu aralar en çok dinlediğin 3 şarkı?&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Filmi henüz izlemesem de Pina filminin müziklerinden The Here and After - Jun Miyake (&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=U2cwhMbsqUQ&amp;amp;feature=share"&gt;dinle&lt;/a&gt;)&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Koop Island Blues - Ane Brune (&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=0W3MpOU3OUU&amp;amp;ob=av2n"&gt;dinle&lt;/a&gt;)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;The Big Bang - Rock Mafia (&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=5etLRgwXmh0"&gt;dinle&lt;/a&gt;)&amp;nbsp; -yalnız klibi yeniyetme gençlere hitap ediyor daha ziyade, sadece dinlemekte fayda var bence-&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Eğer bunu okursa ve yazmak isterlerse ben de paslıyorum öyleyse lakin adetten diye gönderiyorum, yazmazlarsa hiç gücenmem elbette.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;&lt;a href="http://yigitkartal.blogspot.com/"&gt;Aynur &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ruzgarligunlervegeceler.wordpress.com/"&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Görkem&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5985912342593916042?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5985912342593916042/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/mim.html#comment-form' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5985912342593916042'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5985912342593916042'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/mim.html' title='Mim'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-dC-W5tTK-74/T0diPBI-eDI/AAAAAAAAAcA/W_XKFhsuqWc/s72-c/das-leben-der-anderen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7877542035414975234</id><published>2012-02-20T23:57:00.000-08:00</published><updated>2012-02-20T23:57:41.372-08:00</updated><title type='text'>Tut Dilini ve Hatta Aklından Geçeni</title><content type='html'>Ben sahiden çok çekinirim bir başkasının çocuğu hakkında kötü eleştiri içeren sözler söylemeye, 'allah korusun, bizim de çocuğumuz var, ne olacak/nasıl olacak bilmiyoruz ileride' derim, fakat dile söz geçirildiği gibi engel olunamıyor yazık ki zihinden geçenlere. Maalesef ve maalesef sıklıkla cık cık çekerim içimden 'kendimce yanlış' örnekler gördüğümde, hatta farkında olmadan bakışlarımla taciz ediyorumdur kimi anneleri belki de. Bilhassa parklarda denk geliriz böylelerine, misal biz önümüzdeki onlarca kuşa ekmek atarken, çok değil en fazla dört beş yaşlarında öfkeli bir velet tuhaf sesler çıkararak 'hepinizi öldürüceeem' diyerek koşar topladığımız kuşların arasına, yerdeki ekmekleri alamadan kaçar tabi kuşlar korka korka. Önce bir çocuğa bakarım, annesine sonra da, merak ederim neden demez en azından bir 'yapma'! Ya da o yaşta bir çocuk nasıl öyle öfke dolu olabilir zavallı kuşlara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer şekilde çok kınamıştım yine içimden, oğlu kaydırak sırasında bizimkini ittirerek önüne geçtiğinde sessiz kalan bir babaya lakin şimdi düşünüyorum&amp;nbsp; da belki hiç fark etmemiş olabilir adamcağız o esnada, olay gözünün önünde de olsa yorgunluk, bıkkınlık ya da tamamen dalgınlık olabilir sebebi aslında. Büyük konuşmamalı insan kendi kendine bile olsa, büyük konuşmamalı mevzu çocuk olduğunda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4maGO-C-wiA/T0NG51bwNdI/AAAAAAAAAb0/W7txYkhatU4/s1600/canbis_subat.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="182" src="http://1.bp.blogspot.com/-4maGO-C-wiA/T0NG51bwNdI/AAAAAAAAAb0/W7txYkhatU4/s400/canbis_subat.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgüveni yüksek, sosyal bir çocuk yetiştirmeyi arzuluyorum ben de herkes gibi. Fakat çok kitap, az televizyon ve sıklıkla dışarı çıkarmamıza karşın son derece ürkek ve huysuzdu bizimki birkaç ay öncesine kadar. Sonra nasıl olduysa açılmaya başladı bir anda, misafir geldiğinde daha kapı açılınca başlayan ağlamalar, uyku saatinde -sanıyorum onun için eğlencenin tam orta yerinde- odaya çekildiğimiz için ağlamalara dönüştü zamanla, velhasıl sürekli insan görmek ister oldu oğlum etrafında. İşte bu sebepten nereye gitsek/kimi davet etsek diye düşünüyoruz her haftasonu, pek tabii görüşmeyi tercih ettiğimiz aileler hep çocuklu. Her ne kadar birlikte oynayacak algıya yeterince ulaşmamış olsa da, hareketleri farkedilir biçimde değişiyor ortamda bir başka çocuk olduğunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimkinden dörtbuçuk ay büyük arkadaşımız Mert ile buluştuk bu hafta, çok çok tatlı, çok çok uyumlu ve çok çok sıcak bir çocuk aslında fakat bizimki görür görmez öyle taşkın bir ilgi alaka gösterdi ki, çekinip geri durmak istedi Mert ilk etapta, buna karşın insan yüzüne hasret kalmış gibi Can Bora, elinden tutup çekiyor çocuğu oraya buraya, gönülsüz sürüklenen Mert ağlamaklı yardım istiyor babasından geriye baka baka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunsuz atlatmak üzereyken buluşmayı, dondurma ile koyalım dedik güne noktayı. En son eylülde yemişti sanıyorum bizimki fakat elindeki hayali külahı yalamaya başladı adını duyduğu gibi. Hastalığı daha atlatmamıştı fakat çivi çiviyi söker dedim &lt;a href="http://nilberk.blogspot.com/"&gt;Berk'ciğimin annesi Nil'&lt;/a&gt;in de dediği gibi! Evde yemek masasının altında gezinmeyi son zamanlarda huy edindiğinden, baktık babasının sandalyesinin altında sürünüyor siparişleri beklerken. Kısa ama çok kısa bir an&amp;nbsp; sessiz çığlık atsam da içimden, hiç kıpırdamadan babasının kaldırmasını bekledim yerden. Şöyle bir silkeleyip üstünü, ellerini sildim peşinden. 'Vay be' dedim, eskiden olsa benim için fevkalade kötü sayılabilecek bir durumda, nasıl da 'rahat' davranmıştım bu defa, ben değil miydim onaylamaz bakışlarla bakan avm lerde yerlere yatan çocuklara, hem tam bir mikrop yuvası değil miydi bu avm ler sonra? Hoş gerçi çocuk bir kere yere yattıktan sonra, ne yapabilirdim ki elini yüzünü silmekten başka? Fakat benim için, durumu sükunet içinde karşılamak dahi büyük bir yoldu sonuçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl olay dondurmalardan sonraydı. Masanın etrafında dört dönen Can Bora, arabasında oturan Mert'in yanağına vurdu kaşla göz arasında, o ana dek uyuyan dört ana baba atıldık hemen 'oğlum' diye ortaya, Mert de belki bizim tedirginliğimizden korkup başladı ağlamaya. İlk kez bu kadar açık bir saldırıda bulundu oğlum bir başka çocuğa. Olmuştu bir iki küçük vukuatı fakat bu denli bilinçli değildi onlarda. Nerden nasıl öğrendiyse alışkanlık haline getirdi vurmayı son zamanlarda, bana pek yapmıyor ama babası, babaannesi, dedesi pay alıyor beyimizin osmanlı tokatlarından fazlasıyla. Çok utandım ve üzüldüm sebep olduğumuz için Mert'in gözyaşlarına, neyseki ciddi zarar vermedi en azından çocuğa, gözüne parmağını sokabilirdi ya da tırnaklarıyla yüzünü çizebilirdi mesela,&amp;nbsp; tahayyül edemiyorum ne yapardım o durumda! Ben şimdiye dek hep diğer çocukların oğluma zarar verme ihtimali düşünmüşüm meğerse, hiç ihtimal vermemişim bizimkinin başkasını inciteceğine, buydu şaşkınlığımın sebebi herhalde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçunu da biliyor,&amp;nbsp; babasının azarından kaçmak için hemen en&amp;nbsp; güvenli bölge olan ana kucağına geliyor, sonra da ben tatlı tatlı konuşarak anlatmaya çalışınca suratıma bakıp haylaz bakışlar eşliğinde sırıtıyor. Hiç ama hiç bilmiyorum bu çocuk bunları nereden öğreniyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olmak bana her gün, her saniye yeni birşeyler öğretiyor. Dilime ve hatta aklımdan dahi geçene dikkat etmem gerektiğini söylüyor. Anne olmak, asla ve kat'a büyüklenmemeyi gerektiriyor. Aman diyim, sonra acısını fena çıkarıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7877542035414975234?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7877542035414975234/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/tut-dilini-ve-hatta-aklndan-geceni.html#comment-form' title='31 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7877542035414975234'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7877542035414975234'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/tut-dilini-ve-hatta-aklndan-geceni.html' title='Tut Dilini ve Hatta Aklından Geçeni'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4maGO-C-wiA/T0NG51bwNdI/AAAAAAAAAb0/W7txYkhatU4/s72-c/canbis_subat.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>31</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-867792200499492576</id><published>2012-02-15T00:51:00.000-08:00</published><updated>2012-02-15T00:54:25.055-08:00</updated><title type='text'>Yine Yeni Bir Karar</title><content type='html'>&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dilim varmıyor son bir haftadır duyduklarımdan, &lt;a href="http://gamzeakbas.blogspot.com/"&gt;okuduklarım&lt;/a&gt;dan sonra şikayetlenmeye ama işte oğlan hasta yine, çıkamadık hafta sonu bir yere ve üç gecedir aralıksız bir saat dahi uyumuyoruz neredeyse. Yediğimiz ne varsa çıkarıyor öksürük krizleri ile birlikte. Beş dakika silmesem salya sümük içinde kalıyor, yedirip içirmek zaten normalde de kolay olmadığından hastalandığında beni çok daha fazla zorluyor. Babamız tabiki yine geç geliyor! Bana yardımcı&amp;nbsp; olmasını da geçtim böyle zamanlarda en çok görüşememek beni üzüyor. Düşünüyorum da günlerimiz hep bir harala gürele içinde, sürekli koşturmaca ve debelenmeyle geçiyor. Yapmayı hiç istemediğim bir dolu meşgale neredeyse zamanımın tümünü alıyor, üstelik yarın nasıl bir güne uyanacağımızı kimse bilmiyor!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, pek tabii ki oğlum geçen zamanın en büyük katkısı bana&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, tek ve en kıymetli kazancım, dahi çok ama çok kötü geçen günlerin sonunda. Fakat bakıyorum fevkalede robotlar gibi yaşıyoruz çoğumuz aslında. Misal ben asla ve kata eve gider gitmez beş dakikalığına bile olsa oyuna oturmuyorum oğlanla, iki öpüp kokladıktan sonra &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;hemen &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;mutfağa giriyorum bir an önce yemeği koymak için ocağa. Benzer şekilde yemek sonrası tezgahın üstü derlenip toplanana dek kayıtsız kalıyorum o'nun çağrılarına, halbuki ben bizzat pek kolay demoralize olan biriyim istediğim şey istediğim vakitte olmadığında, neyseki oğlum çekmemiş annesine bu konuda ama her ne kadar o süre zarfında iyi kötü oyalanıyor olsa da yine de rahatsız hissediyorum kendimi bu denli kuralcı olduğum için kimi konularda. Her anın fakat sahiden her anın kıymetini bilmek gerekmez mi oysa?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ben genellikle coşkulu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bir sevgi seli gösteriyorum aslında oğluma, ki çoğunlukla haddi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ni aşıyor hatta bu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;âlâka lakin bu sefer de haksızlık ediyorum sanki hayatımın geri kalanına. Mesela kendime, mesela kocama! Yok hayır, hiç ama hiç özlemiyorum anne olmadan evvelki yaşantımı, öyle bir şey ki bu anne olmak için yaratmış Tanrı sanki kadını -ya da beni !- Ama bu denli kaptırınca kendimi bakıyorum da nasıl da gözardı ediyorum pek çok şeyi, oğlum oğlum diye sayıklarken kimi zaman o'nu dahi ! Üç çeşit fazla sebze koyucam diye çorbasına en sevdiği kulüp evi şarkısını beraber dinleyememek oluyor bu belki, ya da iki dakika geç gittiğim için yanına görememek oluyor sokaktan geçen tasmalı köpeği! Heyecan içinde çağırmıştı beni oysa ki!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;En tahripkar takıntılarımdan biri oğlanın yediklerine gösterdiğim 'aşırı' hassasiyet, var tabi bunda sahiden az yiyen bir çocuk olduğu hakikatinin çokca etkisi, istiyorum ki miktarı az olsa da yüksek olsun besin değeri. Hal böyle olunca çok ama çok fazla vakit geçiriyorum mutfakta. Geçenlerde doğruladığımız '&lt;a href="http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/zorla-guzellik-olmaz.html"&gt;zorla güzellik olmaz&lt;/a&gt;' savından sonra bıraktım gerçi ısrarcılığı büyük oranda fakat türlü katakullilere devam ediyorum fermuar çekene dek ağzına. Fakat şimdi diyorum ki, bir çorba bir makarna yapabilirim aslında bu akşama!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gerek yok hiç bu denli uzatmaya; diyeceğim 'beslenme' gibi en mühim sandığım mevzular dahi zırva ayrıntılar gibi geliyor artık bana! Aç ve açıkta dahi büyüyor nice çocuk nasılsa, benimki mi büyümeyecek bunca özen ve sarıp sarmalamayla? Hem bakıyorum içten içe ihmalci ve rahat diye tanımladığım annelerin çocukları sanki çok daha dengeli, çok daha uyumlular hayatta.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-P8PYsCeqiWE/TztwooFnWGI/AAAAAAAAAbY/KhVcBslN8qs/s1600/%25C5%259F%25C3%25BCk%25C3%25BCr.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="180" src="http://3.bp.blogspot.com/-P8PYsCeqiWE/TztwooFnWGI/AAAAAAAAAbY/KhVcBslN8qs/s320/%25C5%259F%25C3%25BCk%25C3%25BCr.jpg" width="272" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama farkında olmak yetmiyor, gerçekler olanca haşmetiyle karşımda durduğunda&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;değişiklik istediğim mevzularda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;daha fazla, çok daha fazla gayret göstermem gerekiyor. Ev işine daha az, oyun vaktine daha çok vakit ayırmam gerekiyor. Sonra Borga'ya, bitmek bilmeyen yakınmalarımı çoğunlukla sükunet içinde dinleyen kocama benim kadar -hatta benim yarım kadar- yorulmadığı için bu denli haksızlık etmemem gerekiyor, nasılsa başbaşa kaldığımız vakitleri günü irdeleyerek geçirmek bana kendimi daha iyi hissettirmiyor, o halde zamanı güzelliklerle dolu geçirmek gerektiği bilmiyorum neden böyle sık aklımdan çıkıyor! Kurulu bir oyuncak gibi yaşamak birbirinin aynı günleri, israf etmek değil midir en kıymetli şeyi? Hayat hırsla, öfkeyle, hasetle, ne kadar olası yanlış varsa işte insanın içinde, onlarla geçirilmeyecek kadar değerli. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yazmaya başladığımdan beri, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;sık sorgular ve fazlaca gözlemler olduğumdan, yeni kararlar yeni farkındalıklar içindeyim sürekli. Kafamda belirlemek, tezelden o şekle şemale girmeye yetmiyor tabi ama etrafta beni silkeleyecek, bu kararlarım için destekleyecek öyle çok örnek var ki&lt;/span&gt;, daha mutlu olmamda ve sevdiklerimi daha fazla mutlu etmemde bana yardımcı olacak bu üzücü olaylar sanki. Zira gülünç olacak kadar önemsiz benim endişe ve huzursuzluklarım onların yanında şükürler olsun ki! &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-867792200499492576?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/867792200499492576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/yine-yeni-bir-karar.html#comment-form' title='31 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/867792200499492576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/867792200499492576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/yine-yeni-bir-karar.html' title='Yine Yeni Bir Karar'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-P8PYsCeqiWE/TztwooFnWGI/AAAAAAAAAbY/KhVcBslN8qs/s72-c/%25C5%259F%25C3%25BCk%25C3%25BCr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>31</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-158416525862554568</id><published>2012-02-10T04:44:00.000-08:00</published><updated>2012-02-10T04:44:49.453-08:00</updated><title type='text'>Sevgili Can Bora - 4</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Birkaç dişin birlikte gelmeye hazırlanıyor şu sıralar, aslında geldi bile sayılırlar, sanıyorum geçen haftaki ateşli hastalığına da bu yeni dişler sebep oldular. Normalde dahi bir dakika durmazken yerinde, hastalandığında kolun kanadın düşüp sığınıyorsun ya annene, işte öyle zamanlarda hem şükrediyorum hastalığının önemsizliğine, hem de pek içleniyorum omzuma koyduğun mahzun yüzünü gördüğümde. Haylice sokuluyorsun bana böyle zamanlarda, hasta olmasan bayılıyorum aslında o denli yakın olmaya fakat burkuluyor içim elbet sen bunu halsizlikten yaptığında.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Sol üst büyük azı görünmüştü geçtiğimiz ay dokuz numarada, alt damaktaki köpek dişlerin patladılar on ve onbirinci sırada, sağ alt köpeğin yanındaki küçük azı ise onikinci olacak gibi geldi bana. Velhasıl tamamlıyorsun dişleri biraz sancılı da olsa.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Dilin de çözülüyor gün geçtikçe, 'annnemm' diyorsun o tatlı sesinle. 'Kim doğurdu seni' diye soruyorlar, 'annnemm' diyorsun yine aynı şekilde. Kitapları gösterip hani böyle gırtlaktan sanki şiven var gibi 'okku okku' diyorsun fakat okumak ne mümkün, sayfaları hızlı hızlı çevirip ilgini çeken hangisi ise o sayfada duruyorsun. Köpeklerin tasmasıyla kafayı bozdun, nerde köpek görsek boynunda tasma arıyorsun. Kitapta, televizyonda, sokakta gördüğünde 'tasssss tassssss' derken elini de tasma tutar gibi bir hareket yapıyorsun, ineklerin boynunda asılı çıngırakları dahi 'tassssss' diyerek heyecan içinde getirip gösteriyorsun ve&amp;nbsp; 's' harflerini sahiden yazdığım kadar uzatıyorsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: inherit; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/--ctPByEqEqM/TzULjK72vLI/AAAAAAAAAbM/UmIrNtimp3E/s1600/babasiyla.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="232" src="http://2.bp.blogspot.com/--ctPByEqEqM/TzULjK72vLI/AAAAAAAAAbM/UmIrNtimp3E/s320/babasiyla.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Geçtiğimiz hafta sonu güneşi görünce, sen de biraz iyi oldun diye&amp;nbsp; hadi  dedik seğmenler parkına gidelim köpek sevmeye, biliyoruz çünkü herkes  oraya gidiyor köpeğini gezdirmeye. Çekinerek bakıyorsun köpeklere, hele bağlı olmasalar bizi parçalayacak gibi havlayan iki köpek vardı ki hakikaten robota çevirdiler seni! Kıpırtısız izledin onları uzunca bir süre, sıkı  sıkı tutuyorsun elimizi tabi yanındaki ben ya da baban hangimiz ise.  Fotoğraflarını çektik ordaki köpeklerin, kaç öğünümüze meze oldu o  fotoğraflar bile. Kedileri o kadar sevmiyorsun mesela fakat bunda bir nebze benim katkım/hatam olmuş olabileceğini itiraf etmek isterim sana. Aylar evvel bir lokma yemek isteyen zavallı bir kediyi bir anda görüp zıplayınca senin yanında, sebep oldu belki bu onlardan pek hoşlanmamana. &lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Tunalı D&amp;amp;R'ın alt katındaki çocuk kitaplarının satıldığı bölümde senin yaşlarında çocuklar için minik bir park var, oraya gittik cumartesi kuğuludaki park tamamen buz olunca. O kadar rahattın ki diğer çocukların yanında fakat hepsi pek yabaniydi senin şansına, kime yaklaşıp oynamak istediysen durmadılar yanında, ağlamaya başladılar ellerinden kitaplarını kaptığında, 'ah' dedim içimden böyle olacak değil mi yakında? Beklerken ben büyüyüp oynamanı arkadaş çocuklarıyla, hep kavga gürültü mü olacak toplandığımızda? Ama sen de az değilsin Can Bora, ne görsen almak istiyorsun ille, vermiyor ki karşındaki, o da çocuk neticede! Ben müsaade etmiyorum başka bir çocuğu ağlatmana ama bakıyorum ne duyarsız anne babalar var etrafta, hiç gık etmiyor yaş olarak hayli büyük oğlu ittirirken seni kaydırak sırasında, kimisi de hasetle bakıyor kendin çıkıp kayabildiğin için kaydırakta, 'kaç aylık' diye soruyor hemen peşi sıra,'hmm' diyor düşünen bir ifadeyle suratında 'dört ay var aralarında'! Elimde olmadan kıyaslıyorum bazen ben de seni başka çocuklarla ama biliyorum her çocuğun gelişiminin farklı olduğunu aynı zamanda, akranların bıcır bıcır cümleler kuruyor mesela, biz 'ceviz' dedi, 'civciv' dedi, 'masa' dedi kısmındayız daha ama endişelenmiyorum asla, heyecanla bekliyorum tabi cümleler kurmanı lakin sahiden mühim değil olması üç beş ay sonra. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Babanı kızdırıyorsun son zamanlarda, adamı yatağından etmiştin zaten, şimdi de onun sandalyesinde oturmak istiyorsun masada, üç gündür babamızın kupasında içiyoruz suyumuzu da! Daha evvel yapmışsın ama ben dün ilk kez gördüm babanın rollon deodorantını alıp kol altına sürdüğünü ayrıca! Buna karşın huysuzlanıyorsun adamcağız yanağına bir öpücük kondurduğunda, kalkar kalkmaz çağırıyorsun gelsin diye yanımıza, geldiğinde ise yüz vermiyorsun&amp;nbsp; çoğunlukla. Bildiğimden değişeceğini rollerin çok değil bir sene sonra, şimdi tadını çıkarmaya bakıyorum bana olan düşkünlüğünün, böyle olmayacak değil mi bir zaman sonra? Şimdi yaptığın gibi durduk yere gelip sarılacak mısın yine bana? Ben babanı öptüğümde sen de gelip yine öpücüklere boğacak mısın beni mesela? Yoruluyorum bazen kucağımdan inmek istemediğinde fakat yok şikayetçi değilim durumdan yine de, bilakis beni hayatta en çok mutlu eden şeyin -senin sağlıklı ve mutlu olmandan sonra- beni sevmen olduğunu fark ediyorum düşününce. Annesine fazlaca düşkün, 'ana kuzusu' diye tabir edilen erkeklerden olmanı istemem elbette ama şimdiki gibi gösteremesen de beni hep böyle sevmeni isterim büyüdüğünde de. Tabi bilmelisin benimkinin hiçbir zaman ilgisi olmayacak seninkiyle, her zaman koşulsuz ve ölçüsüz seveceğim ben seni nefes aldığım sürece. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Pazar akşamları ve pazartesi günleri engel olamadığım bir mutsuzluk içinde debelenirken, cumanın gelmesiyle Polyanna'nın ruhu sirayet ediyor sanki içime, makul ve sakin davranıyorum bir başka gün beni dehşete düşürebilecek durumlar karşısında bile. Pek tabii sebebi önümde iki gün olacağını bildiğimden seninle. Hele ki hava açıkta gezebilecek kadar güzel ve babamız da yanımızda ise hayallerime sahip olduğumu düşünüyorum siz ikinizle.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;Seviyorum seni be Can Bora, herşeyden çok seviyorum ama. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-158416525862554568?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/158416525862554568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/sevgili-can-bora-4.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/158416525862554568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/158416525862554568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/sevgili-can-bora-4.html' title='Sevgili Can Bora - 4'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/--ctPByEqEqM/TzULjK72vLI/AAAAAAAAAbM/UmIrNtimp3E/s72-c/babasiyla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8168020839033608584</id><published>2012-02-07T08:38:00.000-08:00</published><updated>2012-02-07T08:38:39.249-08:00</updated><title type='text'>Kazanan Talihli</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Talihsizlikten öte açıklaması olamayacak sayısız vukuat yaşadım geçmişte lakin sıklıkla hoşnutsuz olsam da konumumdan aslında hep daha iyiye giden bir hayatım olduğunu görüyorum düşününce. Asla kolay ve rahat bir yaşantım olmadı fakat bunda fazlasıyla detaycı olmamın var elbet payı. Ailemi, eşimi ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;pek tabii ki oğlumu düşününce sayabilirim bile kendimi şanslı ama hani öyle durumlar vardır ki 'dört ayak üstüne düşmek' olarak tabir edilen, asla yaşamadım ben onları. Aksine, 'pişmiş tavuğun başına gelmemiştir bunlar' dedim sayısız kere, hatta bir dönem emindim başımın üstünde kara bir bulut ile gezindiğime.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Piyangoda son iki rakamı tutturmak ya da ucuza bir kıyafet almak indirimde, şans diyebileceğim fazla örneğim yok bunlardan öte ama hikayem çok eğer ki mevzu 'kötü şans' ise! Neyseki bu yazı bu sefer gülen talihim üstüne.&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bol takipçisi olan bazı bloggerlar,&amp;nbsp; okuyucularına çekiliş ile hediye yolluyorlar. Denk gelince ben de, zaten takip ettiğim biri olmasından yorum bırakarak katılıyorum haliyle. Ama Allah biliyor geçmedi içimden hiç kazanabilirim diye, ta ki rastlayana dek &lt;a href="http://cafenohut.blogspot.com/2012/01/sonunda-cekilis-var-giveaway.html"&gt;bu&lt;/a&gt; çekilişe. &lt;a href="http://cafenohut.blogspot.com/"&gt;Cafe noHut&lt;/a&gt;'un hediyelerini gördüğümde, diğer tüm paylaştığı fotoğraflar gibi sakin bir tebessüm yerleştirmişti onlar da yüzüme ama hissiyatım geleceğine dairdi&amp;nbsp; daha güzel tebessümler beraberinde. Velhasıl biliyordum, inanın biliyordum onların benim olacağını daha ilk gördüğümde.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cafenohut.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aşırı bir samimiyet içerisinde olduğumdan duygularımla, beni endişelendiren öngörülerde bulunabiliyorum ara sıra, kimi zaman böyle aklıma düşmesiyle bir anda, kimi zaman da rüyalarımla. Fakat çokca kurgu yaptığımdan bilinçaltımda olmuyor değil saçma mı yoksa gülünç mü olduğuna karar veremediğim rüyalar sabah kalktığımda, bu kadarıyla da kalmıyor üstelik, en büyük korkularım kabus olarak uykularımda çıkıyor karşıma ve ben hiç rüya görmemeyi diliyorum böyle zamanlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa bu defa, evvelden haberci oldu bana duygularım güzel hem de çok güzel bir mevzuda, fısıldadı 'sana çıkacak' diye kulağıma. Nohutcum sonucu açıkladığında, ben de ömrümde ilk kez 'kazanan talihli' oldum  geçen hafta ve ziyadesiyle pazartesi sendromu içindeydim dün o güzide hediyeler elime ulaştığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-cJRxdkc3R-g/TzFN2AoDXbI/AAAAAAAAAao/JRuM5xChI8Q/s1600/nohut.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-jLwlN7GOiXs/TzFPawabYdI/AAAAAAAAAbA/ZqDCRC4-5o4/s1600/nohut.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="198" src="http://2.bp.blogspot.com/-jLwlN7GOiXs/TzFPawabYdI/AAAAAAAAAbA/ZqDCRC4-5o4/s400/nohut.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Her parça öyle özenli hazırlanmıştı ki, kıyamıyordum dokunmaya. En üstte çekiliş hediyelerinden olmayan ve tabii ki nohutcuğun maharetli ellerinden çıkan bana yazılmış bir kart,&amp;nbsp; en altta ise oğlum için hazırlanmış bir sürpriz vardı. Her ikisi de tam da yapana yakışır şekilde çok ama çok hoştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günboyu baktım durdum her bir parçaya, oğlanın tepkisi de en az benim kadar yoğundu gördüğünde akşama, hemen astık kelebekli sarkıtı salona ve isminin yazdığı panoyu odamızın kapısına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim şans sahiden güldü bana bu defa, teşekkürler Ayda, teşekkürler bir kez daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://cafenohut.blogspot.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8168020839033608584?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8168020839033608584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/kazanan-talihli.html#comment-form' title='21 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8168020839033608584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8168020839033608584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/kazanan-talihli.html' title='Kazanan Talihli'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-jLwlN7GOiXs/TzFPawabYdI/AAAAAAAAAbA/ZqDCRC4-5o4/s72-c/nohut.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7506397124306970592</id><published>2012-02-03T06:55:00.000-08:00</published><updated>2012-02-03T06:55:17.759-08:00</updated><title type='text'>Zorla Güzellik Olmaz</title><content type='html'>Salı gecesi oğlan ateşlendi, güne kusarak başladı ve yalnız hastalandığında gördüğüm o huysuz çocuğa dönüşüverdi. Kahvaltıyı normal bir günde dahi kırk takla atarak yaptırdığımdan o gün yemesi elbet bir hayaldi. Israr etmeyip emzirdim, sonra uyutup gecikmeli olarak işe gittim. İki saat sonra aradılar evden endişe dolu bir sesle, 'biz susturamıyoruz lütfen gel' diye! İzin isteyip çıktım, gittiğimde ateşi yüksekti, önce ateş düşürücü verdim sonra binbir zahmetle üç beş lokma yemek yedirdim. Bir dakika ama sahiden bir dakika dahi kucağımdan indiremedim. İşe dönemeyeceğim belliydi, Borga'dan iki gün rapor ayarlamasını istedim lakin müdürün hoşnutsuz tepkisini duyunca, ertesi gün 'la havle' çekerek tıpış tıpış işe gittim. Akşamında eve döndüğümde ise iki gecelik uykusuzluktan, işyerindeki huzursuzluktan, oğlanın iştahsızlığından ve elbet halen toparlanamamasından bezgin ve bedbindim. Ve ne acı bir tesadüftür ki babamız geç kalacağından oğlanla başbaşa idim. Hoş gerçi, hakikatte ben bu özel anlarımızı pek severim, sanki diğer türlü onu birileriyle paylaşıyormuşçasına böylesi zamanları içimden geldiğince sevip oynamak için bir şans bilirim fakat dedim ya dün akşam ziyadesiyle bitkindim. Yine de oğlanın keyfini biraz yerinde görünce bir nebze gevşedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek vakti geldiğinde gönülsüzce çorba içti yarım kase. Bir süre sonra bir bardaktan diğerine boşaltma oyunuyla az biraz ıhlamur içti, erken yatacağını düşündüm zira uykusu var gibiydi. Meyve yediremediğimizden günlerdir, kuru kara erik almıştım giderken, kaynatıp yumuşattım önce. O şekilde yedirmeye çalışsam emindim bir teşebbüs olarak kalakalırdı çabam, süzgeçten geçirip püre haline getirmek işe yarayabilirdi ancak. En fazla altı tatlı kaşığında biterdi hepsi, yeterdi dört yese dahi. İlk kaşığı cebren ve hile ile ağzına boşalttığımda kısa bir şaşkınlıktan sonra parmağıyla ağzının içini işaret etti, ağlamaklı iken geçiştirdim 'su içelim' diyerek hemen. En etkili kandırma parçalarından çakmak ve mum vardı önünde, mum yakıp üfletiyordum ne yediğini anlamasın diye, ikinci ve üçüncü kaşık da gitmişti sırtımdan akan terlerle birlikte. 'Hadi' dedim peşinden 'el yüz yıkamaya', heveslendi oynayacağı için suyla, ah nasıl iyiydi herşey o haliyle kalsa. Fakat durmadı&amp;nbsp; tehlikeli detaycı ve fuzuli abartan yanım ardımda, 'bir kaşık, bir kaşık daha yiyebilir' diye fısıldadı yanımdan kulağıma, 'günlerdir vitamin almıyor, üstelik hasta, bu çok iyi gelicek ona, haydi bir kaşık daha'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmem gerek var mı gerisini anlatmaya, çıkardı tabi, püskürterek çıkardı midesinde ne varsa, hem de üstüme başıma ve halıya! Sanıyorum şoka girdim ilk anda,&amp;nbsp; zaman, yer, durum kavramlarım yerinden oynadı peşi sıra, bir dakikanın sonunda bağırmaya başladım. Önce mantıklıydı ona söylediklerim, böyle yaparak hem kendine hem bana neler ettiğini dile getirdim lakin gittikçe çirkefleştim, şimdi yazmaya dahi çekindiğim şeyler söyledim. 'Anne anne' diye dolandı ben söylenirken peşimde, oyun sanıp güldü bile yüzüme ama ağlatmayı becerdim yine de, biliyordum ağladığında gelecektim kendime. Aldım kucağıma, elini yüzünü yıkadım özürler fısıldarken kulağına. Nasıl o denli uzaklaşmıştım kendimden aceba, en önemlisi nasıl o denli acımasız olabilmiştim yavruma? Devam ettim öpüp koklayarak özürler dilemeye yatakta, çoktan başlamıştı yine haylazlığa ama ben yine de utanıyordum fazlasıyla, bir an önce uyumasını dilerken direniyordu inadına uykuya. Daha hiç uyku belirtisi yoktu bir saat olduğunda ve ben yeniden başlamıştım dolmaya. Uyumasını ve biraz soluklanmayı istiyordum sadece, iyi değildim ve onu daha fazla hırpalamadan günün bitmesini istiyordum bir an önce.&amp;nbsp; Fakat olmadı, olmadıkça ben kah kızdım, kah akşamki çığırtkanlığımı hatırlayıp tekrar kollarıma aldım. Özetle son derece esrarengiz ve açıklamalara muhtaç bir mantık- izan yoksunluğu içinde davranmaktaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-JLsuIfDq2J0/TyvzukP8g5I/AAAAAAAAAac/3ZVmA0649N0/s1600/Picture-025.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-JLsuIfDq2J0/TyvzukP8g5I/AAAAAAAAAac/3ZVmA0649N0/s320/Picture-025.jpg" width="250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Babamız geldiğinde uyuma arifesinde olduğumuz yanılgısıyla uğramadı yanımıza, seslenmedim ben de zira gelirse patlayacaktım ona da. Asla ve kat'a yaşanmayacaktı olaylar o evde olsa, varlığı sakinleştirirdi beni yanımda olsa, yok kesinlikle yapmazdım o olsa, öyleyse suçlu ben değil oydu aslında ya da benim kadar suçluydu en azından o da! Dayanamayıp çağırdım en sonunda, dilim damağım kurumuştu, kalkmalıydım yerimden bir dakikalığına da olsa fakat babasıyla&amp;nbsp; mutlu mesut özlem giderirken dahi müsade etmedi yanından ayrılmama. Yataktan doğrulduğum anda başlıyordu ağlamaya ve ben de devam ediyordum bir kızmaya bir öpüp koklamaya, arada bir de tehditler savurmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm çıldırmışlığıma rağmen ne denli büyük bir sevgisi var ki yine de istiyordu beni yanında, oysa ben tam tersini söylüyordum sinirden gözüm döndüğü anda. Ne çok, ne çok şey öğretiyorsun sen oğlum bana, sevmeyi dahi bilmiyormuşum meğer ben daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarumar olmuş vaziyette kucağıma aldım en sonunda. Koridorda gezinirken ve sırtını okşayıp saçlarını öperken, omzumda uyudu çok geçmeden. Yatağa koyduğumda 'anne' dedi başını biraz kaldırıp, 'burdayım' dediğimde gömüldü yastığa yeniden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuduğunda dünyanın en pişman insanıydım. Bile bile sonrasında ne hissedeceğimi, engelleyemedim sayısız kez bağırmaktan kendimi. Yorgunluk, stres  ya da birikim olabilir mi böyle bir şeyin bahanesi? Yoksa bunlar sadece kandırmak için mi kendimi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm uğraşım, tüm gayretim doğru ve mutlu bir evlat yetiştirmek iken nasıl bu denli uzaklaştım ki çizgimden? Dün değil iyi bir anne olmak, kötü bir anneydim sahiden ve düşündükçe&amp;nbsp; epeyce hoşnutsuzlaşıyorum kendimden. Fakat tökezlediğinde pes etmeye pek meraklı olan ben, bu sefer çok daha gayretli ve bilinçli bir başlangıç yapacağım yeniden. En başta taviz vermeyi öğreneceğim doğru bildiklerimden. İyi olurdu iştahlı, güzel yiyen bir çocuk olsa ama sandığım kadar da mühim değil aslında, hem ben değil miyim ortaokul yıllarına dek ağlayarak yiyen et, süt, yumurta! Garip mi şimdi oğlumun böyle olması da,&amp;nbsp; bir kaşık meyve için değer miydi bunca hırpalanmaya! Sen ki tüm kötü muamelelerime rağmen aynı eşsiz gülümsemenle karşıladın ya beni bu sabah gözünü açtığında, söz veriyorum tekrarlamayacağım bu hatayı ben de bir daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok, bir daha asla yok yedirmek zorla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7506397124306970592?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7506397124306970592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/zorla-guzellik-olmaz.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7506397124306970592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7506397124306970592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/02/zorla-guzellik-olmaz.html' title='Zorla Güzellik Olmaz'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-JLsuIfDq2J0/TyvzukP8g5I/AAAAAAAAAac/3ZVmA0649N0/s72-c/Picture-025.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7713931453785455466</id><published>2012-01-31T06:52:00.000-08:00</published><updated>2012-01-31T13:26:42.674-08:00</updated><title type='text'>Çocuk Yetiştirmek Zor Zanaat</title><content type='html'>Hamile olduğumu öğrendiğim günün sonrasında, eskisinden daha sık rastlar olmuştum sanki diğer anne adaylarına. Gittiğim her yerde dahi bindiğim asansörde yanımda hamile bir bayan bitiverirdi ille ve mutlaka olurdu eli bir hayli büyümüş göbeğinin üstünde. Çalıştığım kurumda, benimle yakın zamanlarda doğum yapan bayanlar çoktu mesela ya da o vakitte öyle geliyordu bana zira oğlumun doğumundan sonra bebekli aileler kuşatmıştı etrafımızı bu defa. Algıda seçicilikti tabi bu, anladım devamında, ne kötü insanın gözleri sadece kendiyle ilişkilendirebildiği görüntülere açık oluyor çoğunlukla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merakım oğlumun yaşıtı çocuklar ve ebeveynleriydi başlangıçta lakin alanımı genişletip diğer yaş grubundaki çocukların davranışlarına, anne babalarıyla münasebetlerine de ilgi duyar oldum zamanla. Bir başkasını gözlemlemek doğruyu ayırt etmek ve kendimizdeki yanlışı tespit etmek için en sağlıklı yol aslında. Pek tabii asıl mühim olan farkına varmak değil, aynı yanlışı yapmamak benzer durum ile karşılaşıldığında ki en zoru da bu değil midir hayatta? Ne harikulade olur başkalarının hatalarından ders alabilsek oysa, fakat doğruluyoruz 'bir müsibet bin nasihatten iyidir' hakikatini&amp;nbsp; her defasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftasonu ablamlar bizdeydi, benim için o iki gün huşu içinde geçti zira oğlanın keyfi ablaları sayesinde pek yerindeydi. Nedendir bilinmez her iki ablası da aynı ilgiyi göstermesine karşın, küçük yeğenim Bengisu onun favorisiydi. Ablası Öykü bu duruma pek içerledi. Öyle sanıyorum ki bunda, onbir yaşındaki Bengisu'nun halen çocuk gibi, fakat onüçüncü doğum gününü geçtiğimiz günlerde kutlayan Öykü'nün epeyce genç kız görünümünde ve halet-i ruhiyesinde olmasının vardı etkisi. Ama hakkını yiyemem kızlarımın her ikisi de oğlumu çok güzel eğlendirdi. Bir kez daha anladım, çocuğa çocuk lazım geldiğini, yetmiyor o'na ne denli çocuklaşsa da annesi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tanıyan herkes bilir kardeşlerime olan düşkünlüğümü fakat bu kızlarımızın annesi büyük ablamın görmedim ömrümde eşi benzerini, çoktur hepimiz üstünde emeği ve yoktur fedakarlık düzeyinin bir üst seviyesi. Balık burcudur, haliyle çok da hassastır bünyesi tabi, bunların sonucunda fazlaca toleranslı olarak tezahür ediyor sanırım anneliği. Ben doğru evlat yetiştirmenin çocukları çok sevmek ve bu sevgiyi göstermekten geçtiğini düşünürdüm hep fakat çocuklarına duyduğu emsalsiz bir sevgi ablamınki, ne denli çok olsa da yalnız sevmek yetmiyor demek ki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablam gibi naif&amp;nbsp; bir anne, öfke dolu bakışlarla telaffuz edilen zehir zemberek cevaplar alıyor kimi zaman söylediği en sevgi dolu sözlerin sonunda dahi! Ve aynı sabır dolu ses tonuyla devam ediyor anlatmaya kendisi! Var tabi ergenlik denen dönemin içinde yahut kapısında olmalarının bunda fazlaca tesiri fakat bana ablam da hoşgörüyü haddinden fazla gösteriyor gibi geldi. Zira bu iki tatlı cadının zulümleri salt anne babaya, bu zamana dek bir tek kez saygısızlık yapmadılar misal bana ama anne babaya hiç tahammülleri yok daha bu yaşta. Konuşmaları desen içinde argo gırla! Ve yine müdahale etmiyor anne baba, öğretmen olan ablam 'yaşıtlarının hepsi aynı' diyerek açıklama yapıyor ben hayret ve dehşet içinde bakınca. Haklı tabi bunda, özel okula gitmenin ve çokca problemli aile çocuklarıyla birarada okumanın illaki kötü yansıması oluyor çocuklara. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-96kO4KJns7o/Tyf8Myk7HkI/AAAAAAAAAaQ/ykHoSH8v6Es/s1600/teyzesiyle.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="231" src="http://4.bp.blogspot.com/-96kO4KJns7o/Tyf8Myk7HkI/AAAAAAAAAaQ/ykHoSH8v6Es/s400/teyzesiyle.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Küçük olan anlatıyor mesela, bir arkadaşının babası pilot annesi bankacıymış, bu sebeple evde sıklıkla yalnız kalıyormuş, yalnız kaldığında da salamlı sandviçler, nutellalı ekmekler ile kendine akşam 'ziyafeti' hazırlıyormuş, işte bu durumu bizim kız ve diğer arkadaşlarına 'ailemden çok memnunum, canım ne istiyorsa onu yiyorum' diyerek anlatıyormuş! Böyle bir örnek varken çevresinde, hiç kolay olmuyordur tabi akşama yedirmek karnabahar bizimkine! Anne baba ne denli uğraş verse de çok zor değil bir çocuk yahut yeni yetme bir genç için ters bir rüzgara kapılmak, en iyi ihtimalle biraz savrulmak herhalde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında şimdi biraz düşününce haksızlık ediyorum gibi geldi hem yeğenlerime hem annelerine, töhmet altında bırakıyorum onları belki de yaş ve konumları gereği bunlar çok normal olduğu halde! Ama üzülmekten de alıkoyamıyorum kendimi yine de. Bir yandan da endişeye kapılıyorum benim oğlan neler yapacak büyüdüğünde diye ve kimbilir ben ne yanlışlar yapacağım şimdi böyle kolay ahkam kestiğim halde! Büyüğünü çekip kenara biraz konuştum fırsat yakaladığımda, asi ve huysuzdur ama hisli bir çocuktur da aynı zamanda, umarım küpe eder söylediklerimin hiç değilse bir kısmını kulağına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam oğlanı uyuttuktan sonra Öykü'nün bana aldığı kolyeyi çıkarıp taktım boynuma, dersane çıkışı gidip kendi harçlığıyla almış geleceği için Ankara'ya. O sırada Bengisu'nun hafta sonu için teşekkürler mesajı geldi telefonuma. Cadı filan diyorum ama çok tatlılar oğlumun ablaları aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Bora da dün sabah el sallayarak yollamasına karşın onları, bu sabah 'teyze teyze' diyerek mızmızlandı, gittiklerini ama tekrar geleceklerini söylediğimde ise suratı hoşnutsuz bir hal aldı. Sanıyorum aynı ifade benim suratıma da yansıdı zira ben de en çok bu yüzden sevmiyorum Ankara'yı, kimsem yok eşim oğlum ve birkaç dosttan gayrı oysa yaş geçtikçe daha bir kıymete biniyor insanın yakınları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7713931453785455466?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7713931453785455466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/cocuk-yetistirmek-zor-zanaat.html#comment-form' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7713931453785455466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7713931453785455466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/cocuk-yetistirmek-zor-zanaat.html' title='Çocuk Yetiştirmek Zor Zanaat'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-96kO4KJns7o/Tyf8Myk7HkI/AAAAAAAAAaQ/ykHoSH8v6Es/s72-c/teyzesiyle.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3943627225021887365</id><published>2012-01-27T00:53:00.000-08:00</published><updated>2012-01-27T00:53:27.324-08:00</updated><title type='text'>Beta Hcg Nedir?</title><content type='html'>Hamile kalmayı umduğum ilk ayda üç beş dakikada sonuç veren basit gebelik testlerinden iki kez yapmış, iki ayrı hayal kırıklığı yaşamıştım sonunda. Ardından bir pazar günü kan testi mi yaptırsak dedim aceba ve özel bir hastanede aldık soluğu&amp;nbsp; bir saat sonra. Tabi o kadar cahilim ki ilgili mevzuda, soruyorum hemşireye 'sonuç kesin doğru mu' diye kan verdiğim esnada! Çok değil yarım saat sonra sonucu alırken kağıdı elime uzatan çalışan yandan bir gülümsemeyle '313' diyerek baktı suratıma, anlamadığım gibi önemsemedim de dediğini, bir hışımla çekip elinden dışarıya attım hemen kendimi. Baktım hızlıca, rakamlar ve haftalar yazıyor üç beş satırda, Borga da şaşkın dikiliyor yanımda, ben Da Vinci'nin kodunu çözüyormuş edasıyla aşırı bir ciddiyetle anlamaya çalışıyorum ne anlama geliyor yazanlar orada, söyleniyorum bir yandan 'niye negatif pozitif diye yazmıyorlar ki sonuçları buraya' !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve girdiğimizde çözmüştüm aslında olayı lakin emin olmak için sonuçtan, aceleyle açtım bilgisayarı, işte o gün öğrendim beta hcg nin anlamını. Vücutta salgılanan bir hormon kendisi ve hamile olmayan bir kadında 0-10 mIU/ml aralığında olurmuş değeri. Fakat öyle olmadığı durumlarda dahi normal bir gebelik olduğundan emin olmak için elbet gerekiyormuş doktor muayenesi zira mol gebelik ya da dış gebelik gibi istenmeyen durumlarda da artarmış hormonun değeri. Pazartesi günü doktora gittiğimizde, sanıyorum bir saniyeden daha kısa bir süre bakıp sonuca 'hamilesiniz' dedi ve ardından az evvel yazdıklarımı ekledi. Kalp atışlarını görmek için erken olduğunu on gün sonra tekrar ziyaretine gitmemizi istedi. Çok mutluyduk çıktığımızda ama dizginliyorduk heyecanımızı henüz görmediğimiz için ultrasonda. On gün sonra ekranda büyüyüp küçülen kalp atışlarını gördüğümüzde meğer dedim hiç mutlu olmamışım ben ömrü hayatımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yakın bir arkadaşımın hamile olduğunu öğrendim birkaç gün önce. Sordum hemen bhcg değerini, 'bilmiyorum ama beş haftalık filanmış' dedi, bir ben değilmişim bilmeyen demek ki. Uzun ve heyecanlı bir konuşma yaptık ardından, öyle iyi biliyorum ki hissettiklerini aynılarını yaşadığımdan. Aklıma geldikçe yazıyorum şimdi ona, düşünüyorum şu an fasulye kadar olan bir can büyüyor karnında. Yolda gördüğüm hamile bayanların yanından dahi gülümseyerek geçen ben, haliyle pek mutlu oldum bu durumda. Öyle&amp;nbsp; değiştirdi, öyle güzelleştirdi ki hayatımı Can Bora, sevdiğim herkes aynı mutluluğu yaşasın istiyorum aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar küçüktü bir zamanlar benim oğlum da, her kontrolü iple çekerdim onu görmek için ekranda, ultrason fotoğraflarını koyuyordum evde sağa sola. Geçenlerde karnımda hareket ettiği anları hatırladım bir anda, nasıl heyecanlanıyor nasıl bekliyordum onu merakla ve nasıl endişe duyuyordu bir yanım 'ya birşey olursa' korkusuyla. Aynısını yaşıyor şimdi arkadaşım da, dedim ki 'artık hiç yakanı bırakmayacak o duygu bundan sonra'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Ek1jiZSoe8g/TyJk3TISphI/AAAAAAAAAZw/7w2rg6pkKIw/s1600/uyurken.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="238" src="http://4.bp.blogspot.com/-Ek1jiZSoe8g/TyJk3TISphI/AAAAAAAAAZw/7w2rg6pkKIw/s320/uyurken.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir ömür kadar uzak geliyordu onun yürümesi, 'anne' demesi o zamanlar, hızla geçsin isterken zaman sanki inadına ağır akar ama sonra bir bakmışız ne çok an geçmiş göz açıp kapayıncaya kadar. Karnımda üç santim olduğu günler sanki daha dün gibi aklımdayken, babası ayağıyla iterek kapattı diye çekmeceyi, aynısını yapacak kadar büyüdü bizim oğlan şimdi. Artık söylemeye çalışıyor neredeyse her duyduğu kelimeyi, sürekli kar yağdığından Ankara'ya, camdan bakarken 'kağğ' diyor heyecanla. 'Pilav' diyor ama bunu söylerken 'i' harfini atıyor, daha çok 'plav' benzeri bir kelime oluyor. Küçük bir parça ekmek içini dahi çiğneyemez korkusuyla vermeye çekinirken, şimdi önüne koyduğum etli kuru fasulyeyi kendi yiyor. Ha geldi ha geliyor diye bekliyorduk ya hani ilk dişini, sol üst azı '9' numaralı diş olarak geçen hafta kendini gösterdi. Velhasıl zaman, o içimde var olduğu günden bu yana sanki öncesinden çok ama çok daha çabuk geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası bu sabah yatakta severken oğlunu, 'hiç büyümesen keşke, hep böyle kalsan' dedi. Gerçekten bu değildi elbet istediği, sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyümesini herşeyden çok istiyoruz pek tabi lakin doya doya yaşamak her anını mümkün değil ya, işte o burkuyor insanın içini.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3943627225021887365?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3943627225021887365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/beta-hcg-nedir.html#comment-form' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3943627225021887365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3943627225021887365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/beta-hcg-nedir.html' title='Beta Hcg Nedir?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Ek1jiZSoe8g/TyJk3TISphI/AAAAAAAAAZw/7w2rg6pkKIw/s72-c/uyurken.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8009305452270610443</id><published>2012-01-24T15:12:00.000-08:00</published><updated>2012-01-24T23:41:15.669-08:00</updated><title type='text'>Ziyaretçim Var</title><content type='html'>Blogda yazmaya başladığım ilk günden beri Borga'nın vardı konu hakkında bilgisi, vermiştim adresi dahi lakin bir iki kez girip sayfama, şöyle&amp;nbsp; bir bakmaktan öteye geçmemişti kendisi. Nasıl olduysa merak edip okumuş yazılarımın bazılarını geçtiğimiz günlerde. Aslında biliyorum nasılını, sanıyorum hiç adetim olmadığı halde evde her fırsatta girip blogları okumamın var bunda payı, onunla da paylaşıyordum zaten pek çok detayı, misal blog arkadaşlarımı ya da okuduğum bir yazıyı. Gözünü televizyondan ayırmadan dinler genellikle, anlattığım komik bir hikaye olduğunda anlamlı bir tepki verir sadece fakat hakkını yememeliyim bir gün karışmamıştır benim işime. Sormaz hiç 'ne işin var blog aleminde', müdahale etmez tasvip etmediği bir durum olsa bile ve en sevdiğim özelliklerden biridir bu eşimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloguma baktığını söyledi geçen akşam bir anda, ekledi ardından yazdıklarımdan hiç hoşlanmadığını da! Ne gereği varmış özeli bu denli ulu orta paylaşmaya, bulmuşum birkaç&amp;nbsp;kafadar, kendi kendime terapi yapıyormuşum blogda, körler sağırlar birbirini ağırlar modunda! Tabi bunları ciddi olmayan bir&amp;nbsp;üslupla söylüyor, inceden dalga dahi geçiyor ama bunu biraz da benim eleştirilerini hiç önemsemediğimi gördüğünden yapıyor. Fazlasıyla dikkate alırım söylediklerini aslında fakat sahiden haksızdı bu mevzuda, eminim bölük pörçük baktı yazılarıma zira öyle düşünmezdi tamamını okumuş olsa, hem yok onun bilmediği bir şey hiçbir satırda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu Can Bora'nın arkadaşı Derin'lerdeydik, ortada iki küçük çocuk olunca istemeden muhabbetler yarıda kesilip geçiliyor başka bir mevzuya, bir baktım konu yine gelmiş benim bloga. Nilay, blogumu paylaştığım birkaç arkadaşımdan biri olduğundan biliyor haliyle yazdıklarımı, sağolsun yerini benim tarafta aldı&amp;nbsp;fakat mümkün olmadı yine ikna etmek Borga'yı, sesleniyor 'bunları da yaz' diye taşırken mutfağa tabakları. Söylediğine göre burada yapıyormuşum ona açık açık saldırı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrudur, bitmek bilmeyen gündelik telaşların verdiği yorgunluktan sıkça sızlanıyorum hakkında ama hatırlatıyorum da kendime ne şanslı bir insan olduğumu her fırsatta.&amp;nbsp;İnsan her an aynı duygular içinde&amp;nbsp;olamıyor sonuçta&amp;nbsp;fakat tüm içlenmelerime, tüm gelgitlerime karşın ne öfkem, ne kırgınlığım sürmüyor birkaç saatten fazla. Ve fark ettim ki çok daha iyi hissediyorum kendimi yazdığımda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sk4iiBmBL64/Tx8-st2TrpI/AAAAAAAAAZk/dEzdlA6ReJU/s1600/dene.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-sk4iiBmBL64/Tx8-st2TrpI/AAAAAAAAAZk/dEzdlA6ReJU/s320/dene.gif" width="252" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Başlangıçta sadece oğlumun anlarını kayıt altına almak vardı aklımda, sonra baktım çok büyük bir bölümünü ailem kaplasa da başka şeyler de var hayatımda onların dışında ve ben akıtmak istiyordum içimde tutamadığım, tutarsam kendimi paraladığım her ne varsa. Henüz 19 aylık olan bir bebekle ve anneliği fazlaca duygusal yürütmenin tesiriyle neredeyse hiç vakit ayıramıyorum kendime, arkadaşlarımla görüşemiyor, telefonda dahi sohbet edemiyorum kimseyle, her görüşme yarıda kesiliyor oğlanın ağlayan sesiyle. Oysa şimdi gülüp eğlendiğim, beraberinde öğrendiğim, bazen de ziyadesiyle &amp;nbsp;hislendiğim&amp;nbsp;muhabbetlere ortak oluyorum bloglar sayesinde ve şimdiden belki de hiç karşılaşmayacağım çok güzel insanlarla tanıştım bile. Merakla bekliyorum takip ettiğim bloggerların bir sonraki yazısı nasıl olacak diye, sabahları&amp;nbsp;hiç olmazsa on dakika bakıyorum&amp;nbsp;bloglara dahi en yoğun olduğum günlerde, mutlu oluyorum okudukça ve tabi yazdıkça özetle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu uzatıp, açıklama yapmakla uğraşmadım fazla zira biliyorduk ikimiz de ben bu işi sevdim ve devam edeceğim biraz daha, zaten onun aksi bir beklentisi de olmaz asla. Olmaz da keşke beğenseydi yazdıklarımı da, söze dökülünce aynı şekilde etki etmiyor kelimeler, isterdim daha fazla şey anlasın okuduğunda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi burda ne kadar yazsam da hislerimi, şaşırtmayacaktır onu hiçbiri, malum fazlasıyla tanır kendisi beni, bu olsa gerek ilişkilerde en güzeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyoruz nasılsa birbirimizi, öyle değil mi sevgili?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8009305452270610443?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8009305452270610443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/ziyaretcim-var.html#comment-form' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8009305452270610443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8009305452270610443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/ziyaretcim-var.html' title='Ziyaretçim Var'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sk4iiBmBL64/Tx8-st2TrpI/AAAAAAAAAZk/dEzdlA6ReJU/s72-c/dene.gif' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8615701422964346231</id><published>2012-01-19T07:47:00.000-08:00</published><updated>2012-01-20T01:50:00.479-08:00</updated><title type='text'>Adaletin var mı dünya?</title><content type='html'>Güzel şeyler yazmak istiyorum hep sana, tebessüm et istiyorum yıllar sonra okuduğunda lakin sıklıkla melankolinin içinde görüyorum kendimi yazdıklarıma bakınca. Mutlu olduğum zamanlar da çok aslında fakat insan huzursuz olduğunda dışa akıtmayı daha iyi beceriyor galiba. Sanma sakın kadın olmanın anne olmanın çalışmanın verdiği yük fazla geliyor bana, bakma sen onları sık sık tekrarladığıma, o kadar fani o kadar önemsiz maddeler ki onlar hayatın gerçek zorlukları karşısında. Hem çok garip olmaz mı insanın ömründe yaşayabileceği en büyük mutluluk olan annelik kolay birşey olsa? Diyeceğim zor gelmiyor gündelik koşturmacaların yorgunluğu bana, şanslıyım sana ve babana&amp;nbsp; sahip olduğum için ne kadar sızlansam da. Mümkün olsa keşke kalmak hep yanında, duymasam bilmesem ne olup bitiyor dışarıda.&amp;nbsp; Sadece kuşlara, köpeklere bakmak için parklara gitsek ara sıra, tek derdim ne yiyeceğimiz olsa akşama. Hayat ne kadar huzurlu olur bu kadar basit olsa, yazık ki değil ama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte beni yoran bu karmaşa aslında, bu belirsizlik bu kötülük yanında. Kapayamıyorum gözümü kulağımı etrafta olup bitenlere, hiç olmamış gibi devam edemiyorum yoluma. Üstelik sen varsın ya şimdi bir de, kötülükler eskisinden çok daha fazla endişelendiriyor beni bu sebeple. Biliyorum çıkacaklar senin de karşına, ben ne kadar dua etsem de yolun kesişecek onlardan bazılarıyla, inanamayacaksın ne kadar kötü olabileceklerine şahit olduğunda. Yalvarıyorum dokunmasınlar diye saçının teline dahi asla ama en iyi ihtimal sebep olacaklardır gözyaşına. Budur benim her tebessümümdeki kederin sebebi aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-iRYOSmTYIsQ/TxgzxkWDOyI/AAAAAAAAAZY/1PlB6aHytco/s1600/canbis1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-iRYOSmTYIsQ/TxgzxkWDOyI/AAAAAAAAAZY/1PlB6aHytco/s320/canbis1.jpg" width="270" /&gt;&lt;/a&gt;Ama pes etmedim daha, yapabileceklerim az olsa da uğraşıyorum yine de sana daha iyi bir dünya bırakabilmek adına. Düşüyorum tabi sıklıkla umutsuzluğa lakin varlığın kaldırıyor beni yeniden ayağa. Hem emin ol sadece kötü şeyler olmuyor hayatta, sayısız kere hayal kırıklığına uğramış olsam da ziyadesiyle duygulandığım zamanlar oluyor insanların duyarlılık ve iyilikleri karşısında. Varsın fazla olmasın sayıları ama diliyorum sen de katıl ileride onların arasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen pazar kuğulu parkta sen ekmek atarken babanla kuşlara, boy boy fotoğraflarını çekiyordum ben senin o esnada, ellerinde eldiven olmayan iki üç çocuk geldi yanımıza, hatırlatmalıyım hava buz gibi o sırada. Biri göz ucuyla seni inceledi uzun uzun, sanıyorum vardı yaşı on onbir civarlarında. Kimsesiz değillerdi fakat refah içinde yaşamadıkları belliydi, o göz ucuyla süzen bana sanki senin yerinde olmak ister gibi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçemiyor kimse ne babasını ne annesini, doğum yerini ana dilini ve hatta dinini, bu sebeplerden yargılamamalısın hiç kimseyi, hem sen de olabilirdin onlardan biri değil mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanma kafanı bulandırmak isteyenlere, oku ve oku elinden geldiğince, asla ve kata bir insanı isteyerek incitme fakat seni incitene -bence- ikiden fazla şans verme. Geç tanıdım ben hep insanları, güleryüze söylenen söze aldanıp yaşadım çok yanılgı, diliyorum oğlum sen bu konuda olursun daha başarılı. Benim kadar budala olma sakın ama safi şüphe dolu da olma elbet, sadece ve her zaman biraz dikkatli olman gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adil ol her durumda. Bana benzemeni istemediğimi düşünüyorum çoğunlukla zira kırılganım fazlasıyla ve sınırını ayarlayamadığımı düşündüğüm bir duygusallığım var keza, sebep oluyor tabi bu yönlerim de zaman zaman mutsuzluğa fakat emin ol aklım ve kalbim el verdiğince adil olmaya çalışıyorum her durumda. İnanmıyorum tabi herkesin böyle olduğuna, dahası çokca haksızlık olduğunu görüyorum dünyada. Caniler ama kastım değil sadece öldürenler, tüm benlikleriyle gerçek caniler de gezebilirler dışarıda. Olsun, her zaman her koşulda olmasa da, dahi bazen bu içini dağlasa da, yine de sen adil olmak için uğraş olmayanların inadına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek derdi barış olan birinin dediği gibi, “&lt;i&gt;biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlarız&lt;/i&gt;” unutma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8615701422964346231?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8615701422964346231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/adaletin-var-m-dunya.html#comment-form' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8615701422964346231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8615701422964346231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/adaletin-var-m-dunya.html' title='Adaletin var mı dünya?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-iRYOSmTYIsQ/TxgzxkWDOyI/AAAAAAAAAZY/1PlB6aHytco/s72-c/canbis1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7226616032626716763</id><published>2012-01-13T05:29:00.000-08:00</published><updated>2012-01-13T05:29:35.913-08:00</updated><title type='text'>Sevgili Can Bora - 3</title><content type='html'>Gördüğüm en güzel çocuk olduğunu düşündüm bu sabah sen uyandığında. Bilmiyorum sebebini ama gözlerin, dudakların ve hatta yanakların sanki daha bir başka oluyor gün ağardığında. Fena alıştık beraber uyumaya, yatağın kenarına büzüşüp kıpırtısız yatıyorum ya kalsın diye koca yatak sana, işte o yayla gibi alana dahi sığamıyorsun son zamanlarda. Ama şikayetim yok zira gelip sokuluyorsun benim yamacıma, sarmaş dolaş yatıyoruz aynı yastıkta. Oysa yakın zamana kadar korkardım sana yanaşmaya, küçük bir bebektin ne de olsa, nefesimi tutardım yanına uzandığımda ama bilsen nasıl heyecanla bekliyordum yatakta saçlarını öpe öpe uyumayı doğduğundan bu yana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılbaşının ertesi günü, Ankara çekti üstüne bu yılki ilk beyaz örtüyü. Ne zamandır hayalini kuruyoruz diye kardan adamın, çektik arabayı kenarına seğmenler parkın. Çocuklar doldurmış parkı çoktan, karların üstünde yuvarlanıyorlar üst başa aldırmadan. Bir heves indik biz de arabadan, niyetliydim yapacaktım sana kardan adam fakat pek sevdiğin halde karı izlerken camdan, korkup inmedin bir türlü kucağımdan. Kaç kere yeltendim yere indirmeye, ağlayıp sımsıkı sarıldın bana her seferinde, üstelemedik biz de döndük eve.&amp;nbsp; Anlayacağın ilk kar maceran böyle kazındı zihinlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-bobfs7o6_nQ/TxAq9d26ztI/AAAAAAAAAZI/lyfbbNMfWU8/s1600/kar.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="207" src="http://2.bp.blogspot.com/-bobfs7o6_nQ/TxAq9d26ztI/AAAAAAAAAZI/lyfbbNMfWU8/s400/kar.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;'Yaramaz' diyorlar senin için ama haksızlar diyemeyeceğim. Bir dakika durmuyorsun yerinde, evde ne varsa oyuncak oldu elinde, gerçek oyuncakların ise duruyor öylece sepetinde, bir tek misafir çocuklar geldiğinde biniyor kıymete! Geziyorsun sürekli koltuk tepelerinde, bize güvenip atıyorsun aşağı kendini birdenbire! Tencere tavalar, vileda ve fırçalar halen çok sevdiğin parçalar, sayende hergün evde temizlik var. Geçenlerde viledayı babanın yüzüne sürünce, kendinden geçmiş bir halde bağırıyordu baban ben yanınıza geldiğimde, sen ise suçlu bakışlarla dinliyordun sessizce, beni gördüğün gibi ağlayıp babanı dövmeye başladın, aranızı yapmaya çalıştığımda da barışmaya yanaşmadın. Ah Can Bora hem yaramaz hem de inatçısın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet hevesin geldi konuşmaya, söyle dediğimizde söylemiyorsun asla fakat sıklıkla taklit ediyorsun dikkatini çeken birşey kulağına çalındığında. 'Pilav' dedin misal dün akşam ilk defa. Fazlaca alıştığın için beden hareketleriyle anlatmaya, ikna etmek zor oluyor kelimeyi telaffuza fakat bazen birdenbire ve mutlaka kendi isteğinle çıkıyor ağzından birkaç hece, heyecanla yineletmeye çalışıyorum ama fayda etmiyor ne etsem de, istediğinde konuşuyorsun sadece lakin hakkını yiyemem,&amp;nbsp; kusursuz bir 'anne' ve 'baba' diyorsun sanıyorum günde en az yüz kere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mickey fare favori tv karakterin, pek çok çocuk gibi sen de onu çok  sevdin. 'Hey hoo' diyerek diğer disney karakterleriyle birlikte yaptığı  bir dans var, bayılıyorsun ona, ayağının tekini onlar gibi sallayarak ve 'hohoo' diyerek eşlik ediyorsun çıktıklarında. Ayı winnie var ondan sonra, 'bal' diyorsun ne yediğini sorduğumuzda.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar fazlaca düştük yine birbirimize, işten geç çıkmamın da etkisi var bunda herhalde. Uzun zamandır dün ilk kez gözyaşları içinde uğurladın beni işe. Geçen akşam saat 21 de eve geldiğimde günlerdir görmemişçesine sarıldık birbirimize. Emin ol meleğim&amp;nbsp; elimde olsa uzak kalmam senden dahi bir saniye. Hani bazen ansızın öpücüklere boğuyorsun ya beni, bil ki bundan daha fazla mutlu eden birşey olmadı beni ömrümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taklitçisin her çocuk gibi, kayıt halindesin sürekli. Nerde ne var, nasıl kullanılıyor biliyorsun hepsini. Misal ben mutfakta mini robotu kullanırken, gidip diğer robotu çıkarıyorsun çekmeceden. Elinde yumuşatıcıyla yakalandığında çamaşır makinesinin deterjan gözünü açıp ne yapmaya çalıştığını anlatıyorsun bana. Baban 'pşşt' diye seslendiğinde, dönüp aynı şekilde karşılık veriyorsun ona. Benim terliklerimi giyiyorsun ara sıra, geçen evde giydiğim babetleri dahi geçirmişsin ayağına. Komik bir çocuksun sen Can Bora. &amp;nbsp; Bakınca yaptıklarına inanamıyorum birbuçuk senede bunca şeyi  kavradığına, daha geçen kış gözünün bir karış önünde sallanan  oyuncakları zor yakalıyordun oysa, fazla mı zekisin sen yoksa? Ama  baştan söylemeliyim akranlarının çoğu senin ayarında, hatta kiminde var  fazlası da bu sebeple güvenmemelisin asla zekana, mühim olan doğru kullanmaktır onu gerekli olduğunda, bilmelisin çok insan vardır ölçüsüz zekasına karşın ziyan olmuş hayatta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim tatlı oğlum Can Bora, cennet kokulum, yastık popolum deli oluyorum ben  sana, doyamıyorum öpüp koklamaya. Nasıl güzellik kattın hayatımıza, herşeyden evla sen varsın kalbimde ve aklımda. Seviyorum ben seni ama çok seviyorum Can Bora.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7226616032626716763?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7226616032626716763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/sevgili-can-bora-3.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7226616032626716763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7226616032626716763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/sevgili-can-bora-3.html' title='Sevgili Can Bora - 3'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-bobfs7o6_nQ/TxAq9d26ztI/AAAAAAAAAZI/lyfbbNMfWU8/s72-c/kar.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1881815394945666494</id><published>2012-01-10T06:45:00.000-08:00</published><updated>2012-01-11T06:18:29.912-08:00</updated><title type='text'>Hayat Ağacı</title><content type='html'>Anne olduğum günden beri bir başkalaşım içindeyim sanki, günden güne değişerek benliğimde, yeniden ve yeniden tanımlıyorum hayatın anlamını her seferinde. Hayır öyle çakan şimşeklerle gelmedi annelik içgüdüsü birdenbire, zaten var olan hevesim dokuz ay boyunca bebeğimle birlikte büyüdü içimde. Çok mutluydum o'nu doğumhanede ilk gördüğümde, en mutlu günüm sanıyordum ömrümde lakin şaşkınlıktan öte birşey değilmiş, anlıyorum şimdi düşününce. Geçerken ilk haftalar tecrübesizlik,yorgunluk ve panik içinde tek dileğim büyümesiydi bir an önce, korkardım çünkü altını dahi değiştirmeye, ortalamanın üstünde bir kiloda doğmasına karşın o incecik bacaklar kırılacakmış gibi gelirdi bana her seferinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman geçtikçe sevgim de mutluluğum da arttı o'nunla, akşamları uyurken yanına sokulduğumda mümkün olan en fazla şekilde sevdiğimi düşünüyorum o'na baktığımda fakat daha da arttığını hissediyorum aynı akşamın sabahında. Hele son günlerde yavaş yavaş heves ediyor ya konuşmaya, yarım yamalak ağzından çıkan her kelime paha biçilemez bir lütuf bana. 'Gazete' diyor mesela, 'muz' 'saç' 'kar' 'ters' diyor sonra, söylediğimiz pek çok kelimenin ilk hecesini tekrarlıyor aynı anda, bir de tıslayarak söylüyor 's' leri ki en çok o hali delirtiyor beni aslında. Diyeceğim belki dozunu kaçırdığım bir tutkuyla bağlıyım ben oğluma. İşte bu tutku sorgulatıyor hayatı sıklıkla bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endişe var tabi en başta, hayata dair herşey gittikçe daha tekinsiz bir hal alırken, tedirgin oluyorum elbet oğlumun geleceği adına. Zamanın ne menem birşey olduğu geliyor aklıma, ikibuçuk sene önce hiç ama hiçbirşey yok iken şimdi hayatımı üzerine inşa ettiğim şey namına, bakıyorum aklım kalbim bedenim ne denli değişmiş o'nun gelişinden bu yana. Yokluğunda, sevmediğim işime gelip gitmek çok da zor gelmezdi bana, nasıl işkence şimdi o saatler oysa. Bana mutluluğun tanımını yaptıran ana oğul geçirdiğimiz zamanlardan çalıyorum hem de en dünyevi şey 'para'  pahasına! Şans ya da kader denilen şeyi aklım almıyor ne yapsam da, anlamıyorum neden herkes eşit başlayıp kendi tercih ve davranışları doğrultusunda devam etmiyor bu yarışa? Sevgisiz ve mahrumiyet içinde büyümüş bir çocuğun büyüdüğünde bir suçlu olması uhrevi alemde de suçlu yapar mı onu aceba? Daha önemlisi mutluluk mudur imanın mutlak sonu her hayatta?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınca dünyaya, hiç de zor olmuyor büyük çok büyük bir düzenin ufacık, önemsiz parçaları olduğumuzun algılanması aslında. Gündelik işlere ne kadar kaptırırsam kendimi, o denli uzaklaşıyorum sorgulamaktan bir kısmında koca bir boşluk olan benliğimi. Fakat geçenlerde Terrence Malick'in 'The Tree Of Life' ını izlediğimden bu yana rahatsız edici sorular ve düşünceler içinde çırpınıyorum her gün en az birkaç defa. Pek tabi yine sevgili abim sayesinde izledim bunu da, evde nadiren vakit ayırabildiğimden sinemaya istiyorum ki gitmesin zaman boşa, bu sebepten karar vermiyorum hemen sanal alemde okuduğum birkaç yorumla. Zaten film ile ilgili pek az güzel ve doğru eleştiriye rastladım izledikten sonra. 'Varoluş' ve 'aile' temalı çarpıcı bir film bana kalırsa, en azından beni çarptı oldukça fakat bu ziyadesiyle benim maneviyatımla ilgili esasında ve bir de anne olmamla. Benzer duygular içerisinde olmadan çok zor uzun ve ağır akan filmi beğeniyle izlemek oyunculuk mükemmel olsa da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-sF43kVwcFA8/TwxMtpb9w1I/AAAAAAAAAYk/aCqlxFMoxIM/s1600/treeoflife1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="221" src="http://2.bp.blogspot.com/-sF43kVwcFA8/TwxMtpb9w1I/AAAAAAAAAYk/aCqlxFMoxIM/s320/treeoflife1.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir bebeğin dünyaya gelişi, ilk adımı, ilk kelimeleri o mucize öyle güzel anlatılmış ki daha filmin başında oğullarından birinin -muhtemelen cephede- ölüm haberini alan anne için içten içten ağladım ben film boyunca. Doğurup büyütmek ne demek bunu en iyi yine anneler anlıyor galiba. Ve anlatıyor Terrence insan nasıl baş eder böyle büyük bir acıyla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anne olarak derinden etkiledi beni evlat acısı elbet fakat bundan çok daha fazlası var filme haksızlık etmemek gerek. Brad Pitt'in sahiden başarıyla canlandırdığı Bay O'Brien, gençlik hayali olan müzisyenlik yerine sevmediği bir işte çalışmanın verdiği mutsuzluk ile -her birini çok sevse de- zehir eder hayatı ailesine. İşte o hırçınlık öyle tanıdık geldi ki bana, pek çok izleyici kızsa da ailenin babasına ben çok iyi anladım ve anneden daha fazla üzüldüm onun adına zira Bayan O'Brien gibi&amp;nbsp; neredeyse bir film için bile fazla hayali bir karakter sayılabilecek anne ve eş rolünden çok uzağım ben ne de olsa. Çocuklarına karşı olan fedakarlık ve sevgi düzeyinde yakın olduğuma inansam da yine de daha çok şey buldum isyankar ve kronik mutsuz Bay O'Brien'da. Durumum onun kadar umutsuz değil asla ama onun fütursuzca isyan edişlerinde kendimi buldum fazlasıyla. Mutsuz olduğum bir işi yaparak, üstelik bu mutsuzluğu kimi zaman eve de taşıyarak ne çok zarara yol açtığımı anladım filmin sonunda.&lt;span class="haberdetaymetin"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_1CTHm1qdx8/TwxMt1296HI/AAAAAAAAAYw/76U8iUqjoqY/s1600/treeoflife2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="230" src="http://3.bp.blogspot.com/-_1CTHm1qdx8/TwxMt1296HI/AAAAAAAAAYw/76U8iUqjoqY/s320/treeoflife2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="haberdetaymetin"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Yanlış insanlar aç kalıyor, sevgisiz yaşıyor ve erken ölüyor... Ve yanlış insanlar kazanıyor, seviliyor, uzun yaşıyor..."&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;diyor Bay O'Brien bir sahnede, aynı şeyi öyle çok söylüyorum ki ben de kendime.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Yaşam ne kadar tuhaf' dedim bir kez daha filmi izlediğimde ama inanıyorum tüm kalbimle yaradanın büyüklüğüne. Vardır bir hikmeti böyle olmasının elbette, bize bahşedilen akıl bunu algılamaya yetmiyor belki de.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1881815394945666494?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1881815394945666494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/hayat-agac.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1881815394945666494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1881815394945666494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/hayat-agac.html' title='Hayat Ağacı'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-sF43kVwcFA8/TwxMtpb9w1I/AAAAAAAAAYk/aCqlxFMoxIM/s72-c/treeoflife1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1788438355342925105</id><published>2012-01-06T00:19:00.000-08:00</published><updated>2012-01-06T00:54:57.640-08:00</updated><title type='text'>Mutluluk Mimi</title><content type='html'>İşte yine bir mim daha! Sevgili &lt;a href="http://pastakosesi.blogspot.com/"&gt;pasta köşesi&lt;/a&gt; mimlemiş beni bu defa, soruyor birini mutlu etmek için neler yaparmışım ben aceba? Kolay sıralamak maddeleri mevzu benim mutluluğum olsa, misal mutluluk nedir diye kendime sorduğumda, çok ama çok şey geliyor aklıma lakin öyle değil söylenen, benim bir başkasının mutluluğu için yaptıklarımmış istenen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünüyorum ara ara geçen haftadan beri, nasıl ifade edebilirim yazacaklarımdan rahatsız olmadan kendimi. Biraz ayıp geliyor çünkü bana yaptıklarımı söylemek sanki. Fakat aklım iki ayrı yana savruldu hep olduğu gibi. 'Ne var ki' diyor bir yanım 'ne kadar güzel postlar okudun bu konuyla ilgili', 'olur mu' diyerek atılıyor hemen&amp;nbsp; diğer yanım, 'insan bir başkası için yaptığı iyi birşeyi hiç dile getirir mi'! Salınıyorum ben de bu iki düşünce arasında pinpon topu gibi. Ve işin aslı 'olmaz' diyen taraf sanki daha kuvvetli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bundan sığınıp mimleyen güzel insanın affına, 'bir insanı mutlu etmenin on yolu'&amp;nbsp; olarak değiştireceğim konuyu bu yazıyla. Şüphe yok olacaktır benim yapmaya çalıştıklarım da aralarında&amp;nbsp; fakat bilesiniz hepsini başaran bir insan değilim asla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-yCeWKzqTxYE/Twa2u7-BkyI/AAAAAAAAAYY/1YFgFW72i1I/s1600/mutluluk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-yCeWKzqTxYE/Twa2u7-BkyI/AAAAAAAAAYY/1YFgFW72i1I/s1600/mutluluk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Sevmeli hepsinden önce, sevdiğinden sevileni de haberdar etmeli elbette, bir insanı mutlu etmenin en kolay yolu bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek sıradan olacak ilkinin üstüne fakat yazacağım yine de. Saygı göstermeli herkese ve kimse yoktur bundan hoşnut olmayacak herhalde. Kişinin yaşına konumuna aldırmadan, düşünce ve tercihlerine saygı göstermeli her zaman. Sayılmak&amp;nbsp; mutlu eder insan olanı en azından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatlı dilli olmalı, işi yılışıklığa vardırmadan -hiç gerçekçi olmuyor çünkü o zaman-&amp;nbsp; kibar ve sevgi dolu konuşmalı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affetmeli, zordur bu gerçi. Amaç mutlu etmek ise eğer, hatası büyükse bile ne denli, kişiyi gönülden affetmeli. Fakat asla bu hatayı sonrasında gündeme getirmemeli çünkü affetmek değil, koz olarak kullanmak olur o zaman ismi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstünden yük almalı, en büyük nimettir bu insana hele ki yoksa zamanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destek olmalı. Yanlışı olduğunda ve bundan dolayı pişmanlık yaşıyorsa yargılamadan yanında durmalı, teselli etmek için uğraşmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şımartmalı, değil yalnız çocukları beraberinde koca insanları. Belki açtığında gözlerini parlatacak bir hediye ile, belki sevdiği yemeği yaparak sadece, çok bunun yolu işte ama seviyor pek çok insan bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beğenilen, sevilen özellikleri dile getirilmeli. Misal elbisesi mi yakışmış, kıskançlık yapmadan söylenmeli ama samimi olmayan iltifatlarla kandırmamalı kimseyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenmeli, şüphe duyulan olmak başıma gelse çok incitirdi beni ve aynı şekilde çok mutlu eder sevdiklerimin bana karşı olan güveni, bu sebeple tereddüt etmeden güvenmeli mutlu etmek için o kişiyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerini bilmeli, en önemlisi de bu belki. Ana baba, eş dost, kardeş evlat her kim ise değerini bilmeli. 'Bizi mutlu eden, bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varmaktır' Montaigne'in dediği gibi, öyleyse bu hem bizi mutlu eder hem kıymeti bilineni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir ki mutluluk? Mutsuzluğumuzun bir anlık merhamete gelmesi mi Albert Camus'nun söylediği gibi? Kolay mı bulunması ya da daha önemli korunması? Var mı bir yolu ulaşınca ömür boyu saklaması? Yok değil mi? Biliyor bunu&amp;nbsp; herkes&amp;nbsp; benim gibi lakin arada sırada bile görmek için onu, razı olmaz mı nice acıya yaradanın her kulu? Özdemir Asaf şöyle anlatıyordu bir şiirinde mutluluğu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zenginlik planlı ve programlı olarak elde edilebilir. &lt;br /&gt;bir insandan bir insana taşınabilir, geçebilir.&lt;br /&gt;mutluluk, olduğu yerdedir, taşınmaz değerlerdendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahiden öyledir, olduğu yerdedir, sadece onu bulmak, bulduğunda da görebilmek gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1788438355342925105?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1788438355342925105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/mutluluk-mimi.html#comment-form' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1788438355342925105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1788438355342925105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/mutluluk-mimi.html' title='Mutluluk Mimi'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-yCeWKzqTxYE/Twa2u7-BkyI/AAAAAAAAAYY/1YFgFW72i1I/s72-c/mutluluk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1430826828838736478</id><published>2012-01-03T23:30:00.000-08:00</published><updated>2012-01-03T23:30:27.361-08:00</updated><title type='text'>Yeni Yılı Karşılama</title><content type='html'>Son yazdıklarımdan bu yana bir hayli değişiklikler oldu ruh halimde. Cuma günü haberlerin vahametiyle sarsıldım önce, daha kötü çok daha kötü hissetmeye başladım detayını öğrendikçe. Battaniyelere sarılmış cansız çocuklar gezdi durdu tüm gün zihnimde, ne kötü bir yıldı&amp;nbsp; iyi ki bitiyor dedim kendi kendime, sanki değişecekmiş gibi yeni yılda herşey birdenbire!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah daha iyiydim. Acı bizden uzaksa o denli kolay unutmak ne de olsa, nasıl acı hikayeleri var giden her gencin oysa lakin insan -değilse canından- dönüyor kendi hayatına illa her kayıbın ardından. Hele ki varsa bir çocuk size hayatı sıkı sıkı tutturan, o vakit daha da kolay oluyor çıkmak o buhrandan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-FlsUA7_OoPQ/TwP--y3vFrI/AAAAAAAAAYA/5lEhiy5D_FI/s1600/noel_baba.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-FlsUA7_OoPQ/TwP--y3vFrI/AAAAAAAAAYA/5lEhiy5D_FI/s200/noel_baba.jpg" width="192" /&gt;&lt;/a&gt;Bütün gün geçti tabi hazırlık içinde, harap bitap karşıdaki kuaföre geçtim akşam üzeri işim bittiğinde. Allah'ım o ne telaş kadınlarda, yeni yılda değişmek istediklerinden sanıyorum baştan ayağa, boya kağıtları sarılı saçlarıyla bir koltuktan diğerine geçiyorlar pedikür de yaptırmak maksadıyla ve pek tabi dokunamıyorlar bir yere yeni oje sürülmüş tırnaklarıyla. Utandım 'fön çektireceğim sadece' demeye tanışıklığımız da ilerlemiş salonun sahibi ne yaptıracağımı sorduğunda, hiç aklımda yok iken 'saç bakımı ve fön' çıkıverdi ağzımdan ezik bir ses tonuyla. Ait olmadığım bir yerdeymişçesine rahatsız hissederim kendi böyle ortamlarda zira etrafımdaki tüm kadınlar çok uzaktır bana. Hepsi gevrek gevrek şakalaşırlar saçlarını yapan çocuklarla, çoğunun saç rengi benim öldürseler yaptırmayacağım bir sarı tonunda ve aynadan birbirlerini süzerler mutlaka. Pek becerikli sayılmadığımdan saçlarımı şekle sokma konusunda ve elbet akşama gelecek misafirlerin hatırına girmiş bulundum bir kez aralarına. Sanılmasın eziyet çekiyorum kuaförde, çok hoşlanmam fakat kalabalık rahatsız ediyor beni daha ziyade, neyseki oturdum köşe koltuklardan birine ve önce 'yarım olsun' dememe&amp;nbsp; rağmen dolu gelen sıcak şarabın tamamını içtim yine de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FswDYW4iy5w/TwP_Id9noRI/AAAAAAAAAYM/alH5amZlM28/s1600/can_yilbasi.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-FswDYW4iy5w/TwP_Id9noRI/AAAAAAAAAYM/alH5amZlM28/s200/can_yilbasi.jpg" width="166" /&gt;&lt;/a&gt;Eve gittiğim gibi sonrasındaki yedi sekiz saat boyunca devam edecek olan bir telaşın içinde buldum kendimi, yemek sırasındaki yarım saati bulmayan süre dışında sahiden ama sahiden oturmadım bir saniye dahi.&amp;nbsp; Sekiz kişiydik sofrada, hatta dokuz oğlumla lakin beyimiz bir türlü katılmadı aramıza, sıklıkla yaptığı gibi etrafı temizledi süpürge ve faraşıyla!&amp;nbsp; Ben ise tüm gün birşey yememiş olmanın hırsıyla, servisi bitirdikten sonra odaklandım sadece kendi tabağıma, yedikçe yedim kıtlıktan çıkmışcasına, yılbaşıydı ne de olsa, çatlamak gerekiyor sanki gecenin sonunda! Nefsim biraz köreldiğinde aldım oğlanı kucağıma, aşırı yağlı iç pilavları halıya dökerken hiç ama hiç kızmadım o'na, bunca zamandır ilk kez ondan evvel kendi karnımı doyurmuştum galiba, bundan mıydı sükunetim aceba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlık değil de toplayıp yerleştirmekti asıl mesele, akşamın geri kalanını mutfakta geçirdim bu sebeple! Neyseki herkes ayrı ayrı ilgilendi oğlumla, tüm akşamı geçirdi güle oynaya, diyeceğim değdi onca yorgunluğa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla bir saat kala geçtik biz oğlumla odaya, sanıyorum yarım saat içinde dalmıştı uykuya fakat saat 23:58 idi ben gözümü açtığımda. Herkes gitmiş, Borga da uyuyakalmıştı koltukta, uyandırdım hemen sanki uçağı kaçıracakmışçasına,&amp;nbsp; havai fişekler tam da salonumuzun baktığı yerde patlamaya başladı o anda. Parti vardı yolun karşısındaki apartmanın üst katında,&amp;nbsp; kafasında noel baba şapkalı bir&amp;nbsp; kız balkona çıkıp çığlıklar atarak dans etmeye başladı, düşecek diye bana kısa bir panik yaşattı! O vakit yine düşündüm ne denli farklı hayatlar var aynı bulutların altında. Kimbilir kimisi nasıl karşılıyordu yeni yılı o esnada? Şanslıydım ben, çok şanslıydım hatta, sıcacık yuvamızda karşıladım yılı en çok sevdiğim iki insanla.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1430826828838736478?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1430826828838736478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/yeni-yl-karslama.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1430826828838736478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1430826828838736478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2012/01/yeni-yl-karslama.html' title='Yeni Yılı Karşılama'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-FlsUA7_OoPQ/TwP--y3vFrI/AAAAAAAAAYA/5lEhiy5D_FI/s72-c/noel_baba.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6177402275808003673</id><published>2011-12-30T02:15:00.000-08:00</published><updated>2011-12-30T07:18:46.630-08:00</updated><title type='text'>Mutlu Yıllar</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İlle de yapıyor insan geçen zamanın&amp;nbsp; muhakemesini her yılın sonunda. Umut hiç olmadığı kadar sarılıp sarmalıyor bedenleri aralık ayı boyunca, kapılıyoruz 'yeni' kelimesinin sahiden 'yenilik' getireceği yanılgısına. Hayatından bütünüyle memnun olan kimse olmadığından, insan denen varlık hep daha iyisini arzuladığından ve yeni yıl belki de tüm bu arzulara ulaşmak için önümüze ardını görmediğimiz bir kapı koyduğundan bekliyoruz o geceyi heyecanla. Ben çok itibar etmediğimi söylesem de buna, 'ne değişiyor ki yeni yıl olunca' desem de sıklıkla yine de sebepsiz bir mutluluk içinde buluyorum kendimi son zamanlarda. İşten çıktığımda süslenen mağaza vitrinlerinin önünden geçerek eve yürümeyi seviyorum mesela, parıldayan ağaç süslerini yanıp sönen ışıkları da keza. Bilmiyorum terazi kadını olmamın etkisi var mı bunda lakin seviyorum oldukça. Kimi zaman suçluluk duyuyorum ortak olduğum için bu saçmalığa ya da yakıştıramıyorum kendime daha doğru bir tanımla.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeni yıl dediğimiz, belki sahiden uzun ipince bir topukla yürüme çabasından başka bir şey değil Tarık Tufan'ın dediği gibi! &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Alışveriş çılgınlığı, çam ağacı olayı ve bir lokma bulamazken kimi, mide fesadı geçirecek kadar yiyerek geçirmek o geceyi rahatsız ediyor benim ruhumun bir köşesini.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Beri yandan kaç gündür aklımda kuruyorum yarın akşam hazırlayacaklarımın listesini, düşünüyorum ne giyineceğimi, masayı nasıl süsleyeceğimi. Velhasıl kaptırıyorum ben de kendimi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Piyangodan büyük ikramiye kazanmadıkça ya da Allah muhafaza kötü bir kaza olmadıkça kimsenin hayatı değişmiyor 1 Ocak'ta&amp;nbsp; ama zaman mecbur ediyor hepimizi yeni bir başlangıç yapmaya. Oysa her yeni başlayan gün zaten yeni bir başlangıç değil midir aslında?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eskiden hayıflanırdım zamanın böyle koştururcasına akmasına fakat şimdi büyüyor ya oğlum geçen her dakika, benim gibi o da yaş alıyor ya hani zamanla işte böyle büyük bir kazancı var artık geçen her anın bana. Misal tam 12 ay verdi bitmek üzere olan yıl oğluma,&amp;nbsp; anne dedi baba dedi, emeklemiyor halen derken adımlar geldi, öpmeyi sevmeyi öğrendi, yani çocuk varken zaman lehime işledi. Elbet diyorum ben de 'çabuk büyüyor' diye, dahası sanki çok büyümüş gibi şimdiden &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;bebekliğini &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;özlüyorum bile lakin artık en büyük amacım o'nu büyütmek, iyi yetiştirmek ise zaman yardım ediyor bana öyleyse. Üzülmüyorum artık zamanın hızına bu sebeple.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yarın akşama gelince evde olacağız elbette, yorulacak olsam da ev sahibeliği yapacağım oğlan için en rahatı böyle olur diye. Zaten o'na eğlence çıkacak olması da etkili hissettiğim bu heyecanda ve pek tabi çocuklu aile olarak hiç özel bir akşam geçiremememizin de katkısı var ayrıca. Malum her günümüz geçiyor koşturmacayla, keyfi davranmak pek mümkün olmuyor çocukla. Şikayetim olduğundan değil fakat istiyorum her insan gibi ben de özel günler arada sırada. İşte bu yılbaşı da bahane oldu bana.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Diliyorum herkesin sofrasında yemek olsun bu cumartesi akşamında. Kimse bilhassa çocuklar aç girmesin yeni yıla. Herkes umutla karşılasın yeni günü sıcak yuvasında. Diliyorum güzel bir yıl olsun 2012 tüm dostlara.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: inherit; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-zvUBXM7hhNM/Tv2ODI_LsmI/AAAAAAAAAX0/lq-ImBJ7ZyY/s1600/can_kart.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="260" src="http://3.bp.blogspot.com/-zvUBXM7hhNM/Tv2ODI_LsmI/AAAAAAAAAX0/lq-ImBJ7ZyY/s400/can_kart.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6177402275808003673?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6177402275808003673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/mutlu-yllar.html#comment-form' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6177402275808003673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6177402275808003673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/mutlu-yllar.html' title='Mutlu Yıllar'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-zvUBXM7hhNM/Tv2ODI_LsmI/AAAAAAAAAX0/lq-ImBJ7ZyY/s72-c/can_kart.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6653627538882084007</id><published>2011-12-24T05:05:00.000-08:00</published><updated>2011-12-24T12:46:33.672-08:00</updated><title type='text'>Mimlendim</title><content type='html'>Başlangıçta yalnız Can Bora vardı aklımda. Kıytırık bir not defterine kısacık cümlelerle anlatamayınca onunla geçen günleri makul gelmişti bana bu blog fikri. O zamanlar sadece araştırma için kullanıyordum blog alemini, hamilelikte başlamış, okudukça okumuştum doğum hikayelerini, işte bu sebepten ben de yazdım önceleri tecrübelerimi lakin gün geçtikçe sahiden bir günceye dönüştü burası&amp;nbsp;sanki. Artık içimden ne geliyorsa, ruhumu o&amp;nbsp; gün ne sıkıyorsa, hangi cümleler ağzımdan çıkmak isteyip de çıkamıyorsa onlar dökülüyor burda satırlara. Bu kadar da değil yalnızca, sahiden özel insanlarla tanıştım bu yolda, hayatlarına izleyici olarak katılıp kimi zaman ah çekip kimi zaman kahkaha attım yazdıklarını okuduğumda.&amp;nbsp;Paylaştım, öğrendim, eklendim onlarla.&amp;nbsp;Devam ediyorum keşfetmeye hala ve &amp;nbsp;biliyorum beni bekleyen çok blog var daha. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsi geçen güzel insanlardan bir tanesi sevgili &lt;a href="http://babaymben.blogspot.com/"&gt;hypo&lt;/a&gt; mimlemiş beni, şöyle ki yazmalıymışım 12 adet 2012 den beklediğim dileği. Seve seve dedim ben de tabi, dile benden ne dilersen demiş gibi Aleaddin'in cini, havaya girip sıraladım önce kafamda hepsini. Gelmişken böyle bir fırsat hiç geri çevrilir mi? Hadi dedim az evvel kendime kalk da yaz bir bir hepsini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-a-e29J5LCr8/TvXN1_TC6bI/AAAAAAAAAXo/gVLqtsEc74I/s1600/MM1TD00Z.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-a-e29J5LCr8/TvXN1_TC6bI/AAAAAAAAAXo/gVLqtsEc74I/s400/MM1TD00Z.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Önce sağlık olsun yeni yılda zira biliyorum herşeyden önemlisi&amp;nbsp;o aslında. Sevdiğim herkesin ve pek tabi kendimin sağlıklı bir yıl geçirmesini diliyorum en başta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir ev istiyorum sonra. Hatta yeni bir şehirde yeni bir&amp;nbsp;hayatın hayalini kuruyorum ara sıra, üstelik bu şehrin Avrupa'da bir yer olması var aklımda. Temelli gitmek değil niyetim asla ama birkaç seneliğine gitmek olabilir mesela, tabiki sebep olmalı babamızın işi dolayısıyla ve ben ailemle, bir de kendimle ilgilenmeliyim sadece oralarda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha fazla para istiyorum herkes gibi, hayallerimin pek çoğu için&amp;nbsp;ona ihtiyacım var ne yazık ki! Gerçi&amp;nbsp;derler ki parayla halledilebilirse tüm sorunların öyleyse&amp;nbsp;yoktur&amp;nbsp;esasında hiçbir sıkıntın.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Doğrudur gerçekten, aksi olsa tüm zenginlerin çok mutlu olması gerekirdi&amp;nbsp;bu sebepten.&amp;nbsp;İnanıyorum çok&amp;nbsp;para mutluluk vermez bilmem neden&amp;nbsp;lakin çok değil az biraz daha benim içimden geçen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzurlu ve rahat bir iş istiyorum. Hep evde oturmak -tabi bu lafın gelişi mümkün mü evde oturmak sanki- ister gibi konuşsam da çalışmak iyi geliyor aslında kadına ama öyle bir iş olmalı ki lanet etmemelisin sabah evden çıktığında, 'paranın gözü kör olsun çalışmak zorundayım dememelisin' canını sıkan birşey olduğunda. Enerjin kalmalı evine, çocuğuna ama para kazanmalı her kadın mutlaka. Nasıl bir iş istediğimi Borga'ya anlattığımda Beyazıt Öztürk'ün bir zamanlar canlandırdığı psikopat tiplemesine benzetiyor beni her defasında! İşe gitmeyeyim ama maaşım yatsın diyormuşum hesabıma! Yok öyle birşey aslında, ne şanslı anneler var etrafımda, çalışma saatlerini kendileri ayarlıyorlar mesela ve daha fazla vakit geçiriyorlar çocuklarıyla. Çok mu hayalperest bir dilek bu aceba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borga'yı daha fazla yanımda istiyorum. İkinci maddeyi sağlayacak bir iş teklifi almasını, çok kazanıp az çalışmasını diliyorum. Ailecek daha fazla vakit geçirmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Bora'nın dilinin çözülmesini, cümleler kurmasını, 'annecim' demesini heyecanla bekliyorum. Tövbe etmiş gibi demiyordu haftalardır bana anne, inatla baba diye çağırıyordu beni de fakat şükür bu sabah başladı yeniden 'anne' diye seslenmeye. Çok özlemişim duymayı meğerse. Sabah yanağıma bol tükürüklü bir öpücük kondurup uyandırdı beni 'anne anne' demesiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Avrupa seyahati istiyorum, yok yok birden fazla istiyorum. Hem daha önce görmediğim bir&amp;nbsp;şehire hem de oğlumla dayısına gitmek istiyorum ama gittiğimizde dayısının tezini vermiş, yüksek lisansını tamamlamış mutlu mesut bizi karşılamasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'daki depremzedelerin kışı aç ve üşüyerek geçirmemelerini, tez zamanda doğru düzgün evlere yerleştirilmelerini diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların hor görülmemesini istiyorum. Bakın bunu sahiden çok istiyorum zira&amp;nbsp;cehalete, vicdansızlığa tahammül edemiyorum.&amp;nbsp;Her insana insan gibi davranılmasını, kimsenin seçmeden sahip olduğu özellikleri yüzünden ayrılmamasını, zorluk yaşamamasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehit haberleri duymayalım önümüzdeki sene. Ne olur ölmesin gencecik gariban erler 2012 de. Artık olan oldu biliyorum ama para ödeyerek&amp;nbsp;askerlik yapmayacak olanlar hiç değilse kurtulamayacakları bir vicdan azabı taşısınlar içlerinde. Benim de bir oğlum var, içim titriyor askere göndereceğimi düşündüğümde lakin bunca can giderken utanıyorum ben para vererek gitmeyenlerin yerine. Ki gitseler&amp;nbsp;çok büyük bir kısmı silahı sadece fotoğraf çektirmek için alacaklar ellerine. Bilmiyorlar mı parasız ve eğitimsiz anadolu çocukları&amp;nbsp;serpiliyor teröristlerin önüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadınlar çocuklar taciz ve şiddet görmesin. Bunu yapanlar cezasını ama sahiden hak ettikleri cezayı çeksin. Adalet şimdiki gibi işlemesin.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Şike yaptılar diye akla ziyan cezalardan bahsedip -demiyorum elbet suçları varsa gezsinler dışarıda lakin makul olmalı cezalar sonuçta- bana kalsa idam ettirilmelerini hiç düşünmeden isteyeceğim suçlular üç beş yıl yatıp sonra salıverilmesin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak isteyen herkes anne olsun, baba olsun, sağlıklı çocukları olsun. Çocuklar mutlu olsun, değil sadece 2012 de ya da bu ülkede, ne kadar çocuk varsa yeryüzünde gülsün yüzleri her sene ve her yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel ama sahiden güzel bir yıl olsun dilerim tüm kalbi temizlere...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6653627538882084007?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6653627538882084007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/mimlendim.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6653627538882084007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6653627538882084007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/mimlendim.html' title='Mimlendim'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-a-e29J5LCr8/TvXN1_TC6bI/AAAAAAAAAXo/gVLqtsEc74I/s72-c/MM1TD00Z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4218698085715049099</id><published>2011-12-22T05:44:00.000-08:00</published><updated>2011-12-22T05:44:45.421-08:00</updated><title type='text'>Boşa kürek</title><content type='html'>Sahiden gayret ediyorum bir haftadır. 'Dur kadın' diyorum içimden, öfke senin aklına o cümleleri düşüren, hele bir kıs sesini, sonra söyle diyeceğini, hem büyütme öyle gözlerini, kimbilir nasıl da itici yapıyor bu halin seni, hadi sakinleş biraz bak nasıl düzeliyor bir bir hepsi. Durup düşününce birkaç saniye hemen hak veriyorum bu sese, eğer ki güzellikle söyleyemeyecek kadar kızgınsam sessiz kalıyorum bir süre. Fakat hiç çıkış yapmıyor değilim, olmuyor ki 'artık değiştim' demekle, alışkanlıklar bir günde bırakılmıyor haliyle. Ama topluyorum kendimi kısa sürede, ya şakaya vuruyorum ya da anlatmaya başlıyorum derdimi yumuşak bir sesle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte son bir haftadır benim halim böyle, henüz çok yolum olsa da daha iyi görüyordum kendimi eskiye göre lakin evvelki akşam sordum bizimkine 'bende hiç değişiklik görüyor musun son günlerde?' Hiç düşünmeden cevap verdi 'yooo' diye! Baktı ki iyi bir ifade yok yüzümde, herhalde istediğim cevabı bulmak için 'ne gibi' diye sordu kendisini neyin beklediğini merak eden bir endişeyle. Ben dedim, böyle böyle bir karar verdim, daha hoşgörülü daha sabırlı olma niyetindeyim, sana oğlumuza daha özenliyim, fark etmedin mi sesimi son günlerde -neredeyse- hiç yükseltmedim! Çok kısa bir an durdu, sanıyorum o esnada kafasında bu muhabbetten en kısa yoldan nasıl kurtulacağını kurdu, başladı sonra konuşmaya, 'sen zaten sesini yükseltmiyorsun ki hiç bana', ekledi şaşkın bakışlarımı görünce arkasına: 'Can Bora yemeğini yemediğinde bağırıyorsun ara sıra'! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmanın bundan sonrası pek önemli değildi zira yuvarlak cevaplarla bir an önce muhabbeti bitirme niyetindeydi. Saat 23 civarı olduğundan uyku vakti gelmişti ve hele ki uykusu olduğunda böyle diyaloglar o'nun için tam bir işkenceydi. Yağlayıp ballayıp gönderdi beni yatağa, biliyordu elbet eleştirirse uzayacaktı konu daha fazla, bu sebeple hak verdi her söylediğim cümleden sonra bana. Fakat ben anlamadım doğru yolda mıydım yoksa boşa kürek mi çekiyordum aceba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Or3PRLu6wNc/TvMzRgiNkRI/AAAAAAAAAXQ/wT9pIrUltnw/s1600/images_karikat%25C3%25BCr.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-Or3PRLu6wNc/TvMzRgiNkRI/AAAAAAAAAXQ/wT9pIrUltnw/s320/images_karikat%25C3%25BCr.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir erkek karısından ne bekler? Kendisini güleryüzle karşılamasını, önüne yemek koymasını, mümkünse tabağı da kaldırmasını, kirlilerini dolabından toplayıp temiz ve ütülü olarak yeniden dolabına koymasını, tabiki çocuğuna iyi annelik yapmasını, kendini salmadan ama&amp;nbsp; seksiliğe de kaymadan güzel ve bakımlı olmasını peki dahası?&amp;nbsp; Dahası fazla konuşmamasını, herşeye yorum yapmamasını, kılı kırk yarmamasını, her mevzuyu masaya yatırmamasını, ne düşündüğünü ne hissettiğini ille de her defasında kocasına anlatmamasını bekliyor zira erkekler kadınlar kadar derin düşünmüyor. Misal bizimki için hiçbir konu akşamın ilerleyen saatlerinde 'gel otur da bi konuşalım seninle' diyecek kadar önem arz etmiyor. Mevzu her ne ise ertesi sabah iki dakikada hallediveriyor. Anladım ki erkekler için işler çok ama çok basit yürüyor. Bu sebepten onlara karşı daha yüzeysel olmak, daha kısa cümleler kurmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından benimki kesin bunu bekliyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4218698085715049099?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4218698085715049099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/bosa-kurek.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4218698085715049099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4218698085715049099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/bosa-kurek.html' title='Boşa kürek'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Or3PRLu6wNc/TvMzRgiNkRI/AAAAAAAAAXQ/wT9pIrUltnw/s72-c/images_karikat%25C3%25BCr.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3182503562849308631</id><published>2011-12-19T02:35:00.000-08:00</published><updated>2011-12-19T02:35:39.562-08:00</updated><title type='text'>Aşure iyi geldi bizim eve</title><content type='html'>Sükunetim belli belirsiz eğriler gösterse de kendimden hiç beklemediğim şekilde devam etmekte. Sanki ben değilim içimdeki, başka biri geçmiş yerime. Belki yeni bir başlangıcın hevesiyle, belki o yeni başlayacak yıl için kurduğum hayallerin şevkiyle ölçüsüz bir rahatlık ve mutluluk besliyorum son günlerde bünyemde. Doğum sonrası sendromunu yeni atlattım belki de. Yeni fark ediyorum meğer ne güzellikler var çevremde. Herşeye rağmen hayat nasıl güzel yine de. Kötü bir ruh girmişti evvelden belki&amp;nbsp; içime, çıktı gitti benden ona hayır gelmeyeceğini görünce. Ben kaldım geriye. Yine tek başımayım kendi bedenimde. Bundan herhalde nereye baksam  farklı görünüyor gözüme. Korkmuyor değilim geçer diye, yeniden herşey ya eskiye dönerse diye, ben yine hiç hazetmediğim o kimliği üstüme giyerim diye ama şimdi iyiyim işte, önemli olan sadece bu belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta aşure yapıp dağıtma isteği duydum birdenbire. Yoktu hiç aklımda gerçi bayılırım tadına, eğer ki sevdiğim gibi olmuşsa fakat yapmam asla, yapmadım bugüne kadar daha. Hem bir kase tatlı yemek için ne gerek var onca yorgunluğa. Böyle derdim eskiden olsa. Lakin yemek yoktu bu sefer aklımda, niyetim dağıtmaktı konu komşuya. Hevesim olduğunda en zor iş hiç zor olmaz bana ama zordur en basit iş dahi eğer ki hevesim yoksa. Perşembe günü iş çıkışı giderken yaptım alışverişi, sıralayınca istediklerimi, çalışan 'aşure mi yapıcaksın abla' dedi, 'evet' dedim sorudan hoşnut,&amp;nbsp; içimden yaptığımda bu adamlara da mı getirsem diye geçirdim, nasıl bir heves geldiyse tüm kavaklıdereye dağıtmak istedim. Neyseki bunu sadece o an düşünüp geçtim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyuturken Can Bora'yı ben de uyuyakalmışım cuma akşamı, gece rutin meme molalarına rağmen dinlenmiş açtım gözlerimi cumartesi sabahı. Kahvaltının ardından giydirip oğlanı yolladım babasıyla dışarı. Evvelden kolayladığımdan işleri, seri bir şekilde yaptım gerisini. Bizimkiler döndüğünde, aşurem bitmişti neredeyse. Heyecanla beklerken ılınmasını, üstüme kırmızı benekler kondurarak ayıkladım koca bir narı. Borga aşureyi hiç mi hiç sevmediğinden tadına bakma görevi bana düştü mecburen! Elbet gönlüm yok değildi lakin eğer ki beğenirsem kendimi nasıl durduracağım asıl meseleydi. Doldurdum koca bir kaseyi, üzerini özenle süsledim sanki bir başkasına ikram edecekmişim gibi. Önce yavaşça bir kaşık aldım, sonra bir tane daha ve sanıyorum bitirdim hepsini en fazla iki dakikada! Sonuçtan memnun döndüm mutfağa, hazırladım tabakları, Can Bora uyurken de dağıttım bir kısmını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-3T61IIxVqAg/Tu8PhFLIikI/AAAAAAAAAWs/DFB0k3h1B0c/s1600/a%25C5%259Fure.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="235" src="http://2.bp.blogspot.com/-3T61IIxVqAg/Tu8PhFLIikI/AAAAAAAAAWs/DFB0k3h1B0c/s400/a%25C5%259Fure.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Günün sonunda mesuttum, dağıtım bittiğinde artık her sene yapacağımı söyledim kendi kendime. Fakat oğlan gün boyu inanılmaz zorluklarla yemişti yemeğini yine. Akşam yemeği faslı büyüdükçe büyüyordu gözümde. Balık vardı o günün menüsünde ama hemen kabul ettim Borga dışarıda yemeyi teklif ettiğinde. Beykoz'a gittik, ben kuzu haşlama ve tereyağlı pirinç pilavı söyledim bizimki sever diye. Sahiden gözleri büyüdü pilavı görünce, benim vermemi beklemeden uzanıp almaya çalıştı eliyle. Et de yumuşacıktı, yedi her ikisinden güzelce. Günün en güzel olayı buydu herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü kentpark'taydık alışveriş için. Can Bora'nın arkadaşı Eymen'le karşılaşınca oturduk Timboo Cafe'de biraz onlarla. Çocuklu müşteriler için dvd player getiriyorlar masaya, bu aralar mickey mouse ile tanıştığından onu açtırdık ama o bile en fazla on dakika tuttu bizimkini masada. Önce şekerleri dağıttı, sonra masaya çıkmaya çalıştı, dahası inanılmaz uslu bir çocuk olan Eymen'i bile azdırdı. Ama biz akıl ettik tabi kovulmadan kalkmayı! Zaten babamızın -maç izleyeceğinden- ekşimeye başlamıştı suratı. Eve gittiğimizde o çıkmadan evvel alışveriş torbalarını boşaltmam, yemeği hazırlamam, kendimi ve oğlanı yıkamam için sadece yarım saatim vardı zira yarım saat sonra babamız arkadaşında maç izlemek üzere yola çıkmalıydı! Benim de duşa gireceğimi öğrendiğinde oflayarak gitmeyeceğini söyledi, blöf olduğu çok belliydi ama yine de beni banyo işinden vazgeçirdi. Hızlıca torbaları boşaltıp yemeği koydum, oğlanı pek ala kendim yıkayabilirdim sorun etmedim. Kızdım tabi duyarsızlığına ama söylenmedim. Gittiği yerde az da olsa vicdan azabı duymasını evde olup da destek olmamasına tercih ettim. Aslında o olmadığında bir başıma idare etme konusunda hiç de fena değilim, varlığında genellikle sinir stres içindeyim ama son günlerde bu konuda da eskiye göre daha iyiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-3F0nJlsaoxs/Tu8PnIviq6I/AAAAAAAAAW4/FHMZJ45Ym4c/s1600/canbis_uyku.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="183" src="http://4.bp.blogspot.com/-3F0nJlsaoxs/Tu8PnIviq6I/AAAAAAAAAW4/FHMZJ45Ym4c/s320/canbis_uyku.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sabah gözümü açtığımda meleğimin ayakları vardı yanı başımda. Bacak bacak üstüne atmış uykusunda nasıl olduysa. Günlerdir ilk kez ondan evvel uyanıp, uyurken izleme şansını yakaladım sonunda. Uzun uzun baktım suratına, yaklaşıp kokladım doyasıya. Bir çocuğun en güzel hali uykusunda kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güne güzel başladım bu manzara karşısında, babası dahi bozamaz keyfimi artık bu hafta.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3182503562849308631?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3182503562849308631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/asure-iyi-geldi-bizim-eve.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3182503562849308631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3182503562849308631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/asure-iyi-geldi-bizim-eve.html' title='Aşure iyi geldi bizim eve'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-3T61IIxVqAg/Tu8PhFLIikI/AAAAAAAAAWs/DFB0k3h1B0c/s72-c/a%25C5%259Fure.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7786808705162560164</id><published>2011-12-14T05:54:00.000-08:00</published><updated>2011-12-16T01:25:04.181-08:00</updated><title type='text'>Değişim zamanı</title><content type='html'>Bakınca şöyle bir yazdıklarıma, aynı şeyleri tekrarladığımı fark ediyorum aslında. Şikayet edecek birşeyler buluyorum her zaman her koşulda. Önceleri&amp;nbsp; kendim gibi melankolik bloggerları takip ediyordum çoğunlukla, yazıyordum 'ben de ben de' diye yazılarının altına, nasıl tahammülsüzdüm mutlu mesut herşeyin yolunda gittiği hayatlara, iki aydır gitmeyi planladığım halde bir saat ayırıp da gidememişken ben cilt bakımına sen nasıl gidebilirsin diyordum içimden hergün saç yaptırmaya? Teselli ediyordum kendimi, diyerek aman onlar da anne mi, yediriyorlar çocuğa iki gün aynı yemeği, hem bir çocuğa akşam yemeği diye sadece makarna verilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl büyütmüşüm gözümde anneliği, nasıl yersiz eleştirmişim kendimden görmediklerimi. Tek çocuk büyüten, tüm doğruları bilen benmişim gibi! Onaylamayan bakışlarla bakarken çocuğu uykusuzluktan ağlayarak gözlerini ovuşturduğu halde bluz bakmaya devam eden anneye, tanımadığım o kadının 'iyi bir anne' olmadığına dair bir nebze şüphe yoktu içimde. Şaşıyorum şimdi nasıl böyle küstah olabilmişim diye!&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındaydım bir süredir artan asabiyetimin. Rahatsızdım dönüştüğüm kadından, uğraşıyordum kurtulmak için bu durumdan lakin zorladıkça kendimi sakin olmak adına, daha ölçüsüz bir çıkış sergiliyordum bir sonraki kriz anında. Sonra birden 'dank' diye bir ses duydum kafamda! Ben sadece kendim gibi gördüğüm insanların yazılarını okuyormuşum aslında, hep böyle değil midir zaten hayatta, uzaktan bakarız bizim gibi olmayanlara. Oysa 'farklı' gördüğümüz bir insandan öğreneceklerimiz her daim daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-roWH9eY9dhE/TuiqAucxEyI/AAAAAAAAAWc/4wnC4dxFRww/s1600/perfect.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/-roWH9eY9dhE/TuiqAucxEyI/AAAAAAAAAWc/4wnC4dxFRww/s1600/perfect.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Anlamaya çalıştım insan nasıl oluyor hem iyi bir anne hem de iyi bir eş aynı zamanda. Evvelden mümkün değildi bu benim kafamda, varsa civarda bir aday bu konuda, ya anneliğinde eksik vardı ya da olmalıydı keramet kocasında zira kati surette yetişemezdi normal bir insan evladı hem ona hem buna. Halen inanıyorum elbet insanların çocukları, eşleri farklı olduğu gibi imkanları da farklı keza. Olamaz zaten bir hayat tıpatıp aynı başka bir hayatla. Lakin yanlışım vardı, olmalıydı zira bu denli hoşnutsuz olmam hiç normal değildi içinde bulunduğum koşullarda. Evim işime yedi dakika uzaklıkta, sabah dokuzda çıkıp, akşam evde oluyorum en geç 18:10 da. Öğle tatilinde oğlumla kucaklaşıyoruz kırkbeş dakikalığına da olsa. Kayınvalidem her sabah geliyor, akşam ben gittiğimde de çıkıyor yani oğlumu  -yanında olmadığım saatlerde- yine canından biri büyütüyor.  Üstelik hem o'na çocuk bakımında hem de bana ev işlerinde üstünkörü de olsa destek olan bir yardımcımız var. Hal böyle olunca,&amp;nbsp; değil dırdır yapmak her fırsatta, sabah akşam şükretmeliyim aslında. Hiçbir destek almadan, üstelik kısıtlı maddi imkanlarla çocuk büyüten anneler var iken, ben onsekiz aydır çocuğuma almak isteyip de alamadığım tek bir şey olmamışken, yavrum ben çalışırken hık dese on dakika sonra yanında olabilecek lükse sahipken, kocam tüm huysuzluğuma ve kuralcılığıma rağmen daha bir gün bana 'bi sen mi çocuk bakıyorsun' dememişken böyle davranmamalıyım sahiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalan değildi tabi evvelden yazdıklarım. Sığamıyoruz misal artık eve, yeni ev lazım bize. İş desen çalkantılar devam etmekte,&amp;nbsp; gittiği yere kadar devam diyorum şimdilik ben de. Canbiş hiç iştahlı bir çocuk değil halen, bilhassa kahvaltı öğünleri işkence resmen. Babayı atıp misafir odasına aldığımdan beri o'nu koynuma biraz daha iyi uyur oldum gece boyunca fakat sık sık uyanmaları ve meme almadan bir daha uykuya dalmamalarına devam ediyor ısrarla. Hafta sonu geldiğinde cumartesileri çalışıyor ille baba, yalnız bırakıyor beni çoğunlukla ev ve çocuk konusunda. Haklıydım yani yardım etmiyor derken bana. Fakat zihnimde bir iki gündür yeni parıldayan düşünce bunların -benim sandığım ölçüde- büyük sorun olmadığı doğrultusunda. Doğruymuş meğer herşeyin insanın kafasında bittiği aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam bu duygular içinde gittim eve, muhakkak sabır ve güleryüz göstereceğim dedim oğluma ve eşime. Her daim bağırıp çağıran korkunç bir karakter değilim kesinlikle fakat arada sırada bile yapmak yer ediyor karşındakinin zihninde. Hiç ama hiç yükseltmemeliyim dedim sesimi, hem zaten o kadar çileden çıkacak ne var ki? Yemesin yemeğini, döksün saçsın önündekini, Borga gelir gelmez koltuğa atsın kendini, bir tabak bile taşımasın isterse içeri. Ne olacak ki? Çok zor geliyorsa bırakırım öylece, zor gelmediği vakit yaparım iş her ne ise. Yetişmeye çalışırken her yere ne çok şeyi feda ediyormuşum meğerse. Mızmızlanarak çekiştirirken beni&amp;nbsp; Can Bora, mümkün olduğunca seri bir şekilde koydum yemeği ocağa. Etli biber dolması yaptım kaşla göz arasında,&amp;nbsp; bir parça daha az olsun faydası diyerek hiç uğraşmadım detayıyla. Gittik hemen ardından oğlumla el ele salona. Oturdu halıya, elini yere vurarak oturttu beni de yanına. Beklemiyordu herhalde şaşırdı bir an 'ne oynayalım' diye sorduğumda. Yemek pişene dek oyalandık bir süre, sonra babamız geç geleceğinden oturduk ana oğul sofraya. Koydum tabağını önüne, küçük müdahaleler de bulunsam da müsade ettim kendisinin yemesine, yarısında hevesi gidince ben devam ettim yedirmeye. Televizyonu açmadım o sürede, sadece sohbet ettik, gülüştük oynadık yine. Babamız geldiğinde kocaman bir tebessümle karşıladım o'nu. 'Çok yoruldun mu' dediğinde 'hayır' dedim, verdiğim cevaptan gurur duyarak içimden gülümsedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar sürdürebilirim bu sükuneti emin değilim lakin devam etmesi için sahiden uğraş verme niyetindeyim. Beraberinde daha esnek olmak, daha fazla tolere etmek de hedefim. Bilmem başarabilir miyim ama ben yeni yıla yeni ümitlerle girmeyi severim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7786808705162560164?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7786808705162560164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/degisim-zaman.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7786808705162560164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7786808705162560164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/degisim-zaman.html' title='Değişim zamanı'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-roWH9eY9dhE/TuiqAucxEyI/AAAAAAAAAWc/4wnC4dxFRww/s72-c/perfect.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3160869518620152130</id><published>2011-12-09T08:07:00.000-08:00</published><updated>2011-12-09T08:07:24.423-08:00</updated><title type='text'>Zalim niye zalim?</title><content type='html'>Sabır eşiğim yüksektir benim, sinirlenirim ama sahiden çok zor 'yeter artık' derim. Dediğimde de dönmem bir daha geriye ne yapıp edip uygularım verdiğim karar ne ise. Sanılmasın çok kararlı bir yapıya sahibim, bilakis endişe verici düzeyde kararsız biriyim lakin ezkaza canıma tak ettiğinde beynim normalde hiç olmadığı kadar söz geçiriyor bedenime ve kalbime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu çocuk olduğunda ise haklı yere söylenmiş 'yeter' lerimin ardından dahi, geçmeden iki dakika sanki suçluymuşçasına özürler dileyerek affettirmeye çalışırım kendimi o'na. Önce kızarım sonra tam bir dengesizlik örneği sergileyerek yanaklarına yapışırım, dayanamam hiç onunla bozuşmaya hep alttan alırım. Tam da bu sebepten babası olsun istiyorum evdeki otorite, değil miyim ki ben anne, ölçüsüz bir şekilde sevebilmeliyim o halde. Hem içimde saklı tutamam ben hiçbir şeyi, nasıl tutayım o'nu ne çok sevdiğimi? Hal böyleyken zor oluyor tabi öğretmek herhangi bir şeyi, misal kıyamadığımdan ağlatmaya tam onyedi ay uyuttum miniği kucağımda, hem de ayakta evin içinde salına salına! Çok kez denedim yatağında uyutmayı ama birinde olamadım başarılı. Baktım birkaç haftadır babasının yerinde yatınca gece yine uyansa da yataktan kalkmadan uyuyor her defasında, dedim o zaman uykuya da geçelim yatakta. On gündür yılmadan deniyorum uyutmayı yanımda, sahiden tak etmiş demek ki canıma, bir gün tam iki saatte uyudu yine de alıp kucağıma kalkmadım ayağa. Bilmiyorun haksız böbürleniyorum belki de, adamımız ağlamıyor ki uykuya geçme sürecinde -gerçi ağlatmadan öğretilmeli diye düşünüyorum ben zaten hedef her ne ise- emin olamadım ne yapardım eğer ki dirense. Ama sonuç itibariyle yatakta biraz meme biraz debelenme ile geçiyor artık uykuya bizimki en az bir, en çok iki saat içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle olunca salona geçmem saat 22 civarı oluyor eğer şanslı günümdeysem ki genellikle daha geç oluyor şans bana gülmeyi pek sevmediğinden. Fakat her şerde bir hayır vardır misali, izletmiyor bana lüzümsuz dizileri uzayan bu uyku süreci. Yetişiyorum dizilerin son on dakikasına ve bölüm boyunca olup biteni çözüyorum o on dakikada! Meğer ne çok vakit kaybediyormuşum bu dizi saçmalığıyla. Kaç kitap bitirirmişim harcadığım o zamanlar boyunca. Doğru söylemiş olmam tabi desem ki 'asla izlemeyeceğim bundan sonra' fakat tercih ederim yerine uzanmayı oğlumun yanında.Velhasıl koymuyor Can Bora'nın geç uyuması şu sıralar bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evvelki akşam 'Kuzey Güney' in sonlarına yetiştim yine geç uyuyunca, açtığımda Cemre ve annesi konuşuyorlardı ilkin anlamadığım bir konu hakkında, Gülten Hanım şöyle bir laf etti konuşmanın arasında:&lt;br /&gt;-Zalim niye zalim? Zevk alıyor zalimlikten çünkü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok insana rastladım kötülük derecelerine inanamadığım. Merak ederim hep geceleri nasıl uyku girer gözlerine, nasıl vicdanları rahat eder birinin mutsuzluğuna sebep olduklarını bile bile. Aceba ettiklerini hiç bulmuyorlar mı? Bulduklarında uslanmıyorlar mı? Merak ederim insan nasıl o denli insanlıktan çıkabilir, bir başkasının canına kıyabilir, hayatını karartabilir yahut en iyi ihtimalle gözyaşına sebep olabilir? Merak ederim bir kalp niye bu denli kötülükle dolu olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülten Hanım haklı belki, sahiden zevk aldığından yapıyordur kimi lakin böylesine hastalıklı bir ruh nasıl meydana gelmiştir ki? Korkunç trajedilerle dolu kimisinin hayatı, anlaşılabilir belki bu sebeple yaptıkları fakat zalimlik, canilik sadece böylelerinin içinde değil ki, her yere ama her yere yayılmış sanki. Bencillik ve haset pek çok insanın ortak özelliği olmuş ne yazık ki! Vicdan herkesin içinde biraz vardır sanırdım, meğer öyle değilmiş ben de çok sonra anladım. Hamlet'e göre hepimizi korkak yapan şeymiş vicdan, korkak olsa o zaman keşke her yaradılan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-NFcer1JHsG8/TuIyFG19u6I/AAAAAAAAAWQ/L1NQSQ8gWvU/s1600/prayer1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://2.bp.blogspot.com/-NFcer1JHsG8/TuIyFG19u6I/AAAAAAAAAWQ/L1NQSQ8gWvU/s200/prayer1.jpg" width="161" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Ben kendimi geçtim de çok ama çok endişeleniyorum oğlumun geleceğini düşündüğümde. Uzak durmaya gayret etsem de, şu anların güzelliğini gölgelemek istemesem de ve yanında uzanırken dünyayı sahiden boşversem de&amp;nbsp; felaket senaryoları geliyor zaman zaman aklıma gördüğüm kötü insanlar karşısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vicdan öğretilebilir birşey mi bilmiyorum fakat hem oğlumun hem karşısına çıkanların vicdanlı olmasını canı gönülden diliyorum. Zalimliğe gelince Allah kimsenin içine koymaz böyle bir duyguyu doğuştan herhalde, öğreniliyor sonradan öyleyse.&lt;br /&gt;Ben asla öğretmeyeceğim bebeğime...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3160869518620152130?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3160869518620152130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/zalim-niye-zalim.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3160869518620152130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3160869518620152130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/zalim-niye-zalim.html' title='Zalim niye zalim?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-NFcer1JHsG8/TuIyFG19u6I/AAAAAAAAAWQ/L1NQSQ8gWvU/s72-c/prayer1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-2905869223923314885</id><published>2011-12-02T06:31:00.000-08:00</published><updated>2011-12-02T07:15:05.599-08:00</updated><title type='text'>Enneagram Testi</title><content type='html'>Sıklıkla düşünüyorum neyi yanlış yapıyorum diye son zamanlarda. Yetersiz hissediyorum kendimi görüp duydukça başkalarının başa çıktığını iki üç çocukla. Benim yaptığım tüm işleri yapıp nasıl olup da yetişiyorlar daha fazlasına? Elim mi ağır nedir benim sorunum aceba? Herşey tamam olsa bunca koşturmacaya şikayet de etmeyeceğim aslında lakin değil böyle, eksik birşeyler kalıyor ille. O kadar plan program yaparken son dakika yetişiyorum her işe. Üstelik hiç mi hiç vakit ayıramıyorum kendime. Geçenlerde bir heveslendim, tamam dedim artık düzeleceğim, hergün en azından beş on sayfa kitap, her hafta da bir film izleyeceğim. Şüphem yoktu bu sayede daha iyi bir eş ve anneliğe terfi edecektim zira daha fazla sabır için biraz ruhumu beslemeliydim. İki günde sayısız kere durdurarak izlediğim bir film ve seçtiğim kitaptan hepi topu 20 sayfa okuyabildim, yol yakınken vazgeçip 'uyku da kendime ayırdığım vakit nasılsa' diyerekten yatağa gitmeyi kitap ya da filme tercih ettim! Sonra başa dönüp sormaya başladım yeniden: ben niye böyleyim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakter analiz modellerinden biri olan 'Enneagram Testi'ne rastladım birkaç gün önce, fazla itibar etmesem de bunlara -bazen anlayamadığımdan kendimi aceba anlatır mı bana beni diyerekten- başladım cevap vermeye sorulara.&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kısa ve net yirmiyedi sorunun kiminde işaretlerken 'evet ben kesinlikle buyum' ya da 'asla değilim' seçeneklerini gereksiz bir rahatsızlık içinde hissettim kendimi sanki itiraf etmek istemezmiş gibi, gerçeklerle yüzleşmeye korkan biri gibi. Bittiğinde hastalığımın teşhisini beklercesine tedirgindim zira memnun olmayacağım bir sonuç çıkacağından bir hayli emindim. Öyle ya kızarken birilerine ben aslında onlardan çok kendi verdiğim tepkilerden şikayetçiydim, ararken haklı gerekçeler hatalarıma kılıf bulmak istediğimin bilincinde değildim. Ama o vakit&amp;nbsp; nasılsa ortaya çıkacak diye düşündüğümden midir yoksa sorulara cevap verirken zaten kimini fark ettiğimden midir bilmem çözülüvermişti kafamdaki bilinmezlikler aniden. Biliyordum artık nerede eksiktim ben. Sonuç 'mükemmeliyetçi' diye göründü ekranda ben bunları düşünürken. Detaycı, eleştirel, esnek olmayan, yargılayıcı ve yazıyordu dahası. Aklımdan geçenlerde vardı fazlası fakat bunlar da zihnimdekilerle örtüşüyordu işin aslı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DBTI17sIlGs/TtjUu5Wk_NI/AAAAAAAAAUc/AWpsYcmu8Ig/s1600/Tip1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="389" src="http://2.bp.blogspot.com/-DBTI17sIlGs/TtjUu5Wk_NI/AAAAAAAAAUc/AWpsYcmu8Ig/s400/Tip1.jpg" width="270" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutarlı biri olmadım hayatımın hiçbir döneminde, hep bir öyleydim bir böyle. Acımasız bir gardiyan var içimde, zulüm ediyor bazı bazı hem bana hem çevremdekilere. Engel olamadığım, daha kötüsü birilerini -ki bu çoğunlukla Borga oluyor pek tabi- incitmeden rahatlayamadığım bir buhran içine giriyorum işler planladığım gibi gitmediğinde. Esnek değilim hiçbir konuda kati surette. Adil olmaya çok gayret etme büyüklüğünü göstersem de haddinden fazla kurup empatiyi affediyorum sonra gerçek suçluları dahi. En yakınlarıma püskürüyorum hep öfkemi, sanki çekmek zorundalar gibi! Annelik var bir de tabi, belki bu tetikledi en çok da beni. Sınırsız bir sevgi, koruma ve sorumluluk duygusu ile sanıyorum kontrol edemediğim bu davranışlarımın arttı dozu eskisine göre. Daha iyi, daha iyi bir anne olmaya çalışıyorum gün geçtikçe, sanılmasın yarışıyorum biriyle, tek derdim en doğrusunu yapmak o'nun için sadece lakin iyiye gitmeye çalışırken kötüye ilerliyorum nedense. Çuvallıyorum pek çok işte, misal 18. aya geldik uykusu halen mesele. Yemeklerine o kadar özen gösteriyorum ki onu da koyayım bunu da yapayım diye diye bir öğün yediğini hazırlıyorum bir saatte. Eskiden 'saatlerce mutfakta kek börek yapabilirim,&amp;nbsp; karın doyuracak değil keyif verecek yemekler yapmaktır benim için mühim' derken şimdilerde çığlık atmak istiyorum bir türlü bitmediğinde mutfaktaki işim. Eziyet diyorum artık bu yemek işi için! Şu testin sonunda çıkan sonuçlar var ya, işte orda yazanlar tam da burada dert oluyorlar başıma zira diyemiyorum misal 'iki gün aynı yemeği yesin oğlan da' ya da 'geçiştirelim bu akşam sade bir makarnayla', biliyorum halbuki birşey olmaz arada bir yediğinin çok da fazla olmasa besin değeri. Ama olmaaaaz benim için, sonra kendime nasıl zulüm ederim değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum bazısına, o nasıl rahatlık yarabbi dünya dursa değil umrunda, ben niye değilim onların arasında? Bile bile yanlışlarımı neden halen düzeltemiyorum onları? Şükredecek sayısız gerekçem var iken ve sızlanmalarımın çoğu haksızken neden böylesine içli içli söylenmem?&lt;br /&gt;Enneagram söyledi aslında bana nedenini lakin neden değil çözüm lazım bana belli ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-2905869223923314885?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/2905869223923314885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/enneagram-testi.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2905869223923314885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2905869223923314885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/12/enneagram-testi.html' title='Enneagram Testi'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-DBTI17sIlGs/TtjUu5Wk_NI/AAAAAAAAAUc/AWpsYcmu8Ig/s72-c/Tip1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6138015571603901247</id><published>2011-11-30T07:14:00.000-08:00</published><updated>2011-11-30T07:14:58.955-08:00</updated><title type='text'>Biri maymun mu dedi?</title><content type='html'>Haftalardır 'baba' dan başka bir şey demeyen Can Bora, dün ilk kez 'maymun' demiş nasıl olduysa. Bekliyordum&amp;nbsp; yana yakıla söylesin diye bir kelime daha lakin sevinçten uzaktı hissettiklerim haberi ilk aldığımda. Biraz şaşkınlık ve biraz hasetti galiba zira yoktum yanında, duymadım ilk kez söylediği anda. Üstelik öğreten dahi değildim, nerden çıkmıştı maymun diye içten içten söylendim. İlgi duymuyordu ki hiç maymunlara, işimiz hep köpeklerle sabahtan akşama, tüm gün 'houu houu' diye geziniyor ortalıkta, maymunu televizyonda mı kitaplarından birinde mi görmüştü aceba? Akşam gittiğimde hatırladım içinde goril ve şempanze resmi olduğunu ortalıktaki kitabı görünce, sordum tabi hemen maymun nerde diye,&amp;nbsp; baktı önce suratıma yandan gülüşüyle, ardından şempanzeyi göstererek 'maanun' dedi o güzel sesiyle. Aldım hemen kucağıma yapıştım yanaklarına, söylettim bi daha bi daha, anlatamam ne denli tatlı olduğunu o anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıyorum çözülecek dili bundan sonra fakat inat ve sinir ölçüleri endişelendiriyor beni son zamanlarda. Korkuyorum yoksa iki yaş sendromu mu başlıyor diye! Aylar evvel başlamıştı misal anne demeye fakat baba demeye başladığından beri tövbe etti sanki diğerini söylemeye. Değil babasına düşkünlüğü başladığından, yine bir saniye ayrılmıyor halbuki benim paçamdan ama yok ne yapsam alamıyorum anne lafını ağzından. Bakmıyorum, düzeltiyorum, yok sayıyorum, ısrar ediyorum yine de söyletemiyorum. Kendince oyun oynuyor gibi geliyor bana, şaşkınlığım bir tek kez dahi düşmemesi tongaya. İnsan hiç mi ağzından kaçırmaz? Bir iki kez söylediği şey değildi, aylarca dilindeydi, bilmiyorum şimdi niye telaffuzdan vazgeçti? Babamız da durumdan pay çıkarmaya çalışıyor kendince, oğlanın artık o'na benden daha fazla ilgili olduğu yanılgısına kapılıyor bu vesileyle. Ses etmiyorum sevinsin beraberinde babalığa biraz daha fazla motive olsun diye, 'seni çağırıyor' yalanıyla atıyorum topu ara sıra o'nun üstüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinir olayına gelince, bazen öyle bir tepki veriyor ki ufacık şeylere, gören sanır sanki giriyor ergenliğe! Özen gösteriyorum halbuki, misal elinden hızlıca çekmiyorum hiçbir şeyi, güzel güzel anlatıyorum ille herşeyi, buna rağmen tepinmeye başlıyor elde edemediğinde istediğini. Sorsalar eskiden, en itici çocuk tipiydi benim için talebi karşılanmadığında krizlere giren ama büyük konuşmamak gerekiyor tabi söz konusu çocuk iken. Gerçi krizin yaklaştığını sezdiğim anda ben önünü kesiyorum hemen, asla inatlaşmıyorum kaybedeceğimi bildiğimden. Önce zıtlaşıp sonra lanet ede ede boyun eğmektense baştan kabul ediyorum mağlubiyeti, yapıyorum istediğini böylece sinirlendirmiyorum fazla beyimizi. Elbette var 'asla' oyun olmayacaklar benim için de -misal bıçak gibi, ocak gibi- fakat fazla değil bunların sayısı zira doğru bulmuyorum meraklı bir miniğin sürekli 'hayır'larla durdurulmasını. Başka yerde değil elbet fakat evimizde görmezden geliyorum pek çok yeri karıştırmasını. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tencereleri salona taşıması, kumandayı saklaması, telefonu koltuğun arkasına atması değil hiç benim için mühim, sahiden yok evin dağılmasından yana bir derdim, her seferinde yalandan bir 'aaaa' çekerim lakin kızmam hemen işime dönerim. Fakat gösteremiyorum aynı anlayış ve olgunluğu yemek esnasında, nadiren de olsa kaşığa vurup yağlı yemekleri etrafa saçtığında yahut bilerek ve isteyerek yemekleri halıyla buluşturduğunda ben de kendimi kaybediyorum ara sıra. Eğer yemeğini yiyor iken yapıyorsa - ki bu pek fazla olmuyor, malum yemek istemediğinde bu yola başvuruyor- o vakit ses etmiyorum fazla, yok eğer bir de yemiyorsa bunun yanında, ben de pek sevimsiz birine dönüşüyorum sonrasında. Eskiden böbürlendiğim şimdiyse hiç ama hiç güvenemediğim hafızam beni yine yanıltmıyorsa, bir iki kez eline vurmuştum -yavaşça- yine böyle bir kaşığa vurup yemekleri uçurduğu sırada. Bilmiyorum benim yüzümden mi yoksa tamamen içgüdüsel mi resmen öğrenmiş vurmayı bizimki! Kızdı mı şaplatıveriyor en yakınındakinin suratına, bir iki prim veren de olunca bırakmadı bir türlü sonrasında. Bir hayli rahatsız ediyor beni bu huyu çok sık yapmasa da. Eğer ki bana vuruyorsa sesimi&amp;nbsp; yükseltmeden kızıyorum, neden yapmaması gerektiğini anlatıyorum, bazen bir daha indiriyor yüzüme ben lafımın ortasındayken daha! O vakit bırakıp kucağımdan uzaklaşıyorum hemen yanından, başlıyor deli gibi ağlamaya, konuşup bir daha yapmayacağının sözünü alıyorum yukarı aşağı salladığı kafasıyla, bir de öpücük konduruyor yanağıma, gel de affetme bundan sonra. Ama koca insanlar dahi yapmıyor mu söz verdikleri halde aynı hatayı bi daha, çok mu yapmış Can Bora da? Aynı tepkileri veriyorum her defasında, bekliyorum düzelmesini sabırla, bakalım ikna olucak mı yoksa fenalaşacak mı yaklaştıkça iki yaşa. Fakat haksızlık da etmek istemem bebeğime, sanılmasın böyle her saniye bilakis lokum gibi genellikle ama kıvamı hep aynı olmuyor çocuk işte. Bile bile böyle olduğunu, gereksiz yere sorguluyorum belki de oğlumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-v1W1kSgez18/TtZGLXv-wCI/AAAAAAAAAUQ/-F40OJ_KzxE/s1600/avm2.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://4.bp.blogspot.com/-v1W1kSgez18/TtZGLXv-wCI/AAAAAAAAAUQ/-F40OJ_KzxE/s400/avm2.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hafta sonu avm lerden birindeydik alışveriş için. Sevmiyorum kalabalığa girmeyi lakin kati surette fırsat olmuyor alışverişe hafta içi. Baktık kurulmuş yılbaşı ağaçları, renklenmiş mağazaların camları, dahası çocuklar için orta yere kurulmuş bir yılbaşı parkı! O da ne ki derseniz, uydurdum bilesiniz. İçinde oyun oynanan küçük bir ev ile bahçesinde kardan adam, penguen, ayı ve noel baba. Burayı gördüğü gibi&amp;nbsp; elimi bırakıp koşmaya başladı Can Bora. Kendini kah ayının kucağına attı kah boyundan büyük penguene ya da kardan adama sataştı lakin hiç mi hiç arkasına bakmadı. Yerden renkli taşları topladı başkalarına dağıttı, birine gülücük attı birine el salladı, velhasıl pek güzel oynadı. Bir kez daha anladım ki çocuk mutlu oluyor dışarıda. Uyuması, beslenmesi fark edilir şekilde kolaylaşıyor dışarı aktivitesinden sonra. Tabi o'nun saatlerine özen göstermek koşuluyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O değil de aklıma maymun geldi yine, 'maanun' diyor dudaklarını büze büze.Anlatamam bunu derken o dudakları nasıl tatlı görünüyor gözüme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6138015571603901247?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6138015571603901247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/biri-maymun-mu-dedi.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6138015571603901247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6138015571603901247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/biri-maymun-mu-dedi.html' title='Biri maymun mu dedi?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-v1W1kSgez18/TtZGLXv-wCI/AAAAAAAAAUQ/-F40OJ_KzxE/s72-c/avm2.png' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-919164691397918356</id><published>2011-11-24T08:05:00.000-08:00</published><updated>2011-11-24T08:05:01.179-08:00</updated><title type='text'>Kuzey sen ne yaptın?</title><content type='html'>Klasik bir yurdum&amp;nbsp; izleyicisi, muhakkak izliyor en azından birkaç dizi. Ben de şikayet etsem de sık sık senaryoların saçmalığından, kendimi televizyonun karşısında buluyorum işleri bitirip, çocuğu uyutmanın ardından. Neyseki saat 22 den önce oturamıyorum da evde, çok da fazla vakit kaybetmiyorum bu sayede. Zaten diziler öyle ilginç ki, son yarım saati izleyerek anlıyorum bölüm boyunca neler olup bittiğini. Hatta arada bölüm kaçırdığımda dahi zor olmuyor takip etmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz sezon herkes gibi ben de&amp;nbsp; 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' yi izliyordum gözyaşları içinde. Bu sene ise artık ağlatmadığından değil elbette ama&amp;nbsp; eskisi kadar keyif almaz oldum izlediğimde. Hürrem, Fatmagül ve Feriha'ya baksam da göz ucuyla asıl 'Kuzey Güney' i izlemek istiyorum her hafta. Olmuyor tabi kaçırıyorum çoğunlukla ama dedim ya anlıyorum hepsini izlemeye başladığım ilk on dakikada. Yok fazla zeki olduğumdan değil asla ama bu yerli dizilerin hepsinde var böyle bir sorun galiba. Neyse dönelim asıl konuya. Kuzey Güney bana göre pek iddialı başladı. Önce en çok ilgiyi tabiki Kuzey'in özel olarak çalışıp elde ettiği kasları aldı, baktılar herkesin dilinde o kaslar, üstüne adamı her bölümde soymaya başladılar!&amp;nbsp; Benim en çok ilgimi çeken karakterler Sami&amp;amp;Handan Tekinoğlu çifti, onun dışında Gülten Hanım ve Kuzey var tabi. Cemre karakterini canlandıran Öykü Karayel'in başarılı tiyatro oyunculuğuna dair pek çok şey duymuş olsam da pek ısınamadım ben o kıza. Tabi çok güzel olmadığına dair eleştirilere katılmıyorum asla, Kıvanç Tatlıtuğ ve Buğra Gülsoy değil, aynı mahallede yaşadığı Kuzey ve Güney aşık o'na sonuçta. Ayrıca ne kötü değil mi oyuncu olmak için dahi normalden daha fazla güzel olmak gerekiyor belli ki! Benim beğenmememin sebebi eksik bulunan güzelliği ya da iyi not almış olsa da oyunculuğu değil daha çok canlandırdığı karakter ile ilgili. Aslında o da değil kabahatli, ondan daha çok annesi ama yine de dayanamıyorum işte Cemre'li sahnelere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kalırsa dizinin en çarpıcı yeri annelerin çocuklarına karşı davranışları ve bunların çocukların hayatına nasıl yansıdığı. Kuzey'in annesinin o'nun haksız yere hapse girmesine göz yumması çok enteresandı mesela. Yine aynı annenin oğlunu birlikte olduğu zengin kızla arasını bozmaması için teşvik etmesi de keza. Ezik ve korkak bir karakteri canlandıran Handan Hanım'ın kızını resmen pazarlamaya çalışan Gülten Hanım'dan pek farkı yok bence. İnsan merak ediyor bu mudur çocuğunun iyiliğini düşünmek diye! Ama var tabi böyle anneler her yerde. Annelik her kadının içinde olan bir duygu değil sanılanın aksine. Çevre, aile ve&amp;nbsp; imkanlar etkilese de, kişinin karakteriyle orantılı olarak çıkıyor ortaya neticede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de baba var tabi, yazmazsak olmaz kendisini. Sevgisini göstermeyi bilmeyen, eşek kadar olmuş çocuklarını döven, karısına söven lakin çocuklarını aslında her şeyden çok seven bir baba karakteri. İlk bölümlerde 'sen nasıl bir öküzsün Sami?' dedirten sonra da bu lafımı yedirten bir baba karakteri. Belli ki adam görmemiş sevgi, bu sebepten bilmiyor işte göstermeyi. Ne çok var aslında böylesi. Bilir misiniz eskiden ayıpmış aile büyüklerinin yanında çocuğun anne babası tarafından sevilmesi! Nasıl da şanslıyız öyleyse o vakitte yaşamadığımız için değil mi? İşte Sami de kendinden daha despot bir babanın evladı belli ki. Mustafa Avkıran başarıyla canlandırıyor kanımca kendisini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim asıl söylemek istediğime. Ben Kuzey'e çok üzülüyorum diziyi her izlediğimde. Babası için dövüşmeyi yeniden kabul etmesi, kıytırık bir iş buldu diye yeni bir hayat kurma hevesiyle çocuk gibi sevinmesi lakin feleğin yeniden tekmesini yemesi ve 'salak' dahi denebilecek yarım akıllı bir kız tarafından sırf vicdanlı biri olduğu için kandırılıp sevmediği halde 'baba' olacağını sandığından mütevellit evlenmesi beni perişan etti. Dün en son bir de türkü söyledi ya, 'Kuzey sen ne yaptın?' dedirtti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ej8e_EhLKHM/Ts5l2vGsxMI/AAAAAAAAAUE/FHKtIoQp_uc/s1600/kuzey.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/-ej8e_EhLKHM/Ts5l2vGsxMI/AAAAAAAAAUE/FHKtIoQp_uc/s400/kuzey.jpg" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzey rolü için oyuncu koçu İpek Bilgin ile birlikte çalışan Kıvanç Tatlıtuğ, bu türkü sahnesi için de on gün ders almış. Kabul edelim adam görüntüsüyle başladı oyunculuğa ama son duruma bakılırsa bu işi kıvırdı da. Ben Kuzey'i çok da yakışıklı bulmuyorum izlerken mesela zira fiziksel özelliklerini geri plana itip oyunculuğunu çıkardı bence Tatlıtuğ ön plana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz müziği Aşık Fakir'e ait olan türküye gelince, sözleri şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tabib sen elleme benim yaramı &lt;br /&gt;beni bu dertlere salanı getir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kabul etmem bir gün eksik olursa &lt;br /&gt;benden bu ömrümü çalanı getir, le le&lt;br /&gt;tut ara bul getir saçlarını yol getir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kor oldu görülüyor özümden&lt;br /&gt;name name inliyor sazımdan&lt;br /&gt;dünyayı verseler yoktur gözümden&lt;br /&gt;dili bülbül kaşı kemanı getir&lt;br /&gt;git ara bul getir saçlarını yol getir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;merhamet etmiyor gözüm yaşına&lt;br /&gt;sen derman arama boşu boşuna&lt;br /&gt;ölür isem mezarımın başına &lt;br /&gt;hayatıma sebep olanı getir&lt;br /&gt;git ara bul getir saçlarını yol getir... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün tekrar ve tekrar dinledim, hem de değil asıl seslendirenden, bizzat Kuzey Tekinoğlu'nun kendisinden. Sızladı her defasında içim dinlerken. Gülsün artık Kuzey'in bahtı dizinin sonuna gelmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizileri, filmleri neden fazla ciddiye alırım ki ben? Bu türkü olabilir mi bu sefer etken? Bir kez daha dinlemeliyim hemen ve bir kez daha peşinden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-919164691397918356?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/919164691397918356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kuzey-sen-ne-yaptn.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/919164691397918356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/919164691397918356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kuzey-sen-ne-yaptn.html' title='Kuzey sen ne yaptın?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ej8e_EhLKHM/Ts5l2vGsxMI/AAAAAAAAAUE/FHKtIoQp_uc/s72-c/kuzey.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-523888601464533706</id><published>2011-11-22T07:44:00.000-08:00</published><updated>2011-11-22T07:45:47.162-08:00</updated><title type='text'>Biraz mutluluk</title><content type='html'>Bir aydan uzun zaman olsa da yılbaşına ben bu hafta sonu kurmayı düşünüyorum ağacımızı salonun ortasında. Maksat eğlence çıksın Can Bora'ya, oyalanırken yesin birkaç lokma. Yoksa meraklı değilim aslında kendime iş çıkarmaya. Hem sanki ışıklı çam ağaçlarıyla mı geçirirdik aralık ayını çocukluğumuzda! O vakit yılbaşı demek çatlayana kadar yemek demekti. Üstü simli kartlar demekti. İçi doldurulmuş hindi ve anneciğimin birbirinden güzel diğer yemekleri. Bir de dansöz eklemek lazım gelir bu listeye pek tabi. Sonra sonra -sanıyorum bir yanlış anlamayla- yavaşça girdi yılbaşı ağaçları hayatımıza. Son senelerde değil sadece büyük şehirlerde, görmek mümkün artık aralık ayında ışıldayan çam ağaçlarını pek çok evde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 Aralık gecesinden 26 Aralık'a kadar&amp;nbsp; İsa'nın doğumunu kutlamak amacıyla evvelinde yapılıyor bütün o süsler püsler Hristiyan aleminde, öyleyse ne işi var değil mi bizim evlerimizde? Şahsen ben vakti zamanında özendim aldım işte, o kadar göze hitap ediyor ki sevmemek mümkün değil sanki. Bir de burcum da terazi, haliyle seviyorum böyle şeyleri. Bakın hele şu görüntü kimi mutlu etmez ki? Nasıl da severiz hepimiz 'noel vakti' geçen filmleri, güzel olanı sevmek ayıp mı ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-WMV9DRg8Dus/Tsuv9RuexVI/AAAAAAAAATg/wohi-l4RA3s/s1600/Yenilyl_Ylba_Noel_baba_13.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://1.bp.blogspot.com/-WMV9DRg8Dus/Tsuv9RuexVI/AAAAAAAAATg/wohi-l4RA3s/s400/Yenilyl_Ylba_Noel_baba_13.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-XUSvvxdqDBY/Tsuz1k-8kPI/AAAAAAAAAT4/VQ7_CCF1NEo/s1600/Y__lba____%2BHediyesi%2BResimleri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene sonunda Yılmaz Erdoğan'ın 'Neşeli Hayat' filmi vizyona girdiğinde bir haber okumuştum filmle ilgili 'cnn' de. Düpedüz dalga geçiyordu adamlar bizimle! Bir de video beraberinde, muhabir istanbul'un avm lerinden birinde, süslenmiş dev çam ağacını, mağazaların ışıklarını göstererek anlatıyordu bizim yılbaşını 'noel' gibi kutladığımızı! Ardından hediyelik eşyalar ve yılbaşı süsleri satan yanyana küçük dükkanların sıralandığı bir sokakta, 'neden bunları alıyorsunuz?' diye soruyor bir kadına. Çat pat ingilizceyle cevap veriyor kadın da, sadece 'seviyorum' diyor mahcup bir tonla! Nasıl komik geldi o vakit halimiz, bildiğin adamların eğlencesiyiz! Sırf bu sebepten&amp;nbsp; kurmadım geçen sene ağacı,&amp;nbsp; görecekleri yoktu elbet ama olmak istemedim onların maskarası. Şimdiyse döndüm yeniden eski ruh halime, biraz da&amp;nbsp; istiyorum bakınca beni mutlu eden bir eşya olsun evde. Öyle uzun zamandır ev ev olmaktan çıkmış ki, evimi yeniden sevmek istiyorum sadece. Bir yandan kızmıyor değilim kendime 'sanki bir çam ağacım eksik' diye ama dedim ya değişiklik lazım biraz bize. Yanıp sönen renkli ışıklar, parıl parıl toplar, tchibo'dan aldığım diğer parçalar kabul ediyorum beni çok ama çok heyecanlandırıyorlar. Bir kez dahi kullanmadığımız şöminenin önünde tahmin ediyorum ki pek güzel duracaklar. Can Bora'dan mütevellit belki bir daha kullanılamayacaklar -malum eline geçirdiğini kullanılmaz hale getiriyor bizimki- lakin eminim onu bir müddet güzel oyalayacaklar. Öyle ya,&amp;nbsp; adam mümkün değil adabıyla oturup yemek yemiyor, ille beyimizi eğlendirecek bir oyun bulmak gerekiyor. Ümit ediyorum ağaç yarayacak bir süre işimize ama kabul ediyorum bu biraz bahane, seviyorum ben bu noelden bozma yılbaşı olaylarını, mutlu etmiyor mu sahiden insanı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekiniyorum söylemeye, sanki hakkım yok bunca acı içinde insan varken gülümsemeye ama samimi olmak gerekirse durum bu işte. Heyecan sardı şimdiden beni yılbaşı geliyor diye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-523888601464533706?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/523888601464533706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/biraz-mutluluk.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/523888601464533706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/523888601464533706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/biraz-mutluluk.html' title='Biraz mutluluk'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-WMV9DRg8Dus/Tsuv9RuexVI/AAAAAAAAATg/wohi-l4RA3s/s72-c/Yenilyl_Ylba_Noel_baba_13.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6320873050497718524</id><published>2011-11-17T06:39:00.000-08:00</published><updated>2011-11-17T06:41:17.079-08:00</updated><title type='text'>Sevgili Can Bora - 2</title><content type='html'>Hayat öyle güzel ki seninle, sırf bu sebepten geri kalan her iş fazladan yük sanki üzerimde. Günler geçerken hızla ve telaş içinde, istiyorum ki oturup oynayalım senle bütün gün evde. Hani hastasın diye attık ya babanı&amp;nbsp; yataktan yine, ah nasıl güzel yanımda seninle başlamak güne. Önceki gün kalktığında gelip bana sarıldın, yetmedi öpmeye çalıştın. Can Bora, bana öyle sevgi gösterilerinde bulunduğunda bilsen nasıl tatlısın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca yatağın köşesine büzüşüyorum ben, nasıl komik yattığını keşke büyüdüğünde sana gösterebilsem. Kucağımda uykuya daldığında yavaşca koyuyorum seni yatağa. Dün yanına geldiğimde yatmanın üstüne bir saat olmamıştı daha, baktım gelmişsin hemen yatağın ortasına, baş ayak kısmında, ayaklar da yastıkta! Ve yorgan hep olduğu gibi yine altında! Ne yapsam tutmuyorsun battaniye ya da yorgan üzerinde, giriyorsun gece boyu şekilden şekile. Tam deli gibi yatıyorsun tabiri caizse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklambaç oynuyoruz son zamanlarda, nedense anlatamadık bir türlü kuralları sana. Ben gözlerimi yumunca sen de yumuyorsun, saklanırken hile yapıp arkamdan bakıyorsun. Daha komiği bazen saklanacağım yere beni kendi ellerinle koyup, sonra gidip gözlerini yumup, sonra da gelip sevinç çığlıklarıyla beni buluyorsun. Tavus kuşu misali kafanı gömdüğünde saklandığını sanıyorsun. Bilmiyorum bu zekayla bunu nasıl yapıyorsun. Henüz sadece onyedi aylık olduğunu sıklıkla bize unutturuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-DrkyjmAgbbc/TsUZr0jn0nI/AAAAAAAAATQ/TJjBITT-m6A/s1600/dene.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="64" src="http://2.bp.blogspot.com/-DrkyjmAgbbc/TsUZr0jn0nI/AAAAAAAAATQ/TJjBITT-m6A/s320/dene.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Çoktandır 'baba' diyordun zaten fakat nedense son günlerde pek keyif alır oldun bunu söylemekten. Öyle güzel vurguyla, öyle bir tonla söylüyorsun ki, çok mutlu ediyorsun hem babanı hem beni. Ama fazla söze gerek yok dercesine konuşma işini halen ağırdan alıyorsun, yine de tarzanca konuşarak her derdini anlatıyorsun. Anlamazlıktan gelip zorla söyleteyim diyorum ama&amp;nbsp; bir türlü istediğin şeyin adını söylemeye seni ikna edemiyorum. Gerçi&amp;nbsp; 'ver', 'gel' gibi basit kelimeler de söyledin, bilmem neden sonra devam ettirmedin. Anlaşılan çiğneme probleminde olduğu gibi bunun da vaktini sen belirleyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havalar çok soğudu Ankara'da, dün yılın ilk karı dahi atıştırdı hatta. Biraz da hastasın ya, çıkamıyorsun hafta içi pek fazla dışarıya. İşte biraz da bu sebepten evde koltuk tepelerine tırmanıyorsun gün boyunca. Kayıyorsun babanın elinden tutup sonra. Storların iplerini yakalıyorsun kaşla göz arasında, korkuyorum düşecek perdeler bir gün kafamıza ama sen tabi laftan anlamıyorsun asla. Kızdığımızı bildiğin birşey var ise onu yapıyorsun inadına. Tepki vermezsek bir garip hal alıyor suratın istediğini elde edememiş olmanın sıkıntısıyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün ben yemek yaparken beş litrelik pet şişelere kafayı taktın. Her iki elindeki biraz dolu beşlikleri bir salona bir mutfağa taşıdın. Oyalanıyorsun diye hiç ses etmedim, affet bebeğim şişelerden birinin sana göre fazla dolu olduğunu sonradan fark ettim. Boşaltsam da hemen fazla suyu sen çoktan kan ter içindeydin. Eh be Can Bora sen o ağır şişeyi nasıl on kez götürüp getirdin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar hiç ses etmiyorsun beni işe uğurlarken, dahası kapıdan öpücük gönderiyorsun ben merdivenleri inerken. Nasıl rahat ediyorum hal böyleyken zira en zoruydu kapatmak kapıyı sen ağlarken. Çok zorlanmıştım doğum izni sonrası işe giderken. Şimdi aynı derece değilsem de emin ol çok özlüyorum seni halen. Koşarak geliyorum sana her akşam ve her öğlen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme işi itiraf ediyorum zorlamaya başladı beni. Sütüm azaldığı halde gece her kalktığında meme istiyorsun yine de. Bebekliğinde dahi böyle değildin anlamıyorum şimdi niye düştün memeye? Emiyor olman tabi bana da bahane, yedikçe yiyorum, eski kiloma bir türlü dönemiyorum haliyle. Ama biliyor musun umrumda değil yine de. Özlesem de eski halimi çok seviyorum emzirmeyi. Sen bakma benim söylendiğime, acayip korkuyorum bir gün bitecek diye. En çok da bırakman için ben nasıl sütümü senden esirgeyeceğim diye. Dua ediyorum sen bırak fakat öyle bir anda da değil, yavaş yavaş alıştırarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-IgPcB9RUgEE/TsUPIxD7skI/AAAAAAAAAS4/0h4kYGx5YXQ/s1600/canis1.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="144" src="http://2.bp.blogspot.com/-IgPcB9RUgEE/TsUPIxD7skI/AAAAAAAAAS4/0h4kYGx5YXQ/s400/canis1.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam çinekop yedin akşam yemeğinde. Ah meleğim unutmuşum uzun süredir balık koymayı menüne. Neyseki yedin güzelce. Tabi hep olduğu gibi soktun yine  beni şekilden şekile. Lokmayı ağzına koyduktan hemen sonra başlıyorum taklitlere. Yutana kadar da nefes almıyorum bir kere. Ağzından çıkarma huyun var ya şu sıralar, dikkatini dağıtıyorum ben de işte. Bilsen nasıl bir keyif, nasıl bir haz alıyorum sen yediğinde. Ve gereğinden fazla bir tepki vererek dünyaya küsüyorum yemediğinde. Dün akşam keyfim gıcırdı bu sebeple. Seni doyurduktan sonra sevinçten bütün masadakileri süpürdüm ben de! Bilirsin sever balığı annen de, yanında salatası mezesini de. Ve tabi tahin helvası üstüne. Yemek sonrası patlamak üzereyken teselli ediyorum kendimi süt yapıyor diye!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte günler böyle bebeğim seninle, büyüyorsun her gün, her saniye. Ben de hep yanında olsam keşke, ayrılmasak ne gündüz ne gece. Nasıl bir sevgin var biliyor musun içimde? Öyle taşkın öyle coşkulu ve hatta bazen öyle hastalıklı ki merak ediyorum bütün anneler böyle mi diye. Zira evladını en çok seven benmişim gibi geliyor bu ruh hali içinde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6320873050497718524?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6320873050497718524/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/sevgili-can-bora-2.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6320873050497718524'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6320873050497718524'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/sevgili-can-bora-2.html' title='Sevgili Can Bora - 2'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-DrkyjmAgbbc/TsUZr0jn0nI/AAAAAAAAATQ/TJjBITT-m6A/s72-c/dene.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-2262380712452210734</id><published>2011-11-14T07:58:00.000-08:00</published><updated>2011-11-14T07:58:28.089-08:00</updated><title type='text'>Kar gelmesin biraz beklesin</title><content type='html'>Yaz mevsimini severim ben. Belki açık camdan içeri giren kuş seslerinden belki de ince bir bluz ve terlikle gezebildiğimden ama severim sahiden. Zor olsa da öğle vakitleri, tarifsiz bir keyif verir bana yazın sabah ve akşam saatleri. Bahar da güzeldir, hem ilki hem sonu doğanın en güzel hallerini göze gösterir. Lakin kış öyle değildir, soğuklar başladı mı tüm acımasızlığıyla karşınıza dikilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzeldir elbet yanan bir şöminenin yanında kitap okuyup kahve yudumlamak ya da fırında kestane eşliğinde film keyfi yapmak fakat olmaz ki üç ay sıcak evde oturmak. Yoksa nasıl da büyük haz verir akşamları  sokak lambası ışığında yağan kar tanelerine camdan bakmak. Mümkün olsa arada bir sadece yumuşacık karların üstünde yuvarlanıp kardan adam yapmak için dışarı çıkmak, fırtınada ayazda yahut buzda sıcacık evimizde oturmak, o vakit belki yaz'dan dahi daha fazla keyif verir kışı yaşamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;br /&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;bu, sokulmanın mevsimi! &lt;br /&gt;eskiden pazarlarda satılan civcivler gibi, kemikler, eklemler birbirine geçmeli.. &lt;br /&gt;kış: bir insanın başka bir insan için yapıldığının delili!&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt; " (&lt;/span&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;Ece Temelkuran &lt;/span&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;Sahiden öyledir belki, sarılarak uyumanın mevsimidir kış sanki. &lt;/span&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;Pek çok insana göre yılbaşı vakti ya da kayak mevsimi &lt;/span&gt;&lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;velhasıl mevzu kışın güzelliği değil, hoyratlığında şimdi. Değil derdim sabah kalkıp tokat gibi yüzüme vuran soğukta işe gitmek ya da katbekat giyinmek. Kar gelmesin istiyorum zira Van'a biraz daha zaman gerek! Bölgede bugün kar yağışı bekleniyormuş ve sıcaklık geceleri eksi on derecelerde seyrediyormuş. &lt;/span&gt;Gidecek yeri olmadığından Van'da kalmaya mecbur binlerce insanın soğuktan ölme ihtimali hiç de az değil bu hava şartlarında. Zatürreden üç çocuk ölmüş şimdiden daha. &lt;span id="ctl04_Label_Desc"&gt;Dağıtılan suların bile donduğu  çadırkentte nasıl yaşar ki çocuklar? &lt;/span&gt;Depremzedeler başka illerdeki kamu kurumlarının sosyal tesislerine gitmek için başvurmuşlar, önce  saatlerce form için, doldurduktan sonra yine saatlerce  başvurularını yapmak için kuyruk olmuşlar. Vali halen gıda ve giyim takviyesine ihtiyaçları olduğunu söylemiş, ayrıca kamuoyundaki duyarlılığın azaldığını eklemiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-4Lh6LuFjmW0/TsE3WD5cf0I/AAAAAAAAASg/sBDeWnNHZnQ/s1600/14971793.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-4Lh6LuFjmW0/TsE3WD5cf0I/AAAAAAAAASg/sBDeWnNHZnQ/s400/14971793.jpg" width="250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Üzüntü içinde 'vah vah' çektik günlerce haberleri izlediğimizde. Topladım eşyaları, yardım gönderdik biz de, dua ettim tabi bir de fakat döndüm işte eski halime, Van depreminden öncesine. Vicdanlarımızı mı rahatlattık doğru ellere ulaştığından bile emin olmadığımız birkaç koli ile? Bugünkü haberlerden sonra içim sızlamaya başladı yine. Ben evime on dakikalık mesafedeki işime bile 'çok soğuk' diyerek gidiyorum sıcaklık 7 derecede, o insanlar ne yapsın öyleyse? Can ne tatlı oluyor eğer bizimse ve ne denli duyarsız olabiliyoruz bizden değilse. Borga'ya dedim daha birkaç gün önce 'ev eskisi gibi ısınmıyor, kısa kolla üşüyorum artık' diye&amp;nbsp; ve nasıl utandım kendimden Van'ın bugünkü halini gördüğümde. Kalkmış söyleniyorum kış ortasında yaz kıyafetleriyle gezemediğime. Demiştim oysa kendime unutmamalıyım diye lakin insanoğlu böyle işte. Zaman örtüyor üstünü ille de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yeniden yardım göndereceğim, çevremdekilere de son durumun vahametini bildirerek vicdana getirmek niyetindeyim. Fazlası gelmiyor elimden neyleyim.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kış da insanın insan için yapıldığının delili sanki, değil sadece sevdiğine sarılmak için, muhtaç olana el uzatmak için de belki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-2262380712452210734?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/2262380712452210734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kar-gelmesin-biraz-beklesin.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2262380712452210734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2262380712452210734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kar-gelmesin-biraz-beklesin.html' title='Kar gelmesin biraz beklesin'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-4Lh6LuFjmW0/TsE3WD5cf0I/AAAAAAAAASg/sBDeWnNHZnQ/s72-c/14971793.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8865630534127602463</id><published>2011-11-14T02:34:00.000-08:00</published><updated>2011-11-14T02:34:00.961-08:00</updated><title type='text'>Karı koca arasında</title><content type='html'>Bakıyorum etrafıma ille ağır basan bir taraf var her karı koca arasında. Çoğu dese de 'gizli güç kadındır evde' diye, ben pek fazla itibar etmiyorum bu söze zira gördüğüm, hep kadınlar perişan olan taraf evde nedense. Anladık erkekti eskiden tüm gün dışarıda çalışıp eve para getiren fakat artık kadın da ortak aynı yüke ve evdeki diğer tüm işlere de beraberinde! Derseniz 'yok mu elinden iş gelen adam sanki', olmaz mı var tabi lakin bunların da bir kek dahi çırpamıyor eşleri. Misal arkadaşın çocuğu uyandığında babasını çağırıyormuş geceleri, dünyanın en rahat insanı zaten annesi. İnsanlar böyle buluyor sanıyorum birbirini, birinin yap(a)madığını ille yapıyor öteki. Bir taraf&amp;nbsp; diğerinin sırtına biniyor, anlamıyorum neden ilişkiler hep böyle yürüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün soruyorum bizimkine, 'benim en çok hangi özelliğimi seviyorsun söylesene' diye. Kendiliğinden iltifat edeceği yok, ağzından zorla alayım diye! Halbuki sorduktan hemen sonra hatırladım aynı soruyu sormuştum çok zaman önce. Ve söylene söylene kalkıp gitmiştim yanından 'beş dakika düşüneyim' dediğinde! Yine benzer bir cevap beklerken, duraksamadan saymaya başladı pek bir içten. 'Oğluna, kocana, evine olan bağlılığını; fedakarlığını, sabrını, becerini...' diye uzattı, uzatırken de şımardı, haliyle biraz abarttı fakat mühim değil anladım ki farkındaydı. Elbet bu biraz gururumu okşadı. Ama bu kadarı yetmezdi, beni düşünmesi de gerekirdi. Misal bir işi, sadece tek bir işi ben söylemeden yapabilirdi. Bazen ondan yardım istediğimde, o kadar ağır ya da beceriksiz davranıyor ki pişman ediyor kendim halletmediğime. Aceba diyorum bilerek mi yapıyor bir daha ona bulaşmayayım diye. O da çalışıyor ben de neticede, neden evdeki iş yükü dağılımındaki bu haksızlık öyleyse? Hep diyorum benim derdim iş de değil aslında, değer kıymet bilinmiyor kızıyorum en çok ona. Bu sabah şiddetli bir karın ağrısı ile uyandım mesela, çok iyi bilir olmaz böyle&amp;nbsp; şeyler pek bana ve canım tatlı değildir asla, fakat iki kere de söyledim çok ağrıyor diye ona. Ne kahvaltı hazırladı, ne de sordu 'nasıl oldun' diye sonra, biliyorum unuttu aslında. Ağrı filan da kalmadı gerçi ya ama insan yine de bekliyor bu durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki ay evveldi&amp;nbsp; ağır bir hastalık beni perişan etti, sesim bütünüyle gitti, kalbim sanki o vakit boğazımda idi. 70 lik nineler gibi nefes alıyor, işe gidip gelirken açık havada genzim sanki alev alıyordu. Bir haftadan uzun sürdü, fakat değil geçmesi, azıcık hafiflemesi. Diyeceğim halim gerçekten feciydi. Ama hastalık değil de ona rağmen tüm işlerin hiç eksilmeden yine benim üzerimde olması beni mahvetti. İnsan istiyor ki bir ıhlamur kaynatabilsin kocası bu durumda, çorbayı ben yapsam da beni oturtup o doldursun tabağa. Çocukla ilgilensin, bana 'git canım sen biraz yat' desin, uğraşmayayım diye dışardan yemek alıp gelsin. Ne bileyim işte biraz çaba sarf etsin. Geçtim her gün yardımcı olmasını, yeter de artar bana takatim olmadığında işimi yapması. Arada da iki güzel söz söylesin, işte ondan sonra canımı yesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olduğunda ben de hiç hazzetmediğim bir kadına dönüşüyorum zamanla, bazen bir tava atmadığım kalıyor adamın kafasına. Vıdı vıdı vıdı, sevmiyorum hiç bunu yapmayı lakin yorgunluk ve bulamamak  zaruri ihtiyaçlarımı dahi karşılayacak zamanı, pek bir itici yapıyor beni hasılı. Oğlanı iki dakika ona bırakmaya gelmiyor, ne oyundan anlıyor ne güldürmeyi başarıyor, bir rahat duş alacak vakti bana tanımıyor. Demiyorum ki ben bırakayım kocama, gideyim spora ya da arkadaş toplantısına. Evin işini gücünü hallediyorum sonuçta. Bir de sitemkar bir tonla soruyor bana, 'bitmedi mi işin daha?' !! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7DmduoQ9U7Q/TsDt0_CW6EI/AAAAAAAAASU/n4R7zeeLOYc/s1600/029512.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/-7DmduoQ9U7Q/TsDt0_CW6EI/AAAAAAAAASU/n4R7zeeLOYc/s400/029512.png" width="364" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eşitlik değil istediğim asla, çocuktan evvel dokunmazdı hiç zaten ev işi bana lakin istiyorum ki kalsın vakit biraz birbirimize, geçmesin zaman hep iş güçle, kaliteli zaman da geçirelim ailece. Tabi atlamamak gerekiyor bir gerçeği, bizimki evin tek erkeği, yok da başka kardeşi bu sebepten yaptırmamış hiç mi hiç iş annesi. Yahu insan bir yumurta kırmayı dahi bilmez mi? Ben de bir erkek annesiyim şimdi, el bebek gül bebek yetiştiriyorum herkes gibi, naz yaptığını bile bile rızamla kanıyorum ona her seferinde ama yapmayacağım ben onu babası gibi ileride. Bana ya da evlendiğinde eşine yardımı olsun diye de değil, kendi iyiliği için neticede. Şimdiden fırsat tanıyorum ona misal yemeğini kendi yesin diye. Çok şükür babamız da yiyor kendi yemeğini gerçi eğer ki tabak önündeyse :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan dolduğunda arada böyle atıp tutmak iyi geliyor fakat söylemeliyim sinirden gözüm dönmediği zamanlarda o'na baktığımda ille yüzüme bir tebessüm konuyor. Öyle sakin, öyle barışık, öyle olumlu biri ki aslında&amp;nbsp; 'iyi ki seninle evlenmişim' dedirtiyor. Hele bir de oğlanın suratında kimi zaman aynı babasının ifadesini yakalıyorum ya o vakit içimde sanki kelebekler uçuşuyor. Velhasıl hem kızarım hem severim, ben zaten hep böyleyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8865630534127602463?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8865630534127602463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kar-koca-arasnda.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8865630534127602463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8865630534127602463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/kar-koca-arasnda.html' title='Karı koca arasında'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7DmduoQ9U7Q/TsDt0_CW6EI/AAAAAAAAASU/n4R7zeeLOYc/s72-c/029512.png' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8254587012886432618</id><published>2011-11-10T08:03:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T00:51:11.090-08:00</updated><title type='text'>Zamane çocukları</title><content type='html'>Bu da bitti. Heyecan içinde beklediğim bir tatil daha çok şükür ki güle oynaya geçti fakat keşke biraz daha sürseydi, bu kadar çabuk sona ermeseydi. Eskiden ama çok eskiden, henüz küçücük bir çocukken bayram benim için yeni kıyafetler demekti, dahası şeker ve çikolata demekti. Oysa sadece 'tatil' demek şimdi ama aileyle birlikte pek tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıyorum ilk kez, bunca senedir ilk kez annem ve babam yanlarında hiçbir çocukları olmadan geçirdiler bayramı. Çok istediler Datça'da olmayı. Tatil kısa, yol da uzak olunca haliyle tercih etmedik ne biz ne ablamlar orayı. Ve toplandık İzmit'te, büyük ablamın evinde. Olabilecek en iyi ev sahibinin yerinde. En fedakarımız, ikinci annemiz ile. Çok olmuştu uzun uzadıya görüşmeyeli, Can Bora da ablalarıyla vakit geçirmeyeli. Arada yaş farkı da olunca, güzel güzel oynadı bizimki kızlarla. İkinci günün sonunda Eren abisi de katıldı aralarına, nasıl da güzel bir tabloydu dördü bir arada. Kah salonun ortasında, kah masanın altında. Ne mutlu oğlumun iki ablası bir abisi var, tıpkı benim gibi aslında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayramın ilk günü kısa bir istanbul da sıkıştırdık araya. Ben gittim oğlumla canım arkadaşıma, babamız da gitti beşiktaş- fenerbahçe basketbol maçına. Beşiktaş galip gelince pek mutlu döndü aramıza. Zaten tatil onaydı aslında. Ablam ve yeğenlerim de olunca iki dakika dahi bakmadı Can Bora'ya. Bir insan ne denli 'rahat' olabiliyor hatırlatıyor böyle zamanlarda bana! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-cX7bWyCdW0Q/TrvycQrpMII/AAAAAAAAARY/KVblwTKB1Bs/s1600/bayram1.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="246" src="http://4.bp.blogspot.com/-cX7bWyCdW0Q/TrvycQrpMII/AAAAAAAAARY/KVblwTKB1Bs/s400/bayram1.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablacığımın muhteşem sofraları, yanında periyodik baklava ve çikolata ikramları ile gittiğimden daha 'ağır' döndüm tabi eve. Fakat kararlıyım vericem artık şu üstüme yapışan üç dört kiloyu en kısa sürede. Bakıyorum, eskisi gibi durmuyor hiçbir kıyafetim üzerimde. Kim ne derse desin kopacak kadar değil ama ince olmak bir kadın için en iyisidir bence. Hem zaten ayıp oluyor bunca zaman sonra fazla kilolarımın faturasını kesmek halen doğuma. Velhasıl girmeliyim bir an önce forma, değil gram vermek alıyorum dahasını yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimki yemek konusunda yine mızmızdı, kahvaltı öğünlerini neredeyse hiç yemeden atladı, aç kalmadı lakin beni bir hayli zorladı. Tatil boyu nefes de aldırmadı, iki dakika lavaboya girsem gözyaşları içinde kapıya dayandı. Kızlarla pek güzel oynarken, beni etrafında göremeyince yaygarayı kopardı. Ablam onu kendime çok düşkün yaptığımı söylediğinde sanırım haklıydı. Bakıyorum ablamlara, ikisi de tapıyor çocuklarına, ben de onlardan farksızım keza. Kantarın topuzunu kaçırmak genetik mi bizim ailede aceba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-LviOPOPAfx0/TrzZHysGFZI/AAAAAAAAASI/DzPFzlAQ2xk/s1600/bayram2.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-LviOPOPAfx0/TrzZHysGFZI/AAAAAAAAASI/DzPFzlAQ2xk/s320/bayram2.png" width="238" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Büyüdükçe işler kolaylaşır sanıyorum ama sonra vazgeçip en kolayının şimdiki zamanları olduğunda karar kılıyorum. Zira biri 10 diğeri 12 yaşında olan yeğenlerime bakınca ablamın işinin çok daha zor olduğunu anlıyorum. Sanki onlar ablacığımın annesi, görseniz nasıl da çeviriyorlar parmaklarında bizimkini. Fakat ikisi de nasıl tatlı, nasıl zeki. Doğumlarını dün gibi hatırladığım bu iki melek yavrusu cadı, bildiğin genç kızlar olmuş hasılı. Söylediklerine, yaptıklarına, giydiklerine şaşırıp kalıyorum. Misal büyük kızın bir arkadaşının annesinden bahsederken ablam, 'kadın biraz tutucu' cümlesini kullandı, bizimki hemen atladı 'hiç değil anne, kadın tam bir cumhuriyetçi', o vakit bilmiyorum suratım ne hal aldı. Ardından babası, 'ben de Borga abin gibi her gün maç izleyeyim mi?' diye soruyor, 'dizilerime karışma da ne yaparsan yap' diye gözünü televizyondan ayırmadan cevap veriyor! Her ne kadar güldürse de beni o sırada bu konuşmalar, üzülüyorum düşününce nasıl farklı bizim zamanımızdan şimdiki çocuklar. Değil yeğenlerim olduğundan ikisi de sahiden özel çocuklar, hem yetenekli hem duygulular lakin nihayetinde çocuklar, gördüklerinden duyduklarından etkileniyorlar. Daha orta öğretimlerini bitirmeden bizim üniversite yıllarımızdaki muhabbetleri yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi düşününce altı yaşındaki küçük ablamın oğlunun dahi söylediklerini, çok gözüme batmıyor o zaman kızların hareketleri. Yazmaya kalksam kitap olur çünkü bizim çok bilmiş Eren Efendi. Hele şimdi bir de okuldaki maceraları var ki, gülmekten kırıp geçirmekte bizi. Demiş misal geçenlerde '5 yaşlar ne komik yürüyor değil mi?'(!) Kendi kaç yaşındaysa sanki!&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyeceğim çocuk yetiştirmek çok&amp;nbsp; zor, lakin bunu bana sadece oğlum değil yeğenlerim de öğretiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_1evylEjVOw/Trvzz44uC6I/AAAAAAAAAR8/daHILBDhJYo/s1600/250px-MustafaKemalAtaturk.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="313" src="http://3.bp.blogspot.com/-_1evylEjVOw/Trvzz44uC6I/AAAAAAAAAR8/daHILBDhJYo/s320/250px-MustafaKemalAtaturk.png" width="250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8254587012886432618?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8254587012886432618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/zamane-cocuklar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8254587012886432618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8254587012886432618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/zamane-cocuklar.html' title='Zamane çocukları'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-cX7bWyCdW0Q/TrvycQrpMII/AAAAAAAAARY/KVblwTKB1Bs/s72-c/bayram1.png' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6086254939762324241</id><published>2011-11-02T06:08:00.000-07:00</published><updated>2011-11-02T06:08:02.998-07:00</updated><title type='text'>Canım abim</title><content type='html'>Hatırlayamıyorum biz ne vakit olduk senle böyle? Bütün çocukluğumuz geçti kavga gürültü içinde ve hatta gençliğimiz de, ne oldu da döndük sonra birbirimize? Büyüdük ya, anladık kardeşlik ne ondan mı aceba? Fakat kan bağı yeterli değildir bir insanı sevmek için asla. Bakıyorum şöyle bir geçmişe, 'ah ne zulüm ettin bana çocukluğumda' diyesim geliyor önce, sonra yığınla anı geliyor gözümün önüne, anlıyorum sevmişsin hep aslında beni içinde. Oysa nasıl da emindim o zamanlar benden nefret ettiğine. Okulda selam vermezdin bile, hatta sizin koridordan geçmemi dahi yasaklamıştın sözde.  Hatırlar mısın ilkokuldaydık, bizim servisteki 'erkek Seda' lakaplı kız beni çantamdan çekip çamura düşürmüştü senle kavga edip de sana gücü yetmeyince. Çok küçüğüm tabi başlamıştım ağlamaya haliyle, nasıl&amp;nbsp; koştuğunu hatırlıyorum sinirle ve zavallı Seda'yı nasıl itip kaktığını ertesinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinir olurdum sana zira çok başarılıydın okulda, hep birinciydin eğitim hayatın boyunca, fazla çalışmazdın da oysa, bilirdim vardı sende benden fazla zeka, ezilirdim ben de o başarının altında. Tembel ya da başarısız olmadım asla lakin biliyorsun ortalama bir öğrenciydim sonuçta. Veli toplantıları kabusum olurdu senin yüzünden, çünkü ille kıyaslanırdım seninle ne kadar yanlış olduğu bilinmeden. Babam hep zorlardı seni beni çalıştırman için fakat ben dinleyemezdim anlattığını senden korktuğum için, kavgayla biterdi her defasında dersin. Merak etme bu biraz da benim kabahatim, dedim ya sen anlatırken ben hiç dinlemezdim. Ancak diğer zamanlarda aslında hep seni taklit ederdim. Senin dinlediğin müziği dinler, senin söylediğin şekilde şarkı söylerdim. Guns'n Roses ve Metallica'yı ben seninle öğrendim, ingilizce şarkı sözlerini senden dinleyerek ezberledim, bunu fark ettiğinde yuvarlamaya başladın kelimeleri ağzında ben anlamayayım diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulumuzun liseler arası bilgi yarışmasında sen vardın tabi temsilci olarak matematik fen alanında, ben de izleyiciler arasındaydım erdemir sinemasında, yanımda arkadaşlarımla. Yalnız ben de değil, tüm okul orada. Cevap verdiğinde ilk matematik sorusuna, endişeyle bakmıştı grup arkadaşların sana diğer tüm liselerin cevabı farklı olunca. Kendinden emindin, çok geçmeden tek doğru cevabın seninki olduğunu herkese gösterdin. Bilmezsin ama o vakit ben gözyaşlarımı sildim, gurur ve sevinç içinde kendimden geçmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteye gittiğinde yeni cd lerle geldin eve, lisede pek hava attım bizimkilere Loreena Mckennitt ve Emma Shaplin ile. Senin en beğendiğin şarkı benim de favorim olurdu ille. Farkında mısın bu durum halen öyle. Ne film, ne şarkı olmadı hiç beğenmediğim senin önerip de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklıydın hep, sınıf arkadaşın kızlar ilgi gösterirlerdi bana, sırf sana yakın olmak adına. Değil sadece onlar benim arkadaşlarım da keza. Hepsi hayrandı sana, hem başarılı hem yakışıklıydın sonuçta. Ama olmadı hiç bu sebepten şımarıklığın asla. Bilirsin annemiz babamız göstermedi zaten hiç bize kibir nedir diye, gerekçen çoktu lakin olmadı hiç sende yine de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteye senden iki sene sonra Ankara'ya geldiğimde, neye uğradığımı şaşırdım aşık olduğun kızı görünce. Nasıl kıskanmıştım ona sarıldığında Teoman konserinde, bilmemiştim çünkü böyle bir duyguyu evvelinde. Görmemiştim seni hiç bir kızla elele. Çocukluktu tabi o zamanki, bilmiyorum üzdüm mü öyle davranarak seni fakat inan seni en az benim kadar çok sevecek biri girsin istiyorum gönlüne tüm kalbimle şimdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-a_COhpm5TN4/TrE_x4UKRVI/AAAAAAAAAPs/1bQIL91ChL8/s1600/calperiko1.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="363" src="http://1.bp.blogspot.com/-a_COhpm5TN4/TrE_x4UKRVI/AAAAAAAAAPs/1bQIL91ChL8/s400/calperiko1.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun seneler doğaüstü güçlerin olduğunu söyledin durdun, onsekizinden sonra ortaya çıkacağını savundun, sonra belki sen unuttun fakat ben sahiden özel yeteneklerin olduğuna çok kez şahit oldum. Bebek beklediğimi söylediğimin ertesi günü beni arayıp rüyanda 'Bora' adında bir oğlum olduğunu söylediğini nasıl unuturum! Üstelik biliyorsun 'Bora' olmaz demiştim hemen. Aylarca da düşünmedim o ismi sahiden. Sonra bir gün 'Can Bora' olmasına karar verdik aniden. Oğlumun isim babasısın yani dayısı, yeğenimiz 'Eren'de de olmuştu hatırlarsan aynısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikret Bila'nın&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19121481.asp?yazarid=12"&gt;röportajını&lt;/a&gt; okuyunca bu sabah, yakın zamanda kaybettiği abisi Hikmet Bila'ya yazdığı &lt;a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=287798"&gt;yazı&lt;/a&gt; geldi aklıma ve açıp okudum yazıyı bir kez daha. Okumalısın sen de fırsatın olduğunda, nasıl güzel anlatıyor kardeş gibisi yok şu dünyada. Ne çok şey borçluyuz bizlere birbirimizi verdikleri için anne babamıza. Diliyorum sevgimiz ve bağımız hep daimi olsun bundan sonra da. Ayrılmayalım hiç aramızda kilometreler olsa da. Bilmelisin ben hep senin yanıbaşındayım aslında. Abim olduğun için ne mutlu bana. İyi ki doğdun, nice güzel seneler olsun sana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6086254939762324241?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6086254939762324241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/canm-abim.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6086254939762324241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6086254939762324241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/canm-abim.html' title='Canım abim'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-a_COhpm5TN4/TrE_x4UKRVI/AAAAAAAAAPs/1bQIL91ChL8/s72-c/calperiko1.png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1488662537917117644</id><published>2011-11-01T06:09:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T06:11:16.870-07:00</updated><title type='text'>Endişe benim diğer adım</title><content type='html'>Değişken ruh halim pek nadir polyanna olmaya heveslenir, genellikle melankolik ve endişe içindedir. Hele annelik sonrası düşünün ki ne haldedir! Her daim tasalanacak bir mevzu bulma konusunda pek beceriklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aylarda şiddetli kusmaları vardı Can Bora'nın, günde en az beş kere tüm emdiğini çıkarırdı. Bazı bebeklerin diğerlerinden daha fazla kusabileceğini söylemiş olsa da doktorumuz, inanıyordum o vakit ben vardı kesinlikle bizim başka bir sorunumuz. Fazla değil çok fazla kusuyordu çünkü oğlumuz. Altı aydan sonra azalınca büyük ölçüde, rahat bir nefes almaya başlamıştım ben de. Lakin kabızlık başladı ek gıdaya geçince, poposu çatladı hemen ertesinde. Aylarca sıcak su oturtmaları yaptık, beraberinde ilaç da kullandık, buna rağmen iki bazen üçüncü günde kakamızı yaptık! 72 saatten sonra kabızlık başlar diye, üçüncü günün ortasından sonra başlardı bir sinir hali bende. Normal olmayan bir psikoloji içine girerdim beraberinde. Burnum sürekli oğlanın poposunda, geliyor diye heyecanlanırdım ufak bir 'pırt' yaptığında. Kaşık kaşık içtiği zeytinyağı bile etki etmezdi. Velhasıl kabızlık dönemimiz uzun ve zor geçti. Geçen hafta günlerce devam eden ishal hastalığında, içimden cırcır olsa diye geçirdiğimi hatırladım o kabızlık zamanlarında. Ve anladım dua ederken dikkat etmem gerektiğini bir kez daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra emekleme ve ardından yürümeye başlamasıyla atlattık bu sorunu da. Ama biter mi dertler anne olunca, bizimki katı gıda yiyemiyordu halen yaşını doldurduğunda. Kuşlara attığımdan daha küçük lokmalar verdim her defasında, kusacak diye soğuk terler akıttım öksürmeye başladığında, sonra nasıl olduysa güzel güzel yemeye başladı bir anda. Gecikmişti fakat dedikleri gibi herşeyin her çocuk için bir vakti vardı demek ki! Sıradaki neydi peki? Vardı içimde yeni bir endişe fakat son hastalığı unutturmuştu onu bir süre. Geçmeyen bir ishal ve kusma ertelemişti ilgili mevzuyu bir hafta. Birkaç gündür biraz iyi diye, bugünlerde yine belirdi o düşünceler zihnimde. Bizimki konuşmakta gecikmiş miydi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3oqCqbx2ve4/Tq_o416EJtI/AAAAAAAAAOM/VifG-XzW2aI/s1600/IMG_5853.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://1.bp.blogspot.com/-3oqCqbx2ve4/Tq_o416EJtI/AAAAAAAAAOM/VifG-XzW2aI/s400/IMG_5853.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Tabi girdim hemen internete, okudum da okudum ilgili makaleleri bir süre. Hep olduğu gibi daha da karıştırdı kafamı bu inceleme. Kimisi yazmış çocuğunun yaşında sayısız kelime söyleyip, cümle kurduğunu. Tam 'vah vah' çekmek üzereyken okudum kız çocuğu olduğunu. Meğer erkekler daha geç konuşurmuş bilmiyorum artık ne kadar doğru! Sonra başka bir yazıya rastladım, yürüyen çocukların etrafı inceleme merakından mütevellit konuşmalarının gecikebileceğini söylüyordu. İşte bu teşhis sahiden bizimkinin nedenini anlatıyordu&amp;nbsp; zira Can Bora tüm gün yerinde bir dakika dahi durmuyordu. Seksen kere evi turlayıp minik adımlarıyla, elinin uzandığı neresi varsa karıştırıyor büyük bir merakla. Bu merak da engel olurmuş konuşmaya yoğunlaşmasına. Fakat sanılmasın bizimki derdini anlatamıyor, ben bu yaşımda kendime ifade etmekte kimi zaman zorlanırken o minik bey işini pek güzel hallediyor, aslında bu geliştirdiği beden dili de fena halde hoşuma gidiyor. Misal parmaklarını ağzına götürüp 'füüüp' diye bir ses çıkarıyor, bu ya su istediğini ya da meme istediğini işaret ediyor, ayırt etmek zor olmuyor zira meme istiyorsa beraberinde yatak odasını da gösteriyor! Bu hali tatlı tabi tatlı olmasına fakat tek kelime etmeden derdini anlatabilmesi de&amp;nbsp; konuşma gereği duymamasına neden oluyormuş keza! Deniyor ki leb demeden leblebiyi anlamayın, azıcık kıvrandırın ki konuşmaya zorlayın. Beraberinde sürekli anlatın, kitap okuyun ve televizyonu fazla açık tutmayın. İki gündür bu önerileri dikkate alıyorum. Hepsi tamam ama kitap okumayı ne yapsam sevdiremiyorum, üç beş saniye bakıyor kitabın sağına soluna, sonra hooop kitabı alıp atıyor bir tarafa. Büyük bir hevesle bekliyorum ben kitap okurken onun uykuya dalacağı günleri kendi yatağında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada hakkı yenmesin adamımın, kusursuz bir 'anne' diye seslenişi var bal kaymağımın. Canı isterse anne, istemezse de 'ettaa' diyor o güzel sesiyle. 'Ettaa' da 'Esra' demek oluyor herhalde ve pek tabi her iki seslenişi de çok hoşuma gidiyor haliyle. Başka anlamlı bir kelime duyamadık henüz ağzından fakat biz anlamasak da konuşuyor aslında hiç durmadan. Dün akşam kuzeni Eren abisiyle konuştu mesela. Telefonu yapıştırıp kulağına anlatıyor da anlatıyor ona, bunu yaparken de heyecan içinde tur atıyor salonun ortasında. Bilhassa ben, ille bir işle meşgul olduğumdan telefondayken, sanıyorum gezinmek gerekir diye düşünüyor telefon kulaktayken. Bilmiyor ki meleğim annesinin ayağını uzatıp telefon muhabbeti yapacak lüksü yok, konuşurken hep koşturması bu sebepten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakınca miniğime, yok aslında hiç bir problem gelişiminde, bilmiyorum annelik mi yaptı beni böyle, sürekli bir endişe hali içinde. Yazdıklarım her çocuğun büyürken yaşadığı durumlar biliyorum ama ben bu yazdıklarımdan daha fazlası için de endişe duyuyorum. Oğlumun askerliğini düşünüyorum misal, karşısına nasıl insanlar çıkacağını düşünüyorum, eğitimini, ne iş yapacağını, nerde çalışacağını, arkadaşlarını düşünüyorum. Sonra dehşete kapılıyorum, bir yanım çok başarılı olsun, hem kendine hem başkalarına faydası olsun, dünyaya bir katkısı olsun diye dilerken diğer yanım çeksin gitsin buralardan, rahat içinde ve mutlu bir hayatı olsun istiyor. Ama yok, istemem dünyadan bihaber gamsız bir insan olmasını, rahat içinde olsun elbet lakin bilsin yardım elini de ihtiyacı olana uzatmasını. Yanında aç varsa bölsün mutlaka lokmasını, kalp kırıp almasın kimsenin ahını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'nun mutlu olması elbet benim en büyük dileğim ama başkalarına mutluluk da versin isterim zira ben yaşadığımı birinin tebessümüne neden olduğum vakit hissederim. &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihyâ eden endîşeyi feyz-i nefesimdir&lt;br /&gt;endîşe benim tıfl-ı dil-i nev-hevesimdir&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nef’i&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;---&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=nef%27%c3%ae"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1488662537917117644?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1488662537917117644/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/endise-benim-diger-adm.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1488662537917117644'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1488662537917117644'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/11/endise-benim-diger-adm.html' title='Endişe benim diğer adım'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-3oqCqbx2ve4/Tq_o416EJtI/AAAAAAAAAOM/VifG-XzW2aI/s72-c/IMG_5853.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-712794319363848142</id><published>2011-10-28T02:45:00.000-07:00</published><updated>2011-10-31T01:12:40.079-07:00</updated><title type='text'>Ah Doğu</title><content type='html'>Ne deprem ne kurşun bizi vuran, salt kötülükle dolu kalpler aslında bu günleri yaşatan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir evdeydim, on gün izin nasıl geçti bilemedim. Kötü haberlerin ardı arkası kesilmedi. Medya her zamanki gibi hoyratça kullandı eline geçen malzemeleri. Önce şehit haberlerini, sonra depremi. Okudum, okudukça kahroldum. Kimi zaman umut doldum. Sevgili &lt;a href="http://deli-anne.com/?p=5244"&gt;deli anne&lt;/a&gt;'nin dedigi gibi "her şer'de bir hayır var" herhalde dedim, sonra gerçekten öyle mi bilemedim. Söylenecek onca şey varken yazmak istemedim zira ne yazsam eksik olacaktı, duygularım kelimelerle karşılık bulamayacaktı. Lakin duramadım, iki satır yazmazsam bununla ilgili, kendime haksızlık yapacaktım. Unutmamak için yazmalıydım ve ara sıra hatırlamalıydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin doğduğu yerdir doğu, esirgememiş bu sebeple sıcaklığını, sarı ama alabildiğine sarı yapmış tüm topraklarını. Ağaçlar çalılar tarlalar sanki hep sarıdır. Yeşil azdır, vardır fakat soluktur üstündeki tozdan topraktan.&amp;nbsp; Üniversite yıllarımda, gençlik kamplarına hep doğuya gittim ben. Adıyaman, Urfa, Antep, Mardin, Diyarbakır ve Van hepsini gördüm o zaman. Daha fazlasını da sonradan. Bilen bilir şark güzeldir, hem de çok güzeldir lakin yalnız gözle değil gönül ile de bakmak gerekir. O vakit içinizi titretir, 'ne günahı var bu insanların' dedirtir. Doğulu olmak terörist olmakla eşdeğer değildir! Orda suçsuz, çaresiz ve muhtaç bir halk kurtarılmayı bekler senelerdir. Hayır kurtarıcı yine suçsuz, gencecik gariban erler hiç değildir! Artık dur demek için, bu işi sonlandıracak güce sahip olanlar için bilmiyorum daha kaç can gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Yo3do_AJnMg/Tqp4Wibai8I/AAAAAAAAAM0/meVOY7nziX4/s1600/doguda-cocuk-olmak.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="287" src="http://1.bp.blogspot.com/-Yo3do_AJnMg/Tqp4Wibai8I/AAAAAAAAAM0/meVOY7nziX4/s400/doguda-cocuk-olmak.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Peşi sıra bir deprem, şehitlerin acısı zihinlerde ve yüreklerdeyken. Bugün itibariyle 534 insan hayatını kaybetmişken, soruyorum yine kendime neden? Yılmaz Özdil'in &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19105201.asp"&gt;yazısını&lt;/a&gt; okuyunca bu sabah anladım ki yine insan insanı öldüren! Bu nasıl bir kötülüktür, nasıl bir vicdandır anlayamıyorum&amp;nbsp; ne etsem. Merhametten tamamen yoksun bu kalpler neler görmüş de bu hale gelmişler? Ben oğlumla parka gittiğimizde etrafımızı saran aç güvercinler varken bir lokma simiti dahi vicdan azabıyla ağzıma atarken, nasıl oluyor da onca çoluk çocuk günlerdir ayazda bir ateşin başında sabahlarken bu insanlar villalarının bahçelerinde ciplerinin yanına kurdukları çadırda uyuyabiliyor? Hakikaten anlayamıyorum gözlerine nasıl uyku giriyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde gönderebileceğim ne kadar kalın giysi varsa yolladık biz de Van'a. Fakat tam 100 tır yağmalanmış diye açıklama yapıyor Kızılay! Bunca yardım bunca para biri söylesin nereye gidiyor ya da daha doğrusu neden ihtiyacı olanlara ulaşmıyor? Haberler her gün soğuktan büzüşmüş, tir tir titreyen çocukları gösteriyor, en çok onlara içim sızlıyor. Doğu'nun talihi yıllardır olduğu gibi yine değişmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cahit Külebi'nin 'Doğu' adlı bir şiiri var ki, orayı en iyi o anlatıyor, başka da söz bırakmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;yüzlerce, binlerce bit vardı &lt;br /&gt;çarşaflar, giysiler üzerinde, &lt;br /&gt;kimi yayılırdı, koyun sürüsü, &lt;br /&gt;kimiyse yanaşık düzende... &lt;br /&gt;işte doğu bu. bit, deprem ve acı. &lt;br /&gt;mutluluk dediğin, bir lavaş ekmek. &lt;br /&gt;bir avuç ateştir, umut dediğin. &lt;br /&gt;gerisi kar, çamur ve tezek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kara kan akar gecelerden. &lt;br /&gt;ölüm akar, çaresizlik akar. &lt;br /&gt;yalazlanan ıık, köpek sesleri, &lt;br /&gt;horoz sesleridir, toz gibi kalkar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte doğu bu. kalmışık, suskunluk ve acı. &lt;br /&gt;gül dediğin orda kır çiçeğidir, &lt;br /&gt;işkındır, çaırdır yemiş dediğin, &lt;br /&gt;ecel şerbetidir yarin elinden &lt;br /&gt;içtiğin içeceğin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte doğu bu. kesilmiş koyun başı &lt;br /&gt;gibi bakar orda insan gözleri. &lt;br /&gt;sevdalar, sıcaklık, yumuşaklık &lt;br /&gt;türkülerde kalmış, bin yıldan beri. &lt;br /&gt;--&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte doğu bu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-712794319363848142?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/712794319363848142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/ah-dogu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/712794319363848142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/712794319363848142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/ah-dogu.html' title='Ah Doğu'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Yo3do_AJnMg/Tqp4Wibai8I/AAAAAAAAAM0/meVOY7nziX4/s72-c/doguda-cocuk-olmak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8220019402149638017</id><published>2011-10-14T06:39:00.000-07:00</published><updated>2011-10-28T00:30:40.199-07:00</updated><title type='text'>Erkek doğmak ya da kadın olmak</title><content type='html'>Küçüklüğümüzde abimle birbirimizi çok kıskanırdık, ben onun kayırıldığını düşünürdüm, o da benim. 'Keşke erkek doğsaydım' diye içimden çok geçirdim. Bilmiyorum küçük bir çocukken bunu nasıl fark ettim fakat erkek olmak kolaydı bunu çok önce öğrendim. İlk gençlik yıllarımda bu konuda çok hararetliydim, ille de eşitlik derdim. Sonra yıllar geçtikçe değiştim, daha ziyade kabullendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde annemle kayınvalidem kafa kafaya verip beni çekiştirmişler, şikayet etmiş kayınvalidem bizi iyi beslenmiyoruz diye, hak vermiş annem de onu dinleyince! Bana da söylemişti daha evvelinde fakat ikna olmamış cevaplarımdan nedense. Annem gelip bana kahvaltıda tereyağ bal yemediğimizden, kırmızı et az tükettiğimizden yakınıyor! Üstüne ekliyor, 'Borga tereyağ reçel yiyormuş ekmeğine sürünce, neden yapmıyorsun' diyor! O vakit soğuk bir su aktı sandım sırtımdan, sükunetimi koruyamadım ardından. Başladım söylenmeye, kayınvalidem oğlunu düşünüyordu neticede lakin annem nasıl söyleyebilirdi böyle, iki haftadır gece gündüz bizimle, görmüyor mu hiç oturmuyorum dahi bir saniye! Ben ki bunca zaman kahvaltısız göndermedim kocamı hiç işe ve demedim bir gün 'bu akşam yemek yok, tost yicez' diye. En kötü yakışıklısından bir makarna hazırladım alelacele. Ve eklemeliyim kırmızı et yiyoruz haftada en az üç dört kere! Annem araya giriyor, 'sadece etle de olmaz' diye, çorba da olucakmış ve zeytinyağlı da beraberinde! Beş kat büyüyen gözlerle baktım anneme. Anlamadım o an olması gerekeni söylediğini, biliyordu elbet işe giderken bunu beceremeyeceğimi lakin anlatmaya çalışıyordu sağlıklı beslenme ilkelerini. Fakat bilmez miydi annem beni? Beslenme konusundaki özenimi? Bilmiyordu demek ki, kendisi de pek sever tereyağlı ekmeği, ondan bana değil kayınvalideme hak vermişti belki. Doğru beslenme konusunda guru olabilecek bilgiye sahip olduğuma değinmeyeceğim uzun uzun. Çokca kırmızı et, tereyağ ya da reçel yemek değildi sağlıklı beslenmek, anlatamadım onlara bu zaten sorun! Bir de Can Bora'nın yememesini benim az tuzlu, az yağlı yemekler yapmama bağladılar ya, ne diyim helal olsun! Uğraşmadım fazla bu yaşta bir çocuğun böbreklerinin tuz ile zarar görebileceğini, günlük tuz tüketiminin iki gramı geçmemesi gerektiğini ya da ileride yüksek tansiyon rahatsızlığına neden olabileceğini anlatmakla. Zaten şaşkınlığım buna değildi o esnada, takılmıştım ben nasıl ekmeğine yağ bal sürüp koymazmışım kocamın önüne kısmına! Sorun bende miydi aceba? Nasıl kayınvalidem ve dahası annem böyle düşünebilirdi bu konuda? Ben mi abartıyordum üzerimdeki yükü aceba? Sanılmasın yapmam kocama hizmet asla, bilakis yemeğini tabağına dahi ben koyarım her defasında. Çay koyma bir de sadece kendi tabağını üç litre su ile çalkaladıktan sonra makineye koymaktır onun işi olsa olsa. Yıkama ve soymayı sevmediği için meyve bile yemez ben hazırlamazsam muz ve mandalina dışında. Lakin bu davranışların hiçbiri bu lafı duyana dek dokunmamıştı bana. Bu nasıl dayatmadır ki kadına? Kadın böyle düşünürse erkek haksız mıydı daha fenasını düşünmekte aceba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4WMGMb4CF64/TqpaB0Wd3eI/AAAAAAAAAMc/K8Q3zpFOskE/s1600/karikatur.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="342" src="http://1.bp.blogspot.com/-4WMGMb4CF64/TqpaB0Wd3eI/AAAAAAAAAMc/K8Q3zpFOskE/s400/karikatur.JPG" width="289" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Borga 'ben erkeğim, öndeyim' diyen bir insan olmaktan çok uzaktır, elinden iş gelmez ama rica ettiğimde bana yardımcı olmak için çırpınır. Tek çocuk olmasından mütevellit rahata alışkındır, ağırkanlıdır, bazen beni çıldırtır fakat sonuçta gerçekten iyi ve tatlı bir adamdır. Demem o ki ben seve seve koyarım lokmayı onun ağzına eğer ki vaktim olsa, halim olsa! Çok ama çok yorulsam da, biraz takdir görsem gidecek tüm yorgunluğum aslında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek egemen bir dünya bizimkisi lakin işyerindeki ya da sokaktaki ayırımcılık bu kadar üzmüyor beni. En yakınlarınız yapınca daha bir farklı oluyor etkisi. Ben eşimden ne pasta börek yapmasını, ne de yaz gelince kışlıkları naftalinleyip kaldırmasını bekliyorum. Ben eşimden ve ailemden sadece biraz destek ve takdir bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz aile içinde annemin abime olan düşkünlüğünü espri konusu yaptığımızda, annem bana ve 5 yaşında bir erkek çocuğu olan ablama 'sizi de görücem' diyerek gönül koyuyor. Abimin bekar olmasının, yurtdışında yaşamasının annemin hassasiyetinde etkisi var tabi, ki düşünüyorum hiç de haksız değil kendisi. Ben de, ablam da ileride annemden çok daha fazla oğullarımıza düşkün olabiliriz belki fakat bu düşkünlüğün sebebi çocuklarımız erkek olduğu için olabilir mi sahi? İki tane dünya tatlısı kızı olan büyük ablam bizden daha mı az seviyordur çocuklarını sanki? Abim, erkek çocukların yalnız burda değil avrupada da aileler için kız çocuklardan daha önce geldiğini söylüyor ne yazık ki. Nerde olursak olalım yine de yaşayacağız bu ayırımı yani! İnsanlığın yaradılışındaki soyunu devam ettirme dürtüsünün bu ayrımdaki payı büyük tabi, açıkçası bunu bilmek biraz rahatlatıyor beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötü olan kadının payı bu konuda. Erkeği 'erkeksin sen' diye yetiştiren salt baba, amca ya da dede değil sonuçta. Ne demeli ki erkek doğurduğu için gururlanan nice şehirli ve 'eğitimli'&amp;nbsp; kadına? 'Senin bir etkin yok erkek olmasında', 'kocanın spermi belirliyor bebeğin cinsiyetini aslında' denir mi mesela? Ya da ne yapmalıyım ben oğluma 'pipin nerde' diye sorduklarında? Gülmeli miyim orasını tuttuğunda, yoksa kızmalı mıyım suçsuz yavruma? Haksız değilim erkeği erkek yapanın, kadın olduğu konusunda galiba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben daha hamile kalmadan oğlum olmasını diledim. İlk yeğenim kız olduğunda kız bebekti favorim fakat o zaman daha 18 imdeydim, oysa küçük ablamın oğlu doğduğunda onu yeğenden çok oğlum olarak gördüm galiba ve onun etkisiyle mi bilmem oğlum olsun diye diledim hep. Fakat bu kadar değildi içimden geçen, bir kız vardı peşinden, artık emin değilim yapar mıyım sahiden lakin bir kız da diledim oğlanla birlikte hem de canı gönülden. Soran olursa erkeği önce istemişsin niye diye, inanın sadece kızıma abilik etsin diye. Hayal kurmak parayla mı sanki, hayalim buydu işte. Velhasıl erkek evladın kızdan farkı yoktur benim fikrimde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmayın böyle püskürdüğüme,&amp;nbsp; erkek ve kadın arasındaki fark ekmeğe yağı süren ve yiyen kadar basit olsa keşke. Fakat öyle değil işte, misal haberleri izleyemiyorum artık son günlerde. Ne zaman açsam kocası, sevgilisi,ya da babası tarafından öldürülen bir kadının fotoğrafı ekranda, pek çoğu daha değil bile otuzunda ve kiminin çocuğu kalmış arkasında. İnanılır gibi değil ama bazısı öldürülmüş güpegündüz sokak ortasında! Kimisi istemiş ama alamamış savcılıktan koruma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazık değil mi bu kadınlara? Günahları kadın olmak mıydı yalnızca? Suçlu sadece öldürenler mi aceba?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8220019402149638017?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8220019402149638017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/erkek-dogmak-ya-da-kadn-olmak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8220019402149638017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8220019402149638017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/erkek-dogmak-ya-da-kadn-olmak.html' title='Erkek doğmak ya da kadın olmak'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4WMGMb4CF64/TqpaB0Wd3eI/AAAAAAAAAMc/K8Q3zpFOskE/s72-c/karikatur.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5897190638788717208</id><published>2011-10-13T04:47:00.000-07:00</published><updated>2011-10-13T04:47:00.860-07:00</updated><title type='text'>Bizim evin halleri</title><content type='html'>Nasıl da eziyet ettim kendime lohusalık döneminde. İstedim ki herşey benim doğru bildiğim şekilde olsun diye, istedim ki kimse karışmasın anneliğime. Dahası düzelmedim hemen ertesinde, bu uzun süre devam etti böyle. 'Karışmayın, bu benim bebeğim' diyemediğimde, tuttum içimde, sıkıntı yaptım yok yere. Halen inanırım elbet karışmamalı en yakını dahi olsa kimse anneye lakin doğrular da varmış kulak tıkadığım söylenenler içinde. Demişlerdi misal 'değdir ağzına yediğin ne varsa', çocukta damak tadı oluşurmuş böyle yapınca fakat olmaaaazdı bu benim için asla zira ilk altı ay salt anne sütü vardı beslenme programımızda! Sonrasında da ağırdan aldım, fazla çeşitlendirmeden sevdiği tatlara yoğunlaştım. İşte bu sebepten şimdilerde fazlaca zorlanmaktayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-ijVjTcoROVg/TpbPaSyEknI/AAAAAAAAALc/dgM7pJuDs_M/s1600/yemek2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="303" src="http://2.bp.blogspot.com/-ijVjTcoROVg/TpbPaSyEknI/AAAAAAAAALc/dgM7pJuDs_M/s320/yemek2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Bıraktık önce yemeyle ilgili ne alışkanlığımız varsa. Bulamaç, püre ya da çorba türevi kaşıkla yenen gıdaları yemiyoruz asla, elle ya da çatalla yenilebilecek yemekler favorimiz artık nasıl olduysa. Olsun olmasına da ne ne yoğurt yiyor, ne muhallebi ne de çorba. Daha kötüsü kahvaltıyı reddediyor büyük bir kararlılıkla. Bir haftadır peynir yemedi ve yumurta da! Dayanamıyor annem, öğlen menüsündeki yemeğini veriyor saat 10:30 gibi.&amp;nbsp; Kahvaltı olarak köfte, dolma ya da pilav yiyor yani bizimki! Sürekli yeni şeyler yapıyorum belki sever ümidiyle ama çoğunlukla tadına bakmıyor bile! Ekmeği seviyor diye, sabah belli belirsiz tereyağ sürdüm üstüne, ağzına aldığı gibi anladı hergele, hemen itti diliyle. Velhasıl yemek olayı şu sıralar bizim için tam bir işkence. Biliyorum vaktinde alıştırmalıydım, hata yine bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykumuz da problemli, sürekli uyanıyor geceleri. Üstelik uyandığında bir ağlama krizi, tahmin ediyorum yine diş belirtisi. Malum, aylar oldu yeni bir diş gelmedi. Dayanamadım dün gece aldım yatağıma, babamız da gitti tabi salona. Öyle deli yatıyor ki, kendi yatağında vuruyor kafayı sağa sola, bizimkinde ben büzüşünce kenara,&amp;nbsp; koca yatakta uyuyor rahatça. Yine oldu iki üç kez ağlayarak uyanma ama kolay sakinleşiyor yanımda olunca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah kalkar kalkmaz gözünü dikti yine cama. Yan apartmanın su borusunun üstünde yuva yapmış güvercinler var, sabah ve akşamları hep ordalar, haliyle bizimkiyle arkadaş oldular. Eğer kuş varsa baktığında, heyecan içinde haber veriyor bana çığlıklarla. Eliyle kuşu işaret edip uyuduğunu söylüyor, evet sahiden bunu anlatıyor. Gözünü kapatıp 'hmmm' yapıyor! Hep diyorum zaten sabah uykusunu aldığında pek tatlı oluyor. Fakat sonrasında maraton başlıyor! Oturmak nedir bilmiyor, fena yaramaz, hepimizi perişan ediyor. Koltuğa çıkmayı öğrenmiş, bir tımanışı var ki bizi kahkahalara boğuyor. Evde neyin, ne zaman, nasıl yapılacağına ben karar verirken, sanıyorum bunu artık o yapıyor! Bakıyorum şöyle bir düzenimize, bizi resmen parmağında oynatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam herzamanki gibi banyo sonrası uyutma faslına geçtik, lakin o da nesi tepeme çıktı neredeyse kendisi. Dayanamadım çağırdım babamızı. Eve geldiğimden beri yemekti, sofraydı, banyoydu derken fena halde yorulmuştum. Biraz oynaşırlarsa işimi kolaylar diye umdum. Önce bir mutfağa uğradım, bir iki iş yaptım. Sonra salona geçerken baktım şap şap bir ses karanlıkta, belirdi tabi arkasından çıplak ayaklarıyla Can Bora. Oysa on dakika bile olmamıştı daha! Geldiler peşimden salona, babası uzandı koltuğa, haliyle kaldı yine oğlan bana! Biraz tepinmenin ardından aldım geçtim yine odaya, biraz kucak biraz meme, haydi sana güle güle. Fakat çokca zaman geçmişti o sürede, öyle ki belim kopuyordu sanki ertesinde. Tez zamanda düşünmeliyim dedim bu kucakta uyutma işine bir çare.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döndüğümde babamızın yanına, yarı uyukluyordu koltukta. 'Ne zor uyudu' dedi, 'evet' dedim. 'Yoruldun çok' dedi, 'evet' dedim. 'Ben de çok yorgunum' dedi, ses etmedim. Zira bunun üstüne ne denir bilemedim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5897190638788717208?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5897190638788717208/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/bizim-evin-halleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5897190638788717208'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5897190638788717208'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/bizim-evin-halleri.html' title='Bizim evin halleri'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-ijVjTcoROVg/TpbPaSyEknI/AAAAAAAAALc/dgM7pJuDs_M/s72-c/yemek2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4527804059815333650</id><published>2011-10-10T00:14:00.000-07:00</published><updated>2012-01-06T01:00:35.140-08:00</updated><title type='text'>Sevgili Can Bora</title><content type='html'>Bu kadar tatlı olmak zorunda mısın aceba? Böyle tatlı olursan ben nasıl dayanırım işte olduğum saatlerde senden uzak olmaya? Sabah kalkıp oturdun yatağında, bazen öyle kalkıp oturuyorsun bir anda, tutuyorum kendimi gülmemek için uykunu kaçırmamak adına. Gerçi uyku çoktan kaçmış oluyor çoğunlukla. Kalkıp tırmanmaya çalışıyorsun kenarlıklara, alıyorum tabi hemen seni yanımıza. Pek bir seviyorsun kendini ordan oraya atmayı bizim yatakta. Bilsen nasıl tatlı oluyorsun sabahları uykunu aldığında. En çok pijamalı halini seviyorum senin galiba. Ayakların çıplak tabi, ah o ayakların var ya eritiyor içimi. Öpüyorum onları her fırsatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirirken sütü daha az olan göğsümü istemiyorsun, diğerini elinle gösterip ağzını şapırdatıyorsun, söylesene Can Bora böyle komik olmayı nerden öğreniyorsun? Emerken bazen saçımı okşuyor ya da elimi tutuyorsun, bilir misin böyle yaptığında bana dünyaları veriyorsun. Her türlü süpürgeye bayılıyorsun, tamam ama elinden almaya kalktık mı kıyameti koparıyorsun. Dışarı çıktığımızda bizim hiç görmediğimiz süpürgeleri farkedip gösteriyorsun. Sabah kalktığında gözünü açar açmaz 'füüüü füüü' diyerek elinde süpürge varmış gibi hareketler yapıyorsun, haliyle bizi pek güldürüyorsun. Geçenlerde parka giderken, apartman görevlimizi gördük kapının önünü süpürürken. O günden beri nerde görsen adamı, elinle işaret ediyorsun temizlik yapmasını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylardır kullanmadığım saç maşasını bulup çıkarmışşın geçen banyo çekmecesinden. Bana gösterip saçına tutuyorsun, anlamıyorum sen onu nerden biliyorsun? En çok mutfakta oynamayı seviyorsun, tencere tava ve&amp;nbsp; kaşıklarla dakikalarca oyalanıyorsun. Yemek yedirirken kaşığı gördüğün gibi kafanı çeviriyorsun ama oyun esnasında boş tahta kaşığı 'tadı nasıl olmuş bi bak bakalım' diyerek uzattığımda hemen ağzını açıyorsun. Şimdi öğrendin, bunu kendin de yapıyorsun. Ocakta yemek mi karıştırıyorum, ciyak ciyak kucağıma çıkmak istiyorsun, peşi sıra kaşığı alıp karıştırmaya yelteniyorsun. Mutfağa bir girişin var, kısa bir an sanki 'aceba çöpe doğru mu gitsem, çekmeceleri mi karıştırsam, tencere dolabına mı dalsam, yoksa bulaşık makinesini mi açsam' der gibi&amp;nbsp; duruyorsun. 'Yapma' demeye hiç gelmiyorsun, bunu dediğim gibi yapmayacağın varsa da yapıyorsun. Öyle diyerek eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüyormuşum bana öğretiyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir yemek yemiyorsun, 16. ayındasın aceba iki yaş sendromuna mı giriyorsun? İnat ediyorsun, sabrımı sınıyorsun, birşeyi isteyip de alamadın mı feryat figan ağlıyorsun. En çok ne yapsam da yemek yediremediğimde, bir de saatlerce kucağımda uyuman için gezinirken, kollarım ve sırtım uyuşmuşken ama senin gözün halen açıkken beni zorluyorsun. Ama sen herşeye değersin biliyor musun? Tek bir an bile bana pişmanlık yaşatmıyorsun, bilakis sıklıkla şükrettiriyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-zhMX_Kw5OtM/To8QzIzGi1I/AAAAAAAAAK8/-w7mfmqqRDs/s1600/untitled.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="158" src="http://4.bp.blogspot.com/-zhMX_Kw5OtM/To8QzIzGi1I/AAAAAAAAAK8/-w7mfmqqRDs/s400/untitled.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Uyurken sanki daha mı güzel oluyorsun? Yüzükoyun yatıyorsun çoğunlukla, bir elin yüzünün hemen yanında, doyamıyorum o haline bakmaya. Melek diyorum, melektir bu olsa olsa. Bir gülüşün var katıla katıla, bırakamıyorum o vakit seni güldüren ne varsa, yapıyorum aynı şeyi yirmi belki otuz defa. Yeter ki sen öyle gül diye Can Bora.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parkta jetonlu arabaya bindin birkaç gün önce ilk defa, araba hareket etmeye başlayınca çevirdin direksiyonu sağa sola. 'Hadi korna da çal' dedim bakmadan kornası var mı aceba. Arandın önce direksiyonda, bulamayınca sanki varmış gibi bastın hayali kornaya! Kuşlara atmak için simit alıyoruz her gittiğimizde kuğulu parka. Veriyorum sana da kuşlara at diye simitin içinden bir parça ama sen ağzına atıyorsun her defasında. Seviyorsun simiti, hayır demiyorsun asla. Sulu köfte, etli dolma içi ve pilav var diğer sevdiklerin arasında. Başka sevdiğin tatlar bulamadım daha. Bakılırsa son günlerdeki inatçılığına, sıkıldın bulamaç şeklindeki öğünlerden, kendin yemek istiyorsun kaşık çatalınla. Misal dün aksam ayırdım köfteyi minik minik parçalara, taktım çatalına, sen götürdün hepsini kendi başına ağzına. Sen yediğinde ben doyuyorum Can Bora. Gerçekten en zoruymuş yemek yedirmek çocuğa. Yemeye hevesli değilsin ama 'yemek hazır hadi sofraya' dediğim gibi elinde ne iş varsa bırakıp koşar adım gidiyorsun mama sandalyesinin yanına, sevdiğin yemekse ne ala ama değilse başlıyorsun tabağı ters çevirip oynamaya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yakışıyor bütün kıyafetlerin sana. En çok da pantalonların ama. Küçük bir adam misali geziyorsun ortalıkta. Ve ben doyamıyorum sana bakmaya. Bazen dalıyorsun kendi başına oynamaya, öyle komik işler yapıyorsun ki tek başına! Getir götüre başladın mesela. Veriyorum eline çöpe at diye, götürüp atıyorsun büyük bir sevinçle. Tam bir görev adamı oldun sen Can Bora. Yorulmak nedir bilmiyorsun ayrıca. Evi karıştırıp duruyorsun, nerde ne var artık çok iyi biliyorsun. Oturup oyuncaklarınla oynamayı değil, gezip yeni şeyler keşfetmeyi seviyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün ilk kez bir köpeğe dokunmuşsun ananen seni götürdüğünde parka. Akşam gösteriyorsun elinle 'nasıl sevdin köpeği' diye sorduğumda. Köpekleri seviyorsun, kedilerden daha fazla. Çekiniyorsun kedilerden, bilmiyorum belki benim yüzümden. Ama merak ediyorsun, çok yaklaşmadan mutlaka bakmak istiyorsun. Ördek ve kuğulara da öyle, gözünü ayırmadan bakıyorsun gördüğünde. Ama en önce kuşlar var sevdiğimiz hayvanlar listesinde. Karşı apartmanın çatısındakilere bakardık hatırlar mısın bebekliğinde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz paylaşmayı bilmiyorsun, evet tabiki sen daha küçücük bir çocuksun. Geçen ananene bir üşüme gelmiş tv karşısında, senin minik yeleğin yanındaymış, almış koymuş kendi omzuna. Fark edince gidip çektin bir hışımla. Sen malını sahiplenmeyi nerden öğrendin be Can Bora?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum senden önceki hayatıma, hayat değilmiş o aslında, bekleyişmiş sana kavuşmak adına. Şükür bizi kavuşturana, iyi ki gelmişsin dünyama. Bilsen ne çok şey öğrettin bana, ne çok şey kattın hayatıma. Seni herşeyden çok seviyorum Can Bora.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4527804059815333650?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4527804059815333650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/sevgili-can-bora.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4527804059815333650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4527804059815333650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/sevgili-can-bora.html' title='Sevgili Can Bora'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-zhMX_Kw5OtM/To8QzIzGi1I/AAAAAAAAAK8/-w7mfmqqRDs/s72-c/untitled.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-9024594885864341198</id><published>2011-10-05T07:55:00.000-07:00</published><updated>2011-10-05T23:31:30.499-07:00</updated><title type='text'>Et tu Brute?</title><content type='html'>Ben iflah olmam. Atarım, tutarım ama bir türlü yapamam. 'Höt' demeyi öğrenmezsem de daha çok yorulucam. Memnundum yardımcımızdan ya hani, değilim artık ne yazık ki! Bir haftadır bir tuhaflık kadının üstünde, hatta başladı daha evvelinde. Önce banka işiydi, evin işiydi diyerek izin aldı bir iki kere. Olabilir pek tabi diyerek durmadım üstünde. Geçen hafta eve girmesiyle birlikte 'ölüyorum' diyerek bayılmış kapının eşiğine. Annem başta olmak üzere çok korktuk tabi, çok geçmeden kendine gelmiş neyseki. Öğlen geldiğimde yatıyordu evde, sonra bir akrabası gelip götürdü evine. Ertesi gün doktora gitmesi için işe gelmemesini söyledim, bir sonraki gün de nasılsa cuma diyerek tamamen iyi olup haftaya başlamasını istedim. Pazartesi 3 te sonuçlarını doktora göstereceğini söylemişti fakat pazartesi geldiğinde saat 1 de doktorda olmam gerekiyor dedi! Ben öğlen eve gittiğimde ise çoktan çıkıp gitmişti. Üstelik evi süpürmüş sadece, ütüleri yarına yaparım diyerek süpürme işinin ardından yatmış uzanmış öylece! Anlamıyorum insanları bu ne rahatlık böyle? Rahatsız olabilir fakat günler geçmişti üstüne, sonuçlarında da çok önemli birşey çıkmadı neticede, ilaç kullanıyor şimdi kontrole gidecekmiş yine!&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-AGK33C2laug/ToxvwXwy4KI/AAAAAAAAAJs/ywGZcttBDXM/s1600/temizlik-2688.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://2.bp.blogspot.com/-AGK33C2laug/ToxvwXwy4KI/AAAAAAAAAJs/ywGZcttBDXM/s400/temizlik-2688.gif" width="346" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar da değil, geç gelmeye de başladı, üstelik evinin camlarına demir takılacağı için yakın zamanda tekrar izin isteyeceğini söyledi bugün! Dün Can Bora muhallebi dökmüştü halının bir kısmına, silmiştik tabi ama ovalamadık fazla. Annem bugün rica etmiş orayı silmesini, 'yapamam biz öyle konuşmadık' demiş kendisi! İşte buydu fitilleyen benim ateşimi. Sanki bekliyoruz ondan tüm halıları silmesini, ev işlerine yardımcı olmak değil mi zaten onun görevi? İlk görüşmemizde benim ev işlerine vaktim olmadığını, bunlarda bana yardımcı olacağını söylemiştim oysaki. Zaten dip bucak girsin diye ayrı bir temizlikçi tutuyorum ara sıra, misal pencere sildirmiyorum bu hanıma, koltuk çektirmiyorum keza, yalandan toz alıp süpürüyor işte. Ona da razıydım lakin artık iyi niyeti konusunda kararsızım. Gerçekten sevmiştim kendisini, anlayamıyorum niye böyle değişti? Yoksa öncesi sadece göz boyamak için miydi? En baştan madde madde yazıp imzasını mı almalıydım yaşamamak için bugünkü problemi? Çok ayıp geliyor bana öylesi. Soğuk ve sert biri mi olmak gerekiyor ille, zaten çok rahat çalışıp, fena da para almazken -benim maaşımın üçte biri-&amp;nbsp; bu özensizlik niye? Biliyorum aslında cevabını, insanoğlu işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle çok bakıcı hikayesi duydum ki aslında, her iki ablamın da fazlaca deneyimi var bu konuda ama öğrenmiyor insan işte başkalarının yaşadıklarıyla, hatta kendi yaşadığım bile ders olmuyor bana, güveniyorum her defasında ısrarla! Gereğinden fazla gösterdiğim yakınlık ve hoşgörü biraz da böyle yapıyor insanları aslında. Eski bir yöneticim disiplinin insanları daha verimli çalışma konusunda motive ettiğini söylemişti. O vakit çok etkilememişti beni fakat doğruymuş görüyorum şimdi. Ben de işveren olarak biraz değiştirmeliyim öyleyse kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakmayın böyle dediğime, can çıkmadan huy çıkmıyor işte. Aynı hatayı yaparım her seferinde bile bile. Sezar ne demiş kendini bıçaklayan uşağı Brütüs'e? Sen de mi Brütüs? Orjinali de 'Et tu Brute?'. Benzer bir hayal kırıklığı yaşıyorum ben de. Anlamadım o mahçup kadın nasıl oldu böyle. Ne denir ki şimdi bunun üstüne? Sezar demiş işte: Et tu Brute?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-9024594885864341198?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/9024594885864341198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/et-tu-brute.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/9024594885864341198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/9024594885864341198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/et-tu-brute.html' title='Et tu Brute?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-AGK33C2laug/ToxvwXwy4KI/AAAAAAAAAJs/ywGZcttBDXM/s72-c/temizlik-2688.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5205860444234782532</id><published>2011-10-05T03:37:00.000-07:00</published><updated>2011-10-05T03:43:06.924-07:00</updated><title type='text'>Anne Dostu Toplum Platformu</title><content type='html'>'Emzirme Reformu Gönüllüleri',&amp;nbsp; 'Anne Dostu Toplum' a dönüştürmeyi planlıyormuş hareketlerini. Demiş ki blogcuanne, 'sağlıklı nesiller yetiştirmenin yolunun mutlu annelerden geçtiğini öğrendik edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle'. Anne Dostu Toplum Manisfetosu'na katkı sağlaması umuduyla öyleyse...&lt;br /&gt;(bkz. http://blogcuanne.com/2011/10/03/anne-dostu-toplumdan-ne-anliyorsunuz/)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. “Anne Dostu Toplum”dan ne anlıyorsunuz? Birkaç cümle ile tanımlar mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Anneliği özendiren, anneliği yücelten bir toplum anlıyorum. Her kesimden insanın anneye saygılı ve yardımcı olduğu, imkan ve kolaylıkların bol, aynı zamanda kolay ulaşılabilir olduğu bir toplum anlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Türk toplumunun “Anne Dostu” bir toplum olduğunu düşünüyor musunuz? &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;Kesinlikle hayır. Belirgin bir cinsiyet ayırımcılığı olan bir ülkede, kendi dışındakinin derdinden anlamayan, anlamaya çalışmayan bir toplumda yaşıyoruz. Değil dostluk neredeyse düşmanlık görüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Toplumsal hayatta annelerin karşılaştığı en büyük üç zorluk sizce nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneye herkesin müdahale etmesi; değil sadece aile büyükleri, yolda, parkta gördüğünüz insanların dahi anneliğinizi eleştirmesi ya da en iyi ihtimalle öneride bulunması.&lt;br /&gt;Bakıcı/yardımcı sorunu.&lt;br /&gt;Babaların anneye yeterince destek ol(a)maması, çocuk ve ev ile ilgili her işin annenin 'görevi' olarak algılanması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. “Anne Dostu İş Yeri” deyince aklınıza gelen ilk üç kriteri paylaşır mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelere(bilhassa 0-3 yaş çocuğu olan)&amp;nbsp; 'mobbing' uygulanmaması.&lt;br /&gt;Çalışma saatlerinde esneklik ya da kimi durumlarda -eğer mümkünse- evden çalışma imkanının sunulması.&lt;br /&gt;Bakıcı ve kreş için ödeneğinin olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Çalışan annelerin yaşadığı en önemli üç sorun size göre nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak bakıcı problemi. Kim olursa olsun çocuğun annesi dışında birisi tarafından bakılması.&lt;br /&gt;Psikolojik baskı uygulanması. İşe geç kalmak, sık telefonla konuşmak(evi aramak için) gibi son derece olağan durumların anlayışla karşılanmaması, performans düşüklüğü olarak değerlendirilmesi.&lt;br /&gt;Doğum/süt izinlerinin yetersizliği ve ücretsiz izin alırken dahi sorun yaşanması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Elinize bir sihirli değnek verilse, iş ya da günlük hayatınızda yaşadığınız hangi sorunu/engeli değiştirmek isterdiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az çalışarak şimdiki maaşımı almak, hiç ev işi yapmayıp evde olduğum vakitlerde oğlum ve eşimle kaliteli zaman geçirmek ve babamızın yemek yedirmek, alt değiştirmek ya da hiç değilse güzel oyalayabilmek gibi yetilerden en azından birine sahip olmasını isterdim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5205860444234782532?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5205860444234782532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/anne-dostu-toplum-platformu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5205860444234782532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5205860444234782532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/anne-dostu-toplum-platformu.html' title='Anne Dostu Toplum Platformu'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-8502340573774696237</id><published>2011-10-04T08:02:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T01:02:15.625-07:00</updated><title type='text'>'Doğum' günü</title><content type='html'>Hatırlarım eskiden, nasıl da mutlu olurdum doğum günüm yaklaşırken. Yok hayır, değil elbet gelecek hediyelerden, daha ziyade göreceğim yoğun ilgiden. Sonra değiştim ve istemez oldum birden. Sanılmasın yaş geçtiğinden fakat istemez oldum gerçekten. Kutlanacak biri varsa, annem olmalıydı o aslında. Doğuran oydu sonuçta. Asıl rahatsız eden beni, insanların üstünde baskı kuruyormuşum hissi. Sırf doğumgünüm diye, o gün konuşmak istemese de, aramalı mı arkadaş dost her kimse? Mahcup oluyorum bu sebeple. İşte bundan&amp;nbsp;  tebrik beklemiyorum kimseden son senelerde. Üstelik artık çok uzak doğum günü benim için pasta ve hediyeden, misal dün gece düşündüm ne acılar çekmiştir kimbilir annem beni doğururken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzaktı 30 yaş değil mi? Ondan mı 31 biterken bu genç kız edaları şimdi? Yakıştıramıyorum kendime hiç 'ağır' kıyafetleri, 'kadınsı' diye geçiriyorum içimden. Ancak dişilik değil kadınsı derken kastım, 'ileri yaşlı bayan' bana yaptığı çağrışım. Yok farkındayım 'yaşlanmak' için erken fakat 'yaş alıyorum' sahiden. Geçenlerde marketteki kasiyer kız Can Bora'nın elindeki kabağı kemirdiğini görünce 'ablaaa' diye sesleniyor peşimden, ki bana kalırsa hiç de büyük görünmüyorum kendisinden! Önce abla sonra 'teyze' olucam değil mi? Neyseki alışkınım teyzeliğe yeğenlerimden. Seneler evvel duydum ismimin sonunda 'teyze' kelimesini ben. Çok da mutlu olurum yeğenlerimden duyduğum vakit halen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok zamana isyanım yaş geçtiğinden, oğlumun her anına doyamamak benim tek meselem. Bir daha ve bir daha yaşamak istiyorum kimi anlarını fakat olmuyor işte geçen zamanın tekrarı. Kaçırıyorum bazı şeyleri, en çok da bu düşündürüyor zaten beni. Annem dün yumurtadan civciv çıkarak başlayan bir reklamı göstererek Can Bora'nın çok sevdiğini söylüyor, onunla ilgili bir şeyi annem dahi olsa başkasından öğrenmek de beni üzüyor. Velhasıl yaşla yok hiç derdim. Hatta inanın otuzlu yaşları sevdim. Teselli etmiyorum kendimi lakin doğru her gün daha fazla beğendiğim aynadakini. Yaş da değil sadece bu memnuniyetin sebebi, var elbet çokca anneliğin etkisi. Bakıyorum misal yirmilerinin başındaki kızlara, Allahım ne güzeller var aralarında fakat nasıl toyluk bakışlarında ve çocukluk aynı zamanda. Beklemiyorum tabi olgunluk ve deneyim yirmilik bir gencin suratında. Ama kadını kadın yapandır yaşadıkları ve arkasındaki yılları kanımca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-6odBfG0exxg/Tosf7TglJOI/AAAAAAAAAJc/J8kj_NVua4c/s1600/pasta.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="319" src="http://4.bp.blogspot.com/-6odBfG0exxg/Tosf7TglJOI/AAAAAAAAAJc/J8kj_NVua4c/s400/pasta.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün babamız almış iki pasta, biri bana biri Can Bora'ya, herkesinki kendi boyutunda! Koyduk birer mum üzerlerine, baktık bir heyecan bizimkinde. Mumları yaktığımız gibi başladı üflemeye. Bir parça tadına baksın istedim, çikolatalı pasta kesin bayılacak dedim. Önce çevirdi tabi kafasını, sonra endişeyle yaladı ağzının kenarına bulaşanları, ilginçtir almadı arkasından çataldaki lokmayı. Hiç ısrar etmedim zira ne kadar geç tanışırsa tatlıyla o kadar iyi dedim. Fakat bir sürü hediye verdi meleğim bana. Önce ananesinin yaptığı sulu köftelerden yedi güzelce. Çok geçmeden kakasını yaptı eli elimde. Komik ama bu benim için en güzel hediye! O rahatlayınca bir 'oh' çekiyorum ben de, kolay değil dün üçüncü gündü neticede. Kabız da değil fakat düzenimiz hep böyle işte. Dahası var, gece rahat uyuduk, uzun zamandır ilk kez gece boyu sadece iki kez buluştuk, onlarda da fazla uzatmadan tekrar uykuya koyulduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti böyle bir yaş daha. Ne mutlu oğlum, Borga ve annecim yanımda. En güzel hediye onlar bana. Hele ki insan yaş aldıkça, anlıyor sevdikleriyle olmaktan daha güzeli yok hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım da şimdi başta yazdıklarıma, tabiki yaşlı değilim daha. Ama yine de şöyle birkaç yaş genç olsam hiç de fena olmazdı aslında...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-8502340573774696237?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/8502340573774696237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/dogum-gunu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8502340573774696237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/8502340573774696237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/10/dogum-gunu.html' title='&apos;Doğum&apos; günü'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-6odBfG0exxg/Tosf7TglJOI/AAAAAAAAAJc/J8kj_NVua4c/s72-c/pasta.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3881154791305130630</id><published>2011-09-30T08:06:00.000-07:00</published><updated>2011-09-30T08:10:47.211-07:00</updated><title type='text'>Bir ay daha</title><content type='html'>Zaman, zaman, zaman, bırakmayacağım yakanı biraz yavaşlamazsan!&amp;nbsp;Niye böyle hızlı koşman, olmaz mı biraz soluklanmak için dursan? Bilmedim önce kıymetini ama keşke şimdi böyle yapmasan.&amp;nbsp;Sen de mi kadına karşısın zaman? Değilsen neden beni böyle yıpratman? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 yaş nasıl da uzaktı önceden, doğru mudur bu yaşın milat olduğu gerçekten? Ondan mıdır son bir sene nasıl geçti hiç bilmemem. Yoksa meleğim midir beni böyle allak bullak eden? Ne biçsen bedeline yine öderim seve seve, ondan mı böyle hoyratça gelmen üstüme? &amp;nbsp;Ben eski ben değilim, çok iyi biliyorsun sen de! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil yaşlanmak beni korkutan, olmak istediğim yerde değilim şu an. Başka şehirde, başka şekilde olmalıydım yanımda yine oğlum ve kocam. Telaş içinde, koşturarak&amp;nbsp;geçmemeli günler, böyle değildi ki kurduğum hayaller. Yine de kırgın değilim sana, teşekkür dahi borçluyum hatta. Bir oğul verdin ki bana, hayalimde bile yoktu böylesi asla. Ondan aslında bu söylenmem biraz da. İstiyorum ki daha güzel bir hayatımız olsun oğlumla. Yok hemen kızma, farkındayım çok şey verdin bana, inan dört elle sarıldım onlara ama insanım işte var yine de gözüm daha fazlasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meleğim, miniğim bir ayı daha bitirdi. Dün tam 15. ayını devirdi.&amp;nbsp;Doktor kontrolünde yine yeri göğü inletti. Orda dirayetliydim zira doktorumuz yumuşak ve&amp;nbsp;seriydi fakat aşı odasına vardığımızda, hele ki üç tüp kan alınacağı kulağıma çalındığında içim 'cız' etti. Tuttuk hep birlikte ellerini kollarını, önce kan alındı, sonra yapıldı aşısı. Ya&amp;nbsp;Rab o çığlıklar yüreğimi dağladı. Üç ay evvelki tahlilleri&amp;nbsp;doktorumuzda 'talasemi' şüphesi uyandırmıştı lakin son değerler öyle olmadığını ispatlamıştı. Sorun sadece kansızlıktı. O da geçen üç ayda, ilaçla normal değerine ulaşmıştı. Ama alışmıştık biri biter&amp;nbsp;diğeri başlardı. Şimdi de popomuz yeniden çatlamaya yakındı, sıcak su oturtmalarına başlamak lazımdı. Bunun dışında bir de kiloda problem vardı.&amp;nbsp;Artış, almamız gerekenin çok altındaydı,&amp;nbsp;sanıyorum hastalığın bunda parmağı vardı ama olsun doktorumuzun da dediği gibi bir yaş sonrası bu zaten olağandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Eve geldiğimizde keyfi yerinde ama ağlamaktan yorgundu yine de. Bırakamadım, uyutup öyle gittim işe. Yine lanet ede ede! Olmaz mıydı böyle zamanlarda otursam evimde, baksam bebeğime. Böyle bir işim olabilir miydi ileride? Yaş hızla geçerken hem de, var mıydı şansım yine de? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne garip ve ne güzel bir dengedir,&amp;nbsp;zaman benden alırken aslında bebeğime verir. Üzülmemeliyim hiç öyleyse göz çevremde belirmeye başlayan çizgilerime, kim bilir nasıl dönecek onlar meleğime. Yeni bir kelime çıkacak ağzından belki de.&amp;nbsp;'Annecim' der mi mesela?&amp;nbsp;O zaman yaşlanmak koyar mı hiç adama...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3881154791305130630?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3881154791305130630/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/bir-ay-daha.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3881154791305130630'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3881154791305130630'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/bir-ay-daha.html' title='Bir ay daha'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1062867005966082873</id><published>2011-09-29T06:14:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T06:17:07.626-07:00</updated><title type='text'>Büyüyor meleğim her saniye</title><content type='html'>Çoktandır yineliyorum 'artık herşeyi anlıyor' diye. Değil lafın gelişi, gerçekten anlıyor ne söylense. Uyguluyordu 'bunu al&amp;nbsp;şuraya&amp;nbsp;koy' gibi (ki burdaki bu ve şu yerine isim koyuyoruz pek tabi) komutlarımızı doğru şekilde. Lakin yine de fazlaca duygulandırdı beni, dün akşam 'annecim yerdeki kaşığı alıp masanın üstüne koyar mısın' dememle, yapması söylediğimi. Derseniz ki ne var bunda, 15 aylık olmuş sonuçta, annelik abartıyorum belki ama bilir misiniz boyu yetmiyor dahi,&amp;nbsp;yine de uzanarak halletti işini&amp;nbsp;bizimki. Anlamasından ziyade dediğimi yapması şaşırttı beni zira ne söylesem tersini yapıyor genellikle kendisi. Misal sağdan soldan eline küçük bir parça mı geçti, boş bulunup 'sakın ağzına alma' dememle ağzına atması bir oluyor.&amp;nbsp;Ya da 'çöpe atma' mı dedim, ne varsa elinde illaki çöpü boyluyor. Velhasıl oğlum büyümüş de annesinin sözünü dinliyor ve&amp;nbsp;böylesine basit bir an bana dünyaları veriyor. Bırakıp elimdeki işi, eğilip öptüm hemen bebeğimi, baktı suratıma, anlamadı sebebini. Hoş bunun için de bir sebep gerekmiyor&amp;nbsp;tabi lakin yaptığım işi bırakmam için debeleniyordu ne zamandır, şimdi birden ne olmuştu ki? İlgimden sıkılıp yeniden dolapları karıştırmaya dönünce, ben bir süre daha&amp;nbsp;devam ettim tebessüm etmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem dün akşam 'Öyle bir geçer zaman ki' yi&amp;nbsp;izlerken, minik Osman'ın önlüğüne bakıp 'abinin önlüğü de böyle yandan düğmeliydi' dedi, sonra da 'zaman ne çabuk geçiyor' diye ekledi. Abimin yaşını düşünersek çabuk geçiyor dediği zaman&amp;nbsp;aşağı yukarı&amp;nbsp;25 yıla tekabül ediyor! Değil sadece günler aylar, yıllar dahi hızla geçiyor. Gariptir anne olduktan sonra &amp;nbsp;geçen zaman beni biraz ürkütüyor. Bir yanım büyüsün bir an önce derken, diğer yanım&amp;nbsp;şimdiki haliyle yanıbaşımda kalsın istiyor. Çalışmak en çok da bu yüzden ağır geliyor. Yanında olmadığım zamanların telafisinin olmadığını bilmek içimi acıtıyor. Kimbilir ben evde değilken miniğim neler yapıyor ve annesi hepsini kaçırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-ll2EYZm-lvU/ToRvv8wqafI/AAAAAAAAAJE/GTMDXCSu4TU/s1600/IMG_5462.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400px" src="http://4.bp.blogspot.com/-ll2EYZm-lvU/ToRvv8wqafI/AAAAAAAAAJE/GTMDXCSu4TU/s400/IMG_5462.jpg" width="376px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kitabımız var, içinde türlü türlü ormanda gezen hayvan resimleri var. Ne tavşan, ne kirpi sadece minik bir kelebek çekiyor dikkatini. Tüm hayvanları gösterip söyledim oysa isimlerini fakat ısrarla ve çığlıklarla gösteriyor her seferinde ille minik kelebeği. Gitar çalıp şarkı söylüyoruz bir de, biz tezahürat yapınca da gitarı havaya kaldırıp sonunda yere çarpıyor sevinçle. Tabi pek bir gülüyoruz bu haline. Bu arada bahsi geçen gitarın oyuncak olduğunu söylememe gerek yok herhalde! Kablo ve prizlere ilgimiz çok önce başladı ama görüyorum son zamanlarda daha bir arttı. Alıyor bir&amp;nbsp;şarj aletini, usanmadan takmaya çalışıyor koruyuculu prize elindekini. Ama en çok sevdiğimiz tabiki süpürgelerimiz, hiç değişmedi bu zevkimiz, oldum olası her türlü süpürgenin delisiyiz. Bir elimizde faraş, bir elimizde süpürge, en güzel böyle oyalanıyoruz evde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte günlerimiz böyle geçiyor Can Bora ile. Büyüdükçe alışırım sanıyordum&amp;nbsp;bırakıp işe gitmeye&amp;nbsp;lakin sanki daha mı zor oluyor gün geçtikçe? Hem kendini, hem anneyi&amp;nbsp;daha fazla bilen bir çocuk bırakıyorum gerimde. Bir de son zamanlarda her zamankinden daha fazla özlüyorum nedense. Yetmiyor akşamlar &amp;nbsp;özlem gidermeye. Bazı akşamlar uyuduğunda koymuyorum hemen yatağına, bir süre daha tutuyorum kucağımda. Kokluyorum, okşuyorum, günün en güzel anını o vakit yaşıyorum. Zaten artık içinde onun olmadığı bir mutlu an hayal edemiyorum. Sadece onunla olmak, daha çok oynamak, daha çok&amp;nbsp;&amp;nbsp;sarılmak istiyorum. Bir anne olarak çok mu şey istiyorum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1062867005966082873?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1062867005966082873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/buyuyor-melegim-her-saniye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1062867005966082873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1062867005966082873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/buyuyor-melegim-her-saniye.html' title='Büyüyor meleğim her saniye'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ll2EYZm-lvU/ToRvv8wqafI/AAAAAAAAAJE/GTMDXCSu4TU/s72-c/IMG_5462.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4045052914654562285</id><published>2011-09-27T01:05:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T06:34:37.290-07:00</updated><title type='text'>Şükretmek için 1001 neden</title><content type='html'>Şöyle bir baktım da önceki yazdıklarıma, ille var hepsinde bir dert tasa. Bunaldığım vakitlerde&amp;nbsp; yazmışım hep, biraz bundan galiba.&amp;nbsp;Lakin işin aslı hiç de öyle değil, çoğunlukla mutlu bir insanım&amp;nbsp;aslında. Ne çok neden var bunun için unutuyorum ara sıra.&amp;nbsp; Oysa hatırlatmam lazım kendime sıklıkla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık var tabi ilk sırada, ondan daha mühim ne var ki zaten hayatta? Hiçbir sağlık problemi olmayan bir çocuk getirdim dünyaya ve şimdiye dek olmadı büyük bir kaza bela, olmasın diliyorum bundan sonra da.&amp;nbsp;Ama&amp;nbsp;şöyle bir&amp;nbsp;bakınca etrafıma, nasıl da şanslıyız anlıyorum bir kez daha. Down sendromlu bir çocuğu olan ve ikinci çocuğuna hamile, endişeli hem de çok endişeli bir annenin &lt;a href="http://blogcuanne.com/2011/09/22/ikinci-cocugu-beklerken/"&gt;yazısını&lt;/a&gt; okudum bu sabah blogcuanne'de. Haftasonu Borga'nın bir arkadaşına rastladık bir de, 2.5 yaşındaki yeğeninin ameliyat olduğunu söyledi beyninde kist var diye! Dualar ettim tüm kalbimle hem o bebeklere, hem annelerine. Değil ki sadece bunlar, biliyorum sayısız örneği var, bu yüzden şükürler olsun diyorum sağlıklı bir çocuğum var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlumun babası var sonra. Kızdığım, şikayet ettiğim ama çok sevdiğim o adam var hayatımda. Bazen ona nasıl aşık olduğumu anlamasam da ve aşk bitiyor deseler de zamanla, gariptir ben onu her geçen gün daha çok seviyorum galiba.&amp;nbsp;Sevmediği adamla hayatını geçirmek zorunda olanlardan ya da sevdiği adama kavuşamayanlardan&amp;nbsp;değilim&amp;nbsp;ne mutlu bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kardeşlerim var, hem abi hem ablaya sahip olan son numara olmanın şansı var. Onlarla birlikte geçirilmiş,&amp;nbsp;şimdi 'ne güzeldi' diye hatırlanan bir çocukluk var.&amp;nbsp;Mesafeler olsa da aramızda, her gün birbirimiz için atan kalplerimiz var.&amp;nbsp;Üç tane dünya tatlısı yeğenim ve&amp;nbsp;sayelerinde oğlumun iki ablası bir abisi var. Annem babam var sonra, yok sonra değil, hepsinden önce.&amp;nbsp;Tüm hayatlarını bize adayan ve yaş geçtikçe değerleri daha iyi anlaşılan. Aile neymiş,&amp;nbsp;sevgi, fedakarlık neymiş bize anlatan.&amp;nbsp;Oğlumun babannesi var, benim işte olduğum saatlerde onun başından ayrılmayan ve kayınpederim&amp;nbsp;bizi&amp;nbsp;sık sık kahkahalara boğan.&amp;nbsp;Velhasıl benim kocaman güzel bir ailem var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-6uISxz1lfWI/ToGBAM9SjxI/AAAAAAAAAIs/9vSnErJYQko/s1600/prayer2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400px" src="http://2.bp.blogspot.com/-6uISxz1lfWI/ToGBAM9SjxI/AAAAAAAAAIs/9vSnErJYQko/s400/prayer2.jpg" width="300px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylarca, yıllarca iş bulamayan diplomalı insanın olduğu bir ülkede oldukça iyi sayılabilecek bir işim var. Hep şikayetim de var değil mi? Ama olsun kazancım var, sayesinde ne istiyorsam yiyebilecek, ne istiyorsam giyebilecek gücüm var. Açlığı diyet sanacak kadar şuursuz olmasam da,&amp;nbsp;her soframızda çeşit çeşit yemek&amp;nbsp;&amp;nbsp;var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarım var. Görüşmek için can attığım, özlediğim, gördüğümde mutlu ayrıldığım dostlarım var. Yardım isteyebileceğim, içimi dökebileceğim, dahası birlikte&amp;nbsp;seneleri devirdiğim&amp;nbsp;dostlarım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynaya baktığımda hep olmasa da sıklıkla hoşnut olduğum bir görüntüm var. Bir kadın olmanın gerekliliği midir bilmem, kusur sandıklarım da&amp;nbsp;çok var lakin nankörlük etmemeli yaradana, dememeli 'çirkin' asla hiçbir insana. Değil&amp;nbsp; midir güzellik de çirkinlikte insanın içinde aslında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşime yakın bir evim var, söylensem de hep kavaklıdere'de ev çocuklu ailenin neyine diye, trafik derdi nedir unuttum o ev sayesinde. İşten çıktığımda on dakika sürmeden kavuşuyorum bebeğime. Fazla uzaklaşmıyorum ondan işyerinde olduğum saatlerde bile. Bir şey olsa, koşarak beş dakikada yanında olacağımı bilmenin rahatlığıyla oturuyorum aslında yerimde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil elbet bu kadar, dahası da var. Gerçekten yazmaya kalksam, eminim&amp;nbsp;1001 den de fazla nedenim var. Biliyorum hepsini de sadece bazen kendime hatırlatmaya ihtiyacım var. Kabuğumdan kafamı uzatıp baktığımda görüyorum ne acı dolu hayatlar var. Şükürler olsun demeliyim&amp;nbsp;bu sebeple her sabah ve her akşam, işte hepsi bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4045052914654562285?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4045052914654562285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/sukretmek-icin-1001-neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4045052914654562285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4045052914654562285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/sukretmek-icin-1001-neden.html' title='Şükretmek için 1001 neden'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-6uISxz1lfWI/ToGBAM9SjxI/AAAAAAAAAIs/9vSnErJYQko/s72-c/prayer2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6670148364948213726</id><published>2011-09-23T05:25:00.000-07:00</published><updated>2011-09-23T05:25:36.075-07:00</updated><title type='text'>Beynimizi geliştiriyoruz</title><content type='html'>Rastladım bu sabah aşağıdaki yazıya ve pek mutlu oldum yazanların çoğunu zaten uyguladığımı anlayınca. Misal birinci madde ile başlayalım, diyor ki konuşun çocuğunuzla, aynen öyle yapıyorum ben de her fırsatta. Şimdi anlaşılır kelimelerle olmasa da cevap veriyor, monolog değil, diyalog oluyor aramızda lakin bebekken ben anlatırdım o dinlerdi, bilirdim söylediklerimi kayıt ederdi, gözümün içine bakıp anlamak için debelenirdi. Kimi zaman onunla konuşmaktan, şarkılar söylemekten sesim giderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okumak geliyor ondan sonra, işte maalesef bunu sevmiyoruz biz daha. Ne zaman kitabı açıp anlatmaya başlasam, bir dakika bile geçmeden kitabı kapatıp inmeye çalışıyor kucağımdan. Ama zaman içinde değişiyor&amp;nbsp;ilgi alanları, umuyorum sevecek ileride kitapları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayı saymayı, dinlemeye ve izlemeye başladığı andan itibaren yapıyoruz zaten. Birkaç aylıktı, duyunca hemen sustuğu şarkı "sağ elimde beş parmak sol elimde beş parmak" ile başlayandı. Aylarca söyledik onu ve saydık parmaklarımızı. Şimdilerde de oyuncaklarımızla oynarken, misal trenimizin vagonlarını takarken sayıyoruz onları. Ne alıyorsak elimize isimlerini de söylüyoruz, mümkün olduğunca kısa ve basit kelimlerle işlevini anlatıyoruz. Babamız asabiyet yapınca bazen Can Bora birşeyi almak konusunda ısrar ettiğinde, araya girip hatırlatıyorum neden alamayacağını anlatsın diye. Söylemeliyim tabi genellikle ne istiyorsa -tehlikeli olmadığı sürece-&amp;nbsp;veriyoruz eline, aksi taktirde susturmak için ne yapsak nafile!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyon izliyoruz tabi, baby first ile tanıştık aylar evvel. Favori karakterlerimiz var, bir görseniz ne şekerler. Ama bırakmıyoruz asla uzun süre televizyon karşısında, ayrı bir aktivite olarak yer vermiyoruz onun programında. Birkaç dakikalık kısa sürelerle bakıyor en fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda oldukça yol katettik kendi başına yeme konusunda, hiç ses etmiyorum etrafı batırmasına, ille koyuyorum onun da önüne bir&amp;nbsp;tabak bizim yemek zamanımızda. Önce hevesle yemeyi başarıyor bir iki lokma, sonra başlıyor tabi döküp saçmaya. Fakat dün akşam ilk kez etli dolma içi yedi, neredeyse tamamını kendi başına ve ona akşam öğünü olarak yetecek miktarda. Tahmin edin sonrasında ağzım nasıl kulaklarımda. Hızla büyüyor meleğim anladım bir kez daha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkı ve tekerlemeleri çok söyledik bebekliğimizde.&amp;nbsp;Şimdi eskisi kadar olmasa da devam ediyoruz yine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş dışında oğlumuz heryerde bizimle.&amp;nbsp;Dışarı çıkarmaya&amp;nbsp;özen gösteriyoruz mümkün mertebe.&amp;nbsp; Alışveriş zor olsa da kendisiyle, yine de&amp;nbsp;gidiyoruz hep birlikte. Rahat durmuyor tabi, geçen bir bal kavanozunu devirdi&amp;nbsp;markette ama biliyorum ki ne kadar çok şey görürse algısı da açılıyor o derece. Anlatıyorum mutlaka ilgisini çeken ne ise, bir şey onu heyecanlandırdığında aynı heyecanla tepki veriyorum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana renkleri söylemeye çalışıyorum özellikle. Misal 'araba' yerine 'kırmızı araba' diyorum, çarpıcı renkli bir öğe oldu mu ille dikkatini çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aç kapa yapmayı seviyoruz çoktandır, mandallar ve&amp;nbsp;kutusuydu bir ara oyuncağımız, son zamanlardaysa tencere ve kapakları var sıkılmadan oynadığımız. Alıyor eline bir kapak iki tencere, kapağı bir ona kapatıyor bir diğerine. Bir de kaşık veriyorum bazen eline, karıştırıyor boş tencereyi büyük bir keyifle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdiven çıkmaya çok hevesli nedense, babası ya da ben değil ama&amp;nbsp;babannesi dizinden rahatsız &amp;nbsp;olduğu için çıkarıyor zaten merdivenleri her seferinde. Parkta oynamaya da başladı, yakında kaydırağın merdivenlerine tırmanır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamaşır sepetine oturuyor, hele bir de ordayken ittirilirse dünyalar onun oluyor. Küçük bir bebek arabası var, doğum kurabiyelerini onun içinde ikram ettiğimiz.&amp;nbsp;İşte bu arabanın içini doldurup-ya da bazen doldurmadan- çığlıklar atarak evde gezdiriyor. Tamamen kendi bulduğu bu oyunu pek bir seviyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demem o ki, biraz Can Bora'nın kendi ilgisiyle, biraz da bizim gayretimizle doğru yolda gidiyormuşuz meğerse. Geliştirdiğimiz için beynini, ondan herhalde oğlum bu kadar zeki! Bu işin şakası tabi, hem görüyorum şimdiki çocukların hepsi nasıl birbirinden zeki. Lakin zeki olmak değil onu doğru kullanmak bence daha önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-gyGU1Y6ZyNs/Tnx5ONkXgmI/AAAAAAAAAHc/vL1kGssX30s/s1600/zekicocuk1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="278px" src="http://2.bp.blogspot.com/-gyGU1Y6ZyNs/Tnx5ONkXgmI/AAAAAAAAAHc/vL1kGssX30s/s400/zekicocuk1.jpg" width="245px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;"Zeka her şeye yardım eder ama hiçbir şey için yeterli değildir"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ****************************************&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;İlgili&amp;nbsp;yazı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çocuğun beyninin geliştirilmesi için yapılabilecek aktiviteler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Çocuğunuzla konuşun. Karşılıklı diyalog zekasını geliştirmenin en basit ve en etkili yoludur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Her gün mutlaka kitap okuyun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Her şeyi sayın ve her şeyin ismini söyleyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Günde 1 saaten fazla televizyon seyrettirmeyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Kendi kendine yemek yemesini ve bardaktan su içmesini özendirin. Böylece güven ve bağımsızlık duyguları kazanacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Beraber şarkı ve tekerlemeler söyleyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Dışarıdaki her türlü aktiviteyi beraber yapın. Markete gitmek gibi mesela. Gördüklerinizi ve yaptığınız şeyleri anlatın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Eşyaların renklerini söyleyin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Çocuğunuza bir kutu vererek kapağını açması, kapatması, içine objeler doldurması ve boşaltmasını sağlayın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Açık, kapalı, içeride ve dışarıda kavramlarını öğretin. Bunun için basit kutulardan faydalanabilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Büyük motor becerilerini geliştirecek aktiviteler yapın. Örneğin; merdiven inip çıkmak. Bu üst ve alt kavramlarının gelişmesine de yardımcı olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;* Ona içine bir şeyler doldurup odada gezdirebileceği, hatta içine girip oturabileceği bir kutu veya sepet verin&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6670148364948213726?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6670148364948213726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/beynimizi-gelistiriyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6670148364948213726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6670148364948213726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/beynimizi-gelistiriyoruz.html' title='Beynimizi geliştiriyoruz'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-gyGU1Y6ZyNs/Tnx5ONkXgmI/AAAAAAAAAHc/vL1kGssX30s/s72-c/zekicocuk1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5925337895508773485</id><published>2011-09-22T04:52:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T04:52:39.634-07:00</updated><title type='text'>Sizin kaç dadınız var?</title><content type='html'>Doğum sonrası sürekli bebekle olmaktan kaynaklanan bozuk ruh halleri yaşamadım hiç ben. Yaşadım fakat değil asla bu sebepten. Daha ziyade&amp;nbsp;işe başlama vaktinin bir gün geleceğini bilmemden.&amp;nbsp;Oğlumu başka ellere teslim etme düşüncesinden.&amp;nbsp;Nasıl olur da bir yabancıya bırakabilirdim onu ben? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduğum sayısız kötü dadı hikayeleri huzursuz biri yapmıştı beni, yok yok dönmeyecektim ben işe geri! Ama duramadım fazla 'iş bulmak kolay mı, böyle bir iş bırakılır mı' baskılarının karşısında, ikna edemeseler de bulandırdılar kafamı 'üç yıl sonra seni zaten yanında istemeyecek' yalanlarıyla! Oysa şüphem yok her çocuk ister annesini yanı başında. Velhasıl bırakmadım ve başladım işe dokuzuncu ayın sonunda. Borga görünce ne denli üzüldüğümü, ikna etti ben işte olduğum sürece bizde olması için annesini. Elbette bir 'yardımcı' olacaktı ama adı 'dadı' ya da 'bakıcı' olmayacaktı. Çocuk bakımında kayınvalideme, ev işlerinde de bana destek olacaktı. Lakin kati surette meleğimle başbaşa kalmayacaktı, benim için en önemlisi buydu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk bakıcımız 40 lı yaşlarının başında Rumen bir bayandı. Başlangıçta şartlarımızı itirazsız kabul etse de zaman içinde 'ben temizlikçi değil bakıcıyım'(!) sözlerini sarf etti birkaç kere. Fakat oğlanla güzel oynadığından, bu sebeple kayınvalidemin işini kolayladığından hoşgördük bir süre. Ama bilmiyorum kaçıncı kez anladım yine hoşgörü insanoğlunun neyine. Bu hanım zamanla çıktı bizim tepemize. Anlamalıydım oysa ilk görüşmede beraber pilates yapabileceğimizi söylediğinde! Acemilik böyle birşey işte, üç aydan fazla yuttum rahatsızlıklarımı gereksiz yere. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" height="400px" src="http://3.bp.blogspot.com/-J7ixDRxY48o/TnsfLsfnr3I/AAAAAAAAAG8/03HcP6t4NuU/s400/dad%25C4%25B12.jpg" width="300px" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki farklı olacak dedim, güya baştan herşeyi söyleyecektim. Sözde patronluk edecektim, öyle ya ben işverendim. Tabi yine beceremedim, bazı şeyleri söyleyemedim, rencide olabilir düşüncesiyle vazgeçtim.&amp;nbsp;Bir öncekinin arsızlıklarının faturasını yeni adaya kesmek istemedim. Düşünüyorum şimdi, çok da iyi etmişim. Yardımcımız Zencefil Hanım yaklaşık üç aydır bizimle, öyle pire gibi çalışan, hiç durmayan biri değil kesinlikle fakat düzgün ve saygılı bir kadın herşeyden önce. 'Tecrübe' ettiğimden biliyorum bu da&amp;nbsp;hepsinden önemli bence. Umuyorum hakkındaki fikirlerim değişmez ileride de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz ay evde bebeğimle yalnız iken, iki haftada bir temizliğe gelen bayan dışında yardımcıya ihtiyaç duymadım aslında. Günde üç dört saat uyuduğundan, işlerimi o süre içinde rahatlıkla yapabiliyor hatta bazen uyuyabiliyordum da. Aramıza bir yabancı da girsin istemedim işin aslında. Tüm gün onunla başbaşa olmak tarifsiz bir mutluluktu benim adıma. Fakat şimdi çalışmıyor dahi olsam, isterdim yine de bir yardımcıyı yanımda. Hayır oğlumla ilgilenmesi için değil asla, benim yerime yapsın diye ne işim varsa. Kalsın diye benim vaktim de oğluma. İşte bu yüzden lazım yardımcı bence her kadına. Fena olmaz tabi bu yardımcı&amp;nbsp;biraz çocukla oynamayı da başarsa. Duşta beş dakikadan daha uzun süre kalabilsem mesela, telefon konuşmalarımı&amp;nbsp;işe gidip gelirken nefes nefese değil de evde yapsam yayıla yayıla ya da belki ama belki gidebilsem bir saat spora. Güzel olur elbet, değil sürekli ama arada sırada bırakabilmek.&amp;nbsp;Ama daha fazlasını istemem dadı ya da yardımcıdan, rahat edemem ki zaten oğlumun herşeyini ben yapmasam. Hem annelik olur mu hiç yorulmadan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımın ablasıyla aynı yerde tatil yapıyormuş ünlü mankenlerden biri. Yaz boyunca magazin sayfalarında gördük kendisinin çocuğuyla birlikte plaj resimlerini. Şüphesiz göze pek hoş görünüyordu yüzme öğretirken, kumlarla oynarkenki halleri. Lakin biraz farklıymış işin gerçeği. Birden fazla yardımcı etrafında, kovasına kumu bile dadısı doldurup veriyormuş bu manken kıza, o da oğluna uzatıyormuş mutlulukla! Ünlülerin daha doğrusu jet sosyetenin büyük bir kısmında durum aynıymış aslında. Mesela David ve Victoria Beckham'ın 11 Temmuz 2011'de doğan küçük kızları Harper Seven, anne&lt;/linkz&gt; ve babası tarafından üç &lt;linkz id="linkz1"&gt;farklı&lt;/linkz&gt; dadıya emanet edilmiş. Harper Seven'la sabahın ilk saatlerinde bir yardımcı,&lt;linkz id="linkz0"&gt;&amp;nbsp;öğleden sonra bir asistan ve akşam ise bir hemşire ilgileniyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsterim ben de her anne gibi çocuğumu en doğru şekilde yetiştirmeyi ama duygudan yoksun geliyor bana bunu yapması için uzmanların eline bırakmak bebeğimi. Elbette zamanı geldiğinde, sanat ya da spor dallarında yeteneklerini ortaya çıkarmak adına, kurslara göndermeyi ben de düşünüyorum&amp;nbsp;meleğimi fakat parayla satın alınmaz ki&amp;nbsp;anne&amp;nbsp;şefkati. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim en büyük mutluluğum oğlumla birlikte olmak, onun ihtiyaçlarını karşılamak belki de bu yüzden anlayamıyorum ne demek iki üç dadı tutmak. Sorumluluğunu üzerimden atmak. En değerli zamanlarında onu kendi rahatım için başkasının kollarına bırakmak. Bu yüzden anlayamıyorum bu nasıl anne olmak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5925337895508773485?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5925337895508773485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/sizin-kac-dadnz-var.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5925337895508773485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5925337895508773485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/sizin-kac-dadnz-var.html' title='Sizin kaç dadınız var?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-J7ixDRxY48o/TnsfLsfnr3I/AAAAAAAAAG8/03HcP6t4NuU/s72-c/dad%25C4%25B12.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3518410907299327496</id><published>2011-09-21T06:43:00.000-07:00</published><updated>2011-09-21T06:43:52.487-07:00</updated><title type='text'>Hayat nereye?</title><content type='html'>Yine bir garip haller içinde, ne olacak diyorum sürekli kendi kendime. Anlamıyorum hiç nasıl gündüz oluyor ve gece, sanki günler hep birbirini tekrar etmekte. Yemeği, banyosu, uykusu bütün mesele. Öyle güzel ki bebeğim, izlemesine tanık olmak en büyük keyfim. Denir ya her gün fark ediyor diye, işte aynen öyle bizimki de. Değil gün be gün, değişmekte hatta an itibariyle. Aslan taklidi yapıyor, nerden öğrendi kimse bilmiyor. Bizimle masaya oturuyor, kendi yemek için ısrar ediyor ve ne mutlu bazen başarıyor. Anlatıyor, gösteriyor, gittikçe daha&amp;nbsp;güzel yürüyor, dans ediyor, şarkılara eşlik ediyor ve evet büyüyor. Bir anne deyişi var ki içim eriyor, ruhum hafifliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yetmiyor bazen bedenim bunca yüke. Baş ve sırt ağrılarım hiç bitmiyor. Biliyorum olmamalı şikayetim ve her fırsatta şükretmeliyim lakin çocuk değil gündelik koşturmalar benim derdim. Hiç bitmeyen ev işlerinden muzdaribim. Temizlik ve ütü ile ilgilenen yardımcımız olduğu halde, geri kalan işlere yetişemiyorum yine de. Yemek olayı var bir kere, ne kadar pratik olmaya çalışsam da vakit alıyor haliyle. Can Bora'nın yediği herşeyi ayrı hazırlıyorum, bir kase çorba için bir saat harcıyorum.&amp;nbsp;Miktar olarak az yediği için besin değeri yüksek olsun istiyorum. Borga geçen&amp;nbsp;gülerek&amp;nbsp;&amp;nbsp;'senin hayatın mutfakta geçiyor' diyor! İşte bu cümle durumumu çok güzel özetliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-wsVAD-cB6Xo/TnnodypV-tI/AAAAAAAAAGs/bBulBI6A1fs/s1600/Busy-Mom-and-Housewife.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="333px" src="http://4.bp.blogspot.com/-wsVAD-cB6Xo/TnnodypV-tI/AAAAAAAAAGs/bBulBI6A1fs/s400/Busy-Mom-and-Housewife.jpg" width="311px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşten döndüğümde müsaade ediyorum miniğimin mutfak dolaplarını talan etmesine çünkü bu sayede yapıyorum işimi ben de.&amp;nbsp;Reçel kavanozlarını&amp;nbsp;yan yana diziyor büyük bir ciddiyetle, yerleri siliyor,&amp;nbsp;boş tencerelerin içini karıştırıyor tahta kaşıkla, bazen de çöpe birşeyler atıyor kaşla göz arasında!&amp;nbsp;Sonra sıkılıp bacağıma sarılıyor, biliyorum 'anne benimle oyna' diyor ama annesi hep bir beş dakika daha istiyor. Yemekten sonra da toplama ve ertesi gün hazırlığıyla geçiyor. Eksik olmasın babamız sadece tabakları makineye diziyor, daha fazlası elinden gelmiyor! Ama dedim ya iş yapmak değil, oğlumdan vakit çalmak bana koyuyor. Ona ayırdığım zamanlarda hep yorgun olmak beni üzüyor. Çalıştığım için mi böyle bilmiyorum ama günlük koşturmacalar&amp;nbsp;bana biraz fazla geliyor. Yorgunluk beni tatsız tuzsuz biri yapıyor, bu halim de hiç hoşuma gitmiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep şikayet, hep şikayet, sanki benim çalışan anne olan bir tek. Arayış aslında biraz da beni bu duruma düşüren. Geçen günlerin nereye gittiğini bilmememden.&amp;nbsp;Yığınla hayalimin arasından birini kendime hedef seçemeyip, hep biraz daha vakit istememden. Evet oğlumla daha fazla olmak isteğim ama bilmiyorum hiç bunu nasıl gerçekleştirebilirim. İçten içe bir&amp;nbsp; mucizenin peşindeyim. Memnuniyetsiz ve isteksiz bir ruh hali içinde saatleri devirmekteyim. Telaş etmiyorum zira&amp;nbsp;her an düzelebilirim.&amp;nbsp;Gereğinden fazla bir mutluluk hali dahi gösterebilirim. 'Hayat ne güzelsin' diyebilirim.&amp;nbsp;Sevmesem de bu gelgitlerimi ne yapayım ben böyleyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3518410907299327496?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3518410907299327496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/hayat-nereye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3518410907299327496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3518410907299327496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/hayat-nereye.html' title='Hayat nereye?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-wsVAD-cB6Xo/TnnodypV-tI/AAAAAAAAAGs/bBulBI6A1fs/s72-c/Busy-Mom-and-Housewife.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-760008145838816008</id><published>2011-09-20T06:13:00.000-07:00</published><updated>2011-10-05T00:48:37.421-07:00</updated><title type='text'>Kış gelmesin</title><content type='html'>Cuma günleri pırpır eder içim, bütün gün polyanna gibi gezerim. Çalışmak değildir&amp;nbsp;hakikatte derdim, meleğimle olamamaktandır&amp;nbsp;bütüm&amp;nbsp;&amp;nbsp;şikayetim. Bu sebepten haftasonu geldiğinde zıplayarak eve giderim. Olmaz o gün hiç şikayetim,&amp;nbsp;babamız da çalışmıyorsa yoktur başka isteğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oltufzXmOmI/TowLxN9d0CI/AAAAAAAAAJk/fNWpaL0wDuM/s1600/kugulu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="251" src="http://4.bp.blogspot.com/-oltufzXmOmI/TowLxN9d0CI/AAAAAAAAAJk/fNWpaL0wDuM/s400/kugulu.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandık cumartesi sabahı, kuğulu parka çevirdik hemen rotayı. Kuğular, ördekler, o da nesi güvercinler derken yaptırdık kahvaltıyı. Ama sonrası asıl daha heyecanlı. Parka gittik, salıncağa bindik,&amp;nbsp;sonra kaydırağa geçtik, işte bakın bunu çok sevdik, bir üç beş, on, kaç kez kaydık bilemedik. Taşları çok seviyor, Datça'da deniz kenarından topladığımız taşlar bilseniz evde ne çok işimize yarıyor. Parkta yerler de taş&amp;nbsp; olunca en çok onlarla oynuyor. Topluyor, atıyor, sonra tekrar ve tekrar ediyor, onu öyle görünce bir kez daha anlıyorum zaman çok çabuk geçiyor.&amp;nbsp;Dönüş&amp;nbsp;yolunda Mado'nun önünden geçerken, içeriyi işaret edip dondurma istiyor, onu da dilini dışarı çıkarıp yalama hareketi yaparak gösteriyor. Hazır gıda ve şekere karşıyım ya, boş külahı alıp şöyle bir değdiriyorum kendi dondurmama, &amp;nbsp;işte bütün tezahüratı o boş külah ve üstüne bulaşmış iki lokmaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra bir sınav vardı önümde.&amp;nbsp;Sevgili dostum&amp;nbsp;Hülya ile buluşacaktık&amp;nbsp; iki üç saatliğine. Can Bora ile gitsem mümkün değil edemezdik iki kelime, malum beyimiz yürüyor, oturtmuyor ki beni yerime.&amp;nbsp;Anlaştık babamızla ve hep birlikte gittik buluşma yerine, meyve öğünü vardı sırada, yedirdim ve yolladım bunları yakınlardaki parka. Nilaycım da şartları zorlayıp gelmiş kızlar buluşmasına. Can Bora'nın dişi versiyonu olan Derin'i bırakmış annesine, iyi de oldu bir saat kadar&amp;nbsp;eşlik etti muhabbetimize. Sonra koşar adımlar gitti prensesine. Biz de Hülomla&amp;nbsp;devam ettik&amp;nbsp;sohbete. Yılda en fazla üç dört kere&amp;nbsp;buluşuruz kendisiyle çünkü en yakınım,canım çok uzaklarda, taa Münih'de ikamet etmekte.&amp;nbsp;Oğlumun doğumundan bu yana görüştük görüşmesine de uzun uzadıya sohbet etmek nasip olmadı yüz yüze. İşte ondan bıraktım meleğimi iki saatliğine. Sonra buluştuğumuzda baktım elinde bir top dondurma, yalıyor bayıla bayıla, anlıyorum babamız yine kaçmış işin kolayına!&amp;nbsp;Ziyanı yok,&amp;nbsp;anladık&amp;nbsp;yine de&amp;nbsp;arada bırakılabilirmiş babayla başbaşa. Hep birlikte biraz daha devam ettik dolaşmaya, eve gidince yorulduğundan sorun çıkarmadı yemekte&amp;nbsp;banyoda. Bizim her derdimize çare oluyor aslında açık hava, bakalım ne yapacağız havalar iyice soğuyunca. Yağmurda, karda çocuk üşütür diyenlerden hiç değilim lakin kışın, bahar gibi yaz gibi olmayacağını da iyi bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-xJoZhK7CCbU/TniJjtcbJGI/AAAAAAAAAGU/QX3wGhdRgj4/s1600/ice-cream-dondurma.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://4.bp.blogspot.com/-xJoZhK7CCbU/TniJjtcbJGI/AAAAAAAAAGU/QX3wGhdRgj4/s320/ice-cream-dondurma.jpg" width="237px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahı yine güzel bir güneşle uyandık, sabah serinliğinde kahvaltı için Eymen'in annesi Tuba'lardaydık. O gün de kahvaltımızı Eymen'in oyuncakları ve terastaki rüzgar gülü sayesinde yaptık. Evet evet biz bu oyalama taktiğiyle yeme işine çok fena alıştık! Ama öyle böyle haftasonu tüm öğünlerimizi&amp;nbsp;sekteye uğratmadan tamamladık. Ayrıca artık kendi başımıza yemeye başladık. Pirinç pilavı var mesela sevdiğimiz, üç beş kaşık olsa da yediğimiz, çiğnemeyi öğreniyor diye&amp;nbsp;ailecek pek bir sevinçliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum şöyle bir kendime, ruh halim hep Can Bora'ya göre. Yemeğini yediğinde tarifsiz bir rahatlama ve&amp;nbsp;mutluluk çöküyor üzerime. Diyemiyorum kendime 'bu sefer yemesin ne olucak' diye.&amp;nbsp;Hayır ağzına zorla sokmuyorum kaşığı, pes ediyorum ben de bir yerde&amp;nbsp;lakin kolum kanadım kırılıyor&amp;nbsp;sonu öyle bitince. Sabrım kalmıyor tabi ertesinde. Huysuzlanıyorum olmadık şeylere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya açık hava bizim ilacımız. Alıyorsak yeterli oksijeni, hem beslenmemiz hem uykumuz iyi. Aslında her çocuk bahçeli bir evde büyümeli. Tüm günü çimlerin üzerinde, ağaçların gölgesinde, kuşlarla böceklerle geçirmeli. Hiç ama hiç&amp;nbsp;uygun değil çocuk yetiştirmek için şehrin göbeği, apartman dairesi.&amp;nbsp;Önümüz de kış, görücez bakalım neler bekliyor bizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-760008145838816008?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/760008145838816008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ks-gelmesin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/760008145838816008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/760008145838816008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ks-gelmesin.html' title='Kış gelmesin'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oltufzXmOmI/TowLxN9d0CI/AAAAAAAAAJk/fNWpaL0wDuM/s72-c/kugulu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3008439988510476188</id><published>2011-09-19T06:25:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T07:15:36.139-07:00</updated><title type='text'>Just Divorced!</title><content type='html'>Aktris Kim Basinger’ın eski eşi aktör Alec Baldwin’den boşandıktan sonra düzenlediği partilerin &amp;nbsp;ABD'de boşanan kadınlar arasında moda haline geldiğini okumuştum bir süre önce. Otellerin balo salonlarında yapılan bu partilerde, eşinden ayrılan kadınlar eski kıyafet ve mücevherlerini satıyorlarmış. Jill Alexander adlı bir yatırımcı, kadınları boşanma&amp;nbsp;davasının masrafları ve ayrılığın üzüntüsünden kurtarmak için bulmuş bu yöntemi ve “Divorce Sale” adlı şirketi kurmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her işte olduğu gibi bu akım da mutasyona uğramış biraz bizim ülkemizde. Öyle ki ne para, ne de teselli için bu partiler düzenlenmekte. Boşandığına sevinen taraf, olayı kutlamak için yapıyormuş meğerse. Görmüştüm bir iki ünlünün yaptığını magazin eklerinde fakat şaşırdım yine de bir arkadaşımızın böyle bir partiye katıldığını öğrenince. Bir boşanma hikayesi ve sonuna kadar haklı kadının gerekçesi. Şüpheyle geçen uzun bir sürenin ardından, son derece yaralayıcı gerçekleri öğrenmesiyle bitiriyor evliliğini.&amp;nbsp;Hemen üstüne&amp;nbsp;topluyor herkesi,&amp;nbsp;üst gövdesinde 'just divorced' yazılı kurdelesi, bir de siyah duvak takmış hem davetli bayanlar, hem kendisi. Sonraki fotoğrafta pasta var, üzerinde eski eşin resmi, resmin üzeri kırmızı çarpı ile çizili! Dışardan gözüküyor tabi pek bir eğlenceli lakin üzücü geliyor bana böyle bir sektörün türemesi.&amp;nbsp; 'Ateş düştüğü yeri yakar' sözüne inanırım ben, o kızcağızın içinden neler geçtiğini mümkün değil bilemem, zaten parti&amp;nbsp;değil de böyle bir kutlama için satılan malzemeler beni rahatsız eden. Çok acımasızca geliyor bana insanların mutsuzluğundan yararlanmak. Dağılan yuvalar sayesinde para kazanmak. Şöyle bir baktım da internete, neler var neler bu partilerde. Parçalanan alyans şeklindeki peçeteliklerden, tabaklara, tebrikler(!) yazılı kartlardan, yaratıcı davetiyelere hatta alyans tabutlarına kadar&amp;nbsp;türlü türlü&amp;nbsp;malzeme satılıyor. Şampanyalarla, pastalarla yüzük atılıyor, bu da şahsıma biraz garip geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0vjqCcSIgWY/TndCCw9n5AI/AAAAAAAAAGE/ny35m3X-Z6Q/s1600/cake1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="282px" src="http://4.bp.blogspot.com/-0vjqCcSIgWY/TndCCw9n5AI/AAAAAAAAAGE/ny35m3X-Z6Q/s320/cake1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi arzu ediyorsa bu olayı kutlamayı, bana kalmamış elbet tasası&amp;nbsp;lakin ayrılıklar üzüyor beni işin aslı. Birbirini seven insanların bir zaman sonra iki yabancı olması, evliliğin bu denli hafife alınması. Bir tarafın diğerine çok büyük kötülük yapması. Üzüyor işte beni insanın insana zalimce davranması. "Her iki tarafın da arzusuyla boşanılmadığı sürece, ki bu çok nadirdir, boşanmak acı ve travma kaynağıdır” diyor psikologlar, katılıyorum zira boşanan yakın arkadaşlarım var. Ölümü kabullenmenin bile daha kolay olduğu söylenir, hatta "keşke ölseydi" sözleri bile böyle zamanlarda dile getirilir. Evet hayatta herşey olabilir, insanlar değişebilir, duygular değişebilir, ve dahi evlilikler bitebilir. Öyle durumlar olur ki boşanmak evli kalmaktan daha az zarar verir. Fakat keşke yalan olmasa hiç ilişkilerde, ihanet, şiddet olmasa.&amp;nbsp; Boşanmanın faturası çocuklara kalmasa.&amp;nbsp;Daha da iyisi&amp;nbsp;insanların kalbindeki kötülük azalsa azalsa yok olsa. Güzel bir dünya için tek çözüm bu aslında.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3008439988510476188?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3008439988510476188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/just-divorced-parties.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3008439988510476188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3008439988510476188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/just-divorced-parties.html' title='Just Divorced!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0vjqCcSIgWY/TndCCw9n5AI/AAAAAAAAAGE/ny35m3X-Z6Q/s72-c/cake1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-2395646778017693506</id><published>2011-09-15T06:44:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T07:10:22.776-07:00</updated><title type='text'>Güzel saçlar mutlu kadınlar</title><content type='html'>Her daim&amp;nbsp;şık gezen bayanlardan olmadım hiç, fakat değil heves etmediğimden, daha ziyade beceremediğimden. Klasik bir kadınım aslında, bayılırım topukluya pulluya ama onca güzel ayakkabım var, biriyle rahat&amp;nbsp;gidemem beş metre uzağa. Kimi günler heves eder bir gece önceden koyarım kapıya, ertesi sabah&amp;nbsp;vazgeçer, kaldırırım tekrar rafa. Nice güzel giysilerim hiç kullanılmadan dururlar öylece dolapta. Diğer türlüsünü çok beğensem de, sade ve spor olunca rahat ediyorum sadece. Sonra da imrenerek bakıyorum yolda sokakta gördüklerime. Ama kolay değil ki küçük bebekle, giydiğim beyaz pantalonu daha evden çıkmadan kirletti mesela geçenlerde.&amp;nbsp;Memeye de devam ettiğinden, rahat emzirebileceğim kıyafetleri seçiyorum mecburen, bir kısım kıyafetimi hiç giyemiyorum bu sebepten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saç makyaj hususunda da öyleyim, zaten bu yaşımda halen makyaj yapmayı öğrenemedim. Bir ruj belki biraz da allık sürerim ama oğlanı&amp;nbsp;doya doya öpebilmek için onları da çoğunlukla es geçerim.&amp;nbsp;Kozmetik denince&amp;nbsp;aklıma ilk gelendir&amp;nbsp;nemlendiricilerim,&amp;nbsp;bir de&amp;nbsp;güneş kremim. Kullanılmadığından&amp;nbsp;kuruyup çöpe gitmiştir nice fondotenim,&amp;nbsp;rimelim.&amp;nbsp;Ama iflah olmam yine gider birkaç parça ürüne servet öderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum sonrası dokuz ay evdeydim, bu sebepten ilk işe başladığımda özenliydim. Saçlarıma maşa dahi&amp;nbsp;yapardım zaman zaman lakin &amp;nbsp;uzun sürmedi ve bıraktım onu yapmayı da çoktan. Ne zamandır kolay ve çabuk yapabiliyorum diye topluyorum&amp;nbsp; saçımı sıkı sıkı arkadan. Fakat birden bire aklıma düştü geçen akşam, olmazmıydı aceba hemen evimizin karşısındaki kuaföre bir uğrasam. Bir değişiklik yapsam, biraz keyfime baksam.&amp;nbsp;Babamız gelmek üzereydi nasılsa ve parka gitmek vardı planımızda, pekala bırakabilirdim onları başbaşa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-VSIJezASdmU/TnH8r_KcNwI/AAAAAAAAAFo/aXv6hSCU9Yw/s1600/GBARD00Z.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" src="http://3.bp.blogspot.com/-VSIJezASdmU/TnH8r_KcNwI/AAAAAAAAAFo/aXv6hSCU9Yw/s400/GBARD00Z.jpg" width="300px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturunca kuaförün koltuğuna, çalışanlar da etrafımı sarınca bir tuhaf hissettim önce kendimi, eksik olmasın sahibi&amp;nbsp;bildiğinden minik bebeğimi, çabuk bitsin diye işim,&amp;nbsp;iki kişiye teslim&amp;nbsp;etti beni. Saçlarım yapılırken aldım ben&amp;nbsp;de elime moda dergilerini. Sonrasında anlamadım hiç vakit nasıl ilerledi. Aradım babamızı, 'hava soğudu, eve mi geçseniz' diye, beş dakika geçmedi ki üzerine bizimkiler girdi içeriye. Fakat o da nesi,&amp;nbsp;saçlarımın çekiştirildiğini gören oğlum durumu anlamadığından olsa gerek, başladı hemen ağlamaya içli içli.&amp;nbsp;Kucağıma aldığım halde susmayınca,&amp;nbsp;&amp;nbsp;'yeterli bu kadar' dedim ben de saçlarımı yapan çocuğa. Sonra bir telaş, bir koşturmaca. Yemeğiydi, banyosuydu derken başladı her akşamki tantana lakin farklıydım ben o esnada. Ağzım kulaklarımda, gözüm her fırsatta aynada ve hiç kızmadım lokmasını ağzından çıkardığında Can Bora'ya.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Nasıl da mutlu olmuştum alt tarafı bir saç yaptırmayla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl o akşam huzur içinde geçti. Yetmedi ertesi gün de devam etti. Sanıyorum kadınlık ruhum kendine geldi. Bu sabah kendimi beğenmekten uzaktım yine gerçi ama olsun bana iki gün de yetti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-2395646778017693506?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/2395646778017693506/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/guzel-saclar-mutlu-kadnlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2395646778017693506'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2395646778017693506'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/guzel-saclar-mutlu-kadnlar.html' title='Güzel saçlar mutlu kadınlar'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-VSIJezASdmU/TnH8r_KcNwI/AAAAAAAAAFo/aXv6hSCU9Yw/s72-c/GBARD00Z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-3503497373922596462</id><published>2011-09-13T04:49:00.000-07:00</published><updated>2011-09-13T23:13:19.758-07:00</updated><title type='text'>Çocuk ve disiplin</title><content type='html'>Eğitim dünyanın en zor işi, hele&amp;nbsp;ki varsa içinde sevgi. Başladı bizimkinde her gördüğünü eline alma isteği, evde neyse ama dışarıda ikna etmek zor oluyor kendisini, nezaketen 'alsın önemli değil' diyor ev sahibi lakin yetmiyor bir tanesi, ille geliyor gerisi. Oturup bizimle çay&amp;nbsp;içip&amp;nbsp;sohbet edecek değil elbet fakat kararlı bir 'hayır' duyduğunda da durmasını öğrenmesi gerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Disiplin' başlıklı bir mail aldım bugün sevgili abimden. Arkadaş grubunda hararetli bir tartışma dönmüş&amp;nbsp; geçtiğimiz günlerde, 'disiplin' konusunda ailemizin diğer bireylerinden farklı olarak çok hassas olan abimin de ilgisini çekmiş konu ve &amp;nbsp;paylaşmak istemiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-lVOXU7c5m_4/Tm9DLPufvbI/AAAAAAAAAFY/kZU7NWwBvvc/s1600/fan2012904.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239px" src="http://1.bp.blogspot.com/-lVOXU7c5m_4/Tm9DLPufvbI/AAAAAAAAAFY/kZU7NWwBvvc/s400/fan2012904.jpg" width="164px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tartışma konusu&amp;nbsp;yurtdışında yaşayan bir vatandaşımızın&amp;nbsp;İstanbul'a gelip, ordan&amp;nbsp;otobüsle Ankara'ya geçerken yaptığı gece yolculuğu esnasında, durmaksızın ağlayan bir çocuğun ailesiyle yaşadığı münakaşa ve sonrasında başına gelenler! Beş, on, yirmi, elli dakika derken kesilmeyen ağlamanın üstüne bahsi geçen kişi yerinden kalkıp, anne babanın yanına giderek kibarca 'kusura bakmayın ama yarın sabah işim var, uyumam lazım, sizin çocuk beni uyutmuyor' diyor, bunun üstüne baba 'çocuk bu, ağlar, biz ne yapalım' diyerek karşılık veriyor.&amp;nbsp;Ardından tartışma büyüyor, tabiki diğer yolcular da dahil oluyor ve sonunda şikayetçi olan yolcu otobüsten atılacak noktaya geliyor, 'madem öyle, git araba kirala, otobüste ne işin var' deniyor!&amp;nbsp;Gruptaki tartışma ise, aynı olay Amerika'da ya da Avrupa'da yaşansa çocuğun anne babası utana sıkıla özür diler, gerekirse otobüsten inerler, doğrusu budur/bu değildir&amp;nbsp;fikirleri üzerinde dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baştan söylemeliyim eğer söz konusu küçük bir bebek yahut hasta bir çocuk ise anne babaya kızmak büyük haksızlık olur,&amp;nbsp;tabi&amp;nbsp;bu durumda otobüsle gece&amp;nbsp;yolculuğu yapmak için de haklı bir nedenleri olması gerekir. Yok eğer ağlayan çocuk üç yaştan büyük ve anne baba çocuğu susturamıyor ya da en azından bunun için yeterli çaba sarfetmiyorsa gece gündüz farketmez bir diğer yolcu olarak şikayetçi olmak en doğal hakkınız kanımca. Geçenlerde Ece Temelkuran uçaklarda bebekli yolculardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi diye topa tutulmuştu tabiri caiz ise oysa ben bebekli yolcu olduğum halde rahatsız olmuştum diğer gürültücü çocuklardan son uçak seyahatimizde. Yurt içi uçuşların kısa olduğunu dikkate alırsak tolere edilebilir diye düşünüyorum ama uzun uçuş ya da otobüs seyahatlerinde ebeveynlerin hem çocuklarının hem de diğer yolcuların&amp;nbsp;rahatı&amp;nbsp;için daha özenli davranmaları gerekir, misal çocuğun düzenine göre yolculuk esnasında uyuması için seyahat vakti ayarlanabilir ya da ilgi alanlarına göre oyalayacak türlü şeyler çantada taşınabilir. Ama kabul edelim burası Türkiye ve yazık ki insanın insana saygısı çok az bu ülkede. Bahsettiğim özeni gösterecek ebeveynlerin çocukları sorun çıkarmıyor zaten genellikle, elbette her çocuk olmadık yerde olmadık davranışlar sergileyebilir, adı üstünde çocukluk yapabilir ama bu duruma kayıtsız kalan bir anne baba da&amp;nbsp;çok doğal olarak eleştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abimin değindiği bir diğer husus da&amp;nbsp;Avrupa'da&amp;nbsp;çocukların çok erken-üç aylıktan başlayıp en geç 1.5 yaşına kadar-&amp;nbsp;kreşe verilmesi. Bu sayede çocukların toplu yaşamayı, paylaşmayı, kendi başına olmayı ve en önemlisi disiplini öğrendiklerini düşünüyor. Kendisi Brüksel'de yaşadığı için, bu durumu&amp;nbsp; arkadaşlarının çocuklarından ve ebeveynlerin tutumundan gözlemlemiş senelerdir. Hatırlıyorum, benimle aynı zamanlarda doğum yapan bir arkadaşının eşinin bebeğe süt vermeyi reddettiğini söylemişti. Bizimki&amp;nbsp;salt anne sütü ile beslenirken, patates püresi yiyordu o bebek daha altı aylık bile değilken. Ben de o minik için vah vah çekiyordum&amp;nbsp;hiç görmesemde zira anne şefkatinden yoksun büyüyordu benim nezdimde. Oysa bazen çelişkiye düşmüyor değilim hangisi doğru diye.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Aşırı sevgiyle çok hassas bir yapıya mı sahip olur aceba diye.&amp;nbsp;Kendimden biliyorum fazla duygusallık başa bela, hiç istemem benim gibi olsun&amp;nbsp;oğlum da,&amp;nbsp;lakin gizli sevmek olmamalı bunun yolu da. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıyorum çözüm yine dengede, olmaz sevgiyi göstermeden elbette ama 'hayır' dan, 'yapma' dan da anlamalı çocuk yeri geldiğinde. Tabi kolay bunu da söylemesi her işte olduğu gibi, görücez bakalım nasıl olacak ileride bizimki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-3503497373922596462?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/3503497373922596462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/cocuk-ve-disiplin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3503497373922596462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/3503497373922596462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/cocuk-ve-disiplin.html' title='Çocuk ve disiplin'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-lVOXU7c5m_4/Tm9DLPufvbI/AAAAAAAAAFY/kZU7NWwBvvc/s72-c/fan2012904.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5475284019513057848</id><published>2011-09-09T04:43:00.000-07:00</published><updated>2011-10-11T23:23:51.859-07:00</updated><title type='text'>Ne demiştim?</title><content type='html'>Onlarca cümle kurdum annelik ile ilgili, mutluluk dedim, yorgunluk dedim, onu dedim bunu dedim ama bir karşılığı daha var ki hep söylemeye çekindim. Çünkü efendim 'tükürdüğünü yalamak' diyemedim! Evet işte söyledim, ahkam kestiğiniz hemen hemen her konuda geri adım atmanız işten bile değil anne olunca. Ne okudum ne okudum hamileliğimde, 1 yaşına kadar yetecek 'teorik' bilgiye sahiptim haliyle, ha tabi bir de gördüklerimden de tecrübe edinmiştim kendimce, hazırdım anlayacağınız anneliğe. Meğer çok yol varmış önümde, o kadar da kolay olmuyormuş pratikte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sallayarak uyutmayacaktım sözde ama ne mümkün! Canhıraş ağlarken bizimki, tek çare bildim kucağıma alıp gezinmeyi, nerden bilebilirdim sonra hep isteyeceğini. Anne sütünden başka birşey vermem demiştim, bir aylıktı rezene içirdim. Gaz sancısından kıvranırken bebeğim, itiraf ediyorum pek çok şeyi denedim. Mama sandalyesinde masaya oturacak, bizimle birlikte yiyecek demiştim, beslerken oyunlar oynatmak da doğru değil diye öğrenmiştim, önce oyuncaklar vermeye başladık önüne, sonra baby first izletmeye, bunların modası geçince balkonda yer olduk havaların da güzelleşmesiyle. Misal bu sabah kahvaltıyı, bir elimizde süpürge, balkonda yaptık yine oyalanırken yesin diye!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek gıdaya başladık, 'süzgeç kullanma, çatalla ezerek ver' diyen diyetisyene 'tabi tabi biliyorum' diyerek karşılık verdim ama her defasında öğürüp kusunca dayanamadım süzgeçe geçtim, tahmin etmesi zor değil sonra da bir türlü pütürlü yemeyi öğretemedim. Yaşını çoktan bitirmesine rağmen halen mama kıvamında yediğimizi utana sıkıla not düşeyim. Gerçi&amp;nbsp;parmak ucu kadar&amp;nbsp;ekmek ve simit&amp;nbsp;içi yiyoruz, ah bilseniz o minicik lokmaları yutmayı becerdiğinde nasıl da seviniyoruz. Halbuki ilk kahvaltıya başladığımızda, kuş besler gibi elimle yediriyordum lokma lokma, uzun sürüyor ve az yiyor diye geçiş yaptım sonra hepsini karıştırıp sunmaya. Biliyordum elbet gıdaları tek tek tüketmesi önemli damak tadının oluşmasında ama dedim ya pratikte işe yaramıyor o bilinenler daima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı ayı bitsin yatağında uyutmaya alıştıracağım demiştim,&amp;nbsp;bunun için&amp;nbsp;meşhur Ferberi denedim ve&amp;nbsp;iki saat sonunda&amp;nbsp;pes edip, 'beş yaşına kadar kucağımda uyutabilirim ama bunu bir daha asla denemem' dedim! Hazır değildi o zaman, belki alışırdı deneseydim sonradan ama yapamadım, o kabus iki saati kafamdan atamadım, Ferber&amp;nbsp;defterini kapattım. Şimdi bazen kucağımda, bazen koridorda arabasında&amp;nbsp;uyumakta ama hiç uyumadı daha kendi kendine yatağında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek anne babayla uyumamalıydı da derdim, öyle ya on yaşında halen oğluyla uyuyan arkadaşıma içten içe gülen bendim. Hiç alıştırmamak lazımdı en baştan, zor olurdu yoksa sonradan.&amp;nbsp;Böyle düşünürken&amp;nbsp;ben,&amp;nbsp;babamızın bir iş seyahatinde bir türlü uyumak istemeyen miniğimi yanımda buldum birden. Tatile gidecektik ertesinde ve orda beraber yatacaktık zaten. Tatilde tamam ama döndüğümüzde de kopamadık birbirimizden. Yatmıyor değil aslında ama sıkça uyanıyor yanımda olmadığında, hasta diye yanımdaydı yine bu hafta ama babası dün ultimatom verdi, dönmek istiyormuş artık yatağına. &amp;nbsp;Emin olun hiç niyetim yok ayırmaya bana kalsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzik kullanımına karşıydım, ısrarlara dayanamayıp gönülsüzce başladım, bağımlı yapmamak için her ağladığında da ağzına tıkmadım, sadece uykuya geçişte kullandım ama çok defa emzik sayesinde rahat bir nefes aldım. Bırakma kısmından korktuğum için uzatmadım, istemediği bir dönemde ısrar etmeyip, hepsini rafa kaldırdım. Ama dedim ya, sayesinde&amp;nbsp;çok kriz anı atlattım, minnettarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-OXZlT3YUNpc/TnICW5QdIPI/AAAAAAAAAFw/sbQ5kbxprP4/s1600/IMG_4118.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://1.bp.blogspot.com/-OXZlT3YUNpc/TnICW5QdIPI/AAAAAAAAAFw/sbQ5kbxprP4/s320/IMG_4118.JPG" width="240px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba koltuğu en hassas konuydu kanımca, bir bebek asla ve kat'a seyahat etmemeliydi koltuğa oturmadıkça. Neyseki trafik cezaları da eklenmişti de oturtmak zorunda kalıcaktı her anne baba! Çok küçükken oturuyordu güzelce lakin sorun çıkarır oldu büyüdükçe ve&amp;nbsp;şu an&amp;nbsp;sadece uyuduğunda oturtabiliyoruz yerine. Uzun yollarda&amp;nbsp;feci korku yaşıyorum, bazen oturtup olmadık numaralarla bir süre oyalıyorum&amp;nbsp;ama ne yapsam orda tutamıyorum, sonunda kendini kasmaktan kıpkırmızı olmuş bir haldeyken dayanamayıp kucağıma alıyorum. Büyüdükçe dışarıyı izlemek hoşuna gidecek diye çaresizce bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır gıdaya karşıydım, bakın işte bunu başardım, tatilde birkaç kez hazır yoğurt ve milupanın organik sütlaçlarından vermek&amp;nbsp;dışında bir şeye bulaşmadım. Beni çok yorsa da ve hatta&amp;nbsp;bazen gerçekten zorlasa da yine de yediklerini her defasında çok özenli bir şekilde ben hazırlıyorum. Dondurucudan çıkardığım kıymayı dolapta çözdürüyor, meyvesini hazırladıktan sonra en fazla yarım saat içinde yedirmeye özen gösteriyor, muhallebisine koyduğum çok az şekeri altını kapattıktan sonra ilave ediyor ve yoğurdunu günlük sütten ben mayalıyorum. Demeye çalıştığım ayrıntılara gereğinden fazla takılıyorum, belki biraz abartıyorum ama zaten çok az ve zor yiyen bir çocuğum olduğu için midesine giden her lokmanın besin değerinin yüksek olmasını istemekten kendimi alıkoyamıyorum. Er ya da geç çikolata, püskevit ve fast food ile tanışacak zaten, o zamana dek yani&amp;nbsp;kontrol halen benim elimdeyken mümkün olduğunca dengeli,doğru ve doğal beslensin istiyorum. Ama itiraf ediyorum, kapağı açıp yedirmenin rahatlığını ben de biliyorum ve o rahatlığa daha ne kadar direnebilirim işte onu bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hayır'dan anlamayan çocuklara değil, ebeveynlerine kızıyordum içten içe, çünkü kabahat çocukta değil&amp;nbsp;anne&amp;nbsp;babadaydı bence!&amp;nbsp;Bir kez 'hayır' dendi mi geri adım atılmamalıydı dünya ters dahi dönse,&amp;nbsp;bir daha asla hayırdan anlamazdı çocuk aksi taktirde.&amp;nbsp;İstediğini elde edemediğinde gelen krizleri dikkatini&amp;nbsp;başka yöne çekerek &amp;nbsp;yönetirim genellikle ama herzaman aynı enerjik ve sabırlı ruh hali içinde olamıyorum haliyle. Bir yaşındaki bebeyle mücadele edecek takatim olmuyor bazen, yaptım o hatayı birkaç kez işte bu yüzden. 'Alışkanlık haline getirmemek önemli' diyerek ardından teselli ettim kendimi hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve daha neler neler, bunlar sadece şimdi aklıma gelenler, öyle çok ki planladığım gibi gitmeyenler. Dediğim dedik bir anne değilim, herkes gibi çocuğumu en iyi şekilde yetiştirmeyi elbet ben de isterim ama&amp;nbsp;katı kurallarım, yıkılmaz tabularım yoktur benim.&amp;nbsp;Çok sevmektir zaten en iyi bildiğim ve&amp;nbsp;mutlu, huzurlu bir yuvada büyümesi bence en güzel eğitim. Ne olacağı, ne okuyacağı inanın hiç değil benim için mühim sadece sağlıklı ve mutlu olması bütün isteğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5475284019513057848?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5475284019513057848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ne-demisim-ne-dememisim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5475284019513057848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5475284019513057848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ne-demisim-ne-dememisim.html' title='Ne demiştim?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-OXZlT3YUNpc/TnICW5QdIPI/AAAAAAAAAFw/sbQ5kbxprP4/s72-c/IMG_4118.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5223008651041205315</id><published>2011-09-09T00:38:00.000-07:00</published><updated>2011-09-09T01:03:26.265-07:00</updated><title type='text'>Zaman ne olur biraz yavaşlasan</title><content type='html'>Aylar evveldi bizimki ilk kez 'anne' benzeri birşeyler söyledi, zaman içinde de o sesleri sık sık yineledi fakat artık&amp;nbsp;kelimeyi tam anlamıyla öğrendi. Seslenir oldu bana, ta gözümün içine baka baka, onun ağzından çıkan o iki hece bilseniz nasıl da güzel geliyor kulağıma. Kucağımdaysa ve bakışlarım başka taraftaysa, o minik yüzünü benimkinin tam karşısına hizalamakta, önce gözlerimi yakalayıp sonra 'annne' diyor&amp;nbsp;yumuşak bir tonla, ardından minik parmağıyla işaret ediyor onu ne heyecanlandırıyorsa.&amp;nbsp;Bazen cevap bekliyor soru işareti oluyor o zaman 'anne'nin sonunda ama daha çok eline almak istiyor sağda solda ne varsa. Gurur ve mutluluk ile dolarken bedenim, hiç kolay olmuyor tabi&amp;nbsp;ona hayır demek ve&amp;nbsp;hatta diyememek! İçimden geliyor, tencere tava ne ki iste canımı vereyim demek! Peşi sıra 'bu çocuk hayırdan anlamıyor' diye dövünmek! En doğrusuymuş meğer çocuklarının parmaklarında raks eden annelere gülmemek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adımlarımız da değişti dilimiz gibi, sarhoş gibi yalpalayarak gidiyorduk&amp;nbsp;bir hafta&amp;nbsp;önce, şimdi koşuyoruz yürümek ne kelime. Evde gezinmek için elimi tutmak isterken arkasına bakmadan&amp;nbsp;kaçıyor şimdi benden. Biliyordum böyle olacağını yürümesini beklerken, kucakta taşımaktan yakınıyordum değil mi ben?&amp;nbsp; Şu hastalığı da atamadım üstümden ama boğazın acısı değil, oğlanı rahat öpüp koklayamamak beni perişan eden. Çok şükür ki onun durumu benimkinden iyi ama tehlike halen geçmedi, bir hafta oldu&amp;nbsp;hastalıklar bize rahat vermedi.&amp;nbsp;Kafamı koyacak yer arıyorum gün içinde, koşarak değil ağır ağır gidiyorum birkaç gündür eve, hızlanırsa adımlarım nefesim kesiliyor.&amp;nbsp;Eve vardığımda Canbiş kendini bir gösterip hemen salona doğru gerisin geri kaçıyor,&amp;nbsp;peşindemiyim diye bir yandan da dönüp kontrol ediyor. Kanım çekilmiş halde giriyorum eve ama onun yüzünü görünce geliyorum kendime, ayaklandığından mıdır nedir bu aralar sıklıkla düşünüyorum ne çok büyüdü diye. Seviniyorum&amp;nbsp;elbet ama üzülüyorum da bir yerde, zaman yetmiyor çünkü onun her anını sindirmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine beraber yatmaya başladık ya hastalık yüzünden, bir türlü yatağına geri göndermek gelmiyor içimden. Odası ayrı da değil oysa, yatağı hemen yanıbaşımızda lakin yine de olmuyor yatmak gibi yanyana. Attachment parenting yani doğal ebeveynlik&amp;nbsp;diyorlar adına, sürekli çocukla birlikte olma, yakın olma en basit tanımıyla. Erkek çocuk, doğru değil elbet uzun yıllar yatması yanımızda ama erken sanıyorum endişe etmek için daha. Onun kokusundan, uyurkenki güzelliğinden mahrum etmek kendimi keza. Dün uyandı sabaha karşı mesela, uyuttum koydum yanıma ama yatamadım hemen peşi sıra, baktım durdum uyuyan oğluma. Mutluluk budur dedim sonra, uyuyan bir miniği izlemektir olsa olsa.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5223008651041205315?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5223008651041205315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/zaman-ne-olur-biraz-yavaslasan.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5223008651041205315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5223008651041205315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/zaman-ne-olur-biraz-yavaslasan.html' title='Zaman ne olur biraz yavaşlasan'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-385546413081672318</id><published>2011-09-06T07:02:00.000-07:00</published><updated>2011-09-06T07:02:01.409-07:00</updated><title type='text'>Ana oğul hastayız</title><content type='html'>Hep derim önce sağlık diye çünkü bilirim hastalık oldu mu geri kalan herşey hikaye. Bayram sabahı biraz kırgın uyandık, peşi sıra gittikçe ısınmaya başladık, sonra kusmalar baş gösterdi ki emin olun böylesini daha önce hiç yaşamadık. İki gün devam eden ateşin ardından üçüncü güne gözlerimizi daha iyi açtık. Lakin bu tatil biraz sıkıntılıymış kısmetimizde, bu sebeple yutkunurken acı hissetmeye başladım ben ertesinde, hafiften de burun tıkanıklığı beraberinde. Öyle kolay hastalanmam aslında, bakarım kendime, kolay yatağa da düşmem, ayakta atlatırım sessizce ancak korkarım daha toparlanamayan meleğime geçti bu mikrop sinsice zira cumartesi sabahından bu yana buğulu gözlerle bakmakta bize. Enerjisi bir derece daha aşağıda ve&amp;nbsp;üç gecedir yine rahat uyuyamamakta ama bu sefer ateşimiz yok, derdimiz tıkanan burunla. Gece boyu uykusundan kalkıp, rahat nefes alamadığı için sanki sinirden ağlamakta, mecbur aldım yine yatağımıza. Paşamız biraz geniş alanda yattığından babamızı da gönderdik tekrar misafir odasına. Bu sabah biraz hırıltılı öksürük başlayınca, zar zor yedirdiğim normalin yarı ölçüsündeki kahvaltısını da son kaşıkta kusunca pes ettim ve hadi dedim babamıza, doktorumuza gidelim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-6-HMelsDxBI/TmYnt5s9VAI/AAAAAAAAAE0/pT3CdoNXSrE/s1600/baby.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="170px" src="http://1.bp.blogspot.com/-6-HMelsDxBI/TmYnt5s9VAI/AAAAAAAAAE0/pT3CdoNXSrE/s400/baby.jpg" width="113px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yedi aylıktı yine böyle hastalandığında, iki ayrı doktora gitmiştim bir haftada, bir de acilde almıştık soluğu bir pazar sabahında. Ama insan öğreniyor işte,&amp;nbsp;artık gitmiyoruz doktora&amp;nbsp;ilk öksürükte ancak meleğim tam bir haftadır zorluk çekmekte. İlaç kullanmayı istemesem de, hastalık da gitmemeli daha öteye. Ogün Bey&amp;nbsp;asist ve otrivin verdi, pazartesi günü de tekrar görmek istedi ama şükür ki ciğerleri temiz dedi. Şimdi mesele o ilaçların içirilmesinde, bir de okuduğuma göre&amp;nbsp;asist denen ilaç bulantı etkisi yaratabilmekte, görünen o ki birkaç gün rahat yok hem Canbiş'ime hem bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlanın durumu yetmezmiş gibi ben de hastalandım üstüne, önce hafiften başlayan boğaz ağrısı baktım gün geçtikçe yerleşmekte.&amp;nbsp;Sızlanacak, naz yapacak lüksüm de yok ama&amp;nbsp;bu&amp;nbsp;ağrı&amp;nbsp;beni perişan etmekte.&amp;nbsp;Bilirim sağlığın kıymetini, iyi bakarım kendime, ben iyi olayım ki oğluma iyi bakayım diye&amp;nbsp;lakin bazen engel olunmuyor işte. İki gündür evdeki duruma da bakınca hiç hasta olmamam gerektiğini tekrar kavrıyorum. Şiddetle sinir oluyorum&amp;nbsp;onbeş dakika geç kalktım diye herşeyin aksamasına, iki &amp;nbsp;gündür işe geç kalmaya da keza. Bir sabah kalktığımda kahvaltı hazır olsa mesela ya da&amp;nbsp;birkaç saat deliksiz uyuyabilsem ara sıra, işte böyle 'basit' hayaller kuruyorum, gerçekleşmeleri niye zor anlayamıyorum. Hastayım ya, omuzlarımdaki yükün ağırlığını her zamankinden fazla hissediyorum. Evdeki veleti öpüp koklayamıyorum da korkudan, asabiyetim biraz da bundan biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babamız hatırımızı soruyor az önce, pastil kullan doktora git diyor bir de, halbuki biliyor pastil almam, emzirdiğim için ilaç da kullanamam ama işte ilgilendi oluyor kendince! Oysa ne olur evde azıcık yükümü hafifletse, birazcık dinlenebilmem için bana zaman verse. Ama nerdeee o hep benden daha yorgun nedense, beni benden başka kimse düşünmüyor işte, bu sebeple iyi bakmalıyım kendime zira Canbiş'imin daha çok ihtiyacı var annesine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-385546413081672318?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/385546413081672318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ana-ogul-hastayz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/385546413081672318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/385546413081672318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/ana-ogul-hastayz.html' title='Ana oğul hastayız'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-6-HMelsDxBI/TmYnt5s9VAI/AAAAAAAAAE0/pT3CdoNXSrE/s72-c/baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7099687321055039690</id><published>2011-09-05T05:52:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T05:52:28.813-07:00</updated><title type='text'>Şeker gibi bir bayram olsun</title><content type='html'>Ne vakit gelirse gelsin zamansiz olmayan tek şeydir herhalde tatil.&amp;nbsp;15 gün&amp;nbsp;dahi olmadı uzun sayılabilecek bir tatilden döneli, yine de&amp;nbsp;bilseniz nasıl da kollarımı açmış bir vaziyette bekliyorum bu bayram tatilini. Fazla değil bir saat sonra çıkacağım oysa, lakin dakikalar geçmiyor hal böyle olunca. Farkındayım iş hayatı beni sokan bu duruma keza yorucu metropol hayatı da, ondandır kaçış bu tatiller bana ve&amp;nbsp;hiç özlemem buraları uzaklaştığımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tatile gitmeden bir sonrakinin hayalini kurarım ben, hiç bilmem neden belki mesleğimden belki karakterimden ama engel olamam işte kendime her mevzuda üç adım sonrayı düşünmekten. Avunurum bu sayede geri dönerken, sıradaki güzel günleri zihnimde resimlerken. Böyle enteresandır benim halim, gündelik hayatın rutinlerine kimi zaman gerçekleşen kimi zaman ertelenen hayallerle göğüs gererim. Önce oğlum, sonra da kocam hep yanımda olsun isterim, işte tatilleri en çok bu yüzden severim. Dokuz gün var önümüzde birlikte, bu sebepten kalbim şu an pır pır etmekte,&amp;nbsp;sağlık tabi yine ilk dileğim bu süre içinde, çocuk olunca daha önemli birşey olmuyor haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yolculuğumuz hep&amp;nbsp;karayoluyla, istikamet gelibolu ve yalova, biraz orda biraz orda, bakalım neler edecek bu sefer Can Bora.&amp;nbsp;Evvelki seyahatten tecrübeliyim bavul hususunda, fazladan konulan her parça bela olmakta dönüşte başıma, zaten bana sorarsanız dönüşün en zor yanı o bavuldakilerin boşaltılıp, yıkanıp, yerleştirilmesi kısmında. Bu sebepten yok bu sefer fazla eşya.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Ne takı, ne toka, sadece birkaç hafif parça. Ev taşır gibi değil bu defa, sadece tek bir bavulla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FRW4X_-fIFw/TmTFwwf84hI/AAAAAAAAAEs/bbYuWFL2Tpg/s1600/mixed-candies.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://2.bp.blogspot.com/-FRW4X_-fIFw/TmTFwwf84hI/AAAAAAAAAEs/bbYuWFL2Tpg/s320/mixed-candies.jpg" width="240px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Otomobilde seyahati sevmeyen ender çocuklardan bizim beyefendi, bebekleri uyusun diye gece yarılarında arabalarıyla&amp;nbsp;tur atan ailelerden yapmadı hiç bizi lakin kararsızım bu kötü mü yoksa iyi mi. Biraz da olsa sevseydi otomobil ile gezmeyi, bu denli zor olmazdı herhalde içinde zaptetmek kendisini.&amp;nbsp;İnsan hiç mi bakmaz dışarıya, aklı fikri sağı solu karıştırmada. Utanarak itiraf ediyorum oturtamıyoruz bazen koltuğuna, kucağımda akıllı uslu otursa ne ala ancak ayağa kalkmak istemekte sıklıkla, düşünün artık ne haldeyiz yol boyunca. Yangından kaçar gibi arabadan atıyorum kendimi yolun sonunda ama fiziken perişan olmam değil mühim, seyir halindeki güvenlik&amp;nbsp;açığı&amp;nbsp;benim asıl problemim. 'Ağlamaktan çatlasa da ben koltuğundan almıyorum' diyen annelere rastladığımda&amp;nbsp;'emzirmek için alıyorum sadece'&amp;nbsp; diyerek hakikati çarpıtıyorum, üstüne 'onun çocuğu bizimki gibi hareketli değil ' düşüncesiyle kendimi kandırmaya çalışıyorum fakat başaramıyor yanlışımın ağırlığıyla ezildikçe eziliyorum. Ve bunu da yapacağımı sanıp yapamadıklarım listesine ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl kelam otomobil yolculuğu bu sefer bizi tek korkutan, bünye endişeye meyilli olduğundan &amp;nbsp;illaki&amp;nbsp;oluyor bir korkutan! Fakat tesiri yok, buna rağmen sarıp sarmalıyor her yanımı heyecan. Öyle ya önümüz bayram, Can Bora'nın ikinci şeker bayramı ama ilkinde yoktu yanında babası, bu seferki belki de hep birlikte olmanın heyecanı. Giyecek sabahında bayramlıklarını, açacağım meleğime kollarımı, sarmalayacağım onu sımsıkı,&amp;nbsp;hem zaten&amp;nbsp;böyle verilmez mi bayramın hakkı, bolca tüketmek lazım bence tatlı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7099687321055039690?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7099687321055039690/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/seker-gibi-bir-bayram-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7099687321055039690'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7099687321055039690'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/09/seker-gibi-bir-bayram-olsun.html' title='Şeker gibi bir bayram olsun'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-FRW4X_-fIFw/TmTFwwf84hI/AAAAAAAAAEs/bbYuWFL2Tpg/s72-c/mixed-candies.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-801332597115326882</id><published>2011-08-23T01:23:00.000-07:00</published><updated>2011-08-23T01:27:01.866-07:00</updated><title type='text'>Son zamanlarda Can Bora</title><content type='html'>Nasıl da iyiymiş keyfimiz meğer tatilde, geldiğimizden beri oğlan bize bilseniz neler etmekte. İki gündür gecenin bir yarısı kalkıp uyumamak için direniyor, dahası eski günlerdeki gibi kucakta dolanmak istiyor. Oysa ne güzeldi tatil süresince, gece boyu deliksiz uyuyordu neredeyse. Üç haftanın ardından dönünce yine apartman dairesine, enerjisini bitiremiyor gün içinde haliyle. Bir iki saatlik gezintiler de yetmiyor,&amp;nbsp;bizimki tatildeki gibi hep dışarıda olmak istiyor ama şehrin göbeğinde otururken malesef bu pek mümkün olmuyor. İşime yakın olsun diye tuttuğumuz ev, çocuğun büyümesi için hiç uygun olmuyor ama ona uygun olan yer de birlikte geçirebileceğimiz vakitleri trafikte kaybetmek anlamına geliyor. Bu ev durumu gitgide karmaşık bir hal alıyor. Tabiki gönlümden işi bırakıp, merkezden uzaklaşıp, yeşillikler içinde bir yere taşınmak geçiyor ama bu şimdilik bir 'hayal' olarak gerçekleşmeyi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek işinde de sıkıntılıyız, tatilde oyunlara pek alışmışız, eğlendirecek bir şey olmazsa kati surette ağzımızı açmamaktayız. Hani diyordum ya tatilde katı gıdalara alıştırırım diye, alışmak ne kelime, gittiğimiz gibi döndük bütün uğraşlar nafile! İki gündür lapaya kaçan pilav yapmaktayım bu vesile ile, hani olur ya birkaç adet ağzına atar belki diye. Evvelki gün çatalla ezdiğim bir kaşık pilavın yirmide birine denk gelen kısmını yediğini tahmin ediyorum. Emin olamıyorum çünkü ağzına attığını görsem de beraberinde üstünü, başını ve hatta&amp;nbsp;saçını pilav yaptığından anlayamadım sonrasında çıkarıp çıkarmadığını. Evet o meşhur yöntemi denemekteyim birkaç gündür; kahvaltıda ve akşam yemeğinde mama sandalyesinde ezilmiş yemek sunmaktayım beyimizin önüne, hem de çatalıyla birlikte kendisi yesin diye, oyun tabi tüm derdi yemek bahane ama oyun diye atıyor ağzına arada işte ve takip eden beş dakika boyunca bekliyorum ben de aceba yutabilecek mi diye. Biliyorum hata bende, çok geç kaldım katı gıdaya geçişte ama kötü bir tecrübemiz oldu geçmişte, daha 20 günlüktü boğazına süt kaçıp nefessiz kaldi diye koştuk hastaneye, işte bu yüzden korkaklık&amp;nbsp;edip yiyemediklerini daha çok, daha çok ezdim ben de, şimdi de uğraşıyorum işte. Halen emdiği için hiç de hevesli değil bizim yediklerimize, bakalım daha ne kadar sürecek böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-6wjlJJHN2S8/TlNjYVcEzMI/AAAAAAAAAEk/rtguZbfj6X8/s1600/baby_walk.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://3.bp.blogspot.com/-6wjlJJHN2S8/TlNjYVcEzMI/AAAAAAAAAEk/rtguZbfj6X8/s320/baby_walk.jpg" width="240px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Hep şikayet edecek değilim, biraz da oğlumu methedeyim ve hemen&amp;nbsp;bizim yaramazın artık yürüdüğünün müjdesini vereyim. Çoktandır gezintilere başlamıştı aslında ama ille de istiyordu birimizin varlığını yanında. Aylar evvel kol altlarından tutarak yürümeye başlamıştık önce, sonra her iki elinden, en son da tek elinden tutarak yürütür olmuştuk,&amp;nbsp;hatta bir süredir avcunun içine sadece tek parmağımızı veriyorduk dengeyi bulabilmesi için. Dahası Datça'da ananesiyle birkaç metre mesafeyle yere oturup,&amp;nbsp;'hadi ananeye, hadi anneye' diyerek, sekiz on adıma kadar yardımsız da yürütüyorduk ama tembellikten mi ürkeklikten mi&amp;nbsp;bilinmez yine de elimizden tutarak yürümek için can atıyordu bizimki. &amp;nbsp;Ama canımız, balımız, oğlumuz&amp;nbsp;şu günlerde özgürlüğün tadına varmış olucak ki, gün geçtikçe tek başına attığı adımların sayısını arttırır oldu, misal dün akşam on dakika boyunca salonun ortasında bir sağa bir sola yürüdü durdu. Omuzlar niyeyse hep havada, adımlar da merdiven çıkar gibi yukarıya yukarıya pek bi komik, pek bi sevimliydik. Başarısının farkında, yüzünde gururla oradan oraya, amaçsızca gitti geldi dakikalarca,&amp;nbsp;yani demek istiyorum ki aslında, bizim oğlan da yürüyor sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman çok çabuk geçiyor, insan bunu en çok da çocuğundan anlıyor. Geçen sene bu zamanlarda iki aylık bile olmayan minik bebeğim, bugün bana türlü türlü oyunlar yapıyor, inanılır gibi değil ama her söylenileni anlıyor, o kadar ki yanında temkinli konuşma gereği doğuyor. Şimdi, tek başına yürüyebilsin&amp;nbsp;derdindeyim, oysa şüphem yok hiç birkaç&amp;nbsp;ay sonra o koşarken, ben elimi tutsun diye peşinden sürükleneceğim. Önce üç ayını, sonra altı, ondan sonra yaşını doldursun diye beklerken şimdi zaman zaman o minik hallerini de özlemekteyim. Zaman nasıl da kıymetli, ben bunu oğlumla öğrenmekteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-801332597115326882?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/801332597115326882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/son-zamanlarda-can-bora.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/801332597115326882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/801332597115326882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/son-zamanlarda-can-bora.html' title='Son zamanlarda Can Bora'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-6wjlJJHN2S8/TlNjYVcEzMI/AAAAAAAAAEk/rtguZbfj6X8/s72-c/baby_walk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-2410822591585941594</id><published>2011-08-19T02:27:00.000-07:00</published><updated>2011-08-22T00:23:08.038-07:00</updated><title type='text'>Mutsuz diva Amy</title><content type='html'>'16 yaşımdan beri tepemde koskoca bir kara bulutun öylece asılı durduğunu hissediyorum' demiş bir röportajında&amp;nbsp;ve eklemiş Amy Winehouse: 'yarın ölsem, mutlu bir kız olurdum'! Bu sözlerine rağmen sevinemiyorum dileği gerçekleştiği için.&amp;nbsp;Çok sevdiğim bir yazarın(Yılmaz Özdil) bir&amp;nbsp;yazısında söylemeye çalıştığı gibi '27 yaşına dahi gelememiş askerlerimiz şehit olurken aşırı dozdan ölen bu kıza mı üzüleceğim' de diyemiyorum, dahası böyle düşünenlerin yüreğini hiç mi hiç anlayamıyorum. Lakin yanlış anlaşılmasın, o gencecik askerlere, ille de fakirlik içinde büyümüş&amp;nbsp;gariban çocukları olan o şehitlere&amp;nbsp;çok üzülüyorum,&amp;nbsp;artık alıştığımızdan umarsızlık etmiyorum, bilakis anne feryatlarını bir anne olarak ta içimde hissediyorum. Ama işte milyonlarca dolar servete sahip de olsa mutsuzdu ya amy, bi de öyle&amp;nbsp;bir sesi vardı ki 'yazık oldu' demeden edemiyorum.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sadece o'na değil,&amp;nbsp;üzülmediklerini söyleyenlere de üzülüyorum, nasıl da bu denli vicdan yoksunu olduklarına hayret ediyorum. Yok mudur kimsenin ayrılık sonrası acı çekme ve hata yapma hakkı, üstelik sadece kendineyken zararı. Savunmak değil niyetim elbet yaptıklarını fakat çok görmemeli kimseye terkedilişi kaldıramamayı, gitgide dibe vurmayı. Farklıdır çünkü her insanın acıyı karşılayışı, güçlü olmak zorunda mıdır her insan evladı? Herkese örnek olmalı mıdır ille de sanatçı, sanki öyle midir amy dışındaki her şarkıcı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlarım 2006 yılında çıkardığı 'rehab' parçasını dinlerken lakin&amp;nbsp;henüz beyaz bir ingiliz olduğunu bilmezken, 'zenci gırtlağı nasıl da farklı' diye geçirmiştim içimden.&amp;nbsp;'Çok güzel bir ses' diye düşünmüştüm daha dinlediğim ilk günden.&amp;nbsp;Hiç hazzetmezdim görüntüsünden, merakım olmadı şarkı söylemek dışında neler ettiğinden, sadece&amp;nbsp;çaldığı radyo kanalında hemen duraklardım sesinin büyüsünden.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Zihnimdeki güzellik kavramına uygun tek şey bulamasam da bedeninde, takdir etmiştim tarzını korumak konusundaki ısrarını gördüğümde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-evcYEdFAxO8/Tk5W0ThFvHI/AAAAAAAAAEc/rjK6_QtiBDA/s1600/amy2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://3.bp.blogspot.com/-evcYEdFAxO8/Tk5W0ThFvHI/AAAAAAAAAEc/rjK6_QtiBDA/s320/amy2.jpg" width="213px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Perihan Mağden'in 2008 yılında yazdığı 'Kitleler kurban istiyor' başlıklı yazısını okumalısınız fırsatınız olduğunda. Beklermiş meğer herkes Amy'nin ölümünü, onun kanı beslermiş meğer bu düzenin döngüsünü! Şaşırtmadı ölümü deniyor kimseyi ve dahi beni; fakat nasıl bir anne söyleyebilir aynı şeyi, yok muydu hiç yapacak bir şeyi? Daha sıkı tutsaydı kızının elini, kaptırmasaydı şöhretin büyüsüne kendini, çekip çıkarabilirdi o karanlıktan belki amy'yi zira sevgisizlikti bence kırılgan bedeninin, buğulu gözlerinin asıl nedeni. Beklerken gidişini, bu kadar mı bağlıydı elleri? Sarıp sarmalasa, kulağına fısıldasa, 'ben burdayım tüm dünya sana karşı da olsa', yine de gidermiydi amy aceba, yoksa hıçkıra hıçkıra ağlarmıydı annesinin kollarında. Teselli için&amp;nbsp;uyuşturucuya değil, annesine sığınırdı belki ondan sonrasında. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acıdır whenwillamywinehousedie.com adlı bahis sitesinde biri, 21 aralık 2007'de yazmış Amy'nin tahmini ölüm tarihini ve doğru bildiğinden kazanmış hediyeyi! Daha da&amp;nbsp;acısı sitedeki yarışmaya 96 bin kişi&amp;nbsp;katılmış, tam 96 bin insan&amp;nbsp;yazdıkları tarihte amy'nin ölmesini arzulamış, Allah'ım&amp;nbsp;sadece&amp;nbsp;bir ipod için&amp;nbsp;nasıl da&amp;nbsp;heyecan(!) yaşanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç haftada bitti ölüm haberinin etkisi, tıpkı diğer herkes gibi.&amp;nbsp;Vasiyeti üzerine külleri Karayipler’deki St.Lucia adasından savrulmuş. Amy'nin öldüğü tarihten bir hafta sonra gitmeyi ve&amp;nbsp;ordaki yoksul bir kız çocuğunu evlat edinmeyi planladığı St.Lucia adasından.&amp;nbsp;Belli ki kurtuluşu orada aramış. Çırpınmış zannımca yaşayabilmek için, bir çocuğun masumiyetiyle yeniden hayata tutunabilmek için ama olmamış, yeni bir başlangıç için Amy geç kalmış; bedeni çoktaaan karanlığa, ruhu ise St.Lucia adasına doğru yol almış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-2410822591585941594?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/2410822591585941594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/mutsuz-prenses-amy.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2410822591585941594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/2410822591585941594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/mutsuz-prenses-amy.html' title='Mutsuz diva Amy'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-evcYEdFAxO8/Tk5W0ThFvHI/AAAAAAAAAEc/rjK6_QtiBDA/s72-c/amy2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6017744515498913900</id><published>2011-08-16T00:00:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T07:48:58.449-07:00</updated><title type='text'>Rüyadan uyanış</title><content type='html'>Her güzel şey gibi tatilimiz de ilelebet sürmedi ve yeterince uzun sandığım üç hafta göz açıp kapayıncaya kadar bitti. Çok şükür ki meleğimin ilk yaz tatili kazasız belasız geçti.&amp;nbsp;'Çocukla tatil işkenceymiş' diye düşünsem de ara sıra, 'oğlumla herşey daha güzel' dedim daha sıklıkla. Önce bir hafta Çeşme, ardından iki hafta Datça, önce dostlarla, sonra aileyle başbaşa.&amp;nbsp;Evvelki tatillerimizden çok farklıydı haliyle bu defa, şezlongda uyuklamak&amp;nbsp;hatta 11 ila 15 saatleri arasında kumsalda olmak dahi hayaldi mesela, yemek masalarında&amp;nbsp;on dakikadan fazla kalkmadan oturmak da keza ama yine de olmadı hiç birinden şikayetim,&amp;nbsp;imkanım olsa yine seve seve giderim. Oğlum ve kocam yanımdayken buraları hiç ama hiç özlemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bavul hazırlama kısmı pek keyifli değildi hemen itiraf edeyim,&amp;nbsp;üç gün evvelinden başlasam da yine de son dakikaya dek bitiremedim. (Hiç kullanmadığım bir sürü şey götürmüşüm onu da&amp;nbsp;not düşeyim) &amp;nbsp;Rahatına düşkün babamız tek başına bavulların üstesinden gelemez korkusuyla arkadaşını çağırmış bizi uğurlamaya, önce güldüysem de sonra hak verdim ona, meğer ne rahat oluyormuş artı bir yardımcıyla. Derken bindik uçağa, kalkışta korktum bizimki ne yapacak&amp;nbsp;diye&amp;nbsp;aceba ama kemerdi tek sıkıntısı, ikaz ışıkları sönüp de çözüldüğünde rahatladı ve&amp;nbsp;başladı sağı solu kurcalamaya. Yerinde duramadığından hırpaladı biraz beni ama ağlamadan, kusmadan, fazla bunalmadan atlattık yine de ilk uçak seyahatini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiraladığımız araba alanda bekliyordu bizi; işte bu kısmı, yani alandan Çeşme'ye varış biraz zor geçti, yol bir türlü bitmedi. Bizimki uyumamak için direndi de direndi, ta ki otelimizin kapısına gelene dek! Neyseki giriş işlemleri biraz sürdü de yarım saat kadar kollarımda sızmış bir halde dinlendi. Kaldığımız yer Ilıca'da Ilıca Otel'e bağlı&amp;nbsp;Vela Aparts adında dubleks apartlardan oluşan bir tatil yeri. Otel odasında kalmak yerine böyle bir yer bize çok iyi geldi. Kapımız her an açık, oğlan mızmızlandı mı soluğu kapının önünde aldık, o rahat biz rahattık. Bir de komşulardan birinin 'Paşa' diye tatlı mı tatlı bir golden retrieverı vardı ki paşa geldi, paşa gitti diyerek çorba saatlerinde kaşıkları ağzına boşalttık. Kahvaltılarımızı da otelin lobisindeki tabloları çiçekleri inceleyerek yaptık! Akşam öğünlerini de, artık nerdeysek orda ilgi çekici birşeyler bularak atlattık. Atlattık da bilmeden bizimkini çok fena rüşvetçi yaptık, bunu da döndüğümüzde anladık, bacak kadar bebe, kendisine enteresan gelecek birşeyler olmadan kati surette yemeyerek geldiğimizden beri&amp;nbsp;bize eziyet etmekte, biliyorum kabahat bende ama klasik anne içgüdüsü ile yesin de nasıl yerse yesin diyerek yaptım işte. Neyse bu konuyu sonraya saklayıp dönelim bence yine tatil günlerine. Ne diyordum, yeme içme konusunu biraz uğraşarak, normalde yediği, alıştığı şeylere devam ederek hallettim. Çorbalarını yine ben hazırladım ama akşam öğünlerinde Milupa'nın 'Organik Muhallebiler' serisinden 'sütlaç' ya da Sütaş'ın sade bebe yoğurdunu verdim. İlk kez hazır gıda kullandım, evet çok rahatmış kavanozu açıp vermek zira kendimi bu rahatlığa kaptırmadım ve&amp;nbsp;bir haftanın sonunda Datça'ya yazlığa vardığımızda başladık tekrar yoğurt mayalamaya. Katı gıda yeme konusunda pek ilerleme kaydedemedik, biri 21 diğeri 18 aylık olan arkadaşların çocuklarını görünce yemeye heves eder sanmıştım ama öyle olmadı işte, diğerleri benim yediğimden büyük lokmalar yerken bizimki&amp;nbsp;baktı sadece, 'ben niye yiyemiyorum bunlardan kardeşim' demedi hiç, kemirsin diye eline verdiklerimi kuşlara, böceklere yem yaptı benim düşünceli oğlum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-pfKXxdjhT1c/TntKGoJb6yI/AAAAAAAAAHM/JeI7n8DaTNA/s1600/IMG_5133.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" src="http://3.bp.blogspot.com/-pfKXxdjhT1c/TntKGoJb6yI/AAAAAAAAAHM/JeI7n8DaTNA/s400/IMG_5133.JPG" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İlk gün pek heyecan yaptık karı koca denizi sevecek mi diye, yanına yaklaşınca ciyak ciyak bağırmasıyla neye uğradığımızı şaşırdık, kısa süreli bir hayal kırıklığı yaşadık, kumda oturup oynamaya zor ikna ettik. İkinci gün dalgasız denizde daha ılımlı görünce bir oh çektik, ayaklarını ıslatmamıza ses etmedi ama fazlasını da istemedi, biz de ısrar etmedik.&amp;nbsp;Sabırlı olalım dedik, biz sevdiğimiz için olsa gerek o da denizi sevsin istedik. Dördüncü günümüzde&amp;nbsp;baktık paldır küldür yürüyerek denize giriyor bizimki, hele kucaktayken hiç ses etmiyor, dahası&amp;nbsp;artık o bizi çekip denize doğru götürüyor. Ama daha çok kumları taşları seviyor, bir kürek için ya rab ne kavgalar kopuyor! Üç çocuk, kova kürek bolluğu içinde ama nasıl oluyorsa hepsi aynı parçayı istiyor.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyku düzenimiz daha ilk günden şaştı ama kendiliğinden yeni bir düzen ortaya çıktı. Öğlen saatlerinde plaja gitmediğimizden her gün yatakta, akşam üstü&amp;nbsp;uykularında ise daha esnek davranarak, bazen arabada ya da kucakta bazen yine yatağında uyuttuk. Uyku saatleri ileriye kaydı ve akşamları geç yatıp sabahları geç kalkar oldu, dürüst olucam, tatil için böylesi çok da güzel oldu. Ama sonuç olarak, ne biz oğlumuzun uykusu yüzünden eziyet çektik ne de kendi keyfimiz için ona çektirdik, sadece biraz düzen değiştirip tatil moduna geçtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-zHLoTUPMJoQ/TntKwFmUmtI/AAAAAAAAAHU/iiUOVksGgik/s1600/IMG_5364.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400px" src="http://2.bp.blogspot.com/-zHLoTUPMJoQ/TntKwFmUmtI/AAAAAAAAAHU/iiUOVksGgik/s400/IMG_5364.JPG" width="300px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araba seyahatleriydi bir tek zor olan tatil boyunca, idare etmek bir hayli zor oluyordu bizimkini yolculuk azıcık uzadığında. Bilhassa Çeşme-Datça arası çok&amp;nbsp;yordu miniğimi, Marmaris sonrası virajlar kaldırdı midesini, uçak değil araba tutuyormuş meğer Canbiş'imizi. Ama şükür ki atlattık kazasız belasız hepsini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi durup durup fotoğraflara bakıyorum, keşke geriye sarıp&amp;nbsp;bir üç hafta daha tatil yapsak&amp;nbsp;diye iç geçiriyorum. Aslında ne kadar stresli bir iş ve şehir hayatı içinde olduğumuzu bu tatil sonrası daha iyi görüyorum. Tez zamanda daha güzel bir yerde, daha rahat bir şekilde para kazanarak ve en önemlisi&amp;nbsp;oğluma daha fazla vakit ayırarak&amp;nbsp;yaşamak için dua ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6017744515498913900?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6017744515498913900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/ruyadan-uyans.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6017744515498913900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6017744515498913900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/08/ruyadan-uyans.html' title='Rüyadan uyanış'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-pfKXxdjhT1c/TntKGoJb6yI/AAAAAAAAAHM/JeI7n8DaTNA/s72-c/IMG_5133.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4779304427566983346</id><published>2011-07-20T06:38:00.000-07:00</published><updated>2011-07-20T06:38:03.849-07:00</updated><title type='text'>Tatile üç kala</title><content type='html'>Tam da zamanında! Yaklaşık iki ay öncesinde yapmıştık tatil programımızı, bilmeden ne de iyi zamana denk düşürmüşüz meğer, zira şu sıralar yorgunluk ve bunaltı hallerinin&amp;nbsp;zirvelerinde dolaşmaktayım, birilerinin boğazını sıkmamak için kendime zor mukayet olmaktayım! Evdeyse&amp;nbsp;&amp;nbsp;gece yarısı ayaklarımın altı sızlayarak yatmaktayım. Tatilde dinleneceğim yok elbette, neticede 13 aylık bir bebeyle tatilin nasıl olacağını kestirebiliyorum haliyle, lakin fiziksel yorgunluk değil benim asıl derdim, uzaklaşmak buralardan bütün istediğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir yük bindi ki iş yerinde sırtıma, mümkün değil aklımdan çıkarmak tatil boyunca ama aklımın bir kısmını alsa da bedenim illa ki olacak uzaklarda.&amp;nbsp;Yine de&amp;nbsp;fırsat vermeyeceğim keyfimi kaçırmasına; meleğim, miniğim, herşeyim Canbiş'imle ilk deniz tatili ne de olsa.&amp;nbsp;Meraktayım neler yapacak diye oralarda, denizi sevecek mi mesela ya&amp;nbsp;da beslenmesi nasıl olacak aceba? Babamızın aklı bavulların gitme kısmında, benimkiyse içine koyulacaklarda! Uzuuun bir liste var tabi elimizde, aman unuttuğumuz birşey olmasın diye, termostan süzgece neler yok ki içinde&amp;nbsp;ama muhakkak unutulacaklar olacaktır yine de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sUPTB5FveWQ/TibaIGomOvI/AAAAAAAAAD4/kcSRthySKkQ/s1600/bebekle-tatil3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="146px" src="http://3.bp.blogspot.com/-sUPTB5FveWQ/TibaIGomOvI/AAAAAAAAAD4/kcSRthySKkQ/s320/bebekle-tatil3.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gelelim bebekle tatil konusuna. Söz konusu durum beni de biraz korkutmakta ama şüphe yoktur daha çok heyecanlandırdığına. Parmak arası terlikler ve hafif kıyafetler var aklımda, yatalım sere serpe deniz kenarında ama&amp;nbsp;illaki şemsiyenin altında. Şimdiden plaj kokusu geliyor burnuma. O nasıl ola ki derseniz, hiç şüphem yoktur siz de bilirsiniz, denizin kokusu vardır tabi en başta ama güneş kremi ve&amp;nbsp;patates kızartması da ayrıca. Belki mısır ve belki bira da ama vardır illaki sizin de aklınızda. Bulanık olur kumlu deniz, taş olsun&amp;nbsp;isterim ben&amp;nbsp;ama kumdan kale için kumsal da gerekecek&amp;nbsp;bize değil mi,&amp;nbsp;işte bakın bu kısmı içimi pır pır yapmakta çünkü cancanım şimdiden kova kürek takımıyla halının üzerinde&amp;nbsp;oynamakta. Görün bakın ne kaleler yapacağım ben oğlumla. Akşamları fazla esinti olmasın mümkünse, yok canım öyle çok da bunaltmasın, dahası insanlar daraltmasın, üstümüze üstümüze akmasın, sokaklar bebek arabasıyla giderken bizi zorlamasın. Babamız pek gelemez de zora, tövbe etmesin çocuklu tatile&amp;nbsp;sonra :) Farkındayım nasıl olacak diye o biraz&amp;nbsp;sıkıntılanmakta ama ben hiç işin orasında değilim,&amp;nbsp;oğlanın deniz kenarındaki şortlu hali girmekte her gece rüyalarıma.&amp;nbsp;O kadar gezdim vakti zamanında ama bu seferki çok başka, bu seferki oğlumla! Yeter ki kazalar, hastalıklar olsun bizim uzağımızda, gerisi teferruat, gerisi laga luga..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4779304427566983346?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4779304427566983346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/tatile-uc-kala.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4779304427566983346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4779304427566983346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/tatile-uc-kala.html' title='Tatile üç kala'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sUPTB5FveWQ/TibaIGomOvI/AAAAAAAAAD4/kcSRthySKkQ/s72-c/bebekle-tatil3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1034645747250504434</id><published>2011-07-19T00:06:00.000-07:00</published><updated>2011-09-06T00:43:27.372-07:00</updated><title type='text'>Duyduk duymadık demeyin</title><content type='html'>Yok böyle olmayacak, sabahtan akşama&amp;nbsp;burda olmaya&amp;nbsp;devam etmeyeceğim, acilen bir çözüm düşüneceğim. Geriye dönmeyeceğim, özlemeyeceğim, hiç hem de hiç üzülmeyeceğim.&amp;nbsp;Nasıl olacak&amp;nbsp;bilmiyorum ama göreceksiniz çok da uzak olmayan bir tarihte burdan güle oynaya gideceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seven yok ki yaptığı işi diyerek sabrettim senelerce, hayat böyle dedim herhalde ama&amp;nbsp; gidemiyorum işte daha öteye. Artık görmek istemiyorum o yüzleri tepemde.&amp;nbsp;Düşüyorum hayrete kötülük derecelerini gördükçe.&amp;nbsp;Nasıl oluyor da&amp;nbsp;bir zamanlar&amp;nbsp;onlar da bebekti diye, bir bebekten nasıl böyle bir canavara dönüşebildiler diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yazarken&amp;nbsp;içimi dökerim,&amp;nbsp;hep vardır söyleyeceklerim ama&amp;nbsp;bir türlü çıkmaz ağzımdan cümlelerim. Bilmiyorum niye ama tutulurum işte&amp;nbsp; konuşmam gereken&amp;nbsp;yerde. Haksızdır karşımdaki, yine de ben&amp;nbsp;utanır sıkılırım suçluymuşum gibi, sonra da yerim işte böyle kendi kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-U3LFt5rokv4/TiUpdeBhgUI/AAAAAAAAADw/wHxIPD7-hew/s1600/zav72009.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://2.bp.blogspot.com/-U3LFt5rokv4/TiUpdeBhgUI/AAAAAAAAADw/wHxIPD7-hew/s320/zav72009.jpg" width="250px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bir yumruk oturuyor pazartesi sabahları içime, huysuz oluyorum gereksiz yere, günler geçtikçe sakinliyorum, cumaları&amp;nbsp;hoplaya zıplaya&amp;nbsp;çıkıyorum ama pazar akşama doğru yeniden tepemde o bulutu hissediyorum. Piyango biletleri alıyorum, babamıza 'al götür bizi burdan' diyorum, bazen umutla doluyorum, bir mucize olacakmış gibi hissediyorum, sonra birden 'hep böyle devam edecek' korkusuna kapılıyorum, daha kötüsü bugünümüzü aramaktan korkuyorum, panik halinde şükürler ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası değil olmak istediğim yer, bunu hep hissettim ama&amp;nbsp;kendime bile söylemeye çekindim çünkü biliyorum yanlış meslekteyim, sekiz yılın sonunda bunu artık kendime itiraf ettim. Bir yerlerde hata yaptım ama&amp;nbsp;bunu değiştirebilirim, böyle devam etmek zorunda değilim.&amp;nbsp;Anne olmadan bunu düşünmeliydim ama nasıl birşey olduğunu bilemedim, 'bir sürü çalışan anne var, ben de yapabilirim' dedim. Bir çocuğun anneye en çok ilk yıllarında ihtiyaç duyacağını,&amp;nbsp;emekli olduğumda büyük olasılıkla&amp;nbsp;zaten benden uzakta olacağını kestiremedim. Ondan çaldığım vakitlerde sırtlanlarla boğuşacağımı, dahası&amp;nbsp;yara alacağımı hesap edemedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denedim ama olmuyor, her sabah ayaklarım geri geri gidiyor, işyerinin atmosferi beni fena halde mutsuz ediyor, çok ama çok canımı acıtıyor, kanımı emiyor. Çalışmak değil aslında derdim, &amp;nbsp;ama böyle bir iş yeri de değil hayalim.&amp;nbsp;Daha huzurlu ve belki yarı zamanlı bir iş aslında istediğim, hem kendime hem oğluma daha fazla vakit ayırabileceğim, biraz da huzur tabi beklediğim. Biliyorum biliyorum,&amp;nbsp;fena halde&amp;nbsp;hayalperestim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1034645747250504434?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1034645747250504434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/duyduk-duymadk-demeyin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1034645747250504434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1034645747250504434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/duyduk-duymadk-demeyin.html' title='Duyduk duymadık demeyin'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-U3LFt5rokv4/TiUpdeBhgUI/AAAAAAAAADw/wHxIPD7-hew/s72-c/zav72009.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5979400482067567715</id><published>2011-07-15T05:51:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T06:00:02.887-07:00</updated><title type='text'>Uykuya geçişte problemliyiz</title><content type='html'>Ah Can Bora&amp;nbsp;ah Can Bora, suç sende mi yoksa bende mi aceba? Bu uyutma süreçleri beni fena halde zorlamakta, artık başlasan diyorum yatağında uyumaya! Sevmiyor değilim seni kucağımda koklayarak yatırmayı ama hem ayaklarım hem sırtım taşıyamıyor artık ağırlığını.&amp;nbsp;'Alıştırma kucağa' diyenlere halen kızıyorum,&amp;nbsp;mümkün olsa&amp;nbsp;bir beş sene daha kucağımdan indirmem sanıyorum ama görüyorum ki kendimden çok kötülüğü sana yapıyorum çünkü 'deliksiz uyku da gıda kadar önemli diyenlere' ben de katılıyorum. Bir de sıcaklar bastırdı, uyutayım derken seni ter içinde bırakıyorum. El atmalı artık bu duruma çok iyi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-VvoWZOVciZk/TiArk3oe9OI/AAAAAAAAADg/kP9C31WRs1w/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://4.bp.blogspot.com/-VvoWZOVciZk/TiArk3oe9OI/AAAAAAAAADg/kP9C31WRs1w/s320/image3.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dün gece kalktı her zamanki gibi süt içmeye,&amp;nbsp;orası tamam&amp;nbsp;ama ardından&amp;nbsp;iki pış pışla dönmedi bu sefer &amp;nbsp;uykuya, hadi biraz dolanalım kucakta dedik, uyku numarası çekmesin mi&amp;nbsp;bana yaramaz! Tam yatağına koyayım derken yapıştı yine geceliğime. Tamam biraz daha dolanalım o zaman, bu sefer uyudu galiba, yok yine uyumamış, kollarım koptu annecim, uykum da var, yat bakalım o zaman bizim yatağa dedim en son.&amp;nbsp;Not düşelim babamız sıcaktan bir süredir misafir odasında yatmakta, haliyle koca yatak ana oğula kalmakta lakin prensip sahibi(!) oğlum her daim kendi yatağında uyumakta.&amp;nbsp;Yaklaşık on&amp;nbsp;gündür&amp;nbsp;uyku saatimiz geldiğinde müziği açıp, ışığı kapatıyorum, emzirdikten sonra da bizim yatağa koyup yanına uzanıyorum. Ne kadar uykusu olsa da yatakta yastıklarla boğuşmayı, ayağa kalkıp yatak başına tutunmayı, ordan kendini denize atıyormuşçasına yatağa bırakmayı pek seviyor, bir süre böyle oyalanınca da yorulup daha kolay uykuya geçiyor. Mızmızlanmaya başlayıp yastıklarla savaşını bırakınca anlıyorum uykuya hazır olduğunu ve kucağıma alıp gezdirmeye başlıyorum, beş en fazla on dakikaya da uykuya geçmiş olarak yatağına bırakıyorum. Dün gece daha doğrusu bu sabah saat 5 gibi, yarım saatlik kucakta gezintiden sonra halen uyumayınca aynı şeyi denemeye karar verdim. Baştan denemedim bunu çünkü ilk etapta uykusu açılıyor ve yastıklarla boğuşmaya başlıyor hemen. Gözleri yarı kapalıyken koyduğum halde tahmin ettiğim gibi bi canlanıverdi önce. Hemen çevresine yastıklardan barikat ördüm, sonra da gözümü kapatıp yattım yanına. Ne kadar süre geçti bilmiyorum(evet biraz uyumuşum itiraf ediyorum) ama uyumak için kendine pozisyon aradığını hatırlıyorum. Başını oraya koyuyor olmuyor, buraya koyuyor olmuyor, hemen bi düzenleme yapıp rahat rahat yayılabileceği bir alan açtım ona ve sonra bir baktım açtı kollarını yattı benim tatlı oğlum yanıma. Uyandırmamak için değil, yakınında olmak, kokusunu duymak için kaldırmadım yatağına. Hem zaten haftaya üç haftalık&amp;nbsp;tatile gittiğimizde mecburen benimle&amp;nbsp; yatacağı için gerek yok şimdilik ya alışırsa korkusu yaşamama. Bilmiyorum çok sersemlediği için mi yatakta uykuya geçti ama bu durum benim pek hoşuma gitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferberi&amp;nbsp;bir kere denedim, yaklaşık yedi aylıktı o zaman. Olmadı, iki saat süren işkencenin sonunda pes edip kucağıma aldım ve bir daha asla denemeyeceğime kendime söz verdim. Hazır değildi, belki bir süre sonra daha yumuşak bir tepki verebilirdi ama işin aslı Ferber&amp;nbsp;benim uygulayabileceğim bir yöntem&amp;nbsp;değildi! Dayanabilsem işe yarayacağından emin de olsam, içime sinmedi gözyaşları içinde uykuya dalmasına müsaade etmek, bu şekilde olmamalıydı onu eğitmek, hiç hem de hiç kolay değildi&amp;nbsp;bana yalvarırcasına bakarken&amp;nbsp;onu bırakıp gitmek. O günden beri kucağımda ya da arabasında uyutmaya devam ediyorum ama vakit geldi, çözüm bulmalıyız onu da biliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-FAXxx2pun_k/TiA2yxlQCEI/AAAAAAAAADo/eg8V2P1fLiY/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://2.bp.blogspot.com/-FAXxx2pun_k/TiA2yxlQCEI/AAAAAAAAADo/eg8V2P1fLiY/s320/image3.jpg" width="240px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Her ne kadar bir yaşındaki bir çocuğun gece boyu deliksiz uyuması gerektiğini söylese de uzmanlar, benim Canbiş'im daha akşam yemeği alışkanlığını edinemediği, sadece yulaflı yoğurt yiyip, yatmadan da anne sütü içtiği için sabaha kadar en azından bir kere beslenme için kalkmalı diye düşünüyorum ben. İki de kabulüm ama bu üç dört olunca, hele bir de uykusu kaçınca hayır gelmiyor o geceki uykusundan tabi. 10 aylık bebeği olan bir arkadaşımın doktoru, akşam 11 ile sabah 5 arasında bebeğin mutlaka deliksiz uyuması gerektiğini söylemiş. Uyandığında yanına gitmemesini, kendi kendine tekrar uykuya geçebileceğini, aksi taktirde o saatler arasındaki uyanmaların gelişimine zarar vereceğini, hatta hangi organın nasıl etkileneceğini anlatmış! Büyüme hormonlarının en fazla bu saatler arasındaki uykuda salgılandığını biliyorum ama yine de ille de uyumalı, ağlasa da kucağa alınmamalı kısmını doğru bulmuyorum. Misal Canbiş, mide gazı var ise yatarken çıkaramıyor, kucağıma almam gerekiyor. Ama tabi ben de ilk ses verdiği anda hemen gitmiyorum başına, eğer avaz avaz ağlamıyorsa bir süre bekleyip tekrar uyur mu diye bekliyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki neymiş?&amp;nbsp;Eş dost tecrübeleriyle ya da uzman görüşleriyle&amp;nbsp;olmuyormuş bu iş! Annelik kişinin karakteriyle ve hayat görüşüyle birlikte şekilleniyor; sorup soruşturuyor belki ama en son yine kendi içine dönüyor.&amp;nbsp;Bir de tabi&amp;nbsp;her çocuğun huyu suyu&amp;nbsp;farklı oluyor, aynı problemlere farklı çözümler gerekebiliyor.&amp;nbsp;Dolayısıyla başkasının ilacı, kullanmak isteseniz dahi size şifa olmuyor. Çünkü her anne bebek yeni bir hikaye yazıyor, işte tam da bu yüzden anneye hiç karışmamak, 'ne halin varsa gör' demek bana pek makul geliyor :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5979400482067567715?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5979400482067567715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/uykuya-geciste-problemliyiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5979400482067567715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5979400482067567715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/uykuya-geciste-problemliyiz.html' title='Uykuya geçişte problemliyiz'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-VvoWZOVciZk/TiArk3oe9OI/AAAAAAAAADg/kP9C31WRs1w/s72-c/image3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7427830406021866936</id><published>2011-07-14T07:59:00.000-07:00</published><updated>2011-07-15T02:31:03.033-07:00</updated><title type='text'>Acilen toparlanmalı</title><content type='html'>Baştan söyliyim, rahatsız bir yapım var benim, dert yaratmaya meyilliyim, &amp;nbsp;bi türlü boşver diyemeyen, her daim kafasında binbir düşünce dönen biriyim. Bilmiyorum niye böyleyim ama kendime hiç yakıştıramasam da galiba obsesifim! 'Takıntılı' diye geçiyor en basit ve bilinen karşılığı ama gerçekte neymiş en iyisi sözlükten bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obsesyon : Kişinin iradesi dışında zihninde beliren ve uzaklaştırılamayan, sıkıntı verici, tekrar eden düşünceler.&lt;br /&gt;Obsesif : Temelinde insanın hayatındaki her öğeyi (duygularını, çevresindeki kişileri ve olayları) kontrol etmesinin mümkün olduğu ve bu şekilde bilinmezliği engelleyerek güvende olabileceği düşüncesi yatan ve kontrolü kaybetme korkusu ile beslenen davranış biçimine sahip insanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-MhdrIhRAUw4/Th8DINSRA4I/AAAAAAAAADQ/uXu6S2os4XQ/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200px" src="http://3.bp.blogspot.com/-MhdrIhRAUw4/Th8DINSRA4I/AAAAAAAAADQ/uXu6S2os4XQ/s200/image3.jpg" width="200px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yok hayır ruh hastası değilim ama böyle giderse olabilirim! İşin kötüsü&amp;nbsp;bu durum&amp;nbsp;Can Bora&amp;nbsp;doğduktan sonra daha karmaşık bir hal aldı.&amp;nbsp;Hiç hazzetmediğim bir insanın&amp;nbsp;ters bir lafını bile günlerce kafasına takıp, içine sindiremeyen ben, düşünün ki söz konusu annelik&amp;nbsp;olunca kendime ne eziyetler ediyorum. Okumaya, öğrenmeye hep meraklıydım ancak şimdi oğlanın ne sıkıntısı olsa (ya da olmasa da) hemen internette ilgili yüz tane makale okuyorum. Okumak iyi de, kötüsü&amp;nbsp;o bilgilerle kendime dünyayı dar ediyorum. Misal bulaşık makinesinde yıkanan Canbiş'in tabak çanaklarını on dakika elde duruluyorum, meyve sebzelerin besin değerleri kaybolmasın diye bıçak kullanmıyorum, kullandığımda bari az değsin diye büyük parçalara ayırıyorum, sonra da kırk saat süzgeçten geçirmeye uğraşıyorum, hayır efendim blender da kullanmıyorum, faydası kalmıyor sonra! Hal böyle olunca 100 cc çorbayı bir saatte hazırlıyorum.&amp;nbsp;Allah sizi inandırsın kayısıyı elle soyuyorum. Bu kadarıyla da kalmıyorum; yemek yedirirken, hikayeler eşliğinde tam kaşığı uzatırken, babası 'hadi oğlum aç ağzını' dediğinde, 'sen niye söze döküyorsun, öyle söylemek çok yanlış' diye şarlayıveriyorum zavallı kocama. 'Yürümeye korkuyor' mu&amp;nbsp;dedi biri, 'korku'&amp;nbsp; kelimesiyle oğlumu tanıştırdığı için sinir oluyorum, sanki hiç öğrenmeyecek mi sanıyorum, hayır ama işte kendime engel olamıyorum.&amp;nbsp;Özetle aklımdaki doğrulara uymayan bir durum oldu mu 'ay bana birşeyler oluyor' halleri yaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanılmasın&amp;nbsp;çok katı kurallarla bir çocuk yetiştiriyorum, bilakis sıklıkla tükürdüğümü yalıyorum. İki gün silinmeyen evin yerlerinde sürünmesine, eline aldığı her maddenin tadına(!) bakmasına müsaade ediyorum mesela. Yemek esnasında oyun oynatmak yanlış diyordum, şimdi önüne laptop koyup, o tuşlarını yerinden sökmeye çalışırken, ben kaşıkları bir bir ağzına boşaltıyorum. 6. ayda yatağında uyutmaya alıştırıcaktım güya,&amp;nbsp;yaşını geçti halen kucağımda uyutuyorum!&amp;nbsp;Yani&amp;nbsp; Can Bora'nın isteklerine ve tepkilerine göre hareket ediyorum ancak iplerin benim elimde olduğu durumlarda(bkz. bir önceki paragraf) kendi kendime zulüm ediyorum.&amp;nbsp;Hele ki kontrol edemediğim bir durum mu oldu, işte o vakit dünyaya küsüyorum. Ayrıca şu an tam da bunu yaşıyorum. Dünden beri bir alerji baş gösterdi meleğimin yanaklarında, önce kabarıp bir süre sonra&amp;nbsp;tekrar eski halini almakta. Farklı birşey yemedi ya da şampuanı değişmedi, ne yaptı bilemiyorum, işte bu&amp;nbsp;bilememe durumuna da&amp;nbsp;gereğinden fazla takılıyorum. Rahat uyku yok artık bir süre bana, bunu adım gibi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok insan kendi egolarının, gelgitlerinin&amp;nbsp;gölgesinde yetiştiriyor çocuklarını,&amp;nbsp;ben onlardan olmak istemiyorum. Bazen öyle çocuklar görüyorum ki dehşete kapılıyorum, nasıl bir anne babanın çocuğu diye düşünmeden edemiyorum. Can Bora'yı&amp;nbsp;Ben10 ya da Bakugan gibi çizgi filmlerden uzak&amp;nbsp;tutamam belki&amp;nbsp;ama kafamın içindeki karmaşalardan uzak tutmak için gayret edebilirim. Söylediğimden çok yaptıklarımı öğreneceğine eminim, bu yüzden kendime acilen çeki düzen vermeliyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-u3roLZxVdwU/Th78lJP2HeI/AAAAAAAAADA/VJEujIOIW5E/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150px" src="http://3.bp.blogspot.com/-u3roLZxVdwU/Th78lJP2HeI/AAAAAAAAADA/VJEujIOIW5E/s200/image3.jpg" width="200px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neden böyle yan yan yürüyorsun yavrum!" diye sorar anne yengeç yavrusuna ve arkasından da ekler: "Düzgün yürüsene!"&lt;br /&gt;"Pekala, anne! der yavru yengeç,"Sen önümden düzgün yürü,ben seni takip ederim."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7427830406021866936?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7427830406021866936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/acilen-toparlanmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7427830406021866936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7427830406021866936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/acilen-toparlanmal.html' title='Acilen toparlanmalı'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-MhdrIhRAUw4/Th8DINSRA4I/AAAAAAAAADQ/uXu6S2os4XQ/s72-c/image3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7419813009621199633</id><published>2011-07-14T04:26:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T06:00:59.334-07:00</updated><title type='text'>Anne olmanın dayanılmaz hafifliği</title><content type='html'>Hafiflik mi dedim? Yok canım,&amp;nbsp;lafın gelişi, yoksa herkes bilir anneliğin omuzlarınıza neler yüklediğini. Ev işi hiç bitmez artık, karınca gibi çalışır yine de eksik birşeyler bırakırsınız. Yorulursunuz, çok yorulursunuz ama en kötüsü kendinizi unutursunuz. Dökülen saçlar, oluşan çatlaklar, sarkan memeler&amp;nbsp;derken aynalara bozulursunuz.&amp;nbsp;Uykusuz geceler, uykusuz gündüzler&amp;nbsp;falan filan. Ama yine de can atar her kadın anne olmaya, hayatını bir başka canlıya adamaya, herşeyi bir kenara bırakıp onun için yaşamaya.&amp;nbsp;Deliliktir diyenler haklıdır, duygularla hareket etmektir, aklı bir kenara itmektir. Endişedir, özveridir annelik ama en önemlisi mutluluktur. İşte en güzel tanımı budur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-KyJ4Irhb99U/Th6vuChx_XI/AAAAAAAAAC4/ZvXTlu-hRHA/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200px" src="http://2.bp.blogspot.com/-KyJ4Irhb99U/Th6vuChx_XI/AAAAAAAAAC4/ZvXTlu-hRHA/s200/image3.jpg" width="199px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Kucağınıza aldığınız anda başlar etkisi ve artık hiç bırakmaz peşinizi. Tüm benliğinizi kaplar annelik hissi, buymuş diye düşünürsünüz gerçek sevgi, yoktur artık ondan değerlisi. Gördüğünüz an unutulur doğum sancılarının hepsi, mucizelerin en büyüğüdür çünkü gelişi. Hatırlıyorum canhıraş ağlarken bizimki, kollarıma geldiği gibi kesilmişti sesi. Gözlerimin içine&amp;nbsp; bakmıştı, uzattığım göğsümü zaten biliyormuşçasına emmeye başlamıştı. Bu benim&amp;nbsp;hayatımın en mutlu anıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir melek olduğuna inanır, hiç de şüphe duymazsınız.&amp;nbsp;Kokusuyla cennete gider, hastalandığında cehennemi yaşarsınız. Ağlarsa ağlasın diyerek isyan eder ama en fazla iki dakika sonra geri adım atarsınız. Hık dese saniyenin üçte biri kadar sürede yataktan fırlar, naz yaptığını bilseniz de kıyamazsınız. Sabah gülerek uyanırsa, güne bir sıfır önde başlar, onun mutluluğu için herşeyi yapacağınızı anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanınızda olmadığı her an vicdan azabı yaşarsınız, onsuz artık hiçbir şey yapamazsınız. Bırakıp da işe gidiyorsanız eğer, hep yarım kalır, her gün işi bırakacağınızın hayalini kurarsınız. Kıvranarak gider, heyecan içinde geri dönersiniz. Kavuşunca 'bir daha gitmeyeceğim' demek istersiniz ama 'geldim' demekle yetinirsiniz. Çalışmak zorunda olmayan kadınlara hasetle bakarsınız, hele bir de 'ay ben evde oturup çocuk bakamam' diyen annelere rastlarsanız, katil olacağınızı sanırsınız. Bugün ilk kez, gideceğimi anlayıp da bacaklarıma sarıldığında bizimki, söz verdim kendime geç olmadan bırakacağım işi. Doya doya sarılacağım oğluma, haksızlık etmeyeceğim hem kendime hem ona. Hep yanında olmalıyım söz verdiğim gibi doğduğunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşsiz bir duygudur&amp;nbsp;çocuğunuzu büyütmek, öğrendiklerine tanıklık etmek, basit bir 'kulağın nerde' sorusuna doğru cevap verdi diye böbürlenmek ve en güzeli onu uyurken seyretmek. Güzeldir annelik ama hakkını da vermek gerek. O minik elleri hiç bırakmamak, her fırsatta öpmek öpmek öpmek gerek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7419813009621199633?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7419813009621199633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anne-olmann-dayanlmaz-hafifligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7419813009621199633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7419813009621199633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anne-olmann-dayanlmaz-hafifligi.html' title='Anne olmanın dayanılmaz hafifliği'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-KyJ4Irhb99U/Th6vuChx_XI/AAAAAAAAAC4/ZvXTlu-hRHA/s72-c/image3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-396081423395434281</id><published>2011-07-12T05:43:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T06:03:20.810-07:00</updated><title type='text'>Anneliği anladık peki babalık?</title><content type='html'>Daha önce hiç düşünmedim nedir babalık diye, dahası oğlumun babası nasıl hissediyor aceba diye. Hamile olduğumu öğrendiğim anda anneydim ben, daha fasulye kadar bile olmayan o şeye içi titreyen, düşünmeden edemeyen. Doğum yaklaştıkça 'ya ona birşey olursa' diye aklı giden, kucağına aldığında en büyük mutluluğun ne olduğunu öğrenen, kayıtsız şartsız bebeğini herşeyden çok seven klasik bir anney(d)im ben. Peki ya babamız? Hamile olduğumu ilk öğrendiğimizde ne düşündü aceba?&amp;nbsp;&amp;nbsp;Mutluyduk, heyecanlıydık tabi ama gerçekte hiç sormadım ben ona ne hissediyorsun diye.&amp;nbsp;9 ay boyunca hep bendim başrolde, düşünmedim hiç&amp;nbsp;sevgilim nasıl diye. Bebeğim&amp;nbsp;geliyordu çünkü herşeyden önce.&amp;nbsp;Doğum vakti yaklaştığında, sancıdan&amp;nbsp;ağlarken, sanki yapabileceği birşey varmış gibi ondan yardım&amp;nbsp;istediğimi hatırlıyorum. Çaresizlik içinde bana bakarken acıma ortak ettim onu, üstelik güçlü durmaya mecbur ettim.&amp;nbsp;Doğumda yanımda olmasını istedim ama o da ister mi diye hiç düşünmedim. Bütün zorluğu çeken bendim sonuçta, ikimizin bebeği geliyordu dünyaya, o kadarcık da destek olucaktı herhalde bana! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlumuzu kucağıma aldığımda ben artık anneydim, o da baba. Annelik gibi içgüdüsel sandım babalığı da! Oysa aylarca meleğimi karnında taşıyıp, dünyaya getiren ben olduğum halde ilk haftalar şaşkın şaşkın bakardım ona 'bu benim mi' diye. Ben bile alışamazken yeni duruma, babamızdan nasıl bekledim hemen baba olmasını bilmiyorum. Doğumu takip eden iki üç ay çok yoğundu babamızın işleri, 2010 dünya basketbol şampiyonası nedeniyle hiç olmadığı kadar çok çalışıyor ve yoruluyordu Borga. Gece üç dört gibi eve geliyor, sabah 8 de kalkıp gidiyordu. Bazı geceler gelir, uyuyan Canbiş'e hiç bakmadan yatağa girerdi, ya da&amp;nbsp;sabah hiç kucağına almadan işe giderdi ama bir dediğimi de iki etmezdi, sadece bebeğimize fazla ilgi göstermezdi, kucağında tutmayı bile beceremezdi. Çok üzüldüğümü hatırlıyorum o günlerde. Ama şimdi daha iyi anlayabiliyorum babamızı. Babalığın erkeğin içinde, bebeğin doğumuyla değil,&amp;nbsp;zamanla oluşan bir hissiyat olduğunu&amp;nbsp;düşünüyorum şimdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Idix2WkVPcE/Thw6R2ZVxXI/AAAAAAAAACo/_XzlNGxSTk4/s1600/image3.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" src="http://3.bp.blogspot.com/-Idix2WkVPcE/Thw6R2ZVxXI/AAAAAAAAACo/_XzlNGxSTk4/s320/image3.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bertrand Russell, &amp;nbsp;'Evlilik ve Ahlak' adlı kitabında, erkeklerin bir zamanlar, baba olduklarını yani çocukların doğmasında kendi etkileri olduğunu bilmediğini ve hala böyle kabilelerin olduğunu söyler. Erkek baba olduğunu anlayınca, çocuğu kendi devamı olarak görmüş, bir bakıma ölümsüzlüğü hissetmiş, çocuk üzerindeki kontrolünü, yaşam ve mülkiyet çabasını artırmış. İşte durum günümüzde de bu aslında, erkek baba olduğunu sonradan anlıyor, çocuk büyüdükçe babalık kavramı şekillenmeye başlıyor. Elbette annelik gibi babalık da kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Ama özünde koruyan, kollayan, güvenliği ve&amp;nbsp;kontrolü sağlayan aile bireyi olarak şekilleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan bir bebeğin annesine olan bağlılığını düşündüğümüzde ve tabi annenin de bebeğe, babanın yeni ünvanına hemen adapte olamaması çok normal geliyor aslında. Muhtemelen kendini dış kapının mandalı gibi hissediyor ilk aylarda. Zamanla anne doğum sonrası sendromunu atlattığında, bebek de biraz büyüyüp babasıyla iletişim kurmaya başladığında aile olmak çok daha keyifli bir hal alıyor. Ama&amp;nbsp;o zamana kadar babayı da anlamak gerekiyor. Ben kendi adıma bunu yapamadım. O kadar bebeğimize odaklanmıştım ki, babamızın yerine kendimi koyamadım; ne düşünüyor, ne hissediyor hiç kafa yormadım. Hep yardım bekledim, destek istedim. Evet annenin desteğe ihtiyacı olduğu su götürmez bir gerçek ama babanın durumunun karmaşık olduğu da&amp;nbsp;öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen bir yılın ardından baktığımda&amp;nbsp;bizimkinin babalığa giderek daha çok ısındığını ama benim ona bu süre içinde aslında haksızlık ettiğimi görüyorum. Ondan, benim gibi hissetmesini beklemenin, gayretlerini yetersiz bulmanın&amp;nbsp;ne kadar yanlış olduğunu şimdi fark ediyorum. Gazete okumasını, duşta keyif yapmasını, akşam yatıp sabah kalkmasını halen çok kıskanıyorum ama baba olmak böyle birşey bunu yeni anlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-396081423395434281?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/396081423395434281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anneligi-anladk-peki-ya-babalk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/396081423395434281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/396081423395434281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anneligi-anladk-peki-ya-babalk.html' title='Anneliği anladık peki babalık?'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Idix2WkVPcE/Thw6R2ZVxXI/AAAAAAAAACo/_XzlNGxSTk4/s72-c/image3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4533535220130032841</id><published>2011-07-11T00:17:00.000-07:00</published><updated>2011-07-11T01:29:16.529-07:00</updated><title type='text'>Yemeyen çocuk</title><content type='html'>Birkaç sene evvel bir arkadaşım, yemesi problemli olan çocuğundan bahsederken, 'birine beddua etmek istiyorsan, Allah sana yemeyen çocuk versin de' demişti! Ben o zaman bunu espri olarak algılamıştım tabi, ama&amp;nbsp;söylediğinde ne kadar haklı olduğunu, yemeyi reddeden bir çocukla uğraşmanın nasıl zor olduğunu şimdi&amp;nbsp;daha iyi anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Bora'nın bu konuda çok problemli olduğunu söylersem oğluma haksızlık etmiş olurum. Genellikle ilk kaşığı alma kısmında zorluk çıkarır ama&amp;nbsp;ardından sorunsuz devam ederdi.&amp;nbsp;Oysa son günlerde(ateşlenmesinden bu yana) hani hep derler ya 'huy değiştirdi' diye, işte aynen öyle oldu. 4 gündür kahvaltısını hiç yemiyor! Eskiden de bayılmıyordu kahvaltıya ama kısa bir süre baby first izlemesine izin vererek yedirebiliyordum. Şimdiyse ne yapsam fayda etmiyor, asla eline vermediğim şeyleri koyuyorum önüne, onlarla oyalanırken yesin diye ama bana mısın demiyor! Sabahları hep işe yetişme telaşım olduğundan çok da uzun uğraşamıyorum tabi, biraz emzirip&amp;nbsp;çıkıyorum mecburen evden.&amp;nbsp;Babannesine de çok zorluk çıkarıyormuş çorbası ve meyvesinde ama sağolsun kayınvalidem&amp;nbsp;balkonda ya da dışarıda biraz yedirmeyi başarabiliyormuş.&amp;nbsp; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-iYYcxJndmZM/ThcaHItdveI/AAAAAAAAACU/X1p_RqfDRyo/s1600/image.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240px" src="http://3.bp.blogspot.com/-iYYcxJndmZM/ThcaHItdveI/AAAAAAAAACU/X1p_RqfDRyo/s320/image.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben çoğunlukla sabah ve akşam&amp;nbsp; bizimle birlikte&amp;nbsp;masaya oturmasına&amp;nbsp;özen gösteriyorum, böylece yemek istemediğinde ben de ara verip kendi yemeğime devam edebiliyorum, bu da yedirme faslını daha sakin atlatmama yarıyor. Her ne kadar yemek esnasında televizyon izletip oyunlar oynatmanın doğru olmadığı söylense de ben&amp;nbsp;mutlaka önüne oyalanabileceği birşeyler koyuyorum ya da&amp;nbsp;bazen&amp;nbsp;kaşığı ona uzatırken ufak tefek şaklabanlıklar yapıyorum. Evet yemek saatini tv ya da oyun ile bağdaştırması doğru değil, bu durumda çocuk sürekli yeni oyunlar isteyebilir, buna ben de katılıyorum, &amp;nbsp;ancak bir yaşındaki bir çocuğun masaya oturup yemeğini yiyip kalkmasını beklemek de biraz komik geliyor açıkçası bana. Oyalama yöntemiyle de olsa yemeğini mama sandalyesinde yemesi benim için şimdilik yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu ısrarcı olup olmama durumu var. Ben Canbiş'i, kati surette reddettiği zamanlarda çok fazla zorlamıyorum, zaten&amp;nbsp;çok kolay kustuğu için, hadi bi kaşık daha diyerek hırs yapmıyorum. Öğünlerinin miktarını da hep önerilenden az hazırlıyorum çünkü onu bıktırmadan ya da midesini tıka basa doldurmadan masadan kaldırmaya çalışıyorum. Ama tabiki kafasını ilk çevirdiğinde 'tamam yemiyor artık' diyerek masayı toplamıyorum, önce başka yerlere dikkatini çekerek biraz daha uğraşıyorum, bazen ara veriyorum ya da babamızı onun hoşuna gidecek birşeyler yapmakla görevlendiriyorum ve o sırada tekrar deniyorum. Bu şekilde yemeye devam ettiği çok oluyor ama tüm çabalarıma rağmen kabul etmediği de oluyor. İşte öyle zamanlarda bazen&amp;nbsp;dayanamayıp sesimi yükseltsem de ardından hatırlıyorum onun&amp;nbsp;tercihlerine saygı duymam gerektiğini. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçüklüğümde yeme konusunda hep sorunluydum ben. Et,yumurta ya da süt, faydalı hiçbir şeyi yemek istemezdim.&amp;nbsp;Eti yutmamak için saatlerce çiğnerdim, hatta bir keresinde&amp;nbsp;gizlice ağzımdan çıkarıp masanın altına atmışım sanki anlaşılmayacakmış gibi!&amp;nbsp;&amp;nbsp;O zamanları düşününce, ısrarın beni aslında yeme fikrinden &amp;nbsp;daha da soğuttuğunu görüyorum şimdi. 'Yemiyorsa yemesin boşver acıkınca yer' diyenlere katılmıyorum, çok çocuk biliyorum günlerce sadece sütle beslenen, yine de yemeyen.&amp;nbsp;Ama kesinlikle yemiyorsa ısrar etmeyip, sevdiği tatları bulmaya çalışmak daha doğru bence. Açık havada(bu bizim için bazen balkon bazen park oluyor)&amp;nbsp; yedirmek de pek çok çocukta işe yarıyor, mesela Canbiş kuğulu parkta güvercinlere ve kuğulara bakarken kahvaltısını en fazla 15 dakikada bitiriyor.&amp;nbsp;Ayrıca siz yedirirken yanınızda birinin olması da, çocuğu oyalamak ya da inatçı minik kaşığa bi tane çakıp her yeri batırdığında aklınıza mukayet olmanız konusunda yardımcı oluyor bilginiz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni hastalık atlattığı için şu&amp;nbsp;sıralar ona kızmaya hiç kıyamıyorum ama bazen ne yapsam yediremediğim, bazen de yedirdim derken&amp;nbsp;hepsini kustuğu zamanlarda çığlık atmak ya da omzundan tutup sarsmak istediğim&amp;nbsp;oluyor! Sonra okuduğum bir yazıyı hatırlıyorum; böyle zamanlarda bebeğinizi kucağınıza ilk aldığınız anı hatırlayın diyordu, ne olursa olsun onu çok seviceğinizi mutlaka söylemişsinizdir, onu hatırlayın diyordu. Bunlara ek olarak bir de ateşli yatarkenki halini hatırlayın derim ben,&amp;nbsp;değil ona kızmak kucağınıza alıp sarılmak gelicek hemen içinizden. Özene bezene hazırladığınız yemek yine çöpe gidecek ama üzülmeyin, nasılsa&amp;nbsp;bu günler de geçecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4533535220130032841?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4533535220130032841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/yemeyen-cocuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4533535220130032841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4533535220130032841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/yemeyen-cocuk.html' title='Yemeyen çocuk'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-iYYcxJndmZM/ThcaHItdveI/AAAAAAAAACU/X1p_RqfDRyo/s72-c/image.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6844490730934103816</id><published>2011-07-07T07:37:00.000-07:00</published><updated>2011-10-06T06:38:49.537-07:00</updated><title type='text'>Anne baba olduktan sonra</title><content type='html'>İkinci bir hayattır aslında, günahlarınızdan arınmaktır, herşeyi sıfırlamaktır, eski kimliğinizden sıyrılıp artık bir başkası olmaktır. Eski eskide kalır, onun doğumuyla yeni bir sayfa açılır. Heyecan, endişe, mutluluk, stres hepsi bir arada yaşanır. Onu kucağınıza ilk aldığınız an, ikinci hayatınızın başlangıç anıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişir herşey, kadın değişir, adam değişir, aşk biter diyenlere inanmayın, ilişki aslında daha da güzelleşir. Parmağınızdaki yüzükten çok daha sıkı bir bağ oluşur aranızda, sevdiğiniz adam/kadın çocuğunuzun annesi/babası olur aynı zamanda ve inanın bundan büyük mutluluk yoktur bence hayatta. Önceden sorun dediğiniz şeyler bir bir anlamsızlaşır, hayat başkalaşır, daha bir anlam kazanır. Anne babanıza yaklaşımınız değişir, eski haliniz size pek çocuksu gelir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün&amp;nbsp;geçtikçe zorluklar başlar, anne en çok babaya parlar, ister ki daha fazla olsun yanında ama sonra sonra anlar, bir baba anne gibi olamaz asla. Bebek büyür, anneyi tanır, babayı tanır, o zaman ebeveynlik daha bir farklılaşır. Onu güldürebilmek&amp;nbsp;sizin için&amp;nbsp;en büyük başarı olur, bir yabancının kucağında, kollarını açıp sizi istediğinde göğsünüz kabarır. Düğün fotoğraflarınızın pabucu dama atılır, evin dört bir yanına bebeğinizin fotoğrafları saçılır.&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-GgE5Tl8WchM/ThXEVOo9FxI/AAAAAAAAAB8/KI4SNNx7EAw/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200px" src="http://1.bp.blogspot.com/-GgE5Tl8WchM/ThXEVOo9FxI/AAAAAAAAAB8/KI4SNNx7EAw/s200/images.jpg" width="200px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne yorulur çok, ihmal eder babayı, unutur kadınlığını. Utanır hatta kocasına sokulmaya, artık annedir ne de olsa! Baba&amp;nbsp;çaresiz&amp;nbsp;anlayış gösterir, sessizce duruma alışır. Sonra bir gün baba bir eliyle bebek arabasını tutarken diğer eliyle karısının eline&amp;nbsp;uzanır, o dokunuşla sevgili oldukları hatırlanır. Artık çocuk önceliklidir elbet hayatta ama eş de unutulmamalı çok fazla. Her insan ilgi bekler, sevildiğinin hatırlatılmasını ister, bu yüzden ihmal etmemelidir birbirini eşler. Yaşadım, bilirim, çok da kolay değildir bu, her gün bel fıtığına biraz daha yaklaşırken ve ayakta duracak dermanınız kalmamışken saçınızı, başınızı düzeltip kocanıza enerji saçan bir gülümsemeyle kapıyı açmak! Ama annenin de, doğum sonrası sendromunu atlatmak için ilacıdır aslında&amp;nbsp;kocasıyla yakınlaşmak, dış görüntüsüyle yeniden barışmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğimiz lütuftur bize ama hayatı birlikte geçirmek için seçtiğimiz&amp;nbsp;kişi de öyle.&amp;nbsp;Ortak bir&amp;nbsp;ürününüz vardır, kopamazsınız artık isteseniz de. Bu yüzden yapmayın; doğum sonrası bebeğinizle kurduğunuz dünyadan eşinizi uzak tutmayın. Ondan beklentilerinizi azaltın, bunu kendiniz için, üzülmemek adına&amp;nbsp;yapın. Ve unutmayın,&amp;nbsp;erkekler de biraz bebektir, bunu her fırsatta hatırlayın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6844490730934103816?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6844490730934103816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anne-baba-olduktan-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6844490730934103816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6844490730934103816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/anne-baba-olduktan-sonra.html' title='Anne baba olduktan sonra'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-GgE5Tl8WchM/ThXEVOo9FxI/AAAAAAAAAB8/KI4SNNx7EAw/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-5302475789825672327</id><published>2011-07-07T01:48:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T06:12:02.096-07:00</updated><title type='text'>Konser için çok küçüğüm!</title><content type='html'>Dört aydır hiç hasta olmamıştı bizimki, yaşını da geçti ya, sandım ki zor olan kısmı bitti, çocukla her şey yapılır artık!&amp;nbsp;Dedim ya öyle sandım, o yüzden bir hayale kapıldım ve Elton John konserine Canbiş'i de alır giderim diyerek yanıldım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-5QSguXPamDo/ThWbmxvyZsI/AAAAAAAAABs/EA5ilWgQ5J4/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="214px" src="http://1.bp.blogspot.com/-5QSguXPamDo/ThWbmxvyZsI/AAAAAAAAABs/EA5ilWgQ5J4/s320/images.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Son zamanlarda huyu suyu değiştiğinden akşam&amp;nbsp;saat 22 den önce yatmaz olmuştu, ben de biraz buna, biraz da sevgili babamızın bize localardan yer ayırmasına&amp;nbsp;güvenerek, gerekirse orda kucağımda uyuturum düşüncesiyle&amp;nbsp;gidicem de gidicem havalarına girmiştim. Gerçi bir gün kala aceba gitmesem mi, kendi keyfim için çocuğumu perişan etmeye değer mi, ama her gün yaptığım şey değil ki düşünceleri arasında gidip gelmeye başlamıştım.&amp;nbsp; Herhalde&amp;nbsp; Canbiş'im beni bu kararsızlıktan kurtarmak için olsa gerek, konserin olacağı günün sabahında ateşlendi! Bizim de konser maceramız daha başlamadan bitti. En azından konserin bir kısmını mesela 'Believe'&amp;nbsp;parçasını orada dinleyebilmeyi gerçekten çok isterdim ama kısmet değilmiş napalım. Hiç değilse tatil öncesi hatırlamış olduk her an herşeye hazırlıklı olmamız gerektiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç haftadan daha az bir zaman kaldı tatile gitmemize. Oğlumuzla ilk tatilimizi (ilk deniz tatili diyelim) yaşayacak olmanın heyecanındaydım düne kadar ama şimdi ya tatilde de hastalanırsa korkusu içindeyim. Pek çok ilk yaşayacağız bu tatilimizde. Evet çocuklu hayata biraz alıştık ama bu seferki farklı (ve umuyorum kolay) bir deneyim olucak bizim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında çocuklu yaşamı çocuksuz olduğu zamanlardakinden pek de farklı olmayan çiftler tanıyorum. Çocuğun yemeğini yiyip yemediğini, uyuyup uyamadığını ya da halinden memnun mu yoksa şikayetçi mi olduğunu pek umursamıyorlar. Böyle yazınca kulağa hiç hoş gelmiyor ama bakıyorum çok sorunsuz (ya da şimdilik öyle görünen) çocuklar yetiştiriyorlar. Ben yapı olarak rahat bir insan ol(a)madığım için söz konusu çocuk olunca daha da rahatsız bir hal alıyorum. Yemediğinde üzülmeden edemiyorum, 'uykusu&amp;nbsp;geldiğinde uyur' diyemiyorum ya da ağladığında bunu yoksayamıyorum. Aşırı pimpirikli ebeveynlerden olmayı kesinlikle istemiyorum ama bacak kadar çocuğu da fazlaca önemsemeyi yanlış bulmuyorum. Evet hastalanmasaydı Elton John konserine&amp;nbsp;gidecektik&amp;nbsp;ama bir yıldır&amp;nbsp;tek bir akşam programı bile yapmadım oğlumu&amp;nbsp;evinde, vaktinde uyutmak için, bir gecelik sapma&amp;nbsp;çok değil diye düşünüyorum.&amp;nbsp;Tatilde de elbette düzenimiz evimizdeki gibi olmayacaktır ama tabiki onun gereksinimlerini öncelikli tutmaya özen göstereceğim; &amp;nbsp;hayır tatili kendime zehir etmeyeceğim, biliyorum ki onun&amp;nbsp;sağlığı, huzuru&amp;nbsp;yerinde olduğunda ben daha çok &amp;nbsp;keyifleneceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahsen ben kendi adıma tatilden ziyade değişiklik olarak düşünüyorum zaten. Çünkü şezlongda kitap okuyacağımı, belki uyuyakalacağımı, denizden çıkmayacağımı, spa keyfi yapacağımı ya da gece eğlencelerine katılacağımı hiç sanmıyorum. Babamız bunların hepsini yapabilir ama ben tatil boyunca canbiş'le yapışık olacağımıza adım gibi eminim. Hiç problem değil çünkü onunla doya doya vakit geçireceğim için çok heyecanlanıyorum. Meleğimle kumsalda oynamak, denize girmek, uyku saatlerinde yanında uyumak&amp;nbsp;için can atıyorum. Yorulacağım çok iyi biliyorum ama hasta olmasın da bana yeter diyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-5302475789825672327?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/5302475789825672327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/tatil-oncesi-hastalk-m-dediniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5302475789825672327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/5302475789825672327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/tatil-oncesi-hastalk-m-dediniz.html' title='Konser için çok küçüğüm!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-5QSguXPamDo/ThWbmxvyZsI/AAAAAAAAABs/EA5ilWgQ5J4/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-966594578380579371</id><published>2011-07-06T06:13:00.000-07:00</published><updated>2011-10-06T01:24:19.094-07:00</updated><title type='text'>İşe gitmeliyim, hasta olsan bile!</title><content type='html'>Doğum sonrası 9. ayda işe geri döndüğümde, en zor olanın o ilk dönüş zamanı olduğunu sanmıştım. Bugün öyle olmadığını anladım! Meleğim, Canbiş'im sabaha karşı ateşlendi, 4 gibi kalktı, bir daha&amp;nbsp;da uyuyamadı, daha doğrusu rahat uyuyamadı. Hah uyudu yatağına koyayım dediğimde ağlamaya başladı her seferinde, bunu hep hastayken yaptığını bildiğimden ısrar etmedim ben de, en son kucağımda uyumasına izin verdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandığında, kucağımda yatmış olmanın&amp;nbsp;sıcaklığı da eklenmişti sanırım vücuduna, ateş ölçerimiz 38.5 derece diyordu! Borgaaa hadi bi ılık duşa sokalım..altını değiştirirken rahat duruyor, yani oraya buraya atlamıyor, anlaşıldı bu hasta oluyor :(&amp;nbsp;Hemen kahvaltısını hazırladım ama yedirmek ne mümkün, kaşığı gördüğü gibi içli içli ağlamaya başlıyor, iyice huysuzlaştı, ilacını da içiremedik, ateş düşürücüyü vermek lazım, haydi&amp;nbsp;hooop aferiiiin,&amp;nbsp;içti neyseki derken üç saniye sonra püskürttü hepsini, kesmedi, midesindeki tüm sütleri de çıkardı, ardından yine bi ağlama krizi. &amp;nbsp;Hadi biraz daha emzireyim o zaman dedim ama o kadar keyifsiz ki doğru düzgün emmedi bile. Annecim ben işe gitmeliyim, yok olmayacak bugün yine 'gizli' çıkmak zorundayım. Ama ben daha salondan çıkarken o ağlamaya başlamıştı bile ve ben kapıyı onun ağlama seslerini duyarak kapattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor olan onu bırakıp işe gitmek değil, onu hasta bırakıp işe gitmekmiş meğer. Onun sağlıklı olması, benim yanında olmamdan bile daha önemliymiş meğer. Anneliğin en zor yanı, çocuğunun hasta olmasıymış meğer! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta 1. yaş kontrolü ve aşıları vardı. Aşı sonrası sıkıntılı geçeceğini düşündüğüm için miniğimin yanında olmak istedim ve doktorundan rapor aldım. Ama raporumu insan kaynaklarına&amp;nbsp;ilettiğimde,&amp;nbsp;doktorun&amp;nbsp;imzaladığı 'anne refakatinde 2 gün istirahati uygundur'&amp;nbsp;kısmını bizim kurum uygun bulmadı! Eskiden geçerli olan bu uygulama artık kaldırılmış efendim!&amp;nbsp;Niye derseniz, herhalde çocukların kendi başlarına doktora gidebileceklerini ya da hastalandıklarında anneye&amp;nbsp;normalden daha fazla ihtiyaç duymayacağını düşündükleri için olsa gerek!&amp;nbsp;Yok canım o kadar da değil, suistimal edildiği içindir diyorsanız sorarım size, suistimal etmeyenlerin ne günahı var&amp;nbsp;öyleyse? Bakın işte, bugün benim çocuğum ateşler içinde evde yatarken&amp;nbsp;&amp;nbsp;beni izin ya da rapor almaktan alıkoymak mübah mıdır? İzin yazıp çıkma hakkım var evet ama bayan iseniz hele de benim gibi bilişim sektöründeyseniz, bir de üstüne dış görünüşünüze biraz önem verenlerdenseniz zaten işten kaytarmaya meyilli olduğu düşünülenlerdensiniz! Aklınız ya alışveriştedir, ya gezip tozmada ya da evdeki çocuğunuzda!&amp;nbsp;Doğrudur biraz ama eksiktir&amp;nbsp;çünkü&amp;nbsp;bir kadın&amp;nbsp;bunlarla birlikte aynı zamanda önündeki işe de yetişebilir! Ama&amp;nbsp;yapılacak bir şey&amp;nbsp;yok, erkek egemen bir toplumda kadın olmak zor, anne olmaksa daha zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son beş senedir Avrupa'da bir yerlere taşınma hayalleri kuruyorum, mesela Almanya, mesela Belçika, mesela İspanya! Hayır güzel yapıları, sayısız müzeleri,&amp;nbsp;metroları, enfes apfelstrudelleri, mis kokulu glühweinları&amp;nbsp;ya da insana kendini filmlerde hissettiren christmas meydanları için değil, sadece daha insani koşullarda yaşamak için! İşim olduğu için şükrediyorum elbet ama bebeğini doğurup bir yıl&amp;nbsp;boyunca maaşının bir kısmını alarak çocuğuna bakan ardından işe döndüğünde kaç saat çalışacağına kendi karar veren Münih'deki arkadaşıma imrenmeden edemiyorum. Daha az çalışabileceğim bir iş arayabilirim ama bırakılamayacak kadar iyi bir yerde çalışıyorum, zaten ben bırakıcam desem bile&amp;nbsp;annem, babam,&amp;nbsp; kayınvalidem hepsi bir ağızdan 'delirdin mi sen, herkes oraya girmek icin neler yapıyor' diyerek bana engel olurlar :( Avrupa demişken Norveç biraz soğuk ama sağladığı imkanlarla, anne olmak için en uygun ülkeler listesinde ilk sırada yer alıyormuş.&amp;nbsp;Olur da&amp;nbsp;Norveçli birinden evlenme teklifi filan alırsanız aklınızda olsun diye söylüyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az gelişmiş ülkeler arasında ikinci grupta yer verilen Türkiye ise Küba'nın birinci, İsrail'in ikinci ve Kıbrıs Rum kesiminin üçüncü olduğu bu listede, anne olmak için en iyi ülkeler sıralamasında 55'inci olmuş. Afrika ülkelerinin pek çoğu bizim grupta değil ama en azından onlardan daha iyi durumda olduğumuzu biliyoruz, öyle ya Afganistan'da da anne olabilirdik, bu gerçeği hatırlamak&amp;nbsp;şu durumda bana iyi geliyor açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evdeyken vakit koşturarak ilerlerken işteyken niye ahesteliği tutar hiç anlamam. Bebeğimin ateşli suratı gözümün önünden gitmiyor, saatler bi türlü geçmiyor, neden artık akşam olmuyor??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-966594578380579371?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/966594578380579371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/ise-gitmeliyim-sen-hasta-olsan-bile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/966594578380579371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/966594578380579371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/ise-gitmeliyim-sen-hasta-olsan-bile.html' title='İşe gitmeliyim, hasta olsan bile!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-4885008938961036668</id><published>2011-07-04T07:45:00.000-07:00</published><updated>2011-07-07T08:02:55.827-07:00</updated><title type='text'>Yoruldum biraz hepsi bu</title><content type='html'>Kriz anlarında sakin kalamama problemi yaşamaktayım şu sıralar.&amp;nbsp;Çoğunlukla çok yorulmaktan&amp;nbsp;ve biraz da&amp;nbsp;anlaşılamamaktan kaynaklanmakta bu agresif olma hali. Hayır rahatça söylenebilsem rahatlayacağım ama o zaman da iyi anneliğime leke sürüleceğine inanmaktayım.&amp;nbsp;Birşey diyecek olsam hemen 'taş olursun valla, şükret!' nidalarıyla karşılaşıyorum. Oysa ben zaten oğluma her bakışımda, dokunuşumda onu bana bağışlayana şükrediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ZjZknNMhZls/ThXJOKGJI5I/AAAAAAAAACE/-f15Nox_GWc/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200px" src="http://1.bp.blogspot.com/-ZjZknNMhZls/ThXJOKGJI5I/AAAAAAAAACE/-f15Nox_GWc/s200/images.jpg" width="150px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Yeni gelen dişlerden midir bilmiyorum, bizimki tatsız,tuzsuz aynı zamanda huysuz bu aralar. Zor uyuyor, zor yemek yiyor, bir de yürümenin keyfine vardı ya her an ellerinden tutulup &amp;nbsp;yürütülmek istiyor ama en önemlisi ille de her saniye annesi yanında hem de tam yanıbaşında olsun istiyor. Aslında haksız da sayılmaz, babası öyle uzak ki eğlenceli oyunlar türetmeye, çocuk otursun oyuncaklarıyla kendi başına oynasın diye bekliyor, meleğim de haliyle babasıyla sıkılıyor, ne varsa annemde var diye düşünüp feryat figan beni istiyor. Ama her an onun bağrışları eşliğinde iş yapmaya çalışmak da benim sinirlerimi fena halde yıpratıyor!&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-S-fX6da78xg/ThXKBAneRzI/AAAAAAAAACM/EQQhW4LySOU/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="160px" src="http://2.bp.blogspot.com/-S-fX6da78xg/ThXKBAneRzI/AAAAAAAAACM/EQQhW4LySOU/s200/images.jpg" width="120px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Evde temizlik ve ütü işlerimizi yapan bir yardımcımız var ama buna rağmen ben hiçbir şeye vakit bulamıyorum. Temmuz ayında halen&amp;nbsp;vestiyerimizde&amp;nbsp;asılı olan&amp;nbsp;paltolarımızı bile kaldıracak uygun zamanı bulamıyorum mesela. Arkadaşlarımla telefonda,&amp;nbsp;işe&amp;nbsp;gidip gelirken&amp;nbsp;yolda konuşabiliyorum sadece. Hatta şöyle söyliyim, wc ye gitmek için iki saat beklediğim oluyor arkadaş! Gazete okuyamamak, film izleyememek ya da ayaklarımı iki dakika uzatamamak gibi şeyleri söylemiyorum bile.&amp;nbsp; Ne yapıyorum bu kadar da yetişemiyorum diil mi? Efendim oğlumu doyurmak,uyutmak,oynamak dışındaki tüm vaktimi mutfakta geçiriyorum. Bizim yemeğimizi, onun yemeğini ben yapıyorum, gururla söylüyorum asla hazır bir şey vermiyorum, yoğurdunu bile iki günde bir evde ben mayalıyorum. Meyveleri ben yıkıyorum, karpuzu da ben doğruyorum, bulaşık makinesini ben dolduruyor, yine ben boşaltıyorum,bizim evde sofrayı kuran kaldırıyor, hepsini ben yapıyorum, yardımcımız ütümüzü yapıyor sağolsun ama kirlileri ben topluyor, çamaşırı yine ben asıyorum. Çöpleri apartman görevlisi topluyor ama onları kapıya ben çıkarıyorum, yerine yeni torbaları da tabiki ben koyuyorum.Altını çizerek söylüyorum, bunları oğlumdan kalan vakitlerde yapıyorum.&amp;nbsp;Pek çok anne&amp;nbsp;böyle biliyorum; ben de zaten şikayet etmiyorum, sadece biraz bunaldım, içimi boşaltıyorum. Ayrıca kocamın da hakkını yiyorum, hiç yardım etmiyor değil, ediyor etmesine de; benim yorgunluktan azıcık ayarım bozulsa hemen şaşırıp eleştiren&amp;nbsp;gözlerle bakıyor ona kızıyorum. Amaaaan kadın olmak zor, anne olmak daha zor, özetle bunu söylüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Yapmasaydın o zaman çocuk anacım' diyenlere sesleniyorum, huleeeeyynn ben oğlumu herşeyden çok seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-4885008938961036668?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/4885008938961036668/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/yorgun-anne.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4885008938961036668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/4885008938961036668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/yorgun-anne.html' title='Yoruldum biraz hepsi bu'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-ZjZknNMhZls/ThXJOKGJI5I/AAAAAAAAACE/-f15Nox_GWc/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1321191652163228391</id><published>2011-07-04T01:30:00.000-07:00</published><updated>2011-11-01T07:56:22.435-07:00</updated><title type='text'>Bakımlı anne olmak</title><content type='html'>Pek çok kişi gibi ben de, çocuk doğurup hemencecik eski görüntülerine ve hayatlarına dönen, abiye elbiseler fönlü saçlar ve iki kilo makyajla&amp;nbsp;kucaklarında bebekleri anne bebek dergilerine poz veren&amp;nbsp;&amp;nbsp;ünlü annelere tahammül edememekteyim. Çocuklarını kucaklarına aldıkları gibi bi anda deneyimli, örnek anne sıfatını alan bu insanlar,&amp;nbsp; bebek ve istinye park dışında yardımcılarını yanlarından eksik etmeyip, fotoğraf çekilen yerlerde çocuklarının peşinden koşup oynuyor&amp;nbsp;ya da&amp;nbsp;kucaklarında taşıyorlar ya, işte bu duruma feci şekilde sinir olmaktayım. Sanmayın ki 100 kiloyum da kıskançlıktan söylüyorum,&amp;nbsp; zayıf olmaları değil benim eleştiri nedenim, bilakis tek faydaları bu olmuştur belki onlara hayran insanlara, eskiden hamileler yirmi kilodan az almazken şimdiki anneler daha fazla dikkat eder oldu aldıkları kiloya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve dengeli beslenen biri olduğum için benim de pek kilo problemim olmadı. Her ne kadar üç dört kilonun lafını etmiş olsam da 'çok kilom var' diye, doğum sonrası bu kilolar yüzünden görüntümden şikayetçi olmadım hiç. Amma ve lakin &amp;nbsp;büyüyen göğüsler, avuç avuç dökülen saçlar, oluşan çatlaklar bir dönem son derece rahatsız etti beni, o kadar ki hayatımda ilk kez dış görüntümden hoşnut olmadığımı düşündüm. İnsanın kendisini beğenmesi ne kadar mühimmiş meğer o vakit anladım. 'Şekerim şöyle bir saç maskesi var, 'çatlak kremini kullanıyorsun diil mi?'&amp;nbsp;gibi sorulara&amp;nbsp;'üç dakikada duştan çıkıyorum, ne maskesi, ne kremi' diye cevap veremedim&amp;nbsp;tabi. Saçımı yıkamak için oğlanın sakin anını bekleyip,&amp;nbsp;arabasında banyonun içine soktuğum, vücudumun geri kalanını yıkamak için de akşama babamızın&amp;nbsp;gelmesini beklediğim günler oldu!&amp;nbsp;Artık kendimi toplama vakti geldi diyerek bakım ürünleri alıp, sonra onları üç ay&amp;nbsp;kutusundan çıkaramadığım&amp;nbsp;da oldu. En kötüsü de dışarı çıkarken normalde yarım saat ne giyeceğime karar veren biri olarak beş dakikada hazırlanabilmek için, aynı kıyafetleri günlerce giydiğim oldu! İşte bundandır,&amp;nbsp;el kadar bebeleriyle dışarda gezinirken, dip boyaları yapılmış saçları, manikürlü elleri ve makyajlı suratlarıyla spor&amp;nbsp; ama pek havalı giyinen bu ünlü tayfasına tahammül edemeyişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-9kVqrDlbUmA/TrAIHii8u3I/AAAAAAAAAO8/5dw5jZBHPUQ/s1600/post_image-ambrosio_baby.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/-9kVqrDlbUmA/TrAIHii8u3I/AAAAAAAAAO8/5dw5jZBHPUQ/s400/post_image-ambrosio_baby.jpg" width="279" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İyi anne olmak kötü görünmeyi gerektirmiyor elbette ama kabul edelim ki bir anne, özellikle de küçük çocuğu olan bir anne her daim iyi görünemeyebilir. &amp;nbsp;Ben de istiyorum en az otuz çift olan topuklu ayakkabılarımdan hiç değilse bazılarını arada sırada kullanabilmeyi, kuaförde 'evde bebeğimi uyutup geldim de' dememe gerek kalmadan moda dergilerine göz atarak sıramı beklemeyi, habire&amp;nbsp;alıp dolabıma hevesle koyduğum kıyafetleri 'bunun boncuğunu ağzına alır','bunun pulu yüzünü acıtır' diye düşünmeden giyebilmeyi. Ama olmuyor işte, bebeğiniz olunca onu rahat taşıyabileceğiniz, kolay emzirebileceğiniz, kucağınızdayken güvenli yürüyebileceğiniz şekilde giyinmeniz gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama iyi haber, bu hep böyle devam etmiyor. Zamanla bebeğiniz size daha fazla zaman tanıyor, haliyle siz de kendinize. İşte o zaman gardıroptan yeni kıyafetler çıkarılıyor, saçlar yarım yamalak da olsa çıkmadan maşa yapılıyor, eskiyen spor ayakkabıları atılıp yerine şık babetler giyiliyor ve işte o zaman doğum sonrası sendromu atlatılıyor. Tekrar kadın olduğunuzu hissettiğinizde bebekli hayat çok ama çok daha güzel bir hal alıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1321191652163228391?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1321191652163228391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/bakml-anne-olmak.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1321191652163228391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1321191652163228391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/bakml-anne-olmak.html' title='Bakımlı anne olmak'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-9kVqrDlbUmA/TrAIHii8u3I/AAAAAAAAAO8/5dw5jZBHPUQ/s72-c/post_image-ambrosio_baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6869199082765261842</id><published>2011-07-01T05:17:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T07:33:18.662-07:00</updated><title type='text'>Dişim çıkıyor annneee</title><content type='html'>Geçtiğimiz cumartesi günü Zeynep Teyzemiz fark etti beşinci dişimizin patladığını. Tabi bu da ona pahalıya patladı, pamuk eller önce cüzdana ardından Canbiş'in kumbarasına doğru yol aldı. Tam 'oh ne rahat oldu, hiç anlamadım valla bu sefer' derkeeeen salı&amp;nbsp;günü yani doğumgününde gayet keyifli bir akşam geçirdikten sonra ne olduysa uyku vakti çocuğa bir haller oldu. Kesinlikle uyumak istemiyor, ninni söylemeye başladığım gibi sinir krizi geçirir gibi değişik hareketler yapıyor! Uykusu yok diye düşünerek bir süre karanlıkta bizim yatakta oyalanmasına izin verdim, kendini ordan oraya attı, yatak başına tırmandı, yastıklarla boğuştu ve yavaştan cızırdamaya başladı, hah dedim artık uykusu geldi, aldım kucağıma tekrar uyku pozisyonuna geçtik, tam&amp;nbsp;mırıldanmaya başladım ki hiç yapmadığı bir&amp;nbsp;şey yaptı; beni itip kucağımdan kendini atmaya kalktı! Neye uğradığımı şaşırdım, bir yerini acıttım herhalde diye düşünerek, farklı şekilde tutmaya çalıştım ama yok, kesinlikle kucağımda durmak istemiyor; evet aynen öyle, kucakta uyumasından yakındığım minik oğlum bunu reddediyor ve ben de buna üzülüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha meme takviyesi, yok işe yaramadı, tekrar yatakta debelenme, yok işe yaramadı, bir kucak denemesi, yine olmadı, ayağımda sallasam, uyuyor mu ne, yok o da olmadı, artık yeter derken babamız yetişti. Benim yorgunluktan sinirlerimin bozulduğunu ve bağırdığımı görünce önce biraz eleştirip, ardından anlayışlı, sakin baba tavırlarıyla&amp;nbsp;devraldı oğlanı benden ama on dakikanın sonunda bizimki canhıraş ağlarken, ben daha fazla dayanamayıp gittim yanlarına, o da ne,&amp;nbsp;anlayışlı babamız çocuğu salya sümük içinde bırakmış, bir de üstüne bana ders veriyor, 'bırak ağlasın bu kadar da olmaz diye'! Sabrım tükenmiş bir halde&amp;nbsp;yok uyutamıcam bunu, bugün de babası uyutsun diye düşünürken, o halini görünce ve miniğim benden yardım istercesine gözlerime bakınca aklım başıma geldi! Tüm yorgunluğumu unutup aldım tekrar kucağıma, okşayarak, uzun uzun konuştum evde gezinirken, biraz sakinleşip uyur gibi oldu ama sürekli sıçrayıp tekrar ağlamaya başlıyor. Yok dedim Borga, bu sefer bir sıkıntısı var, şımarıklık değil bu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha evvel hastalık arefesinde böyle kabus bir iki gece geçirdiğimizden hasta olucak herhalde diye düşündüm. Bunu daha önce anlamayıp ona kızdığım için de çok utandım kendimden. Konuşamıyor ki anlatsın derdini, ben anlamıcam da kim anlayacak onu, ben nasıl ona bağırabildim diye içim içimi yerken ve meleğim halen derin uykuya dalamaz, sürekli ağlayarak kucağımda zıplarken, çaresizlik içinde aklıma gelen son çözümü uyguladım. 'Borga git çarşaf getir'!! Neyin nerde olduğunu bilmediğinden bizimki, 'nerde' diye sordu önce, neyse sonuçta çarşaf geldi, uykusuzluktan perişan olmuş bebeğim salonun ortasında çarşafın içinde sallanırken hemen uyuyuverdi ama sürekli uyandığından biz biraz daha sallamaya devam ettik. Yatağına aldığımda, dört saate yakın süren uyutma sürecinin sonunda saat yarımı geçmişti. İlk kez bu kadar geç ve bu kadar zor uyumuştu. Gecemiz fena geçmedi, herzamanki gibi emmeye kalktı sadece, sabah da 8 de zor uyandı tabi. Uykusunu alamasa da önceki akşamki huzursuzluğu gitmişti üzerinden. Tesadüf o gün, 1. yaş kontrolümüz ve aşılarımız için randevumuz vardı. Doktorumuzla görüşmeye girmeden evvel aklıma geldi (o saate kadar niye hiç düşünemedik bilmiyorum) &amp;nbsp;ve 'dişi çıkmış olmasın' diyerek hemen Canbiş'in damaklarını incelemeye koyuldum. Fazla incelemeye gerek kalmadan 6. dişimizin de patladığını gördüm. Miniğim, meleğim, herşeyim bir önceki akşam ondan o kadar zorlanmış, kimbilir nasıl sıkıntı çekiyordu biz ona hadi uyu artık diye kızarken :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki neymiş, birincisi hiç ama hiç büyük konuşmamak gerekiyormuş. Vay efendim çocuk çarşafta sallanır mı, ne kadar yanlış, cık cık, ben öyle yapmam, şöyle yaparım dememek gerekiyormuş çünkü söz konusu çocuk olduğunda tükürdüğünü yalamak çok da zor olmuyormuş! İkincisi ise kuzucuklara karşı sabrımızı ne olursa olsun tüketmeyip, hep sakin kalmaya çalışmak hem onları daha iyi anlamaya, hem kendimizi daha az yıpratmaya hem de o kabus zamanları bi derece daha kolay atlatmaya yarıyormuş. Şahsen ben daha sakin olup 'uyu artık' diye yakınacağıma &amp;nbsp;eğer Canbiş'imin derdini anlamış olsaydım 'calgel' sürerek bi derece rahatlatabilirdim belki onu. Ders olsun bu bize demekten başka yapacak şey yok şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bizim 6. dişimizin çıkma hikayesi de böyle. Diş çıkarırken huy değiştirir diyenler haklıymış, Canbiş o günden beri çok zor uyuyor, gerçi iki tane aşı olduk, onun huysuzluğu da eklendi belki üstüne. Ama sonuç olarak normalde beklenildiği gibi 1 yaşımızı doldurduğumuzda tam 6 dişimiz çıkmış oldu. Bu 6 numaralı diş bize 1. yaş hediyesi oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6869199082765261842?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6869199082765261842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/disim-ckyor-annneee.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6869199082765261842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6869199082765261842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/disim-ckyor-annneee.html' title='Dişim çıkıyor annneee'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6780344668180714290</id><published>2011-07-01T01:21:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T06:14:56.942-07:00</updated><title type='text'>Bebeklerde kabızlık</title><content type='html'>Bebeğinizin ne sıkıntısı varsa o size en zoruymuş gibi gelir, tıpkı bizim Canbiş'in kabızlığında yaşadığımız gibi. 6 ayını bitirip de ek gıdaya başlar başlamaz ilk kez 4 gün kakasını yapmamış ve 4. günün sonunda yumruklarını sıkarak, biraz ağlayarak ama en sonunda çok hem de çok ağlayarak yapabilmişti. Dünyanın en zor şeyiymiş bebeğinizin canı yanarken sizin elinizin kolunuzun bağlı olması. Bu yüzden&amp;nbsp;oğlum için dua ederken inanın hep eklerim tüm çocukların sağlıklı olması dileğimi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canbiş'im bu olayı yaşadığında poposunu çatlatmış meğer, o günün ertesinde 8 gün boyunca kakasını yapmayınca anlaşılmıştı durum. Evvelinde doktorumuzla sürekli irtibattaydık tabi ama kendisi hemen ilaç vermeye gönüllü olmayan biri olduğu için(biz de bu yönünü çok takdir ediyoruz) öncelikle sıcak suya oturtma ve zeytinyağı içirme gibi doğal çözümleri denetmişti ama fayda etmeyip muayeneye gittiğimizde anlaşıldı kuzucuğumuzun poposunun çatladığı ve canı yandığı için kakasını yapamadığı. Durum ciddi olduğundan 'duphalac' adlı ilaca başlattı doktorumuz. Duphalac, etken maddesi laktüloz(bir tür şeker) olan ve gaita kıvamının yumuşak olmasının istendiği durumlarda kullanılan bir ilaç.&amp;nbsp;Ogün Bey yani doktorumuz, çatlağın uzun sürede iyileştiğini, en etkili tedavinin günde iki hatta mümkünse üç kere on dakika sıcak suya oturtmak&amp;nbsp;olduğunu; beraberinde, kabızlığın devam ederek çatlağın iyileşmesini geciktirmemesi için duphalacı kullanmamızı söyledi. Ardından yaklaşık 3 ay sıcak su oturtmalarına devam ettik, beslenmesinde patates,havuç, elma ya da muz gibi kabızlık yapabilecek gıdalara yer vermedik. Ara ara zeytinyağı içirmeyi, çorbalarına bağırsak çalıştırmada etkili olan kabağı eklemeyi, bunun dışında&amp;nbsp; kaynatılıp püre haline getirilmiş kayısı ya da kuru kara erik vermeyi ihmal etmedik. Tüm bunlara rağmen en iyi ihtimalle iki günde bir yapıyordu bizimki ve her kakadan sonra ben de en az beş telefon görüşmesi yapıyordum yakınlara haber&amp;nbsp;vermek için&amp;nbsp;çünkü herkes Canbiş'in kaka yapma çeteresini tutar olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son 9. ay kontrolümüzde çatlağımızın neredeyse tamamen geçtiğini ama düzeni iki üç günde bir olduğu için duphalac'a devam etmemizi söyledi Ogün Bey. Can Bora şu an 1 yaşında ve halen&amp;nbsp; iki üç günde bir kakasını yapıyor ama biliyoruz ki her gün kaka yapmaması ille de kabız olduğu anlamına gelmiyor.&amp;nbsp;Çünkü ek gıdaya geçmeden önce yani sadece anne sütü ile beslenirken de çoğunlukla iki bazen üç günde bir kakasını yapardı, o zamanki doktor kontrollerimizde bunu sorduğumuzda,&amp;nbsp;aralığın 72 saate kadar normal olduğu ancak daha fazla uzamasının&amp;nbsp;kabızlığa işaret edebileceği ve &amp;nbsp;büyükler gibi çocukların da bağırsak düzenlerinin birbirinden farklı olabileceği cevabını almıştık. Önemli olan yapmadığı günlerde çocuğun sıkıntı yaşamaması ve yaptığında da zorlanmaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can&amp;nbsp;Bora'nın kabızlığı&amp;nbsp;çatlağa yol açtığı&amp;nbsp;için bu kadar uzun sürmüştü düzene girmesi&amp;nbsp;ama daha hafif kabızlıklarda sıcak su oturmalarının, zeytinyağı ve erik/kayısı püresi yedirmenin etkili olacağına inanıyorum ben. Ayrıca emekleyemeyen bir bebek ise yatırıp bacaklarını kaldırarak&amp;nbsp;bisiklet çevirme egzersizleri yaptırmanın da faydası oluyor ama emin olun emeklemeye başladığında zaten kabızlık sıkıntınız büyük ölçüde azalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle zor günler yaşadı ki benim canım oğlum kabızlık yüzünden; inanın halen, kaka yaptığında o dayanılmaz kokusuna rağmen, sadece benzer şeyleri yaşamış annelerin anlayabileceği tarifsiz bir haz alıyorum. Babamız midesinin kalktığını belli eden bir surat ifadesiyle bakarken, ben az mı çok mu, sert mi yumuşak mı diye kirli bezini inceleyebiliyorum. Annelik yarı delilikmiş diyenlere&amp;nbsp;artık ben de katılıyorum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6780344668180714290?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6780344668180714290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/bebeklerde-kabzlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6780344668180714290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6780344668180714290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/07/bebeklerde-kabzlk.html' title='Bebeklerde kabızlık'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7387132075705647735</id><published>2011-06-28T02:00:00.000-07:00</published><updated>2011-09-22T05:43:08.700-07:00</updated><title type='text'>Bugün benim doğum günüm</title><content type='html'>Tam bir sene mi oldu gerçekten? Daha mı hızlı ilerliyor zaman bebek sahibi olunca? Yani şimdi benim dün doğan bebeğim bugün 1 yaşında mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Haziran&amp;nbsp;Canbiş'in doğum günü; dahası&amp;nbsp;bugün benim doğum günüm! Oğlumla yeniden doğdum çünkü ben, hayat aslında neymiş onu ilk kucağıma aldığımda anladım. Bu sabah yatak başına tırmanmaya çalışan o minik insana bakarken, tam&amp;nbsp;bir sene önce kimseyi öylesine büyük sevemeyeceğimi düşündüğümü hatırladım. Daha fazlası olamaz sandım, oysa her gün daha fazla büyüyen bir sevgiymiş sonradan anladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-Z0iwcwzU0Ug/TnstO09SSzI/AAAAAAAAAHE/wALzjabIUBY/s1600/IMG_4845.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300px" src="http://3.bp.blogspot.com/-Z0iwcwzU0Ug/TnstO09SSzI/AAAAAAAAAHE/wALzjabIUBY/s400/IMG_4845.JPG" width="400px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk günler altını değiştirmeye korkardım, minicik bacaklarını tutarken incitirim diye. Banyo yaptırırken göbeği ıslanır mı, 12 gün oldu bu göbek bağı niye düşmedi halen diye endişelenirdim.&amp;nbsp;Süt boğazına mı kaçtı yoksa, ay tıkandı galiba, gazı var bence, neee rezene mi, anne sütü dışında birşey verilmemeli 6 ay, rezene dışında ne verebiliriz ki gaz için aceba, elma yağı sürün diyorlar göbek çevresine, çok şükür kırkı çıktı, ben bunun tırnaklarını&amp;nbsp;kesemiyorum, bak canım artık bilinçli gülüyor, bu ay kaç aşısı var, ben dışarda bekliyim anne dayanamıcam, kakasını az mı yapıyor aceba,&amp;nbsp;ilk kez yoğurt yiyor, sevdi mi, yok yok sevmedi, artık yemeğe mi başlıcaz, kabızız galiba, halen yapmadı, bu doktor niye açmıyor telefonlarını, sorma poposu çatladı, yok böyle bir acı, çok ağladı, ölürüm ben sana bebeğim benim, çok büyüdü, günler çok güzel geçiyor onunla, alkış çalıyor,&amp;nbsp;burnun nerde Can Bora,&amp;nbsp;ben işe başlayamam, kimselere bırakamam, bugün naaptı biliyor musun, bak nasıl dönüyor, dişimiz çıktı, ikincisi çıktı, hastaydı, bütün gece kucağımda uyudu, o iyi olsun başka bir şey istemiyorum, ne zaman bitecek bu kusmaları, bak yürümeye çalışıyor, hayır halen emeklemiyor, konuşmaya mi çalışıyor, baba diyor, bugün uykudan annnee diye uyandı, evet işe başladım, çok zor ondan ayrı kalmak, koşarak gidiyorum eve her gün,çok yoruldum ben, anne uyudu mu, uyandı mı, çorbasını içti mi, benden sonra ağladı mı, biraz alıştık galiba, kavunu sevdi bence, alemci olucak bu çocuk baksana&amp;nbsp;nasıl da eşlik ediyor şarkılara, bu yaşında yürüyecek herhalde, emeklemeden yürüyecek, aaa bu emekliyor artık, her söyleneni anlıyor,&amp;nbsp; artık uyu Can Bora nolur, bıktım valla, dayanamıyorum, yok sana kızmadım annem, Can Bora yeteeeer,&amp;nbsp;bu benim diye mi bu kadar tatlı görünüyor gözüme, doğum gününde naapıcaz, yaa evet bir yaşına giriyor, hiç anlamadım nasıl geçti derkeeeeen işte bir yıl bitti. Bazen endişeli, bazen yorgun, bazen isyanlarda, bazen iyi, bazen kötü ama işin aslı o iyi olduğunda hep çok mutluydum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın yaşayabileceği en güzel duyguymuş evlat sahibi olmak, daha da güzeli anne olmak.&amp;nbsp;Büyümesine, her gün nasıl da değiştiğine&amp;nbsp;tanık&amp;nbsp;olmak; ona sarılmak, ona dokunmak, öğretmek ve beraberinde onunla öğrenmek..Hayatı yeniden tanımlamak, anne babayı daha iyi anlamak, sabırlı olmak, güçlü olmak, doğru olmak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün benim bebeğim, meleğim Can Bora'mın doğum günü. Yaptığım en güzel, en doğru şeysin annecim sen, bana mutlulukların en büyüğünü yaşattın, iyi ki geldin, iyi ki doğdun, iyi ki oğlum oldun. Seni çok&amp;nbsp;ama&amp;nbsp;her şeyden çok&amp;nbsp;seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7387132075705647735?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7387132075705647735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/bugun-benim-dogum-gunum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7387132075705647735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7387132075705647735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/bugun-benim-dogum-gunum.html' title='Bugün benim doğum günüm'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-Z0iwcwzU0Ug/TnstO09SSzI/AAAAAAAAAHE/wALzjabIUBY/s72-c/IMG_4845.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-7347972807565784395</id><published>2011-06-27T05:22:00.000-07:00</published><updated>2011-08-23T04:39:29.359-07:00</updated><title type='text'>Dikkat emziriyorum!</title><content type='html'>Hayatın mucizelerinden biridir bence emzirmek. Anne bedeninin, doğumun hemen ertesinde bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak besini üretmesi ve bebeğin&amp;nbsp;emmeyi bilerek doğması&amp;nbsp;mucize&amp;nbsp;olarak adlandırılabilir sadece.&amp;nbsp;Memeyi bırakmayan bir bebek,&amp;nbsp;sütün az gelmesi&amp;nbsp;ya da göğüs ucu yaraları gibi problemler olduğunda&amp;nbsp;anne için keyiften çok strese dönüşebiliyor maalesef emzirme&amp;nbsp;işi. Benim de üçüncü güne kadar göğüslerim tam anlamıyla dolmamıştı ve çoğunlukla olduğu gibi ilk birkaç günün sonunda kilo kaybetmişti Canbiş'imiz ama birinci hafta sonunda kontrole gittiğimizde çoktan toplamıştı kendini. Şu an bir yaşına girmesine bir kaç gün kaldı ve halen emiyor.&amp;nbsp;Bir&amp;nbsp;altı ay kadar daha devam etmeye de gönüllüyüm açıkçası çünkü benim için anne olmanın en güzel taraflarından biri emzirmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğumdan sonra en az hamileliğimdeki kadar özen gösterdim ben kendime. Annenin öncelikle iyi beslenmesi, dinlenmesi ve huzurlu mutlu olmasının emzirmeyi nasıl da etkilediğini yaşayarak gördüm. 'Sen emziriyorsun&amp;nbsp;onu ye, bunu ye' ya da 'ne yersen ye fark etmez, bol su iç yeter' gibi eksik/yanlış duyumlara zaman zaman itibar etmedim değil ama sonunda kendi emzirme rehberimi hazırlayacak tecrübeyi edindim. Peki neler var bu rehberde? Az önce iyi beslenme/dinlenme/sağlıklı bir psikoloji olarak özetledim aslında içeriği ama şimdi biraz daha anlatayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme döneminde beslenme ile ilgili sonsuz kaynak var elbette internette, pek çoğunda doğru ve gerçekten faydalı maddeler de var ama ne yazık ki içinde hiçbir doğruluk payı bulunmayan onlarca yazıya da rastlamak mümkün.&amp;nbsp;Doğru bilinen bu yanlışların&amp;nbsp;en başında, tatlı ve şekerli gıdaların tüketilmesinin sütü&amp;nbsp;artırdığı söylentisi geliyor. Bunun doğru olmasını ben de isterdim gerçekten ama&amp;nbsp;alınan şekerin su&amp;nbsp;içme ihtiyacını artırmaktan başka&amp;nbsp;bir faydası yok anneye de bebeğe de. Aynı şekilde normalden fazla yağ ve karbonhidrat tüketimi de süte destek olmayacağı gibi, annenin doğum sonrası kalan kilolarını vermesini zorlaştırır hatta aşırısı kilo almasına neden olur ki bu da pek çok annenin psikolojisini kötü etkiler. Ama emzirmenin çok kalori yaktırması ile annenin daha fazla enerjiye ihtiyaç duyması çok normal, bu sebeple artan iştahınızı öyle kendinize eziyet edercesine dizginlemenize gerek yok. Yine kendimden örnek vereyim; doğum sonrası hamilelik öncesi halimden 7 kilo fazla ile eve döndüm ve&amp;nbsp; altı ayda bunun 4 kilosunu da verdim ama eğer her canımın istediğini yemeseydim inanın 4 en fazla 5 ay içinde eski kiloma dönmüş olurdum! Evet doğru söylüyorum, inanın her istediğimi yedim çünkü&amp;nbsp;kontrol edemediğim bir iştahım vardı.&amp;nbsp;Ama aşırı yağlı yemekler ya da şerbetli tatlılar gibi en zararlı yasakları normalde de çok sevmediğim için bu fütursuz iştah kilo aldırmadı bana; sadece kilo vermemi yavaşlattı. Eğer paket paket tahin helvası yememiş olsam çok daha kısa sürede verebilirdim sanırım kilolarımı :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları alınan gıdaların süte etkisinin olmadığını savunsa da ben o kesimden değilim. Doğru beslenme ile her annenin bol sütü olacağını iddia edemem ama şunu net söyleyebilirim ki benim sütüm vardı ve bebeğimin gelişimi&amp;nbsp;gayet iyiydi.(İlk 5 ay sadece anne sütü aldı, 5. aydan sonra da çok çok az miktarda yoğurt ile ek gıdaya başladık) Yani yaygın bilinen bir tabir ile söylersek sütüm yarıyordu oğluma&amp;nbsp;:) Amma velakin kimi zaman göğüslerim patlayacak gibi olurken kimi zaman da sabaha karşı sütüm bitebiliyordu, işte bu durum bende hep beslenme programından kaynaklanıyordu. Yani akşam yemeğinde çorba,balık, bol salata yanında iki dilim tam buğday ekmeği yiyip ardından üstüne tahin helvası mı götürdüm işte o gece sabaha kadar sütüm fazlasıyla yetiyordu bebeğime ama tabi her uyandığımda en az bir bardak su içmek şartıyla. Bunu söylememe gerek var mı bilmiyorum,&amp;nbsp;bol su içmek için hamile olmanız ya da emzirmeniz gerekmiyor ama evet emzirirken vücudun su ihtiyacı artıyor. Ben günde&amp;nbsp;en az 3&amp;nbsp;litre su tüketiyorum, lohusalığımda ise 4 litreden fazla içiyordum. Gelelim en çok merak edilen konuya yani süt yapan gıdalara. Benim favorilerim bulgur, buğday ve tahin idi ama bunların dışında yeşil salata, balık, dere otu, ceviz, badem, kırmızı et ve kompostoya da menülerimde sık sık yer verdim.&amp;nbsp;Uzun süre aç kalmamaya hep özen gösterdim, tatlı krizlerimi en azından sütüme de faydası olacağını düşündüğüm tahin helvası ya da sütlü tatlılarla atlatmaya çalıştım.&amp;nbsp;Kalsiyum ve demir alımı doğum sonrası anne için çok önemli, ben de&amp;nbsp;her ne kadar bebeğe gaz yapacağı söylense de ilk zamanlar yoğurt çorbasıyla ama sonrasında bol peynir&amp;nbsp;yoğurt ve süt ile beslendim.&amp;nbsp;Doğumdan sonra iki ay, dışardan&amp;nbsp;demir takviyesine&amp;nbsp;&amp;nbsp;zaten devam ettim ama kırmızı et ve balığı da tüketmeye özen gösterdim. Yalnız önemli bir not düşeyim hemen; kalsiyum ile birlikte alınan demirin vücutta emilimi azalıyormuş, bu sebeple en iyi demir kaynakları olan balık ve kırmızı eti tüketirken yanında ya da bir iki saat öncesine/sonrasına kadar süt ürünlerini tüketmemeye çalışmanızda fayda var. Bu arada bebeğe gaz yapan gıdalar için çok uzun bir liste verilse de ben ilk aylar biraz dikkat ettkten sonra yavaş yavaş o listedekileri de tekrar beslenmeme ekledim. Ama nohut, yeşil mercimek ve fasulyenin kuzucuğumu nasıl perişan ettiğini bildiğimden onları daha yeni yeni tekrar tüketmeye başladım. Bana kalırsa baklagiller dışında gaz yapacağı söylenen şeyleri de az az yemeniz bebeğinizi çok da huzursuz etmez tabi eğer bebeğinizde kolik yoksa. Eğer çok gazı olan, çok ağlayan bir bebeğiniz var ise en azından üç ay gaz yapması muhtemel gıdaları hiç&amp;nbsp;tüketmemek en iyisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme kadar önemli olan ikinci konu&amp;nbsp;ise annenin&amp;nbsp;dinlenebilmesi. Özellikle ilk kırk gün evde anne/kayınvalide/kardeş/arkadaş kim olursa size refakat etmesi çok onemli çünkü pek az anne az ağlayan çok uyuyan bir bebeğe sahip oluyor, bu yüzden annenin her fırsatta uyuyabilmesi ve dinlenebilmesi için evin diğer işlerine ve bebeğin bakımına yardımcı olacak birinin varlığı annenin hem fiziksel olarak dinlenebilmesini hem de bu sayede psikolojik olarak da rahat olmasını sağlıyor. Yorgun annenin sinirleri geriliyor, bu gerilim bebeğe yansıyor, bebek uyumuyor, anne dinlenemiyor, yorgunluktan&amp;nbsp;ve sinirden sütü azalıyor,&amp;nbsp;bebek memeden süt alamayınca daha çok ağlıyor derken bu kısır döngü&amp;nbsp;böyle devam ediyor.&amp;nbsp;Ben&amp;nbsp;bunu hiç yaşamadım neyseki ama sabrımın tükendiği zamanlarda bebeğimin de huysuzlandığı ve&amp;nbsp;onu sakinleştiremediğim çok oldu.&amp;nbsp;Ayrıca gece uyuyamayıp, gündüz de telafi edemediğimde ne yersem, ne kadar yersem yiyeyim sütümü artıramadığım da oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden yeni annelerin yapması gereken en önemli şey bebeği kadar kendini de düşünmek; sakin ve soğukkanlı olmayı bilmek, kendini üzmemeyi öğrenmek. Çünkü dünyaya getirdiğimiz o minik melekleri büyütmek için önce bizim iyi olmamız gerek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-7347972807565784395?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/7347972807565784395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/dikkat-emziriyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7347972807565784395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/7347972807565784395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/dikkat-emziriyorum.html' title='Dikkat emziriyorum!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-1401009951118737172</id><published>2011-06-24T06:02:00.000-07:00</published><updated>2011-10-07T05:13:18.723-07:00</updated><title type='text'>Anne olduktan sonra</title><content type='html'>Ben iki kere doğdum, iki kere geldim dünyaya. Oğlumu doğurduğumda ben de onunla yepyeni bir hayata başladım, artık onsuz yaşayamazdım bunu hemen o gün anladım.&amp;nbsp; Sanki 30 yıl ona kavuşmak için yaşamıştım, yok yok hatta sanki daha önce hiç yaşamamıştım. Onula, eskisinden çok farklı ve çok daha güzel bir hayata başladım. Kucağıma ilk aldığım anda daha önce hiç o derece mutlu olmadığımı anladım. Tüm hücrelerime dolan yine de bedenime sığmayıp taşan&amp;nbsp;öylesine bir&amp;nbsp;sevginin her gün biraz&amp;nbsp;daha büyüyeceğini bilmiyordum daha. Doğumu,&amp;nbsp;bana yaşatacağı sayısız mutluluğun sadece başlangıcıymış meğer. İnsan, ilk zamanlar biraz şaşkınlıktan, daha çok yorgunluktan bir şey anlamıyormuş meğer. Günler geçip, bebeği biraz büyüyünce, kollarını açıp kucak isteyince, en korkunç ağlama krizleri meme dudaklarına değdiği anda kesilince anlıyormuş meğer anneliği. Uyusa da dinlensem diye bebeğinin gözünün içine bakıp, uyuduğunda hemen özleyiveriyormuş. Yoruluyormuş tabi, daha önce hiç yorulmadığı kadar ama haklıymış bazıları meğer, insan anne olunca üç panter gücünde oluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-n8OyXDdyOMM/To7r6haJiPI/AAAAAAAAAKs/WMCHXjnlc-4/s1600/IMG_3964.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="218" src="http://4.bp.blogspot.com/-n8OyXDdyOMM/To7r6haJiPI/AAAAAAAAAKs/WMCHXjnlc-4/s400/IMG_3964.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Zaman, onun uykusu, beslenmesi, banyosu için kullandığınız bir kavram oluveriyor sadece. Eskiden dört gözle beklediğiniz haftasonunun geldiğini&amp;nbsp;babanızın sabah işe gitmemesinden anlar hale geliyorsunuz, insan gerçekten günleri şaşırabiliyormuş meğer!&amp;nbsp;Minik poposundan çıkan&amp;nbsp;'pırt'&amp;nbsp; sesi,&amp;nbsp;duymaktan en çok hoşlandığınız şey olabiliyormuş. Hele sık sık kabızlık yaşayan bir bebeğiniz varsa, -burnunuzun direğini dahi kırsa- kakalı bezleri&amp;nbsp;pek sever hale gelip, üstünde kıvamı, miktarı gibi çalışmalar bile yapabiliyormuşsunuz!&amp;nbsp;Doğumdan iki ay sonra sahnelere, podyumlara dönen ünlü anneleri anneden saymayarak rahatlayıp, &amp;nbsp;gardırobunuzun dörtte üçünü kullanamasanız da sütüm artsın diye üç tabak yemeğin üstüne iki dilim tahin helvasını götürecek kadar şuurunuzu kaybedebiliyormuşsunuz.&amp;nbsp;Ve en önemlisi okuduğunuz tüm annelik fomüllerini bir kenara bırakıp kendi formüllerinizi yaratıyormuşsunuz çünkü teorik bilgileri uygulamaya geçirmek sandığınız kadar kolay olmuyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben anne olduktan sonra kendi annemi eskisinden daha&amp;nbsp;iyi anlar, daha çok sever oldum. Anne olduktan sonra&amp;nbsp;yolda sokakta gördüğüm tüm hamilelere, bebeklere&amp;nbsp;içimden dua eder oldum. Ben anne olduktan sonra daha endişeli, daha takıntılı ama daha mutlu, hem de çok mutlu bir insan oldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-1401009951118737172?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/1401009951118737172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/anne-olduktan-sonra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1401009951118737172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/1401009951118737172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/anne-olduktan-sonra.html' title='Anne olduktan sonra'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-n8OyXDdyOMM/To7r6haJiPI/AAAAAAAAAKs/WMCHXjnlc-4/s72-c/IMG_3964.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6460266271202228722</id><published>2011-06-24T01:36:00.000-07:00</published><updated>2011-09-28T01:59:00.801-07:00</updated><title type='text'>Bebeğim kusuyor ama çok kusuyor!</title><content type='html'>Yaşayan bilir, bebeklerde görülen aşırı kusma anneyi perişan eder. Yedi içti, oh derken bi bakarsınız hooop hepsi yerde, koltukta ya da üstünüzde. Canbiş'in kusması&amp;nbsp;doğumundan birkaç hafta sonra başladı, önceleri az miktarda kusarken gitgide sıklığı da miktarı da arttı, haliyle benim endişem de. Başlangıçta&amp;nbsp;&amp;nbsp;duyduğum, sütün çoktur, fazlasını çıkarıyordur sözlerine biraz kanar gibi oldum ama sonra baktım her emme sonrası az emsin çok emsin sürekli kusuyor çocuk. İkinci ay kontrolüne gittiğimizde&amp;nbsp;doktorumuz Ogün Bey kilo alımının normal olduğunu, sık emzirmeden&amp;nbsp;kaynaklanabileceğini ve&amp;nbsp;&amp;nbsp;aralıklarımı uzatıp &amp;nbsp;emzirme süresini de azaltabileceğimi söyledi. Dediği gibi yaptım ama kusmaları artarak devam etti! Üçüncü ay kontrolünde daha endişeli bir şekilde sordum, bebek reflüsü olabilir mi diye de bilmişlik yaptım sanki doktorun hiç aklına gelmeyecekmiş gibi. Doktorumuz da aynı sakinlikle pek çok bebekte reflü olduğunu ancak kilo alımında problem olduğu zaman müdahale edildiğini, aksi taktirde gelişimi normal görünürken kusmayla ilgili herhangi bir tedavi yöntemi uygulamadıklarını tekrar söyledi. Fazla kilo aldığı yoktu ama ortalamanın altında da değildi, doğum kilosu da iyi olduğu için fena sayılmıyordu ama üçüncü aydan sonra kilo alım hızı biraz yavaşladı, tabiki kusmalar yüzünden. Ben artık korkarak emzirir olmuştum, emzirme aralığını üç saatten dört saate çıkarmış, süresini de beş ila on dakika arasında tutar olmuştum. Doya doya emziremiyordum bile bebeğimi. Her beslemeden sonra kusacağına o kadar emindim ki, kusmasın diye ummayı bırakmış az kusar inşallah diye dua eder olmuştum. Yerde, yatakta sayısız kere gölcükler oluşturmuştu kusmaları. O kadar üzülürdüm ki, ben o kadar iyi beslenmeye dikkat ederken sütümün kaliteli olması için,&amp;nbsp;bebeğim o sütleri midesinde tutamayıp çıkardığında bütün emeklerimin boşa gittiğini hisseder, boşalmış göğüslerle şimdi çocuk aç kalıcak diye kara kara düşünürdüm. Şöyle özetliyim, Canbiş kadar kusan başka bebek yoktur diye düşünürdüm, o kadar çok kusuyordu çünkü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacı anne olarak tabiki internette okumadığım şey kalmıyordu konuyla ilgili ama internetteki verileri&amp;nbsp;doğru bir şekilde süzmeyi bilmediğiniz zaman bilgi çöplüğünde boğulabiliyorsunuz. Mide kapakçığı olmayabilir diyenler, midede bir bakteri olabileceğini anlatan bilimsel makaleler, anne sütünün bebeğe alerji yapabileceğini söyleyenler ve daha neler neler..Hepsi benim psikolojimi iyice bozmak için özellikle yazılmış yazılardı sanki! İşte bu yazıyı, bebeğinizin kusmasının&amp;nbsp;ille de&amp;nbsp;ciddi bir nedeni olmayabileceğini söylemek için yazıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can Bora'nın kusmaları yedinci aydan sonra azalmaya başladı, şimdi yaşına girmek üzere ve sorunumuz neredeyse tamamen bitti. Bazen yemek yemek istemediğinde ya da lokmasını ağzında ezemediğinde yine kusmalar oluyor ama bu kadarı&amp;nbsp;zaten her çocukta &amp;nbsp;oluyor. İşte bu yüzden eğer çok kusan bir bebeğiniz var ise elbette öncelikle doktorunuza danışın ama bizimki gibi gelişimi iyi giderken bir yandan sürekli kusuyorsa bunun zamanla&amp;nbsp;azalıp ardından tamamen kesileceğine&amp;nbsp;emin olun. Bu konuda yapılabilecekler çok az aslında ama en önemlisi sabırlı ve sakin olmak bence. &amp;nbsp;Bunun dışında besleme sonraları en azından bir süre çok aşırı hareket etmesine izin vermeyip kucakta dik bir vaziyette tutmak ve emme sırasında ara verip gazını çıkardıktan sonra devam etmek&amp;nbsp;de faydalı olabiliyor. Bir de her ne kadar doktorum emzirme aralıklarını açmamı söylemiş olsa da&amp;nbsp; ben sık ama kısa emzirmek daha doğru diye düşünüyorum, çünkü&amp;nbsp;minik mideleri dolmayınca&amp;nbsp;sindirim daha kolay oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu kusma işi gerçekten çok can&amp;nbsp;sıksa da&amp;nbsp;gördüm ki büyüdükçe geçiyor&amp;nbsp;ama annelere rahat yok tabi,&amp;nbsp;yerine endişe edilecek yeni bir şeyler illaki çıkıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6460266271202228722?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6460266271202228722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/bebegim-kusuyor-ama-cok-kusuyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6460266271202228722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6460266271202228722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/bebegim-kusuyor-ama-cok-kusuyor.html' title='Bebeğim kusuyor ama çok kusuyor!'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9146864672495797254.post-6771429177608337962</id><published>2011-06-23T05:11:00.000-07:00</published><updated>2011-11-02T07:25:48.593-07:00</updated><title type='text'>Canbiş'in Doğum Hikayesi</title><content type='html'>Benim hamileliğimin ilk 4 ayı çok zor geçti, bulantılarım inanılmaz şiddetliydi, hatta bazen o kadar kötü hissederdim ki kendimi, ağlardım çaresizlikten. Ama sonrası da bir o kadar rahat ve huzurluydu, ufak tefek klasik hamilelik şikayetleri dışında ciddi bir sıkıntım olmadı hiç. Kendimi iyi hissettiğim için de 37. haftanın sonuna kadar çalıştım ve haziran ortası gibi izne ayrıldım. SAT takvimimize göre 40. haftamız 2 Temmuz'a denk geliyordu ama ben hep ayın 20 sinden sonra&amp;nbsp;Haziran ayı bitmeden doğuracağım hissi içindeydim. Bir de hep gece ya da sabaha karşı hastaneye gideceğimizi hayal ettim nedense.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğuma kadar olan izin dönemim de çok güzeldi, havalar sıcaktı ama 2010 yılının o perişan eden temmuz ağustos sıcakları kadar değildi, gün içinde şapkamı gözlüklerimi takıp rahatlıkla dolaşmaya çıkabiliyordum ama tabi daha çok sabah erken ve akşam geç saatlerde yürüyüşe çıkmayı tercih ediyordum. Zaten hamileliğimin son üç dört ayında(daha öncesi kışa denk geldiği için düzenli yapamadım) hiç aksatmadan her gün yürüyüşümü yaptım. Belki de bu yüzden&amp;nbsp;son güne dek hiç hareket zorluğu çekmedim. Fazla kilo almadığım ve ara sıra tatlı kaçamakları dışında ağır yiyeceklerden de hep uzak durduğum için( doğum yaptığımda yaklaşık 14 kilo almıştım ama bunun zaten 5 hatta 6 kilosu ilk aylardaki bulantım yüzünden sadece karbonhidratla beslenmemden olmuştu)&amp;nbsp; hiç öyle zor oturup kalkan, zor yürüyen hamilelerden olmadım. Sırt ağrıları, yatakta bir türlü rahat uyuyacak şekli bulamamak ya da karnım büyüdükçe göğsümün hemen altında bıçakla kesilmiş gibi şiddetli acı hissetmek gibi şikayetlerim oldu tabi fakat bunlar hamilelikte zaten çok normaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o son iki buçuk haftamı yürüyüş yaparak, dinlenerek, film izleyerek,doğum ve bebek bakımı hakkında okuyarak(hem de çok okuyarak), güzel beslenerek, bol bol meyve özellikle de karpuz ve kiraz yiyerek geçirdirm. En sevdiğim bu iki meyveyi doğumdan sonra az yememi çünkü bebeğe gaz yapan yiyeceklerden olduklarını söyledikleri için bol bol yersem yaz boyu daha kolay hakim olurum nefsime diye düşünmüştüm ama doğumdan sonra da abartmadan yedim ben yine. Özetle doğuma hem fiziksel hem psikolojik olarak çok güzel hazırlandım son haftalarımda. Tek bir sorunumuz vardı çok güvendiğimiz ve memnun olduğumuz doktorum Suat Bey 29 Haziran Salı sabahı Amerika'ya gidecekti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-aREeBvtSHRU/TrAD51O8vKI/AAAAAAAAAOY/GeOmM99NpO4/s1600/IMG_0545.png" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-aREeBvtSHRU/TrAD51O8vKI/AAAAAAAAAOY/GeOmM99NpO4/s400/IMG_0545.png" width="291" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Maalesef normal doğumu gerçekten destekleyen ve bu konuda anne adayına hem cesaret hem güven veren doktor bulmak o kadar zor ki, Suat Bey her ne kadar bizi bir arkadaşına yönlendireceğini söylese de ben rahat edemiyordum yeni doktor konusunda. Bu yüzden alternatif doktoru yine biz bulalım dedik ve yakın bir aile dostumuzun şiddetle tavsiye ettiği bir bayana gittik. 38+5 günlük hamileydim kendisine gittiğimde.&amp;nbsp;Beni bir saat beklettikten sonra geldi ve muayene etmeden önce tüm ultrason sonuçlarımı inceleyerek hamileliğimi tahlil etti, ardından normal mi yoksa sezeryan doğum mu düşündüğümü sordu. Kesinlikle normal diyerek cevap verdim! Ne hamileliğimde ne de öncesinde hiç sezeryan doğum yapacağımı düşünmemiştim ama elbette gerçekten sezeryan doğum yapmam gerektiğini söyleseler hayır o zaman doğurmuyorum diyecek halim yoktu! Benim endişem pek çok doktorun normal doğumu destekler gibi görünüp son anda&amp;nbsp;&amp;nbsp;anne adayına&amp;nbsp;sezeryan doğum gerektiğini söylediklerini bilmemden kaynaklanıyordu. Bu doktor da benim endişelerimde ne kadar haklı olduğumu göstermişti bana çünkü daha muayenemi dahi yapmadan, o güne kadar kendi doktorum normal doğuma engel teşkil edecek bir problem olmadığını söylediği halde bana sezeryan doğumun bazı durumlarda ne kadar gerekli olduğunu anlatmaya başladı. Her kadının normal doğum yapabileceğini ama ciddi hasarlara yol açacaksa bunun için zorlamamak gerektiğini, kendisinin de böyle çalıştığını söyledi! Muayene sonucunda da bebeğimin başının pelvise halen dayanmadığını, ultrasonda yüzünün göründüğünü (bu görüşmenin tek güzel tarafı meleğimi daha kucağıma almadan yüzünü çok ama çok net görmemdi ultrasonda) oysa bu haftada artık yüzünün aşağı dönük&amp;nbsp;ve başının duruş açısının bilmem kaç derece olması gerektiğine kadar bir sürü saçmalık sıraladı. Saçmalık diyorum çünkü bu görüşmenin ardından ben sesim titreye titreye eşime normal doğum yapamayacağımı (daha doğrusu yapamayabileceğimi) söylediğini anlatınca o da Suat Bey'i arayıp&amp;nbsp;aktarmış ve her zamanki gibi Suat Bey içimize su serpmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birkaç günlük düşünme taşınma sürecinden sonra bir arkadaşımın doktoru olan Cihangir&amp;nbsp;Bey'i aradım. Kendisini aradığımda günlerden pazardı ve durumumu anlatıp ptesi günü beni görüp göremeyeceğini sordum. Cihangir Bey sağolsun sesimdeki endişeyi de hissetmiş olacak ki pek çok doktor böyle 40. haftasına gelmiş bir gebeyi kabul etmeyeceği halde aradaki arkadaşımın da hatırı sayılır olsa gerek, beni ertesi gün için görebileceğini söyledi. İşte ben o an rahat bir nefes aldım çünkü Cihangir Bey, vaktini doldurduğu halde bebeği gelmeyen arkadaşım aceba sezeryan mı yapsak dediğinde kendisini biraz daha beklemesi konusunda telkin etmiş. Bu da ona güvenmem için yeterli bir nedendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günün akşamında yemekleri ben yaptım, anneciğimin ısrarlarına rağmen enerjisini doğum sonrasına saklamasını söyledim ve yemek sonrasında da annem yorgunluktan, Borga da üşendiğinden bana katılmayınca&amp;nbsp;yürüyüşüme tek başıma çıktım. Tabiki sıkı sıkı tembih ettiler fazla uzaklaşmamamı ve telefonumu yanıma&amp;nbsp;almamı :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat ve sorunsuz&amp;nbsp;o akşamın sonunda sütümü içip yatağıma gittiğimde kafamı yastığa koymamla suyum geldi! Önce emin olamadım, o yüzden telaş etmeden yataktan kalkıp salonda dünya kupası maçını izlerken Borganın keyfini bölüp&amp;nbsp; Suat Bey'i aramasını söyledim. Panik yapmaya çok meyilli olduğu için anneme heyecanımı gizleyerek 'anne benim suyum gelmiş olabilir de biz bi hastaneye gitsek eğer doğum başlamışsa Borga gelir seni alır' dedim ama onu evde tutmak ne mümkün, hep beraber kalkıp hastaneye gittik,&amp;nbsp;hep hayal ettiğim gibi gece yarısı! Saat 11 i geçiyordu.&amp;nbsp;Bu arada giyinirken ve arabaya bindiğimizde suyum gelmeye devam etti. Güven hastanesi zaten evimize çok yakın olduğu için&amp;nbsp;ilk suyumun gelmesinden 15 dakika sonra ordaydık. Doğum katına çıktık ve bize verdikleri odaya yerleştik. Az sonra Suat Bey&amp;nbsp;gelip beni muayene etti ve açılmanın sadece 1-1.5 cm olduğunu, sabaha kadar bekleyeceğimizi, sabah tekrar geliceğini söyleyerek gitti. Sancım başlamadığı sadece adet sancısına benzer hafif bir rahatsızlığım olduğu için geceyi çok da zor geçirmedim, fazla olmasa da biraz uyayabilmiştim neyseki. Sabah erkenden Suat Bey gelip halen sancımın başlamadığını ve açıklığın aynı olduğunu görünce suni sancı vermelerini söyledi hemşirelere. İşte ondan sonrasını hatırlamıyorum :) Şaka bir yana sabah 7 gibi suni sancı vermeye başladıklarında bebeğimi kucağıma almak için&amp;nbsp;katlanacağım acılar hiç gözümü korkutmuyordu ama saat 10 a doğru ben ağrıdan ağlamaya&amp;nbsp;başlamıştım.&amp;nbsp;Saat başı muayeneye gelen hemşireler kabusum olmuştu çünkü benim için normal doğumun asıl zorluğu sancılardan daha&amp;nbsp;çok vajinal muayenelerdi. Doğumu epidural yapacağımızı daha önce doktorumuzla konuşmuştuk zaten (bana kalsa epidural de istemiyordum ama Suat Bey'e çok güvendiğim için o tavsiye edince kabul ettim) ancak epidurali rahim ağzının açılmasını yavaşlattığı için hemen yapmadılar. Öğlene kadar açılmam çok ama çok yavaş devam etti, öğlen hem Suat Bey hem anestezi uzmanımız geldiğinde açıklık 4 cm bile değildi. Ama ne kadar perişan olduğumu gördüklerinden olsa gerek epidurali takıp hafif bir doz vererek beni biraz rahatlattılar. Doktorumuz tekrar hastanesine dönüp akşam üstü geleceğini söyledi. Kısmen rahat geçen bir iki saatin ardından benim inlemelerim, ağlamalarım, dayanamıyorumlarım tekrar başladı! Akşamüstü nerde bu anestezi uzmanı, hani epidural doğum yapacaktım ben diye ağladığımı, Borga'ya niye birşey yapmıyorsun, ölüyorum ben dediğimi hatırlıyorum. Sezeryana çok karşı olan annemi bile keşke sezeryan yapsaydın kızım dedirtecek kadar üzdü o günkü halim. Bu arada her fırsatta iki çocuk istediğimi söylediğim için, tek çocuğu olan ve zor bir doğum yaşadığı için ikinci çocuğu hiç düşünmeyen kayınvalidem de alacağı cevaptan emin halen ikinci çocuk isteyip istemediğimi sorduğunda cevabım 'evet istiyorum' du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat ilerledikçe her ne kadar ben doğumdan çıkana kadar kimseye haber vermeyin desem de sağolsun bizimkiler doldurdular hastaneyi arkadaşlarıyla, yakınlarıyla. O zaman kızmıştım içimden Borga'ya ama sonra hak vermiş ve öylesinin çok da güzel olduğunu düşünmüştüm çünkü gelen herkes bizim için, bebeğimiz için ordaydı ve hepsi de bana destek olmuştu gerçekten. Acıların paylaşarak hafiflediğini, mutluluğun ise paylaşarak arttığını o gün çok net öğrendim ben. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat&amp;nbsp;5 gibi hemşireler yine muayeneye geldiler, ne gerek varsa bu sefer iki kişi ayrı ayrı muayene etti, biri 8-8.5 diğeri 9-9.5 ölçtü! Odadan çıkarlarken de biri diğerine bebek çok güzel bastırıyor dedi. Yani benim minik oğlum benden daha güçlü davranıp kucağıma gelmek için içeride çalışıyordu. Oysa çok değil 5 gün önce o malum bayan doktor bebeğin başının pelvise oturmadığını, halen aşağıya inmediğini, o zamana dek çoktan inmiş olması gerektiğini söylüyordu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim nerde bu anestezi uzmanı feryatlarıma en son arabasını hastanenin önüne park ettiğini söyleyerek yanıt vermişti bizimkiler, çok geçmeden gelmiş ve ikinci kez rahatlatmıştı beni. O saatten sonra doğuma kadar çok şiddetli sancım olmadı, ya da belki de bütün gün çektiklerimden sonra vücudum daha hafif sancılara daha dirençli hale geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam 7 de doğumhaneye götürülürken odamızın önündeki kalabalığın içinden geçerken kimsenin gözlerine bakacak halim yoktu, o koridoru harap ve bitap geçtiğimi hatırlıyorum. Sonra doğum koltuğuna oturup da bir doz daha epidural uygulandıktan sonra her nasılsa bir anda kendimi çok rahat ve iyi hissettiğimi hatırlıyorum. Hatta o esnada Borga'nın çektiği bir fotoğrafa daha sonra bakarken,&amp;nbsp; pek çok kişi doğum sonrası çekildiğini sandı. Öyle rahatlamış ve mutlu gözüküyordum çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum sırasında daha önce okuduklarımı ve doktorumun söylediklerini harfiyen uygulamaya çalıştım ama epidural olmasından belki, çok iyi ıkınamadığım için doktorumuzun biraz yardıma ihtiyacı oldu. Şöyle ki; anestezi uzmanımız karnımın üstünden bastırarak bebeği itmeme yardım etti. En fazla 10 dakika sonra saatler 19:25 i gösterirken meleğimiz, gözbebeğimiz, Can Bora'mız dünyaya geldi. Onu hemen yanımızdaki masaya alıp işlemlere başladılar. Doğum sırasında arkamda olduğunu unuttuğum sevgili eşim Borga da heyecandan öyle donmuş vaziyette dururken&amp;nbsp; sağolsun doktorumuz Suat Bey onu uyandırarak fotoğraf çekip çekmeyeceğini sordu. Ve ardından avaz avaz bağıran bebeğimizin küçük dilini dahi gösteren fotoğrafları çekmeye başladı canım kocam. Çocuk doktorunun muayenesi ve temizlenip giydirilmesinin ardından kucağıma verildiğinde bir anda kesti Canbiş'im ağlamayı. Öyle gözlerimin içine baktı.&amp;nbsp; Doğumdan sonra ilk yarım saat içinde bebeğin emzirilmesinin ne kadar önemli olduğunu bildiğimden hemen emzirmeye başladım tabi. Babamız dışarıda bekleyenlere fotoğrafları göstermek üzere çıktıktan sonra biz bir yarım saat daha kaldık içeride. Saat 8 de doğumhaneden çıkartmak üzere sedye getirdiklerinde ben geçerim dedim kendimden çok emin bir şekilde ama o da ne bacaklarımı hissetmiyorum! Kötü bir histi tabi ama&amp;nbsp; sadece iki saat sonra koridorda yürüyebiliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-mfTyYyAnkUE/TrAE3_9ifHI/AAAAAAAAAOk/wLfQIA0q5hs/s1600/IMG_0798.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="367" src="http://4.bp.blogspot.com/-mfTyYyAnkUE/TrAE3_9ifHI/AAAAAAAAAOk/wLfQIA0q5hs/s400/IMG_0798.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Kucağımda oğlumla doğumhaneden çıkarken bu sefer kalabalığın içinden ağzım kulaklarımda, gururla,&amp;nbsp;herkesin yüzüne bakıp teşekkür ederek geçtim. Hatırladığım birşey kayınpederimin&amp;nbsp;bizi alkışladığıydı. Bu çok hoşuma gitmişti çünkü kendimi oscarı kucaklamış yerime otururken alkışlanır gibi hissetmiştim. Bu işin şakası tabi, kucağımdaki hiçbir ödülle kıyaslanamayacak kadar&amp;nbsp;değerli bir şeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada canım oğlum annesinin endişelerini duymuş olucak ki doktorumuz gitmeden bir gün evvel geldi. 28 Haziran pazartesi akşamı saat 8 de doğumdan çıkan sevgili doktorumuz Suat Bey, ertesi sabah 6 uçağıyla Amerika'ya uçtu. Miniğim başlangıcı iyi yapmıştı sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce&amp;nbsp;okuduğum bir yazıda doğum sancılarını dalgalara benzetmişlerdi.&amp;nbsp;O dalgaların denizdeki hazineyi kıyıya yaklaştırdığını, ne kadar şiddetli olursa hazinenin kıyıya doğru o kadar çok yol katettiğini, kıyıya vurduktan sonra da sakin, dümdüz bir denizin kaldığını yazıyordu. Okuduğum en güzel tanımlama buydu. Şimdi o günü düşündüğümde yaşadığım zorluklar garip bir haz veriyor bana. Sanırım deniz artık sakin ve hazine de kucağımda olduğu için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9146864672495797254-6771429177608337962?l=canileannesi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://canileannesi.blogspot.com/feeds/6771429177608337962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/canbisin-dogum-hikayesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6771429177608337962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9146864672495797254/posts/default/6771429177608337962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://canileannesi.blogspot.com/2011/06/canbisin-dogum-hikayesi.html' title='Canbiş&apos;in Doğum Hikayesi'/><author><name>Esra</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01995757598263064357</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/--7kNLfbeS7c/Tq-k0RQ6FWI/AAAAAAAAANc/K_PmiVesu2M/s220/IMG_4894.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.b
